Eleştiri: Sessiz Bir Yer, Arada, Vahşiler, Rampage: Büyük Yıkım ve Muhteşem Kadın

Eleştiri Manşet

Sessiz Bir Yer: Korkunun Dili Olsaydı.

Oyuncu kökenli John Krasinski’nin senaryosunda da imzasının bulunduğu üçüncü yönetmenlik deneyimi olan Sessiz Bir Yer – A Quite Place, yılın en iyileri listesine mutlaka girecek olan bir korku-gerilim filmi. Distopik bir bilim kurgu gibi görünse de daha zamansız kalan, Alien, Predatör gibi filmlerin izinden giden Sessiz Bir Yer mısır tarlaları arasındaki gerilimli kovalamaca sahneleri ile Signs – İşaretler filmine selam veriyor.

Çekirdek bir ailenin sessiz ve tehlikeli var olma savaşını konu edinen yapım korku türünün ucuz numaralarından yararlanmasa da gerilim-korku türünün normları üzerinden seyirciyi tavlıyor. Onu özgün kılansa ses efektlerinin ve filmin geçtiği özgün ve tutarlı dünya. Seyir zevkini soluksuz yaşatan Sessiz Bir Yer, ilk sekansından itibaren son sahneye kadar izleyeni koltuğuna zımbalayacak türde.

Fragman için tıklayın.

Rampage: Büyük Yıkım: Koca Bir Balon

Dwayne Johnson, oynadığı her filmi Disneyvari bir çocuk filmine dönüştürmekte pek maharetli. Fast and Furious dahil son zamanlarda göründüğü her film gişede yapımcısını güldürse de bu filmlerin zamanın çöplüğünde yer alacağı kesin. Son olarak bilgisayar oyunundan uyarlanan Rampage: Büyük Yıkım, dışına ve efektlerine özen gösterilmiş fakat hikaye namına yeni bir şey söylememiş balon bir yapım. King Kong, Godzilla gibi klasiklerin ikonik sahnelerini ve canavarlarını kullanmaktan çekinmeyen Rampage, klasik bir olay örgüsü etrafında gram şaşırtmayan maceraya sahip. Kong Skull Island’ın ciddiyetinin yanından geçmeyen film, içerdiği şiddet ve kan sahneleri ile çelişecek bir çocuklukta. Yani büyüklere hitap etmeyen çocukların da ‘hazmedemeyeceği’ şeylere sahip bir filmle karşı karşıyayız.

Fragman için tıklayın.

Vahşiler: Ne etliye ne sütlüye

Türkiye için vizyon tarihi sürekli değişen Vahşiler, kadrosundaki Christian Bale ve Rosamund Pike gibi isimlerle dikkat çekiyor. Kovboylar ve kızılderililerin birbirlerinin kanını akıttığı dönemde geçen bir yol hikayesi olan Vahşiler, ırkçıklık üzerine seyirciyi düşünmeye zorlayan, intikam ve annelik üzerine de bir şeyler söyleyen arada kalmış bir yapım. Christian Bale’nin canlandırdığı ana karakterin inandırıcı olamayan dönüşümü, Rosamund Pike’nin abartılı oyunculuğu ile büyük falsolar veren film ‘sende bu kuyruk yarası bende bu evlat acısı’ sözünün etrafında dönen ama ne etliye ne de sütlüye dokunan vasatın çok altında bir western.

Fragman için tıklayın.

Arada: Punk dünyasına merhaba

Kavafis’in Şehir şiirinden hareketle:

Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma-
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
öyle tükettin demektir bütün yeryüzünü de.

Mu Tunç‘un ilk yönetmenlik denemesi olan Arada, bizi 90’ların alternatif bir evreninde iki gencin ‘gitmekle kalmak’ arasında sıkışmış macerasına davet ediyor. Zaman zaman didaktik, müzik kültürü hakkında eğitici sahnelere yer veren Arada‘nın öne çıkan en güzel özelliği güzel şarkılarla dolu 60’lık bir kasete benzemesi. Kapalı mekanlarda klip tadında görüntüler, estetize edilmiş disko sahneleri ile farklı bir dokuda olan Arada, ortalama bir oyunculuğa sahip olan ancak farklı bir mevzuya el atmasıyla Türk sineması içinde öncü ve özel bir yere konulacak güzellikte. Diyaloglar kısmında aşır tökezleyen hatta komik duruma düşen film, müzik tarihine, baba-oğul ilişkilerine ve 90’ların genç kuşağına dair söyledikleri ile bu kusurunu geride bırakıyor. Tunç‘un ikinci projesinin çok daha sağlam olacağından endişem yok.

Fragman için tıklayın.

Muhteşem Bir Kadın: İnsan olmak yetmez, yetmiyor bazen

Kadın olmak, zaten toplum içinde epeyce zorlu bir mücadeleyi gerektirirken trans kadın olmanın ne gibi muamelelere yol açacağını siz tahmin edin. Şili adına yabancı dilde en iyi film Oscar’ı kazanan Sebastián Lelio imzalı Muhteşem Kadın, trans bir kadının kendinden yaşça büyük sevgilisinin ölümünden sonra maruz kaldığı durumlara karşı verdiği zorlu mücadeleyi anlatıyor.

Lelio’nun ajitasyona, propogandaya başvurmadan arı-duru dilde anlattığı bu dokunaklı hikaye, aşkın bedenlerden, önyargılardan ve tüm o duyguların üstünde saf bir ruh olarak var olabileceğini – yaşanacağını gösteriyor. Tüm ‘normallerin’ bir şekilde ötelediği ‘anormal insanın’ dünyasını fantastik ve insani boyutta gösteren yapım, sinema dilinden ödün vermeden, seyir zevki yüksek duygusal bir seyre davet ediyor bizi. Daniela Vega’nın performansı ise enfes.

Fragman için tıklayın.

Twitter/SerkanBastimar

Serkan Baştimar

Serkan Baştimar

Yayın Yönetmeni at Sinefesto
Serkan Baştimar

Latest posts by Serkan Baştimar (see all)

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up