Bizimle İletişime Geçin

Liste

En Baba 10 Film (1)

İyi yürekli babaların filmleri.

Yayınlandı

tarihinde


Hazırlayan: Tuğba Güner

Hayat Güzeldir (1997)

Baba karakterinin başrolde olduğu en iyiler listesinde herkesin ilk aklına gelen filmdir herhalde. Kült filmler içindedir kendisi ve hala izlememiş olan varsa biraz şaşkınlıkla karşılanabilir tabii.

İtalya’yı Alman güçleri istila eder. Ailesiyle Yahudi toplama kamplarına düşen Guida, oğlunu Alman askerlerinden saklar ve ona kampta tüm yaşadıklarını bir oyun gibi göstermeye çalışır.Oyunun sonunda bir de ödül vardır. Fedakarlığın kelime manasıdır babanın yaptıkları. Yoksa o ortamda hayat güzel değildir, güzel olan babanın çocuğuna olan sevgisidir.Bu büyük dram içerisinde bile ilk yarıda sizi güldürür ama ikinci yarıda artık II.Dünya Savaşı başlamıştır ve fazlasıyla duyguludur sahneler.Savaşın tüm korkunçluğu gözler önündedir. Roberto Benigni o baba rolüyle bütünleşmiştir adeta ve onun dışında kimse bu kadar gerçek oynayamazdı diye düşündürmektedir. Filmi izlerken politik duygularımızla ve filmin vermek istediği subliminal mesajlar olacağını düşünerek izlersek, bu söylediğim duyguları alamama ihtimaliniz de olabilir. 1998 yılında Cannes Film Festivali‘nde büyük ödül Altın Palmiye’yi kazandı. 1999’da ise 7 dalda Oscar’a aday olan Hayat Güzeldir, en iyi yabancı film, en iyi erkek oyuncu ve en iyi müzik dallarında 3 de Oscar kazandı.

Herkesin Keyfi Yerinde

Everybody’s Fine (2009)

Frank eşini kaybetmiş ve 4 yetişkin çocuğuyla yalnız kalmış bir aile babasıdır. Çocukları evden bir bir kopmuş, yeni hayatlar kurmuşlardır. Babalarıyla bir araya gelme sıklıkları gittikçe azalmıştır. Frank, aradan geçen yıllar sonunda ailesini tekrar toplamak istemektedir. Hasta ve yaşlı olmasına rağmen çocuklarının olduğu şehirlere tek tek gitmeye karar verir ve hikayemiz başlar.Şunu söylemeliyim ki, efsane Robert De Niro‘yu böyle bir rolde görmek sizi şaşırtabilir. Evet bir Hollywood filmi; yapaylık, samimiyetsizlik aranabilir ama bulmak mümkün değil. Sanki kendi babanızmış gibi Frank’ı izliyorsunuz. Adına ve afişine kanacağınız, lay lay lom izleyeceğim bir aile filmi olsun diyeceğiniz türden hiç değil. İlk sahnelerden öyle olmadığını anlıyorsunuz zaten. İzlerken dağılabilirsiniz yani, benden söylemesi. Ve babalar… Bu filmi yalnız izlemeyin, özdeşim kurup kendinizi üzebilirsiniz. Evlatlar da ‘en son babalar duyar’ parodisinden vazgeçsinler. Bu filmi ailecek izleyin ve sonrasında birbirinize sıkıca sarılın.

Benim Adım Sam (2001)

Sam Dawson’un beyninde bir gelişim problemi vardır bu sebeple 7 yaşında bir çocukla aynı zekaya sahiptir. Sokaklarda yaşayan evsiz bir kadından kızı olan Sam, çocuğuyla birlikte yaşamaktadır. Zihinsel engeline rağmen kimseye muhtaç olmadan hayatını idame ettirir. Mutlu bir hayatı vardır, ta ki kızı 7 yaşına gelene kadar. Artık işler değişmiştir ve kızı zeka olarak onu geçmektedir, görevliler kızını onun yanından alırlar. Ve Sam’in kızını geri alma mücadelesi başlar. Baba olmanın ne demek olduğunu anlatan, hatta baba olmayanların bile baba olmak istemesine sebep olabilecek bir film. İhtiyacımız olan tek şeyin sevgi olduğunu, evlat sevgisinin, katışıksız sevginin ne demek olduğunu anladığınız bu filmden etkilenmemizin en önemli sebeplerinin başında Sean Penn‘in hayranlık uyandıran oyunculuğu geliyor. Küçük yaşına rağmen Dakota Fanning de göz dolduruyor. Sadece filmde geçen diyalogları okumanız bile gözlerinizi doldurmaya yeter. Peçeteleriniz film boyunca yanınızda hazır bulunsun.

