Dracula: Başlangıç Film Eleştirisi

Manşet Serbest Kürsü

abdulhamit-guler

Fatih Sultan Mehmet tamam, sırada Erdoğan var!

Başlık ‘ilgi çekmek için atılmış’ veya ‘hamasete giriş’ gibi gelebilir.

Ancak emin olun öyle değil. Eşyanın tabiatı olan ‘zıtlık’ ve ‘etki-tepki’ meselelernin bir sonucu olarak görün.

Zira Dracula: Başlangıç, tam da bu hissi uyandırıyor. Hatta bunu his olmaktan çıkarıyor. Filmin ikinci bölümünde gerçekten de Türkiye ‘düşman’ olarak gösterilse ve Recep Tayyip Erdoğan bir şekilde ‘kullanılsa’ şaşırmam.

Neden mi?

Malumunuz, hepimizin bildiği bir ‘Kazıklı Voyvoda’ var. Gerçek bir tarihi şahsiyet. ‘Kazıklı’ sıfatıyla ilgili gerçeklerin bir yerden sonra efsane sınırını zorladığını düşünsem de o da gerçek.

Aslına bakarsanız filmin tarihi gerçekleri ne kadar yansıttığı çok önemli değil. Fekat bu şekilde ele alınınca öneme biniyor.

Filmde ‘hangi tarih’in anlatıldığına dair bir soru akla geliyor.

Filmde ‘tarih anlatılmadı’ ifadeleri de şu an kulağıma geliyor.

Malum tartışma; sinemada ele alınan meseleler tarihe sadık kalmak zorunda değil. Tarihi şahsiyetlerin ve olayların ismi kullanılıp, sanatçının özgür iradesi çerçevesinde hayal gücü katılabilir.

Külliyen saçmalık ve çağımız sistemini kuranların, sadece bugünü değil geçmişi de kendi istedikleri gibi algılamamızı amaçladıkları algı yönetiminin bir unsuru olarak bu yöntem hep kullanılıyor. Yani ‘tarihe bağlı kalmak zorunda değiliz’ deniyor, gerçek kişi ve olaylar kullanılıyor. Hatta gerçek hikaye temelde yer alıyor. Ancak mesaj ve maksat doğrultusunda istenildiği gibi at oynatılıyor.

Örneğin ‘bizim kaynaklar’da Kazıklı Voyvoda (3. Vlad) genel olarak şöyle anlatılıyor:

Osmanlılar tarafından Kazıklı Voyvoda, kendi milleti Ulahlar tarafından Tepeş (cellat), Macalarlar tarafından ise Drakul (şeytan) olarak adlandırılan III.Vlad, kardeşi Radul ile birlikte 1442 yılında Eflak tarafından Osmanlılar’a rehin verilmişti. III.Vlad, kazığa geçirdiği insanların oluşturduğu bir dairenin ortasında saray halkı ile beraber yemek yemekten büyük zevk alırdı.

Kazık meselesi ve Osmanlı’da yetiştiği hususunda sorun yok. Dracula: Başlangıç‘ta da Vlad böyle resmediliyor.

Ancak ciddi bir farkla…

Bu filmde Vlad ailesini ve ülkesini kurtarmak için ‘kötülük’ yapmak zorunda kalıyor.

(Fazla ayrıntı vermemek adına genel hatlarıyla devam edelim.)

Kötü şeyler yaptığını kendi de biliyor. Ancak düşmanı, yani Fatih Sultan Mehmet, hırsı için ‘kötülüğe sarılıyor’ ve ‘kötü adam’ oluyor.

Dediğim gibi tarihi gerçekliği bilemiyorum. Hemen bütün kaynakların yanlı ve yönlendirici olduğunu düşünüyorum. Kendi tarihimize hamasi gözle de bakmıyorum. Fatih, sizin benim gibi insandı. Yanlışları vardı. Bu meselede de belki yanlışlar yaptı. Ancak sinema hilelerini kullanarak ‘tarih oymacılığı’ yapanların numaralarını da yemiyoruz.

Hem dünyaya ‘şeffaflık, ‘birlikte yaşama’ gibi ‘dayatmalar’ yapacaksın, hem de hamasetin zirvesini yapıp ‘tarihi düşmanlık’ edeceksin.

Olmaz.

Böyle olmaz.

Bizden birileri yapsa da olmaz.

Filmin sinematografik unsurlarına gelince…

İlk yönetmenlik tecrübesine imza atan Gary Shore fena iş çıkarmamış. Büyük oranda masada halledilmiş olsa da vasatın altına düşmeyen bir iş.

Başrollerdeki Luke Evans, Dominic Cooper ve Sarah Gadon da fena değil. Özellikle Gadon, rolünün hakkını veriyor. Fatih Sultan Mehmet’i canlandıran Cooper’ın Türkçe konuştuğu yerler ise hiç fena değil (dublaj değilse).

