Eleştiri: O – It

Eleştiri Manşet
Eleştiri: O – It

Her yıl en az bir uyarlama ile salonlara uğrayan Stephen King için bu sene bereketli geçti. En az üç dizinin yanı sıra iki de filmle 2017’yi doldurdu. Önce Kara Kule, şimdi de O – It.

Bir korku figürü ya da imgesi olarak palyaço seçilmesi başlı başına korku algısı ile dalga geçen absürt bir eleştiri. Ama palyaço imgesi filmle o kadar işledi ki absürtlüğün önüne geçti ve algıları değiştirdi. Artık birçok insan için palyaçolardan korkuyor.

King’in neredeyse (ayakları yere basan ya da fantastik olmayan diyelim) tüm öyküleri küçük kasabalarda, taşrada ya da izole edilmiş küçük yerleşim yerlerinde geçiyor. Bu onun taşra insanına eleştirisi midir ya da kendi geçmişinin parçalarını kullanması mıdır bilinmez; ama gerilim bu mekanlarda daha da işe yarıyor.

It – O, geleneksel korku filmlerinin hatta zamana indirgemek gerekirse seksenler ve doksanlardaki filmlerin izinden gidiyor. Elm Sokağı Kabusu, Teksas Katliamı gibi marka yüzlü korku filmleri gibi odağına anti kahramanı koyan It, aslında basit kovalamaca – kanlı bir korku filmi olmadığını her defasında bize anlatıyor. Şöyle ki; her ailenin çocuk için en güvenilmez yer olduğunu söylüyor. Annesi tarafından kendisine hastalık korkusu pompalanan Eddie, babasının cinsel tacizleri ile dünyası kararmış Beverly, ailesini alevler içinde kaybetmiş Mike, haham babasının baskıları ile mücadele edemeyen Stanley… Ali korkutucu bir yerdir ve bu korku o kadar saçmadır ki bürüneceği şey ancak bir palyaço olabilir. Ve ilk önce de masumiyet ölür deyip ailenin en küçük bireyi Georgie’yi kurban veriyor film.

It’i klasik korku filmlerinden ayıran en belirgin özelliği merkezindeki kahramanların bulundukları durumla dalga geçmesi, aşırı esprili diyalogları ve kahramanların ‘kahraman’ olamaya çalışmadan yan çizme haklarını kullanmaları. Bir film hem korkutup hem de güldürüyor ise bu bir başarıdır.

İlk çekilen TV versiyonundan 27 yıl sonra perdeye yeniden çekimle gelen It’i kahramanları, 27 yıl sonra bir arada olma sözünü veriyor filmin bir yerinde. Bu, ilk uyarlamaya bir selam mıdır; yoksa uğursuz 27 sayısının altını çizmek midir şüpheli. Ama devam filmini de dört gözle bekliyoruz.

Bill Skarsgard’ın muhteşem palyaço performansı akıllara 1989 tarihli Batman’daki Jack Nicholson’un Joker performansını anımsatıyor. Filmin de o yılda geçmesi ve bir sinema detayında Batman adının görünmesi de ayrı bir selam.

Kısaca, ince elenip sık dokunmuş bir korku filmi ile karşı karşıyayız. Böylesi nadir bulunan bir korku filmini sinemada izlemek güzel bir ayrıcalık.

Filmin kadrosu ve fragmanı için tıklayın.

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up