Bisiklet Hırsızları (1949)

Bir süredir işsiz olan Antonio Ricci yeni bir iş bulur. İş için bisikleti çok gereklidir ama bir gün afiş asarken bisikleti çalınır. Polise başvurduğunda da istediği yanıtı alamaz ve 10 yaşındaki oğluyla Roma’yı karış karış dolaşarak bisikletini bulmaya çalışır. Filmimiz II.Dünya Savaşı sonrası yoksulluk içinde ayakta kalma mücadelesi veren sıradan bir işçinin, umut ve umutsuzluğunu tüm gerçekliğiyle gözler önüne serer. Antonio’nun tek istediği sadece bir bisiklettir. Bir bisiklet bizim için ne ifade edebilir ki ? Ama o, sadece bir bisiklet ile ailesini geçindirebilecek, oğlunun istediklerini alabilecektir. Dönemin İtalyasının yaşadığı sefaletin boyutlarını siz düşünün. Son derece sade, hayatın ta kendisi, gerçek bir film var karşımızda. Yeni gerçekçilik akımının da öncüsü kabul edilen bu değerli filmi ve baba karakterinin verdiği mücadeleyi izlemeden geçmeyin.

Kramer Kramer’e Karşı (1979)

Başrollerinde Dustin Hoffman ve Meryl Streep’in yer aldığı en iyi film ödülü dahil, oyuncuları ve senaryosuyla pek çok ödül alan uyarlama bir film. Ted Kramer işinde başarılı bir babadır. Joanna Kramer bir gün -kendisini bulmak için- evi terk eder ve 6 yaşındaki oğullarını kocasına bırakır. Baba bir yandan işini sürdürmeye devam ederken bir yandan da daha önce hiç bu kadar zaman geçirmediği oğluyla birlikte bir hayat sürdürmeye başlar. Artık eve hem yemek getirmek hem de pişirmek zorundadır. Zaman ilerler ve artık işi ikinci plana düşmüştür. Fakat bir gün anne çocuğunu geri almak için mahkemeye başvurur.

Ailecek izlenebilecek buram buram sevgi ve birliktelik kokan bir film. “İyi bir ebeveyn olmak için illa kadın mı olmak lazım'” diyen bir baba var karşımızda. Ve aslında bir o kadar da fedakar bir anne. Kim haklı, siz karar veriyorsunuz izlerken. Diyalogsuz sahneler bile anlam yüklüdür. Eskilerde kalmış olmasına rağmen hala tazeliğini korur.

Umudunu Kaybetme

Umudunu Kaybetme ( 2006 )

Aynı ismi taşıyan kitap uyarlaması ve biyografi niteliğinde olan bu filmin başrolünde karşımıza Will Smith çıkıyor. Chris Gardner ailesini geçindirmek için çabalayan özverili bir babadır. Ama maddi zorluklara dayanamayan anne evi terk eder. Para kazanabilmek için her türlü işe başvuran Chris, popüler bir borsa şirketinde para almasa bile stajyerliğe başlar. Maddi güvenceleri olmayan baba-oğul oturdukları daireden de çıkartılınca, buldukları her yerde geceyi geçirmeye çalışırlar. Daha ne kadar zor olabilir ki dediğiniz yerde daha da zor durumlarla karşılaşan bir babanın, her şeye rağmen oğluna karşı olan babalık görevinden hiç taviz vermediğini görüyorsunuz. Filmin isminden de anlaşılacağı üzere, ana mesajımız “ne olursa olsun yılmamak”. Sıradan bir duygu yüklü baba-oğul filmi yok karşımızda. Hayata tutunmak var, yılmamak var, küçük sorunlarımızın önemsizliği var ve sevdiklerimiz için ayakta durmak var… Smith kendi oğlu ile oynuyor filmde ve o baba-oğul sevgisini bize gerçekten gösteriyorlar. Chris ile birlikte ağlıyor, işleri yolunda gittiği zaman “oley be!” diyorsunuz. Daha ne olsun ki…

Avaze gonjeshk-ha

Serçelerin Şarkısı ( 2008 )

İran sineması hele de Mecidi için ne diyebiliriz ki tek kelimeyle “samimi”. Devasa bütçeler yok; ama gerçeklik var, yanı başımızdakinin hikayesi var. Filmimizin başrol oyuncusu Rıza Naci, bu filmdeki performansıyla Berlin Film Festivali‘nde Gümüş Ayı ödülünü kazandı. Tahran dışında bir devekuşu çiftliğinde çalışan Kerim, bir gün bir devekuşunun firar etmesiyle işinden olur. İşitme engelli kızının cihazını tamir etmek için Tahran’a gider ve hiç beklemediği bir iş kapısı açılır. Artık Tahran ve evi arasında mekik dokur. Bir babanın ailesini mutlu etmek ve geçindirmek için girdiği mücadeleyi anlatan filmde baba, şehir hayatının karmaşasında çeşit çeşit insanla karşılaşır. Şehirden uzak yaşamış olmanın verdiği bazı temiz duyguları zamanla değişime uğrar, kapitalizm hayatlarına girmeye başlar. Mecidi diğer filmlerinde de olduğu gibi hayatın içinde, birilerinin yaşadığı ama bizim bilmediğimiz, belki de umursamadığımız bir yaşantıyı anlatıyor. Aslında küçük şeylerin ne kadar da kıymetli olduğunu, paylaşmanın ne büyük erdem olduğunu görüyorsunuz. Film bitsin istemiyorsunuz, hele bazı sahneler sizi fena sarsıyor. Yer yer duygulanıyor, yer yer gülüyorsunuz. Bu filmden sürpriz bozan vermemek için kendimi zor tutuyorum o yüzden sadece klişe de olsa, izlemeden ölmeyin diyebiliyorum.

