Eleştiri: Kelebekler

Eleştiri Manşet
Eleştiri: Kelebekler

Kardeşlik, aile ve inanç üzerine…

Tolga Karaçelik‘in Sarmaşık‘ın ardından kendi ‘sinematik evrenine’ kattığı yeni ‘gezegeni’ Kelebekler, uzun sürede yazılmış senaryosu ve maddi zorluklarla dolu çekim sürecinin ardından vizyonda.

Karaçelik‘in özellikle oyuncu yönetimi ve karakterlerinin motivasyonunun mükemmelliğinin ön plana çıktığı Kelebekler, yol – taşra ve yüzleşme hikayelerinin bileşimi. Meslekleri, karakterleri farklı; ancak travmaları gibi kendileri de kardeş üç kişinin kesişen – birleşen öyküleri bizleri fantastik-absürt ve çok gerçekçi bir yolculuğa davet ediyor.

Kelebekler, içinde her türlü duyguyu barındıran, hüzün, nostalji, coşku ve eğlenceyi zaman zaman bir arada yaşatan sahiciliğinden ödün vermeyen bir film. Bağımsız ruhunu, yerel imgeler ve karakterle besleyen yapım, klasik olay örgüsünü eğip bükerek ortaya evrensel bir eser olmuş. Film, bu yönüyle Sundance’den aldığı büyük ödülü sonuna kadar hak ediyor.

Filmde, aile olmayı başaramayan üç kardeşin ‘ortak travmaları’ yüzünden bozulan, yıkılan ilişkileri irdelenirken eksik baba figürünün bireylere ve bireylerin arasındaki bağa etkileri derinlemesine mercek altına alınıyor. Karaçelik, bu ağır mevzuyu yol üzerinde ortaya atıp konuya taşrada devam ediyor. Gerçekliği de burada (taşrada) alternatif bir fantastik dünyaya çeviren Kelebekler, muhtar, imam, muhtarın karısı gibi karakterlerle de hem hikaye açısından zenginleşiyor hem de kendine akacağı başka bir yatak açıyor. Karaçelik‘in Sarmaşık ve Gişe Memuru‘ndaki ‘fantastik kafası’ burada da devreye giriyor ve patlayan tavuklar, imanı, inancı sorgulayan imam karakteri, filmi sıradan öyküden bir adım öteye taşıyor.

Karaçelik‘in, ‘kadınsız’ Sarmaşık’ın aksine hikayesine kattığı Suzan, öykünün odağını feminist bir yöne çekerken karaktere hayat veren Tuğçe Altuğ ise performansı ile ekibin bir adım önüne çıkıyor. Karakterin bar sahnesi özellikle erkek egemen toplum anlayışına bir patlama şekline eleştiri gibi. Yine benzer bir tutumu taşra kadınını simgeleyen muhtar karısında da görmek mümkün. Filmin başrolündeki diğer isimlerden Bartu Küçükçağlayan‘ın teatralliği, Tolga Tekin‘in Almancı olamayan Almancı performansı ise göze batıyor. Yine de farkılıkların ortaya çıkması açısından bu performanslar karmaşası filme güzel bir duygu katıyor. Birçok sahnenin de doğaçlama hissi verdiğini de ekleyelim.

Kelebekler, Tolga Karaçelik‘in daha önce denediği bir takım formülleri de yeniden uyguladığı bir yapım. Filmin girizgahındaki karakter sunumlarının yanı sıra Sarmaşık‘taki filmin önüne geçen Cenk’in ‘Deniz Üstü Köpürür‘ sahnesinin bir benzerini bu filmde Nazan Öncel’in Gidelim Buralardan şarkısı eşliğinde izliyoruz. Formül dediysem de sahnede hiçbir art niyetin olmadığını, tezat duyguları çifter çifter bir arada yaşadığımızı da belirtelim. Yani sonuna kadar samimi.

Mutlu ve klişe sonları ‘tiye alan’ Kelebekler, bağımsız ruhlu ancak genel izleyicinin izleme alışkanlıklarına uygun bir absürt-kara komedi. Tüm bu güzel yönlerine rağmen eksik kısmı da yok değil. Görüntü yönetimine dair pek bir ‘müthişlik’ yok; hatta filmin rengi de sanki ham bırakılmış ‘colora girilmeden’ öylece verilmiş gibi.  Filmin şarkıları ise yol için doldurulmuş karışık kaset adeta. Müzikler de kendini hissettirmeden filmin ruhuna hizmet ediyor.

Nihayete gelirsek, zor şartlarda ‘bakanlık desteği’ olmadan bu işe girişen Tolga Karaçelik ve ekibi ortaya genç sinemacıları imrendirecek, seyircisini ise mutlu edecek bir filme imza atmış.

Twitter/SerkanBastimar

Fragman için tıklayın.
Serkan Baştimar

Serkan Baştimar

Yayın Yönetmeni at Sinefesto
Serkan Baştimar

Latest posts by Serkan Baştimar (see all)

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up