Eleştiri: Arif v 216

Eleştiri Manşet
Eleştiri: Arif v 216

Çağımız artık çığrından çıkmış nezaketsizliklerin ve tahammülsüz insanların çağı. Herkesin mumla aradığı ve kutsadığı şey Yeşilçam’ın, siyah beyaz yılların samimiyeti ve naifliği. Maalesef; ‘o güzel insanların o güzel atlara binip gitmesinin’ üzerinden çok zaman geçti. Kaldık baş başa elimizde birkaç güzel filmle. Cem Yılmaz‘ın yeni filmi Arif v 216, bu nostaljinin peşinde epey aksiyonlu ve kahkaha dolu bir zaman yolculuğuna davet ediyor bizi.

10 yıl aradan sonra Cem Yılmaz, ‘nitelikli esnaf’ karakteri Arif Işık karakteri ile karşımızda. Arif, önceki macerasında (A.R.O.G.) adını sıkça andığı 216 ile geçmişin romantik Yeşilçam’ının göbeğine, insanlığı bir robotun üzerinden mizahi bir dille sorguluyor. G.O.R.A. ile uzayda başlayan macera, taş devrinin ardından 1969 yılında devam ediyor.

Arif v 216 için ilk olarak Cem Yılmaz sineması için bir buluşma noktası diyebiliriz. Bir yandan Yahşi Batı, G.O.R.A. gibi fantastik işlere imza atan Yılmaz, bir yandan da Hokkabaz, Pek Yakında gibi daha naif filmler kazandırdı sinemamıza. İşte bu iki damar Arif v 216‘da buluşmuş. Yani Hokkabaz hayranları da G.O.R.A. tutkunları da bu filmi sevecek. Pinokyo hikayesinin Back to the Future  ile buluştuğu yapım, yerel kodlar, Cem Yılmaz zekası ve dokunuşuyla bambaşka bir boyuta taşınmış. Film boyunca havada uçuşan esprilerden yakalayabildiğinizi alıp gülmek serbest.Cem Yılmaz‘ın kendininkiler de dahil yaptığı film göndermeleri ise ayrı bir güzel. X-Men‘den Shining‘e birçok filme yapılan selamlar sinema tutkunları için de ayrıca keyif verici.  Yılmaz’ın hem derinlikli hem de bereketli esprileri bir bombardıman gibi üzerinize gelirken hikayeye konsantre olmak güçleşiyor elbette. İkinci, üçüncü seyirlerde hazmı kolaylaşacak olan Arif v 216, zaman zaman sünerek odağını kaybetse de Yılmaz‘ın her daim işe yarayan esprili dili bu savrukluğu örtbas ediyor.

Arif v 216′da yalnızca Cem Yılmaz emeği -ya da farkı diyelim- yok. Bir kere başlı başına takdire şayan sanat yönetimi var ki ayakta alkışlanacak kadar nitelikli ve incelikli. Kostüm tasarımından mekanlara kadar her şey etraflıca düşünülmüş. Müzikler ve efektler de onunla yarışacak düzeyde kaliteli. Hollywood’da sırıtan yeşil ekran burada kendisini hissettirmiyor. İşte tüm bunlar film absürt de olsa zamanda yolculuğu oldukça gerçekçi kılıyor. (Cem Yılmaz’ın büründüğü kılıklar ve söylediği şarkıları da takdir etmemek mümkün değil.)

Erşan Kuneri filmin havasını değiştiriyor.

Filmin karakterlerine gelince, ilk filmin yıldızı Garavel Usta bu hikayede pek ‘çalışmasa’ da Erşan Kuneri’nin varlığı bu açığı kapatıyor. Zeki Müren karakterinin öyküye katılımı ve nüktedan replikleri akılda kalıcı. Çağlar Çorumlu‘nun Zeki Müren performansı oldukça inandırıcı. Sadri Alışık, Ayhan Işık, Cüneyt Arkın ve Barış Manço gibi sevilen isimleri yeniden görmek, zaten baştan sona bir saygı duruşu bir karakter olan Arif’in bu isimlerle temas etmesi ise ben gibi geçmişi sevenler için göz yaşartıcı incelikler. Arif v 216, geçmişten bugüne tutulan bir ayna gibi. Geçmişin zarafetini, nezaketini gösterirken çağın kabalığını aynasında gösterip inceden soruyor: İyi insanlar filmlerde mi kaldı?

Arif v 216‘nın benim gördüğüm en büyük eksiği G.O.R.A. ruhunu koruyamamış olması. A.R.O.G. ile alçalan çıta bu defa daha diplere düşmüş. Yani bakınca Arif ve 216 karakterlerinin yerine herhangi bir ikiliyi kolaylıkla bu maceraya sürükleyebilir hatta geçmişlerini de başka bir hikayeye dayandırabilirsiniz. A.R.O.G.’da çocuksulaşan Arif burada ayakları yere basarak 216’ya gerçeği göstermeye çalışıyor. Tabii bunda karakterin on yıl sonraki dönüşümü de etkili olabilir ama Arif’in değişimindeki mantıksızlık ya da tatsızlık göze çarpmıyor değil. (Belki de ödemdir). Zaten filmin ilk dakikalarındaki Arif karakteri daha çok Doritos reklamındaki ‘eğitim şart’ repliği ile tanıdığımız Doktor‘u anımsatıyor. Cem Yılmaz‘ın böyle bir projeyi bu kadar yıl bekletmesi sonraki filmler için de sakat bir durum, zira yaş geçmekte. Ben yakında bir Erşan Kuneri filminin geleceği umudu içindeyim mesela. Cem Yılmaz biraz daha zorlarsa G.O.R.A. Sinematik Evreni bile kurabilir geç kalmazsa.

Son olarak, bir Cem Yılmaz filmi, hani şu gişede üç-yüz beş yüz bin seyirci araklayan yerli yapımların elbette çok çok üstünde. Cem Yılmaz ince adam, dersine iyi çalışan, sattığı biletin hakkını vermeye gayret eden bir isim. Geçmişe saygısı, bugüne de iyi bir şeyler armağan etme kaygısı var.

Fragmana bakarak Arif v 216‘nın fragmandan ibaret olduğunu düşünmeyin, macera büyük, çetrefilli ve komik. Her ne kadar nostalji koksa da G.O.R.A. aromasını da beklemeyin.

Filmin fragmanı, kadrosu için tıklayın.
Serkan Baştimar

Serkan Baştimar

Yayın Yönetmeni at Sinefesto
Serkan Baştimar

Latest posts by Serkan Baştimar (see all)

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up