Azap Yolu

Azap Yolu (2002)

Öncü gangster filmlerini saydıktan sonra içinde bir baba-oğul ilişkisinin analizinin de yer aldığı en güzel filmlerdendir benim için. Başrollerinde Tom Hanks ve Paul Newman’ı izlediğimiz filmde, tetikçilik yaparak hayatını kazanan Michael Sullivan, John Rooney için çalışmaktadır. Fakat Rooney’nin oğlu, babasına kendisinden daha yakın olan bu adamı kıskanır ve onu harcamak için türlü hesaplar yapar. Sullivan, hiç istemediği halde kendi oğlunun da olaya karışması sonucu tehlikeli bir çıkmaza düşer. Ve bundan sonra hikayemiz Sullivan’ın bir öç alma savaşında oğlunu korumak için girdiği çabayla devam eder. Oğluyla daha önce hiç bu kadar yakın olmamıştır ve baba-oğul birbirlerini daha yakından tanımaya başlar. Bu film hafızamızdan çıksa bile kapanış sahnesindeki repliği unutamayız herhalde. Babamız pis işler yapmaktadır ama neticede o bir ‘baba’dır. Tom Hanks’den görmeye aşina olmadığımız bir rol var karşımızda ama o Tom Hanks’dir, ustaca bir performans sergiler. Psikopat kiralık katil rolündeki Jude Law bizi psikopat olduğuna cidden inandırır. Filmin konusuna bakıp aksiyon yüklü bir intikam filmi beklemeyin. Bu filme sadece gangster filmi diyemeyiz; bir baba-oğul filmidir. Anlam yüklü diyaloglar ve sık denk gelemeyeceğimiz sahnelerin yer aldığı film Oscar’a 6 dalda aday oldu ve en iyi görüntü yönetmeni ödülünü aldı.

Babam ve Oğlum

Babam ve Oğlum (2005)

Çağan Irmak’ın en beğenilen filmlerinden olan Babam ve Oğlum, Türk Sinema tarihinde kendi türünde önemli bir yere sahip. Tam 12 Eylül 1980 tarihinde doğan, annesini kaybeden ve babasıyla yaşayan Deniz, bir gün babasıyla birlikte hiç tanımadığı dedesinin çiftliğine doğru yola çıkar. Babası ve dedesi senelerdir görüşmemektedir çünkü babası okumaya diye gittiği yerde dönemin siyasi olaylarına karışmış ve evlatlıktan reddedilmiştir. Deniz hiç tanımadığı bu insanlara, insanlar da ona yavaş yavaş alışacaktır. Her şey düzelmeye başlarken beklenmedik olaylar yaşanır. İçerisinde ideolojik ve toplumsal mesajlar bulabileceğiniz bir film olmakla birlikte baba-oğul arasına giren mevzuları, insanların sevgiye ve ilgiye duydukları açlığı kendi hayatlarımızla ilişkilendirebilmekteyiz. Hangimiz ailemizle sorunlar yaşamamışızdır ki, hangimizin babasıyla kavgalı olduğu zamanlar olmamıştır. Ama her şeye rağmen, kaç yaşında olursak olalım o babamızdır. Film, acının sarsıcı bir şekilde resmedildiği ender sahneler barındırır içinde. İzleyen herkesin hafızasına kazınır. Ve yine kah güldürür kah ağlatır. Çokça ağlatır… Hala izlemediyseniz, şu an yapacak önemli bir işiniz oldu demektir.

John Q

John Q (2002)

Başrolünde Denzel Washington’ın yer aldığı dram, gerilim türündeki filmimizde John Q’nun oğlu Mike bir gün maç sırasında fenalaşır. Kalbinde problem olduğu, kalp nakli gerektiği ve eğer nakil olmazsa kısa sürede öleceği öğrenilir. Nakil ameliyatı da oldukça pahalıdır. Maddi durumu yetersiz olan baba para bulmak için çok çaba sarf eder. Sağlık sektörünü, ”parası olmayan ölür” anlayışını eleştiren, kapitalist sistemin insanı nasıl zora soktuğunu gözler önüne seren film, normalde bir sineği bile incitmeyen bir babanın çocuğu için neler yapabileceğini göstermektedir. Gerilimi de, babanın çabasını da, dramı da hissedebileceğiniz bir film sizlerle.

