Eleştiri: Gerçek Kesit Manyak

Eleştiri Manşet
Eleştiri: Gerçek Kesit Manyak

Dikkat bu yazı sürpriz bozan içerir.

Sürreal Bir Parodi

Eline bu yıllarda bir bereket gelen ünlü yönetmen Onur Ünlü, daha önce yaptığı birçok filmi es geçerek Cingöz Recai’den sonra Gerçek Kesit: Manyak‘ı vizyona soktu. Şükür ki Ünlü‘nün henüz sinemalara gelmeyen Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok ve Kırık Kalpler Bankası‘nı festivallerde izledik. Eksiğimiz bir tek Put Şeylere, onu da bir festivalde mutlaka buluruz.

Ünlü, daha önce Leyla ile Mecnun evreninde de kendini gösteren Flash TV‘nin ‘sevilen’ yapımı Gerçek Kesit‘in efsane karakter(ler)i Sarı Bıyık’ı solo bir filmle popüler kültürle layık olduğu tahta oturtuyor.

Senaryosunu Sarı Bıyık’ı canlandıran Cahit Kaşıkçılar’ın yazdığı Gerçek Kesit Manyak, aslının ironik, sürreal bir parodisi. Onur Ünlü’nün işbirliğinden kaçan kendi sinema dilini kullandığı film, gerçeğin parodi ile parodininse gerçekle dans ettiği, aşırı muğlak; itici ve fakat ne hikmetse kendisini sonuna kadar izlettiren bir yapım.

Filmde dikkatimizi çeken en önemli şey yemek. Karakterimiz Rıza’nın annesi ile sağlıklı iletişim kurduğu, annesine sevgisini gösterdiği sahnelerde yemek mutlaka var. Bir iletişim ve sevgi göstergesi olarak karşımıza çıkan yemek, sevgi bakımından tatmin olamamış aile bireylerinin bu açlığını gidermeye çalıştığı bir simge aynı zamanda. Sarı Bıyık Rıza’nın hayatını güzelleştirmeye çalıştığı her sahnede oral bir tatmin söz konusu. Babasız bir figür olan Rıza’nın takdir görmeden yaşadığı rutin hayatında onu maceraya iten ve ona bir takım hayat dersleri veren karakter ise bir baharatçı. Sanki karakterin lezzetsiz hayatına biraz tat katmaya çalışır gibi. Yine bir başka önemli olay da yine yemek sayesinde oluyor ve Rıza hayatının aşkı Serpil’i, oğluna yemek bulmak için onun kapısına gelince buluyor. Ve aşık olduğu kadın hakkında ‘ona tost yaptırdım ben, evleneceğiz’  demesi de yemeğin filmdeki önemini bir kez daha vurguluyor.  Başka bir sahnede annesinin vefatının ardından yemeğe çağrılan Rıza, anne acısını unutması için kendisine telkinde bulunan komşularının ikram ettiği yemeğini reddedip annesinin bu yemekleri yememesi tembihini dile getiriyor.

Bir de Japon balığı… Daha filmin başında kırılan bir kavanozda karşımıza çıkan ilk canlı olan Japon balığı, babasız yetişen sevgisiz Rıza’nın can çekişmesi gibi… Rıza’nın cebinde taşıdığı balık, karakterin sevgiyi ya da sevgi olduğunu düşündüğü şeyin temsili. Sevgisiz can çekişen ana karakterimiz karşılaştığı ilk mutlulukta cebinden çıkardığı Japon balığını akvaryuma, dğer ‘mutlu’ balıkların yanına bırakıyor. Sevgisizlik ve yalnızlık arttıkça can çekişen balık da Rıza’nın karşısında devleşip engele dönüşüyor.

Oyuncak asker figürü de yine filmin bir başka simgesi. Ünlü, burada karakterimizin erkeklik kurumu ile olan ilişkisine simgesel bir bakış atıyor. Toplumun ona bakışı, eril – erkek olmanın görevleri karşısında (evlenmek, eve gelin getirmek, baba olmak, abi olmak) bunalan Rıza ateş eden oyuncak askerlerce kuşatılıyor. Rıza için oyuncak asker bir nevi ‘erkeklik’ kurumunun yapay kimliğini reddi ve insan olmayı tercih etmesi demek.

Teknik açıdan bakıldığında görüntü yönetimi ve özellikle doğru ve etkili açılar, omuz kamerası filmin amatör – gerçekçi – absürt dünyasını mükemmel bir şekilde tasvir ediyor. Vedat Özdemir, yönetmen Onur Ünlü’nün ne istediğini bilen bir görüntü yönetmeni, her işi takdir edilesi.

Oyuncuk konusuna gelince. Cahit Kaşıkçılar, orijinalin parodisi olan filmde parodi oyunculuğun gerçekliğini parodisel olarak aktararak üst bir performansa imza atmış. Oyunculuk da film gibi yakın zamanda çekilen The Room – Disaster Artist ilişkisine benzeşiyor. Karakterin dönüşümü ve annesi ile olan ilişkisi ise Hitchcock’un Psycho’su ile kardeş konumuna getiriyor.

Kaşıkçılar, kendi kötü oyunculuğunu canlandırırken iyi bir oyunculuğa imza atıyor. Kaçıkçılar‘a dizi versiyonunda eşlik eden Mehmet Vanlıoğlu ile Fatma Pazvant ve Emel Emir’in de performansı takdire şayan. Filmin neredeyse tamamı ‘şöhretsiz’ oyunculardan oluşurken Onur Ünlü, Serkan Keskin‘den Erkan Kolçak Köstendil‘e, Öner Erkan‘dan Sırrı Süreyya Önder‘e hatta Metin Üstündağ‘a kadar birçok ismi filmin kadrosuna konuk ediyor ve onları ‘işlevsiz’ bir şekilde yerleştirerek ‘yıldız oyuncularlar dolu’ film algısı – pazarlaması ile de dalga geçiyor. Ayrıca starların da gerçek hayattaki yerine eleştirel bir bakış bu.

Onur Ünlü‘nün ticari sinemadan uzak yapımları keyifli ve kaliteli. Ama Ünlü’nün muğlak dili zaman zaman ‘görünmez elbiseli kral çıplak‘ masalını andırıyor. Bazen algıladığımızı acaba o mu istiyor yoksa bize mi öyle geliyor duygusu insanda canlanırken “burada acayip sanatsal bir şey mi var da ben mi göremiyorum” sorusu da beraberinde geliyor. Aşırı muğlak.

Nihayete gelirsek, Onur Ünlü sevenler için orta halli absürt bir film, düşük bütçe ile yüksek fantastik, psikolojik bir yapım Gerçek Kesit Manyak. Genel izleyici isen uzak dur ey seyirci!

Twitter/SerkanBastimar
Fragman için tıklayın.
Serkan Baştimar

Serkan Baştimar

Yayın Yönetmeni at Sinefesto
Serkan Baştimar

Latest posts by Serkan Baştimar (see all)

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up