Diriliş: Uzun Soluklu Bir İntikam Hikayesi

Eleştiri Manşet Serbest Kürsü

yazar_serkanbastimar_

Dikkat! Bu yazı sürprizbozan içermektedir.

Yavuz Turgul‘un Eşkıya filminde şöyle bir tiradı vardır Şener Şen‘in: “Beni hapiste vurdular Keje, ölmedim. Hastalandım, bir ciğerimi orada bıraktım, gene ölmedim. Çok dövdüler beni, kan kustum; ama ölmedim. Yaşadım, seni bir kez daha görebilmek için yaşadım.”

Eşkıya filminde belki Şener Şen‘in anlattığı bu kısımları görmedik ama, film hem gönlümüzde hem de sinemamızda ayrı bir yere sahip oldu. Alejandro González Iñárritu‘nun yönettiği The Revenant ise belki de Eşkıya’nın yaşadığı o serüveni hapiste değilse de karlı dağlarda, ırmak boylarında bize çırılçıplak gerçekliğine baharat niyetine biraz abartı katarak anlatıyor.

Ölümcül bir kazanın ardından hayat mücadelesi verirken bir de oğlunun ölümüyle sarsılan Hugh Glass’ın intikam öyküsünü anlatan DirilişAlejandro González Iñárritu‘nun her defasında başkalaşan ve iyi yönde evrilen sinemasının son meyvesi. Üzerinde soğuk izleyiniz uyarısı bile yazılacak bu tatlı meyve, seyir açısından leziz; ama filmin kendi iç koşulları bakımından epey acı. Merkezinde bir babanın oğlu için intikam isteği olsa da filmin  kenarında köşesinde tarihi, insanı ve sistemi nezaketi ile iğneleyen ve kibarlıkla eleştiren bir yapıtla karşı karşıyayız.

[bilgi]Kızılderililerin uğradığı tecavüzler, mecburi sürgünlerinin yanı sıra, postları için katledilen hayvanlar yağmalanmış bir cennetin deyim yerindeyse cehennem olma provası gibi.[/bilgi]

Başka yere bakanların ayı sahnesini, fazla şiddeti ve soğuk iklim koşullarını gördüğü Diriliş’te, az biraz bu denilenleri elimizle kenara itersek manzaranın ‘hasosu’ ile karşılaşıyoruz. Üç-beş adam ve 3 ulusun yollarının kesiştiği bir Amerikan coğrafyasında, talan edilen doğa ve Kızılderililerin açlığa ve yağmacılığa itilerek vahşileştirildiği bir fotoğraf çıkıyor karşımızda. Savruk bir coğrafyada yurtlarından edilen ve doğdukları topraklarda vatansız kalan Kızılderililerin uğradığı tecavüzler, mecburi sürgünlerinin yanı sıra, postları için katledilen hayvanlar yağmalanmış bir cennetin deyim yerindeyse cehennem olma provası gibi.

Hırsızlıkla ithaf edilen Kızılderili Şefi Elk Dog’un Fransız subayına söylediği bir söz var ki unutulmaz: Bize hırsız diyorsunuz ama asıl hırsız sizsiniz.

revenant1

Bugün Amerikan Rüyası olarak nitelendirilen geçmişi 7 kere katran karası kıtanın, bahsedilen rüya için kaç canı yakıp mazlumlara kaç kabus gördürdüğünü Diriliş ile bir kere daha idrak ediyoruz. Amerikan Rüyasını hırsları ile süsleyenleri ise filmin kötü adamı John Fitzgerald (Tom Hardy) temsil ediyor. Her şeye mızmızlanan, arıza çıkaran bir adamlıktan menfaati için yalana ve cinayete sorgusuz sualsiz atılan Fitzgerald’in, Teksas’ta bir avuç toprak için çevirdiği dalavereler Amerikan Rüyasının iskeletini oluşturan kişilerin tek bir bünyede buluşması adeta.