En ‘Baba’ 10 Film (2)

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Liste

Metafor Dolu 10 Film

Anlam karmaşası içerisinde beyaz perde.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Sinema duyguların dışa vurumlarından oluşan; insanı insana, insanla anlatan sanat dallarından biridir. Hal böyleyken bazı yapımlar yansıtmak istediği duygu ve düşünceleri seyircinin kucağına bırakıp kaçarken, kimi filmler metafor aracılığıyla temellendirmelerini yapar. İşte etkisinden çıkmayacağınız ‘Metafor Dolu 10 Film‘ sizlerle. İyi seyirler.

İz Sürücü (1979) Stalker IMDb 8,2

Uzak bir gelecekte, bambaşka bir yaşam düzeni içerisinde, ismi olmayan bir ülkede, dünyaya düşen dev göktaşı yaşamı yerle bir ederken Zone adında esrarengiz, yeni bir bölge oluşmuştur.

Bu bölgeden içeriye girebilen insanların tutkularının gerçekleşeceğine dair söylentiler vardır. Askerler tarafından korunan Zone bölgesine sadece gerekli olgunluğa erişmiş cesur Stalker’lar girebilmekte, bölgeye giren insanlara eşlik etmektedirler. Kahramanımız Stalker, ailesinin tüm itirazlarına rağmen bölgeye girmek isteyen bir bilim adamına ve bir yazara eşlik etmeye karar verir.

Stalker, dev bir göktaşının yaşamı alt üst etmesinin akabinde oluşan esrarengiz Zone bölgesi ve buraya girmek isteyen bir bilim insanı ile yazara eşlik eden bir Stalker’ın hikâyesini anlatıyor.

İhtiyarlara Yer Yok (2007) No Country for Old Men IMDb 8,1

Llewelyn Moss, bir olay yerinde bulduğu çantayı alır ve başını hiç ummadığı bir belaya sokar. Artık peşinde bir kiralık katil vardır. Moss bir Vietnam gazisidir ve bir şekilde uyuşturucu olaylarının ortasında soruna dönüşen bir meseleye karışır. Peşindeki katil Anton Chigurh planı konusunda kararlıdır çünkü işini yarım bıramak niyetinde değildir. İşin için çok sayıda masum insanın ve suçluların da karışacağı soluk soluğa bir takip başlayacaktır.

Bugün Aslında Dündü (1993) Groundhog Day IMDb 8,0

Hava durumu spikeri olan Phil Connors Pennsylvania’daki bir kasabaya geleneksel Groundhog Day şenliklerini görüntülemek için gönderilir. Kendini beğenen ve kibirli biri olan Phil, kasabadaki bu basit ve sıradan insanlarla bir arada olmaktan hiç hoşlanmaz. Berbat bir gün geçirir ve kar fırtınasından dolayı yollar kapandığı için orada sabahlamak zorunda kalır. Tek istediği bu ortamdan bir an önce kurtulmaktır ama sabah uyandığında anlamakta zorlanacağı bir şeyle karşılaşır. Zaman döngüsüne yakalanmış ve o nefret ettiği günü her gün yeniden yaşamak zorundadır. Tek çaresi gününü güzel geçirmeyi sağlayacak şeyler bulmak olan Phil her gün aynı şeyleri yaşıyor olmanın da avantajını kullanmaya başlar. Bill Muray’ın kendisine hayran bırakacağı Harold Ramis imzalı bu film eğlenceli bir klasik.  

Persona (1966) IMDb 8,1

Persona, Bergman filmografisinin en şaşırtıcı ve en aykırı parçası. Yönetmenin ustalığının ve modern sinemayı etkilemekle kalmayıp onu nasıl büyük ölçüde kendinden çıkardığının en güzel kanıtlarından biri. Sinamotografisinin ustalığını bir yana bırakırsak, buradaki sinema dilinin günümüzdekinden geri kalan yanı yok. Sinematografi de işin içine girdiğinde Bergman fersah fersah öteye gidiyor. Kuralları kim koydu diye merak ediyorsanız işte size Bergman, sinemanın gerçek babası. Örneğin Lynch Mulholland Çıkmaz’ını yazarken bu filmi en az on kez izlemiş olmalıdır.

Solaris (1972) Solyaris IMDb 8,1

Ağır işleyen filmlerindeki muhteşem görsellikle sinema tarihinde önemli bir yere sahip olan Rus yönetmen Andrey Tarkovskiy’nin yönetmenliğini yaptığı sinema filmi “Solyaris”, Tarkovsky’nin en önemli yapımları arasında yer alır. İnsanlığın sadece utanç duygusuyla kurtulabileceğine inanan yönetmen, Solaris gezegeni bölgesine kurulu olan bir uzay istasyonunda iki bilim adamının yaşadığı insanlık deneyimini aktarıyor.

Doktor Kris Kelvin, gönderilen bilim insanlarının geri dönmediği Solaris gezegenine gider. Burada olup bitenleri anlamaya çalışan Doktor, kısa bir süre sonra gezegenin sırrını anlayacak ve büyük bir vicdan muhasebesi yaşayacaktır.

İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış ve İlkbahar (2003) Bom Yeoreum Gaeul Gyeoul Geurigo Bom IMDb 8,0 

Mevsimler ve doğanın o kusursuz çağrısı, yarattığı teslimiyet arzusu belki de başka hiçbir şeyde benzeri olmayan. Yüzen bir ev ki doğaya dair ne varsa muhteşem olan onu çevrelerken o göl ortasında yüzmekte. Yaşlıca bir rahip ve kendisine refakat eden diğer genç-çocuk rahip adayı.Yaşlı rahip, ona her şeyi bilgelikle ama bir o kadar da doğal bir akış içinde öğretir. Bu şekilde geçip giden mevsimler ile büyüyen çocuğun geçirdiği evrim, son derece doğal bir ahenk içinde ilerlerken sıra artık büyümüş olan çocuğun öğrendiklerini gerçek hayata nasıl yansıtacağını görmeye gelir. Ufak yaştan beri öğretilen erdemlere rağmen asıl öğretimin hayatın kendisi tarafından yapıldığının farkında olan bilge rahip için ise bekleme ve görme zamanıdır. Gerçek bir görsel şölen olarak beyazperdeye yansıyan ve gösterildiği bütün festivallerde büyük beğeni ile karşılanan bir film.

Hiç Bitmeyen Öykü (1984) Die unendliche Geschichte IMDb 7,4  

Zorbalığa uğrayan Bastian, okulunun tavan arasına kapanır ve ejderhalar, yarış salyangozları gibi sihirli yaratıkların ülkesi Fantasia hakkında bir kitap okumaya başlar.

Kaynak (2006) The Fountain IMDb 7,2

Ölümsüzlüğün ağacı: Hayat Ağacı.

The Fountain, bir adamın sevdiği kadını kurtarmak için giriştiği ebedi savaşımı anlatan bir yolculuk. Destansı yolculuk, 16. Yüzyıl İspanya’sında bir fatih olan Tomas’ın (Hugh Jackman), ölümsüzlük bahşettiğine inanılan efsanevi bir varlık olan Gençlik Çeşmesi’ni aramaya çıkmasıyla başlar. Hikaye, modern bir bilim adamı olan Tommy Creo, sevgili karısı Isabel’ı yavaş yavaş öldüren kanseri tedavi edebilmek uğruna ümitsiz çırpınışlarını anlatarak devam ediyor. 26. Yüzyılda derin uzayda yolculuk eden astronot Tom, kendisini bin yıldır yiyip bitiren gizemleri kavramaya başlar. Bu bin yıla yayılan üç hikayede, tüm zamanların Thomas’ı olan savaşçı, bilimadamı ve kaşif; hayat, aşk, ölüm ve yeniden doğuş kavramlarıyla yüzleşir. Bu üç adamın hikayesi tek ve ortak bir gerçeğe uzanmaktadır.

Eraserhead (1977) IMDb 7,4

Sinema tarihinin en orjinal filmlerinden birisi olan film, David Lynch’in ilk uzun metraj filmidir. Dev makinelerin çalıştığı dumanlarla kaplı bir evrende geçen filmde Jack Nance’in canlandırdığı Henry Spencer’ın özürlü kız arkadaşı olan Mary X’den (Charlotte Stewart) mutant bir çocuğu olur. Bu öykü etrafında ilerleyen film, 30 dakika boyunca Spencer’ın kabusuna bizi davet eder. Filmde Henry Spencer evi terk eden kız arkadaşının öfkesini bebeğini öldürerek dindirir. Bir sürü rahatsız edici imge, izleyicinin algısını allak bullak eden bir ses bandı ve siyah-beyaz görüntüleriyle, ‘Eraserhead’ bir deneysel sinema başyapıtıdır. Filmde fantastik görüntüler çoğunluktadır.

Kutsal Motorlar (2012) Holy Motors IMDb 7,1

Cesar o gün her sabah yaptığı gibi işe gitmek için elinde çantası, yaşadığı görkemli malikaneden çıkar, beyaz limuzinine doğru yürür. Çevresindeki korumalar ona eşlik ederken, şoförü Celine kendisine kapıyı açar ve yol boyunca o gün tamamlamaları gerekan randevularından konuşurlar. Cesar eline yaşlı bir kadın peruğu alıp onu düzeltmeye başlayıncaya dek her şey normal gibi görünmektedir. Peki gerçekten her şey bu kadar normal midir.

Prometheus (2012) IMDb 7,0

Tekrar bilim-kurgu türüne dönüş yapan kült yönetmen Ridley Scott’ın önderliğinde Alien’ın köklerine yapılan bu yolculuk, hayatın başlangıcına dair araştırma yürüten bir ekibin evrenin en karanlık noktasında yaşadıkları maceralara odaklanıyor. Ekibin insanoğlunun geleceğini korumak adına girdiği bu savaş, her şeyin sonu olabilir.

