Devlerin Aşkı Büyük Olur

Eleştiri Manşet Serbest Kürsü

yazar_serkanbastimar

Bir yerde süper kahraman varsa, emin olun oranın başı derttedir. Hele ki kahraman sayısı iki veya daha fazlasıyla, ev kiranızı, makyajınızı, aramadığınız dostlara-akrabalara karşı utancınızı ya da akşama ne yiyeceğinizi düşünmeyi bırakıp derhal orayı terk edin. Çünkü kaos ya kapıdadır ya da sizi beklemeden içeri girip hatta holü geçmek üzeredir.

Olabildiğince sürprizsiz bir Batman v Superman yazısı yazmaya çalışacağım, zira yönetmen Zack Snyder basın gösterimi öncesi böyle bir ricada bulundu. Zaten böyle büyük bir filmi izlemeyenler için spoiler vermek okura, izleyiciye kötülük yapmaktır. Ama önce kısa bir girizgah yapmak istiyorum.

İnsanoğlu, tarihin her döneminde, fantezilerini kendi dışında başka imgelere ve öykülere dönüştürdü. Abartılmış duygular, fikirler devasa bedenlerde, ‘üst insanda’ vücut buldu. Mitoloji, çok eski zamanların çizgi romanları, kahraman filmleridir bence. Fantastik dünya ile insanoğlunun hasbıhalı  bireyin hayal etmeye başladığı ilk andan itibaren kendine bir mecra buldu. Dilden dile anlatılan masallar, tragedyalar, fabl ve tiyatro oyunları, mitolojik eserler… Hayal kurmayı bırakmadık. Modern zamanda bu hayal çizgi romanlara, sinemanın da icadıyla beyazperdeye aktarıldı. Maşallahı var, teknoloji de bu fanteziyi görsel olarak daha da güçlendirdi.

2000’ler sonrası furyalaşan süper kahramanlar, kendi var oluş öykülerini ve maceralarını anlattı. Çoğu klişe denen şeye mahkum olsa da aralarında bazıları tüm o fantastik şeyleri kenara ittiğimizde bizi verdiği duyguyla ikna etti. Christopher Nolan’ın soytarılıktan kahramanlığa yükselttiği Batman bunun en güzel örneği, Zack Snyder’in Watchmen’i, Marvel’in Deadpool’u. Onlar kahramanlar arasından sıyrılabilen, çocuk filmi sınıfından ayrışan birkaç kahraman.

Nolan sonrası bir Batman filmi çekileceğini duyunca korkuyla karışık bir heyecan yaşadım. Hele ki içinde bir de Superman varsa. Bu ilginç birleşim için filmin çekileceği söylentilerinden bu yana sabırla bekledim. Nihayet o gün geldi ve çattı. İnsan ismi iki süper kahramanlı filmde ister istemez taraf tutuyor. Ben Batmanci olduğum için filmi Batman filmi olarak niteliyorum. Zira filmin adı da Superman v Batman değil. Ki bir de Superman’in hali ortada. Bugüne kadar çok sayıda talihsiz filmi oldu mavi taytlı süper insanın. Çizgi romanlıktan karikatürlük durumlara düştü, yok gözlüğü takınca Klark, saçının önünü kıvırınca Superman falan. Hiçbir film Superman’i anlatamadı. Hiçbir yönetmen bu komik durumu aşamadı. Man of Steel dahil.

Bu son film, iki karizmanın bir terazinin iki kefesinde tartılması gibi. Nolan’dan torpilli Batman ve Snyder’in yüceltmeye çalıştığı Superman. Terazide iki kefeyi dengeleyen bir senaryo var. Bu film hiç kimse hakkında bir şey okumasa, izlemese de belli bir çatışmanın filmi olacaktı, orası kesin. Kardeşimin eğlenceli tahmini şöyleydi; Batman’i aşçı, Superman’ı bahçıvan sayarsak, önce aşçı bahçıvana, sonra bahçıvan aşçıya ardından da ikisi de uşağa dalacaktı. Nitekim de herkes az çok bu tahmini yapmıştır. Evet Batman v Superman’da aşçı, bahçıvan ve uşak var. Ama bu kaosun binasında çalışan başka isimler ve meslekler de var. İşin içinde kahya, şoför, hizmetçi ve daha birçok meslek grubundan kahraman var ve civcivli bir meseleyi kendilerince halletmeye çalışıyorlar.