[bilgi]Kahramanımız beyaz adamla siyah adam arasında uzlaşmacı olmanın bunalımını yaşarken, oğlunun ölümü ile intikam makinesine dönüyor[/bilgi]

Leonardo DiCaprio‘nun canlandırdığı Hugh Glass ise tablonun kırmızı değil de mavi ile boyanan kısmında; yani az da olsa iyimser tarafında, ancak kırmızı boya yanlış fırça darbeleri nedeniyle maviyi birazcık kirletmiş. Kızılderili kabilesi ile yaşayan ve hayat arkadaşını da bir Kızılderili seçen Glass, doğayı yaşamak için yani ihtiyacı kadar kullanıyor. Kızılderili bir oğlu da olan Glass “aslında bu ülke hepimize yeter” mesajının sözlükteki karşılığına denk gelse de başına gelen olaylar bu mesajı epey gölgede bırakır nitelikte. Kendinden çok annesine benzeyen oğlunu yanına alan Glass, beyaz adamla siyah adam arasında uzlaşmacı olmanın bunalımını yaşarken, oğlunun ölümü ile intikam makinesine dönüyor. Uzun bir intikam serüveninde ölmeyi unutup öldürmek için çabalayan Glass’ın kar altındaki uzun soluklu yürüyüşü finalde verdiği derin bir nefesle son buluyor.

revenant

İki film arasındaki mesafeyi 1 yıla indirgeyen Alejandro González Iñárritu artık her Oscar töreninden anılan bir isim olmaya başladı. Meksikalı yönetmen geçen yıl kazandığı En İyi Film ve Yönetmen ödülüne bu sene de aday ama Oscar’ı ondan daha çok isteyen bir isim var; o da filmde oyunculuğunun yanı sıra zorlu şartlarla mücadele eden filmin başrol oyuncusu Leonardo DiCaprio. Daha önceki birçok güzel performansında ödülü kaptıran DiCaprio bu sefer bitiş çizgisini görmek üzere. Karşısında o kadar güçlü bir aday yok ve filmin popülerliğinin son dönemde artması ile ‘gaza gelen’ Akademi jürisi bu yıl DiCaprio‘ya tebessüm edebilir. Tersi de olursa şaşırtmayın. Bekleyip göreceğiz.

[bilgi]Diriliş dört başı mamur ve görüntü yönetimi ile mağrur bir film. [/bilgi]

DiCaprio‘nun Oscar ile dansını bir kenara bırakırsanız, Tom Hardy‘nin kötü adamlar kütüphanesine güzel cildi ile hediye ettiği Fitzgerald karakteri bence En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında en güçlü aday. Ayakları yere basan oyunculuğu ile Tom Hardy hakeza boş kalan iki eliyle (gerçi birkaç parmağını DiCaprio uçurmuştu) Oscar’ı alabilir. Demedi demeyin.

revenant5

Uzun soluklu uzun bir koşu olan Diriliş dört başı mamur ve görüntü yönetimi ile mağrur bir film. Birdman‘da, Gravity‘de, Children of Men‘de adı yönetmenin birkaç santim gerisinde anılan Emanuel Lubezki, belki de sıradan bir intikam öyküsünü kamera kullanımı, kesintisiz çekimleri ile vasatın bir hayli üstüne taşımayı başarmış. Daha açılış sekansıyla ağzımızı açık bırakan Lubezki, film boyunca ustalığının tüm marifetlerini kullanmayı ihmal etmemiş. Oscar’da şansı büyük.

Sadede aktarmalı olarak geldiğimiz ve film kadar uzun olan bu yazıda şuna değinmeden filme dair yazımı bitirmek istemiyorum. Diriliş, iyi film. Tartışılır yönleri yok değil. Eyvallah. Çoğu kişi Iñárritu‘nun filmi gereksiz yere uzattığını ve finalin bir başka kilit sahnede yapılabileceğini söylüyor, olabilir. Ancak bu haliyle de güzel. Neredeyse bir Yüzüklerin Efendisi filmi kadar uzunluğa sahip olsa da Diriliş, zaten sayısı gittikçe azalan iyi filmlerin arasına girmeyi başarıyor.

__________

Yönetmen
Alejandro Gonzalez Inarritu

Oyuncular
Leonardo DiCaprio
Tom Hardy
Domhnall Gleeson
Paul Anderson
Will Poulter
Kristoffer Joner

Senaryo
Alejandro Gonzalez Inarritu
Mark L. Smith

Görüntü Y.
Emmanuel Lubezki

Müzik
Carsten Nicolai
Ryuichi Sakamoto

Eleştirmen Notu: 7.4

___________

revenant-banner

 

Yorumlar

 
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up