Ters Yüz (2015) Inside Out IMDb 8,1  

Ters Yüz, küçük bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Küçük Riley için hayat, babasının San Francisco’da yeni bir işe başlamasıyla baştan aşağıya değişir. Orta-Batı’daki yaşamını geride bırakan Riley’ı şimdi yeni bir ev, okul ve arkadaşlar beklemektedir. Peki içindeki duyguları o ne söyler? Neşe, Korku, Öfke, Nefret ve Üzüntü. Riley’in zihninin içinde yaşayan, ona günlük hayatında tavsiyeler veren duyguları bu yeni hayata alışırken ufak bir kaosa neden olacaktır. Neşe, Riley’nin en önemli duygusudur ve onu hep pozitif tutmaya çalışır ama diğer duygular bu yeni hayatına uyum sağlama konusunda biraz şaşkındır.

Okumaya Devam Et

Liste

Gözden Kaçan 10 Güzel Fransız Filmi

Fransız kalmayın!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Tatlı Günler (1967) Les demoiselles de Rochefort IMDb 7,7

Hollywood’un Altın Çağ’ından bir müzikal uyarlaması olan Tatlı Günler, ikiz kız kardeşlerin hikayesini anlatıyor. Anneleriyle birlikte yaşayan kardeşlerin biri piyano, diğeriyse dans öğretmenidir. Rengarenk sahneleriyle komediyi bütünleştiren kasabaya gelen iki yabancı, askerliğini yapmak üzere gelen genç sanatçı Maxence ve sevgilisiyle buluşmak isteyen Parisli işadamı Simon, kardeşlerin hayatını baştan aşağı değiştirecektir.

Paris Eğleniyor (1955) French Cancan IMDb 7,4

Yetenek avcısı ve şov yapımcısı Danglard, bir yandan tüm engellere ve kıskançlıklara rağmen ilerlemeye devam ederken bir yandan da çamaşırhanede çalışan ve Nini’ye bir kariyer hazırlama çabasındadır. Danglard’ın Moulin Rouge adlı yeni dans salonu Fransız Cancan’ın tapınağı olmak üzeredir.

Unutulmazlar (1962) Le doulos IMDb 7,8

 Maurice hapisten yeni çıkmış bir hırsızdır. Bir gün çalıntı mal satan Gilbert’i öldürür ve başka bir soygunun ganimetine konar. Bir sonraki soygunu için gerekli ekipmanı kendisine arkadaşı Silien tedarik eder.

Yumuşak Ten (1964) La peau douce IMDb 7,5

Pierre Lachenay, başarılı bir edebiyatçı ve yayıncıdır. Lizbon’a bir konferans için giderken Nicole isminde bir hostesle tanışır. Evli ve bir çocuk babası olmasına rağmen Nicole’a karşı duygularını engelleyemeyen Pierre, tüm varlığını kasıp kavuran bir aşkın içine düşer.

Son derece dengesiz bir yapısı olan karısı Franca’dan durumu saklamaya çalışsa da duyguları, artık Nicole’dan ayrı yaşamaya dayanamayacak boyuttadır. Karısından ayrılmaya karar verir ama bu ayrılık herkes için son derece trajik bir sonla noktalanacaktır.

François Truffaut’ya Cannes’da Altın Palmiye adaylığı getiren bu etkileyici dram, son derece sağlam karakter analizleri ve durum tahlilleri ile bunları çarpıcı bir dille sunan oyunculuklarla bezeli. Truffaut’nun en etkileyici filmlerinden biri olduğunu ekleyelim.

Une femme est une femme (1961) IMDb 7,5

Film, günün birinde bir bebek sahibi olmaktan başka bir şey istemeyen bir striptizci olan güzel Angela’nın öyküsünü anlatır. Birlikte yaşadığı sevgilisi Emile buna yanaşmaz ve ertelemeye çalışır. Angela’nın sürekli ısrarları karşısında onu biraz da baştan savmak için şaka yaparak onun en iyi arkadaşı Alfred ile bir gece geçirmesini önerir. Bu arada Alfred de Angela’ya ilan-ı aşk eder. Sonunda Angela, Emile’in önerisine uyar; şaka gerçek olur ve yanlış anlamalar, kıskançlıklar ve tartışmalar başlar. Ama sonunda Angela istediğine kavuşur.

Jean de Florette (1986) IMDb 8,0

Uzun bir aradan sonra doğduğu köye dönen Ugolin’in en büyük hayali karanfil yetiştirmektir. Bu işte yüksek bir kâr olabileceğini gören amcası Le Papet yeğenine karanfil ekmesi için bir tarla aramaya başlar ve komşusu Jean Cadoret’nin çiftliğinde karar kılar.

Un homme qui dort (1974) IMDb 8,1

Modern yaşamın ağırlığını kaldıramayan, tutunamayan bireyler üzerine bir film. Artık hiçbir şey hissetmeyen isimsiz baş karakterin hikayesi, diyalog olmayan, sadece bir dış sesin konuştuğu film boyunca anlatılıyor.