Film boyunca iki şehir arasında mekik dokuyoruz. Bir Gotham, bir Metropolis. Şükür ki THY var. Mavi ve siyahın kesiştiği lacivert tarafı anti kahramanımız Lex Luthor temsil ediyor. Kel kafasıyla tanıdığımız orta yaşlı Luthor’u bu filmde, bir Facebook filminden fırlamış Jesse Eisenberg canlandırıyor. Eisenberg önceki Luthorların alışılmış yanını atıp kendine özgü, çocuksu, narsist ve daha itici bir Lec Luthor  performansına imza atmış. Ama ne gariptir ki uzun saçları ve konuşma tarzı ile Dark Knight’taki Joker geliyor insanın aklına. Film boyunca Eisenberg’in yüzünü beyaz ve kırmızı boyayla süslesek Luthor yerine Joker ile filmi sürdürebilirdik dedim.

Yine Superman’a dönersek, film kahramanlık denen şeyi epey sorgulamış. İnsanın kendinden üstün bir şeye karşı kini mi, hayranlığı mı desem Superman üzerinden bir muhakeme var. Fragmanda da görmüşsünüzdür, adalet karşısında bir süper kahraman. Gücün masumiyeti var mı, sorusu sıkça dillendiriliyor. ‘Tanrılaştırılan’ bir kahraman insanlığa zarar verir mi? Batman’in kendi evreninde düştüğü kötü adamlık durumlarını yönetmen Zack Snyder bu defa Superman için hazırlamış. Lex Luthor’un ateistliğe varan sorgulamaları da durumun en alengirli kısmı. Luthor’un insani olan kini ve nefreti iki kahramanın savaşına kadar götürüyor bizi. Nihayetinde insanoğlu, hayallerindeki mitolojik ‘şeyleri’ birbirine düşürüp seyrine doyum olmaz bir gladyatör savaşını şehrinde ağırlıyor.

Batman malumunuz insan. Onun kahramanlığı şehrini korumak denen davaya dayanıyor. Hiçbir böcek ısırmadı, mutantlaşmadı ya da radyoaktif bir şeye maruz kalmadı. İnsanın içindeki kahramanlık onu o siyah kostümün içine soktu. Bu filmde, kimliğinden ziyade kenti için mücadele eden bir yarasa adam var. Üstelik çok da züppe değil. Günlük traşını olmayan, maskesinin altından fırlayan sakalları ile ‘daha insani’ bir Batman.

Biraz uzadı, farkındayım. Filmin geneline baktığımızda iki kahramanın dünyalarını birbirine temas ettiren yönetmen, daha önce anlattığı Superman’in var oluş evresini es geçip kendi Batman’inin klişe hikayesini anlatarak başlıyor öyküsüne. Gel-gitli bir durum. Zamansal dönüşler, geçmiş ve gelecek atlamalarını Batman’in sanrıları ile birleştirildiğinde kafa karıştıran bir film çıkıyor ortaya. Bu badireleri atlattıktan sonra öykünün aksiyonu sizi alıp götürüyor. 151 dakikanın nasıl geçtiğini anlamıyor insan.

Sözün özü, Batman v Superman bir nevi Captain America’nın Civil War’ına denk gelecek bir çatışma ve aksiyonda. Ama öyküde karanlık ve az da olsa mistik bir hava var. Buna Marvel filmlerinde rastlamak pek mümkün değil. DC bu yönüyle daha yetişkin kalıyor. Hakeza bu film de öyle.

Tüm süper kahramanların Amerika’da yaşadığını yine bize unutturmayan Batman v Superman, az da olsa ABD’nin süper gücünü sorguluyor. Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının travmatik boyutuna görsel selam çakan film, medyaya küçük bir eleştiri şaplağı atarken, ‘halkı’ da tüm çizgi romanlarda olduğu gibi çabucak fikir değiştiren, anlamadığı şeye öfkelenen aciz bir figüran temsiline indirmeyi ihmal etmiyor.

Karşımızda bol kahramanlı kara demesem de alacakaranlık temalı bir fantastik film var. Yüksek derecede seyirlik, yetmez ama çok evetli bir film üstelik. İzlemekte yarar var. Benim Batman v Superman’i bir daha izleyeceğim kesin.

Sinefesto

Sinefesto

Admin at Sinefesto
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.
Sinefesto

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up