 Dracula: Başlangıç Fragman İzle
Haftanın Diğer Filmlerini İncele

 

 

 

 

Sinefesto

Sinefesto

Admin at Sinefesto
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.
Sinefesto

Yorumlar

 

3 Yorum

  1. İlk olarak şunu kabul etmek lazım ki görsel bir sanat olan sinema için gerçekler çok da önemli değil. Sinema da Türk kavramı kullanılmaya başladığından beri oryantalist bir bakış açısıyla ve dekor olarak kullanılıyor. Giovanni Scagnamillo’nun “Batı Sinemasında Türkiye ve Türkler” kitabından ufak bir alıntı. “Sessiz dönemden beri yürütülen genel kalıpta unsurlar tümüyle değişmiyorsa bile mekansal bile olsa bir kaçınılmaz çağdaşlaşma beliriyor. Ancak gerçek Türkiye’yi aramak olanaksız, çünkü Türkiye’nin gerçeği, Türkiye’yi bir dekor olarak kullanan Batılı sinemacının hesaplarında yoktur.”
    Yeşilçamla büyümüş bir sinema seyircisiyim. Çocukluğum Battal Gazi, Kara Murat, Tarkan gibi kahramanlarımızla ve onların Bizansa ve diğer küffara yaptıkları akınları izleyerek geçti. Cüneyt Arkın’ın tek okla 3-5 askeri öldürdüğü, surlardan yara almadan atlayabildiği ve tekrar geri yukarı fırladığı filmlerle. Bu filmlere de baktığınızda bizim açımızdan belki güzel ve gururlandırıcı filmler kabul edilebilir o dönemin imkanlarına göre. ama batılıların durup neden bizi kötü gösteriyorlar diye düşündüğünü ve bunu problem ettiklerini zannetmiyorum. Bir film bizim geçmişimizi değiştiremez ama şunu da kabul etmek gerekir ki Viyana kapılarına kadar gidip geri dönmüş bir milletiz ve bunun rahatsızlığı onların üzerinde her zaman olacaktır. Tarihine gerçekten saygılı ve hakim bir millet haline geldiğimiz zaman bunları aşabileceğimizi düşünüyorum. Dracula Untold’u henüz seyretmedim, yazdıklarınızdan sonra bir bakacağım. Ama bir filmi tarihi gerçekleri değiştiriyor diye eleştirmeyi pek doğru bulmuyorum. Film sinemasal açıdan yeterliyse görevini yapmıştır diye düşünürüm.

    Reply
  2. bu kadar saçma film izlemedım dracula sultan mehmeti öldürüyo sultan mehmeti canalndıram adam 30 yasında sultan mehmet 10 yasında boyle bı saçmlaık olamaz ozamn ıstanbulu kenan komutan fetıh etti saçmlaık sakın ızlemeyın

    Reply
  3. 2. Vlad kazıklı voyvoda babası osmanlılara esir düşmüş bir prenstir oğlunu vladı rehine olarak osmanlıya vermiştir Fatih Sultan Mehmet’e ve 6 yıl rehine kaldıktan sonra eflak a Fatih’in desteğiyle prens olarak görevlendirilmiştir. Fakat ihanet edip Macaristan ile birlik olup Osmanlı’ya savaş açmıştır.23.884 türkü kendi söylemiyle öldürmüş ve 20.000 kadın erkek ve çocuk olmak üzere kazıllara 3 km lik bir alanda dikmiştim. Fatih yeniden bir sefer düzenler manzarayı gören Osmanlı askerinin morali çok bozulur çok uzun yol katetmişlerdir içecek su bile bulamazlarmış ama manzara onları çok üzmüş seferi kazanan Osmanlı ordusu be Fatih vladı ister vlad Macaristan’a kaçar daha önceden desteğini gördüğü için fakat Macaristan osmanlıyı tanımıştır ve yardım talebini reddeder sürgüne gönderir. Daha sonra Macar prens ve prensesleri ile ilişkilerini sıcak tutar ve yeniden Eflak için savaşır ve yine kaybeder tarihte çok kötü işkenceleriyle tanınır vlad strome adında yazarın vlad dan esinlenerek yazdığı dracula romenler tarafından efsaneleşir önemli bir yere sahip olur onlar için tarihin en acımasız işkencesini uygulamayla ünlüdür kazıklara geçirdiği insanlar kazıkların altlarına koyduğu kaplara dolan kanları içtiği için yazar tarafından dracula vampir olarak romenler tarafından yazarında etkisiyle tarihte yerini almıştır. Kadınların memesini kesip yerine çocuklarının kafalarını koymuş. Askerlerin derilerini tuzlayıp keçilere yalatmış Osmanlının kafalarındaki sarıllarını kafalarına çaktırmış yenilip kaçarken Eflak daki tüm kuyuları zehirletmiş sağlam olan ne kim varsa Osmanlı’ya ait elinde öldürtmüş hayvanlar da dahil sadece verem ve cüzzamlıları sağ bırakmış tam bir osmanlı düşmanı yani en sonunda kendi askerleri tarafından kafası kesilip öldürülmüştür. Oysa filmde me kadar yanlış şeyler var değil mi gitmiycem devamına iğrenç yalancılar türk düşmanları kimseyede önermiycem :)) kimseye tavsiye etmiyorum

    Reply

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up