Paralel Yaşamlar (1955) La Pointe-Courte IMDb 7,1

Dört yıllık evlilikleri boyunca birbirlerinden uzaklaşan bir adam ile bir kadın, kocanın doğum yeri olan La Pointe-Courte adlı küçük balıkçı köyünü ziyaret ederler. Köyde bulundukları süre boyunca iş, eğlence, evlilik, doğum ve ölümün basit izleği çevrelerinde sürüp gidiyor. Bu durum yavaş yavaş çiftin hayata bakışını değiştiriyor ve yeniden bir araya geliyorlar. Film, Fransız Yeni Dalgası’nın ilk örneği olarak kabul ediliyor. Agnès Varda’nın geniş bir toplumsal-siyasal konular yelpazesini içeren bu ilk sinemasal çabası, aslında paralel olarak gelişen iki film. Paralel Yaşamlar, nesnelerin görünürdeki dünyası ile duygu ve düşüncelerin iç dünyası arasındaki ikili ilişkiye duyduğu ilgiyle, 60’lı yılların yeni Fransız sinemacılarını çok meşgul edecek bir temayı ele alıyor.

Zazie dans le métro (1960) IMDb 7,0

Küçük kız çocuğu Zazi, taşradan Paris’e Amcası Gabriel’in evinde kalmaya gelir. Zazi’nin hayallerini Paris metrosunda gezmek süslemektedir. Bu amaçla Gabriel’in evinden kaçar.

Genç ve Güzel (1972) Une belle fille comme moi IMDb 6,5

Stanislas Previne suçlu kadınlar üzerine tez yazan genç bir sosyologtur. Hapishanede yapacağı bir görüşme kapsamında Camille Bliss ile tanışır. Camille, sevgilisi Arthur’u ve kocası Clovis’i öldürmekle suçlanmaktadır. Böylece Stanislas’a hayatını ve aşk ilişkilerini anlatmaya başlar.

Taste Of Cinema

Okumaya Devam Et

Liste

Psikolojiyi Geren 10 Film

Dikkat bu filmler psikolojiyi gerer.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Ölüm Korkusu (1958) Vertigo IMDb 8,3

Vertigo, Hitchcock’un teknik ve işlediği konu itibariyle sinema tarihinin en önemli yapıtlarından biri olarak kabul edilir. Bir suçluyu kovalarken çatıdan düşen ortağını kurtaramayan dedektif Scottie Ferguson’da, bu olayın ardından yükseklik korkusu başgösterir. “Vertigo” hastalığına dönüşen bu korku nedeniyle mesleğini bırakıp emekli olan dedektir, eski bir arkadaşı tarafından, ruhsal sağlığından şüphe ettiği karısı Madeleine’ni izlemesi için kiralanır. Scottie de kadını daha yakından izledikçe bir şeylerin yolunda gitmediğini fark eder; dahası kadının intihara meyilli olduğunu görür. Artık işleri yoluna koymak için uzaktan takip etmek yetersiz kalacak, Scottie’yi kendi korkularıyla da yüzleşeceği bir mücadelenin içerisine sürükleyecektir.

Rosemary’nin Bebeği (1968) Rosemary’s Baby IMDb 8,0

Tanınmış bir aktör olmak için çabalayan Guy ve güzeller güzeli karısı Rosemary, New York’taki yeni hayatlarına başlamak için eski bir binada mütevazi bir daire kiralarlar. Genç çiftin bu yabancı yere alışmalarındaki en büyük yardımcısı üst katlarında oturan yaşlı Castavet çifti olur. Castavet çiftinin ‘fazlaca’ misafirperver olan tavırları güzel Rosemary’i şüphelere sürüklerken kocası Guy olan bitenin farkında değildir. Günden güne tedirginleşen ve şüpheleri kocası tarafından önemsenmeyen Rosemary gördüğü tuhaf ve korkutucu bir rüyayla derinden sarsılır. Rüyasında şeytani bir varlık tarafından tecavüze uğradığını gören kadın gerçek hayatında da hamile kaldığında komşuların gizemi giderek artacaktır.

The Wicker Man (1973) IMDb 7,5

Neil Howie isimli bir dedektif polis İskoçya’daki Summerisle Adası’nda meydana gelen gizemli bir davayı çözmek için bölgeye gider. Bir genç kız esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuştur ve Howie onu bulması için görevlendirilmiştir. Adaya vardığında bir sürprizle karşılaşan dedektif yerli halktan aslında öyle bir kızın asla var olmadığını işitir. Koyu bir Pagan inancına sahip olan yerli halk genç kızın varlığını kabul etmedikçe Neil Howie burada paganizme dair öğrendiği şeylerle birlikte olayların göründüğü gibi olmadığına kanaat getirecek, genç kıza ne olduğunu öğrenebilmek için ada halkına karşı zorlu bir mücadeleye girişecektir.

