Eleştiri – Solo: A Star Wars Story

Eleştiri Manşet
Eleştiri – Solo: A Star Wars Story

Disney’in eline geçtikten sonra film sayısında büyük bereket yaşayan Star Wars evreninin yeni üyesi, galaksinin meşhur kaçakçısı Han Solo‘nun solo filmi: Solo: A Star Wars Story.

Star Wars evreninden gelen ikinci yan hikaye olan Solo: A Star Wars Story, Chewbacca ve Han Solo’nun hikayesinin başlarına götürüyor bizi, elbette ki ‘insan’ olan karakteri daha ön plana çekerek. Açıkçası filme dair diyebileceğim ilk şey, filmin çok geç gelmiş olması ve senaryosunun 1990’larda bir takım sükseler yapabilecek numaralar içermesi ve bunların günümüzde artık işlevsiz, sıkıcı ve tahmin edilebilir olması. Karşımızda 1990’lar hatta 80’ler aksiyonu var; ve bu filmin o çağın ilerisine gidecek bir kalitesi yok, yani çöp mertebesinde. İkinci olarak diyeceğimse bu ikonik ikilinin ve de Lando gibi renkli bir yan karakterin öykülerinin aşırı yüzeysel bir şekilde gösterilip mevzuyu coaxium denen bir yakıtın ele geçirilme çabası yani soygun/hırsızlık gibi yalnızca macera ağırlıklı bir şeye çevirmeleri.

Solo: A Star Wars Story, zaten başından sıkıntılı bir start vermişti. Başrol oyuncusuydu, yönetmendi derken sallantılı bir şekilde perdeye gelen film, adı güven veren Ron Howard’ın yönetmen koltuğuna geçmesinden sonra bir nebze de olsa beklentiyi artırmıştı. Ancak perdeye yansıyan beklentinin çokça altında. Star Wars evreninin bir takım jan janlı şeylerini (droidler, farklı türdeki canlılar ve uzay araçları) kullanarak şeklen bu evrenin parçası olan film hayranlarını aşırı derecede hayal kırıklığına uğratacak. Öyküyü uzaydan çekip Amerika bozkırına koyduğumuzda klişe bir kovboy filmi ile karşılaşmamız işten bile değil, zaten Ron Howard da filmi western estetiğinde çekmeye gayret etmiş.

Han Solo’nun Harrison Ford‘la özdeşleşen karakteri bu defa Alden Ehrenreich‘e emanet. Ehrenreich’in zaman zaman çocuksu kalan halleri dışında ortalama bir performansa imza attığını söylemek mümkün. Zaten Ford’un önüne geçmek o kadar da kolay değil. Game of Thrones‘le şahlanan ve filmde Qi’Ra karakteri olarak karşımıza çıkan Emilia Clarke ise Terminator Genisys’ten sonra yine yanlış bir projede yer bulmuş kendisine.  Woody Harrelson‘un karizmatik performansı Tobias Beckett ise bu iki isimden daha inandırıcı ve derin bir karakter olarak akılda kalıyor. Paul Bettany‘nin ucuz ‘villain’ karakteri Dryden Vos ise sanki İngiltere’de bir partide yüzüne sıcak şarap dökülmüş bir playboy gibi ortalarda dolanıyor. Filmin tek elle tutulur yönü,  -dozajı az olsa da- ana hikayeden biraz olsun öne çıkmayı başaran robot L3-37’nin başkaldırı felsefesi ve tüm robotlar için verdiği özgürlük mücadelesi. Panseksüel karakter Lando’nun sevgilisi olan L3-37, öyküye biraz da politik ve ‘hesaplı’ bir amaçla konulmuş olsa da çiğleşen ve inandırıcı olmayan karakterlerin yanında oldukça gerçekçi. Ayrıca R2 D2, C-3PO, BB – 8 ve K-2SO gibi karakter robotlar gibi akılda kalan ve sempati uyandıran L3-37, fanları tek mutlu edecek ‘obje’ olma sıfatını taşıyor.

Üçleme olacağı duyurulan Han Solo’nun başlangıç filmi Solo: A Star Wars Story, ne Star Wars’a ne de macera türüne bir şey katmıyor. Soğuk bir başlangıç olarak sofraya gelenler için gözler ara sıcakta ve ana yemekte.

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up