Disney Çizgi Filmlerinin Masum Olmadığının 10 Kanıtı

Liste Meraklısına

Bildiğiniz gibi Disney hepimizin aklında ahlaki hikayelerle ve umut ve neşe hakkında şarkılar söyleyen tüylü, sevimli kemirgenlerle eşanlamlıdır. Bu, Disney’in sürdürebilmek için çok uzun zamandır çabaladığı bir imaj olmasına rağmen, filmleri dikkatle incelendiğinde bu sözde masum mesajların aslında tam tersi olarak anlaşılabileceğini görürüz. Disney filmlerinin milyonlarca insanı, hiç değilse de milyarlarca çocuğu mutlu ettiğine hiç şüphe yok. Ancak bu liste, Disney filmlerindeki yıpratıcı temaların, sizin ve çocuğunuzun üzerinde zannettiğinizden çok daha fazla etkisi olduğunu gösterecektir.

10-Tarihi Yanlışlar

Eleştirmenlerin Disney’e en çok kızdığı noktalardan biri, gerçek olaylara dayanan filmlerinde tarihin yanlış anlatılmasıdır. Örneğin “Pocahontas” gerçek bir hikayeden ziyade, Kızılderili Soykırım’ı üzerine yapılmış bir alay gibidir. Kızılderili bir kadın olarak çizilen baş kahraman, John Smith adlı yerleşimciye aşık olur. Ancak gerçekte, Pocahontas 17 yaşındadır ve Smith’le aralarındaki ilişki romantizmden ziyade, arkadaşlık temellerine dayanır. Filmin sonu daha da kötüdür. Yerleşimciler, yerlilerle dost olurlar ve herkes sonsuza kadar mutlu yaşar. Gerçekte ne olduğunu ise hepimiz biliyoruz. “Açık Kader” ideolojisine inanan çıldırmış yerleşimciler, Amerika’daki yerli halkın %90’ını hastalık ve soykırım kombinasyonuyla yok etti. Hayatta kalabilenler ise, kötü yaşam koşullarına tabi tutuldular ve Avrupalı yerleşimcilere köle yapıldılar.

9-Aşırı Zayıflık

Sıfır beden görünümü bugüne kadar Pamuk Prenses hariç-ki o da büyük ihtimalle 1930’lardaki güzellik algısı bugünden farklı olduğu için sıfır beden değil- tüm prenseslerin ortak özelliklerindendir. Kadınların çekici olmak için incecik görünmeleri bir yana, abartının seviyesi(örneğin, Herkül’deki Megara’nın imkansız beli), saçmalığın sınırlarını zorlamaktadır. Birçok kişi ve özellikle feministler tarafından, kadınların bu şekilde yansıtılmasının genç kızlarda anoreksiyaya ve yeme bozukluklarına neden olacağı defalarca ifade edilmiştir.

8- Subliminal Mesajlar

Disney’in filmlerine bazen gizli görüntüler bazen de ses yoluyla tuhaf mesajlar gizlediği bilinmektedir. Bilmeyenler için; subliminal mesaj, zihnimizin fark edemeyeceği kadar hızlı geçen görüntü ve seslerin, bilinçaltımız tarafından fark edilmesi ve depolanmasıdır. En bilinen örneği, Kurtarıcılar filminin DVD’sinde fark edilmişti. İki fare, sardalya konservesini sürerken, birkaç kare boyunca arkadaki camda çıplak kadın fotoğrafı görülüyordu. Disney, bunun filmin editörleri tarafından bir şaka olarak eklendiğini söyleyerek suçu onlara attı ve filmin tüm kopyalarını toplattı.

7-Taciz Kabul Edilebilirdir

Disney’de tekrar edilen temalar arasında, güzel bir kadının dudaklarından uygunsuz bir öpücükle uyandırılması vardır.(Gerçi bu öpücüğün, orijinal Uyuyan Güzel hikayesindeki tecavüze göre daha iyi olduğunu kabul edebiliriz.) Her ne kadar bazı insanlar inanılmaz derece zengin ve yakışıklı bir prens tarafından öpülerek uyandırılmayı umursamasalar da, birçok kadının bu fikirden hoşlanmayacağı aşikar. Ancak, hem Pamuk Prenses hem de Uyuyan Güzel bu tacizi kötü algılamamış ve her ikisi de kendilerini böyle kabaca uyandıran ‘potansiyel tecavüzcülerle’ evlenmişlerdir.

6-Toplumsal Statülerin Önemi

Disney’in kahramanları ve kötü adamları, her zaman sosyal hiyerarşinin en üst kademelerinden seçilirler. “Külkedisi”nin ana olay örgüsü, korkunç yaşam koşullarından kaçmak için zengin bir adamla evlenen genç kızı anlatmaktadır. Genç kızın en çarpıcı özelliği ise, onu sinsi üvey kardeşlerinden ayıran çekiciliğine indirgenmiştir. Ana karakterler arasındaki bu güç durumu, hemen her Disney filminde bulunmaktadır. “Beyaz Atlı Prensler” güçleri ve zenginlikleriyle o kadar değerleniyorlar ki; yaptıkları en kötü şeyler için dahi hesap vermek zorunda hissetmiyorlar. Rollerin tamamen değiştiğini düşünün: Uyuyan Güzel’deki Prens Philip’i, Hercules’deki sosyal statüsü düşük Philoctetes’le değiştirin. Philoctetes tarafından öpülen bir çok kadının “Hadi Evlenelim!” demek yerine, “Tecavüz!” diye çığlıklar atacağına adım gibi eminim.

5- Çirkinlik Kötüdür

Her Disney filmindeki birincil antagonist, fiziksel olarak çirkin olarak çizilir ve çocukların bu karakterleri kötülükle ilişkilendirmesi beklenir. Özellikle kadın karakterler bu muameleye maruz bırakılır ve her biri, üç temel kötü özellikten en az bir tanesine sahiptir: şişman olmak(Ursula-Küçük Denizkızı), yaşlı olmak (Yaşlı Kadın-Pamuk Prenses) veya iğrenç derecede çirkin olmak (Çirkin Üvey Kızkardeşler-Külkedisi). Ara satırlara baktığımızda, Disney’in güzelliği mutlulukla ve ahlakla eş değer gördüğünü okuyabiliriz. Disney’in kötü adamları görünümlerinden hoşlanmazlar; bunun acısını da kendilerinden daha genç, zayıf ve güzel olan karakterlerden çıkarırlar. Örneğin; Pamuk Prenses’teki kötü karakter, en güzel kadın olma fikrini saplantı haline getirmişken; Çirkin Üvey Kızkardeşler de, masum ve güzel Sindirella’ya zorbalık yaparlar.

4-Güzellik İyidir.

“Güzel ve Çirkin”, görünüş önemli değildir temasını öne çıkarmaktadır. Ancak, olay örgüsüne yakından baktığımızda, filmde bu mesajın tam tersinin verildiğini görürüz. Filmin doruk noktasında Çirkin, yakışıklı bir insan formuna girer. Böylelikle, Belle’le evlenip, sonsuza kadar mutlu olabilecek güzelliğe erişmiş olur. Bu da filmin sözde mesajı “Görünüş önemli değildir” ile çatışmaktadır. Eğer görünüşün önemi olmasaydı, dönüşüme gerek olur muydu? “Notre Dame’ın Kamburu” filminin baş karakterinde de buna benzer bir fiziksel bozukluk olduğu görülür. Ancak bu filmin de mesajı, güzel Esmeralda’yla evlenenin Notre Dame yerine yakışıklı Captain Phoebus olmasıyla çarpıtılır.

images

3. Satanizm İmgeleri

Bu, her ne kadar tartışmaya açık bir konu olsa da, Disney’in filmlerinde Satanizm temalarını kullandığına dair görünür kanıtlar bulunmaktadır. Örneğin; Güzel ve Çirkin’deki Çirkin, pençeleri ve boynuzlarıyla Lucifer’in geleneksel tasvirlerine benzemektedir. Herkül’deki Philoctetes de, boynuzları ve toynak şeklindeki ayaklarıyla yine bu formda gösterilmiştir. Tüm bunlar arasında belki de en tuhaf ve tartışmaya açık olanı, Disney’in Aslan, Cadı ve Dolap uyarlamasıdır. 8 yaşındaki Lucy’nin Mr. Tumnus’la tanışmasının alt metninde pedofilinin olabileceği bazı eleştirilerde dile getirilmiştir. Yabancının biri (pek tabii ki keçi ayaklı ve boynuzlu biri), Lucy’yi evine gelmeye ikna eder ve sonra onu flütünden çaldığı ninnilerle uyutur. Lucy uyandığında, Mr. Tumnus’ın ağladığını ve “çok kötü bir şey yaptım” dediğini görür. Olay örgüsünde Tumnus bunu, Lucy’yi Beyaz Cadı’ya teslim edeceği için söylemiştir. Bu sahnenin altında yatan karanlık temayı görmezden gelen eleştirmenler; bu sahnenin, çocuklara yabancılara güvenmemeyi öğrettiğini söylemiştir.

2. Her Şeyin Toz Pembe Gösterilmesi

Bu noktada birçoğunuz, Disney filmlerinin hedef kitlesinin çocuklar olduğunu söyleyerek müsamaha gösterebilirsiniz; ancak ölümleri ve yaralanmaları şekerle ve şarkı söyleyen tüylü hayvanlarla kapatmaları ve daima mutlu sonla bitmeleri birçok kişiyi de rahatsız etmektedir. Mesela, Shakespeare’in Hamlet oyununun uyarlaması olan Aslan Kral’ı ele alalım. Disney, oyunun ana karakterlerinden çoğunun öldüğü orijinal sonu bir kenara atarak onun yerine iyinin kötüyü yendiği bir son getirmiştir. Böylece hem oyunun ana olay örgüsünü anlamsız hale getirmiştir hem de Shakespeare’e saygısızlık yapmıştır. Ancak, Disney’in ekranda yok ettiği tek edebiyat eseri Hamlet değildir. Hans Christian Anderson’ın Küçük Deniz Kızı masalının sonu da büyük ölçüde değiştirilmiştir. Orijinal sonda, Ariel prensle evlenmez. Aslında deniz kızı kuyruğunu tekrar kazanabilmek için prensi öldürmesi gerekir; ancak bunu yapamadığı için kendisi ölür.

1.Irksal Tiplemeler

Disney’in çocuklara öğrettiği en bariz ve net şey, ırklar arasındaki ayrımdır. Afroamerikan’lara karşı ırkçılığın daha kabul edilebilir olduğu 1941’de yayımlanan Dumbo filmindeki kargalar, bu çıkarımın en bariz örneğini teşkil etmektedir. Kuşların dilleri ve kıyafetleri kullanılarak bariz şekilde Afroamerikan’larla alay edilmektedir. Bu karakterler, sadece beyaz baş kahramana yardım etmek için ve zaten okların hedefinde olan bir ırkı aşağılayarak filme komedi değeri katmak için vardırlar. Aristokediler’de fal kurabiyelerine dair neredeyse hiç anlaşılmayan aksanla şarkı söyleyen Çinli kedi de bunun bir diğer örneğidir.

Kaynak: Listverse

Çeviri: Sümeyye Topkara

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up