Gözü Tamamen Kapalı (1999) Eyes Wide Shut IMDb 7,4

Bill Harford ve karısı Alice Harford’ın dış dünyaya mutlu bir yansıyan bir evlilikleri vardır. İlişkilerinde her şey yolunda gibi görünmektedir. Bir gün katıldıkları bir davette Alice, başka erkeklerle sohbetlere dalar. Bunu fark eden Bill, hem sinirlenir hem de yaşanan bu duruma tuhaf bir tepki gösterir. Bill, yaşanan o geceden sonra kimliğini cinselliğe emanet edecektir. Oldukça tuhaf düşüncelerle örülü bir cinsellik dünyasına doğru savrulacaktır.

İnsan Avcısı (1986) Manhunter IMDb 7,2

Will Graham özel bir vazifelendirmeyle tekrar eski işine geri dönmek durumunda kalmıştır. Kendisi emekli olmuş bir gizli ajandır. Daha önce FBI için hizmetlerde bulunmuş, emekli olmuş, lakin şimdi amansız bir seri katili enselemek için tekrar iş başı yapmıştır. Will Graham, psikopat düşünce tarzını çözme konusundaki yeteneğine ek olarak, daha önce yakaladığı ünlü katil Dr. Hannibal Lecter’ın da yardımıyla Kızıl Ejder olarak bilinen korkunç caninin peşine düşer. Thomas Harris’in Kızıl Ejder adlı kitabından Michael Mann tarafından sinemaya uyarlanan yapım, Hannibal Lecter efsanesinin gençlik dönemini de kapsamaktadır. 1986 yapımı bir suç filmi olan Manhunter’da yönetmenlik koltuğunda Michael Mann oturmakta. Heyecanlı br polisiye.

Tiksinti (1965) Repulsion IMDb 7,7

Londra’da kız kardeşi ile yaşayan Carol’un (Catherine Deneuve) oldukça güzelliğinin ve sıradan yaşamının arkasında kimsenin bilmediği takıntılı tiksintileri saklıdır. Özellikle cinselliğe olan tiksintisi kız kardeşinin tatile çıktığı bir zamanda oldukça şiddetli ve şizofrenik bir görünüm kazanır.

Karanlık Sırlar (2003) Janghwa, Hongryeon IMDb 7,2

Psikolojik gerilim içerikli film uslubu ve oyunculuk performansı ile dikkat çekiyor. İki kız kardeşin anneleri tuhaf bir biçimde ölür ve bunu takiben de kardeşler hastalanırlar. İyileşene dek de hastanede kalırlar. Tedavileri tamamlandıktan sonra eve dönen kardeşler, babalarının yeni eşi olan Eun-joo isimli üvey anneleriyle anlaşamaz. Zaman zaman üvey annelerinin garip davranışları ve kardeşlerin hastalığının tekrarlaması evde huzursuzlık yaratır. Ayrıca babalarının olaylara tepkisiz kalışı ve labirenti andıran yapısıyla yaşadıkları ev, kızları tedirgin etmeye başlar. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de doğaüstü olayların meydana gelmesi, gerilimi arttıracaktır.

Suç Zamanı (2007) Los Cronocrímenes IMDb 7,2

Hector karısıyla birlikte yeni evlerine taşındığı gün inanılmaz bir olay yaşar. Elinde dürbünü çevreyi gözetlerken ormanda çıplak bir kadın görür, çaktırmadan yanına gider fakat bu esnada gizemli bir adam tarafından bıçaklanır.

Aynı adamdan kaçarken garip bir mekana ve mekanda yer alan bir aletin içine sığınır. Fakat bu kaçış onun zamanda geriye gitmesine neden olacaktır. Hector zamanda geriye gidince bir anda 2. Hector durumuna düşer. Eski hayatına devam etmek için orijinalini öldürmesi gerekmektedir. Bu arada Hector’ların sayısı artar.

Şeytan Çıkmazı (1987) Angel Heart IMDb 7,3

Louis Cypher adlı gizemli bir müşteri, özel dedektif Harry Angel’dan bir adamı bulmasını ister. Verilen ipuçlarını değerlendiren Angel, hedefine doğru ilerledikçe bir takım doğaüstü olaylarla karşılaşır. Dahası, aranan kişiye dair bilgi aldığı herkes vahşice katledilmektedir. Polisin suçu kendi üzerine atmasından korkan Angel, her şeye rağmen görevini yerine getirmeye çalışır… Ta ki…

Kill List (2011) IMDb 6,4

Elindeki işi yüzüne gözüne bulaştırdıktan sonra yeni görev üstlenen bir tetikçi üç cinayet için garanti vererek önceki başarısızlığına dair sağlam bir bedel ödeyecektir. Başlangıçta kolay bir iş gibi görünen olay çok geçmeden farklı bir biçimde çözülmeye başlar. Öyle ki katilin kalbi dipsiz karanlıklara doğru yola çıkacaktır. Bedel sözcüğü hiç ummadığı bir anlamda gerçek olacaktır. Hayatı yönetenin kişinin kendisinden ziyade çok daha yüksek bir güç ve enerji olduğu aşikardır. Ve elbette duruma teslimiyet kaçınılmazdır.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler