Eleştiri: Yol Ayrımı

Eleştiri Manşet Serkan Baştimar
Eleştiri: Yol Ayrımı

Bu Yol Ayrımı Yavuz Turgul İçin

Yeşilçam’ın cenaze namazının henüz sürdüğü 90’larda kendine bir çıkış arayan Türk sineması için kapıyı aralayan isimdi Yavuz Turgul. Hatta bu kapının kolunu 80’lerin ortasında tutmuş, çevirmeye başlamıştı bile. Züğürt Ağa ile başlayan Turgul‘un gösterdiği çıkış, Muhsin Bey, Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni, Gölge Oyunu gibi filmlerle aydınlanmış, Eşkıya ile kapıyı sonuna kadar aralamıştı.

Yavuz Turgul‘un yazıp yönettiği bu filmlerde bir de yol arkadaşı vardı: Şener Şen. Kamera önünde Şener Şen döktürürken Yavuz Turgul da kamera arkasında hem genel izleyiciye kaliteli bir şeyler sunuyor hem de Türk sinemasının bu yeni güzergahı için gençlere yol gösteriyordu. Az ama öz meyve veren ikili, sanki milenyuma girerken bir kuraklığa yakalanmış ve eski ile yeni sinema arasında bir arafta kalmıştı. Gönül Yarası ile başlayan çöküş, Turgul‘un senaryosunu yazdığı Kabadayı ile aşikar olurken yeni bir şeyler söyleyemeyen Turgul ve Şen ikilisinin Av Mevsimi‘nde artık işlemez bir takım formülleri denememeleri gerektiğinin altı çizilmişti.

Son filmin üzerinden neredeyse 7 yıl geçti. Şimdi Yol Ayrımı ile sinemalarda bir kıpırtı – heyecan var. Kimileri ilk defa bir Şener Şen – Yavuz Turgul filmini sinemada izleyecek, bu özel bir duygu Türk sineması sevenler için. Onlar filmden çıktıktan sonra ne düşünür bilmem ama, ben salondan pek de memnun ayrılmadım. Bir kere en başta onlarca senaryoyu kötü ya da aklına yatmadığı için reddeden Şener Şen‘in bu senaryoyu nasıl kabul edip oynamaya karar verdiğini anlamış değilim. Başı-sonu hatta ortası belli bir hikaye. Türk dizilerinde gördüğümüz klasik bir mevzu (konuyu yazmayı pek sevmiyorum kusura bakmayın) Yavuz Turgul tarafından cilalanmış, önümüze konulmuş. İçine bir takım yine Turgul sosları (uzun tiratlar, hikayesi olan yan karakterler vb) katılarak sunulmuş.

Yol Ayrımı sanki Yurttaş Kane filminde Kane karakteri ölmeseydi ne yapardı gibi bir sorunun ardından yazılmış bir hikaye gibi. Film boyunca gördüğümüz bisikleti, Kane’nin -ad vermeden diyeyim- kızağı yerine koyabiliriz. İtalyan Yeni Gerçekçiliği‘nin en iyilerinden biri olan Bisiklet Hırsızları‘na selam veren Yol Ayrımı, kendine kurduğu aşırı romantik ve gerçekten kopuk dünyası ile bu selamın tersine düşüyor. Turgul‘un gerçekçiliği, filmde inşa ettiği sıkıntılı bir dünya-ortamın yanı sıra karakterlere katmak istediği inandırıcılık da şüpheli. Dersine çalışıp İngiltere’deki tekstil isyanlarına kadar araştıran ve varoşlarda gözlem yaptığı epeyce anlaşılan Turgul, bu dünyayı karikatürize etmenin ötesine geçemiyor maalesef. Durup dururken bir sokakta polisle-mahalleli arasında yaşanan biber gazlı arbede ya da şirket önünde karikatür balonları ile slogan atan işçiler maalesef işlemiyor. Zengin kısımların yaşantısını pek göremediğim için o dünyanın tasvirine dair bir değerlendirme yapamayacağım.

Gelelim oyunculuklara, Şener Şen usta oyuncu, ona diyecek bir laf yok. Ama eline tutuşturulmuş kitap metinleri, gerçeklikle sınandığında ucuz edebiyattan öteye gidemeyen replikler karşısında bocalayan bir Şen var. Turgul‘un her filminde ‘unutulmaz tirat’ geleneği bu filmde artık tavan yapmış. Şen dahil birkaç oyuncuya uzun soluklu kitap cümleleri okutmuş yönetmen. Şener Şen bu çiğliği kurtarmaya çalışsa da maalesef başarılı olamamış. Şener Şen’in canlandırdığı Mazhar Kozanlı, Eşkıyadaki Berfo’ya da oldukça benziyor.

Yol Ayrimi

Yol Ayrımı’nda unutulmaz bir şey varsa o da Rutkay Aziz‘in performansıdır. Kavanoz Altan karakterini canlandıran Aziz, bu kadar az rastlanan bir karakteri olabildiğince inandırıcı ve samimi bir şekilde canlandırmış ya da yaşatmış diyelim. Üstelik bu karakter hep de kitaplardan alıntı yaptığı halde kurduğu cümleler inandırıcı. Aziz’i Nihal Yalçın ve Çiğdem Selışık Onat takip ediyor. Geri kalan tüm kadro bir tiyatro oyunundaymış gibi.

Yol Ayrımı, sınıf çatışmasını – mücadelesini odağına alarak sosyal mevzulara dikkat çekmeye çalışması açısından iyi niyetli. Hatta mevcut sistemin değişmesi için patron-işçi işbirliğinin gerektiğinin altını çizmesi açısından da cesur ve yol gösterici. Ancak bu cesaret yalnızca romantizmde kalıyor.

Filmin adı da manidar bence. Yol Ayrımı filmdeki Mazhar Kozanlı için değil, Yavuz Turgul sineması için de bir ayrım. Turgul, artık kendini yinelemek yerine yenilemeli ve sinema anlayışını Türk sinemasında yeni ve yol gösterici bir yere çevirmeli. Senaryo derslerinde bolca filmlerini, açıklamalarını öğrencilerimizle paylaştığımız Turgul‘un bu filmini saymıyoruz ve ustamızın bir dahaki filmini dört gözle bekliyoruz.

FİLMİN KONUSU VE FRAGMANI İÇİN TIKLAYIN
Serkan Baştimar

Serkan Baştimar

Yayın Yönetmeni at Sinefesto
Serkan Baştimar

Latest posts by Serkan Baştimar (see all)

Yorumlar

 

4 Yorum

  1. Eleştiriye tamamen katılıyorum.Uzun zamandır film çekmedim.Film çekelim kafasıyla yazılmış gibi sanki.

    Reply
  2. Bu eleştiriye sonuna kadar katılıyorum bende hiç beğenmedim filmi

    Reply
  3. Şener ab 50 tane senaryo okudum ama bunu kabul ettim diyor nasıl kabul etti anlamadım böyle kötü bir senaryoyu

    Reply
  4. Filmin tek güzel yanı Rutkay Aziz abimin filmdeki varlığı

    Reply

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up