Demir Kapıları Testere taklidi sanan yanılır

Genel

Iron Doors/Demir Kapılar kapana kısılan bir adamın kurtuluş uğruna neleri yapıp yapmayacağını sorgulayan bir film. Çoğu kişinin Testere taklidi sandığı filmin yönetmeni Stephen Manuel ve başrol oyuncusu Axel Wedekind eleştirileri yanıtladı

Geçen hafta gösterime giren Alman yapımı gerilim filmi Iron Doors/Demir Kapılar kapana kısılan bir insanın değerlerinden vazgeçip vazgeçmeyeceğini; Araf’ta kalmış bir karakterin yaptığı seçime göre kurtuluşa/cennete mi yoksa çöküşe/cehenneme mi gideceğini sorgulayan bir film.

Filmin yönetmeni Stephen Manuel ve başrol oyuncusu Axel Wedekind, aynı zamanda filmin yapımcıları. Köln merkezli FullFeedBack adlı bir şirketleri var. Hayatlarını kazanmak için reklam çekerken küçük bütçeli filmlerle sinema kariyerlerini inşa etmeye çalışıyorlar. Manuel ve Wedekind ile Fantastic Zagreb Film Festivali’nde konuştuk.

Film başladığında bir Testere taklidi göreceğimizden kaygı duyduk. Oysa film bambaşka bir yöne gitti. Testere bu şiddet pornolarına, istismar sinemasına karşı bir film yapmak için başlangıç noktası oldu mu sizin için?

Stephen Manuel: Senaryoyu okumaya başladığımda benim de ilk tepkim ‘Of bu da Testere gibi’ idi ama beşinci sayfada baktım ki ‘Testere benzeri bir film’e dair hiçbir beklentimiz gerçekleşmiyor. Sürekli Testere ile karşılaştırmamız cesaret kırıcı. Senaryoyu çalışırken ‘Nasılsa kaç sene oldu, insanlar artık unutmuştur’ diye düşünüyordum ama her yıl yeni bir Testere çıkıyor! Ancak bu tür bir filmden beklentilerimizin gerçekleşmeyişi Demir Kapılar’ın lehine işliyor. Şöyle mi olacak, katil içeri mi girecek diye düşünüyorsunuz. Kafanız hep izlediğiniz filmlerin koşullamalarıyla meşgul ama olmayınca meraktan eğlenmeye başlıyorsunuz.

Senaryoya oyuncu olarak sizin ilk tepkiniz nasıldı?

Axel Wedekind: Senaryoyu okurken gönendim, çünkü bir aktörün tek başına çok zaman geçirdiği bir roldü. Zor bir şey bu… Bir anlamda meydan okuma. Ben de Stephen gibi olmayan şeyler beklememizden etkilendim. Genellikle bir senaryoyu okurken 20 dakika sonra bir çay içmek, dişlerimi fırçalamak gibi gerekçelerle ara veririm… Bunda hiç ara vermedim!

Tek ilginç yanı odadaki adam

Kapalı, tek mekanda geçen, büyük bölümünde bir oyuncunun bulunduğu  filmi çekmek zor olmalı kamera, ışık ve kompozisyon açısından…

S.M.: Temel sorun gri dört duvar arasında bulunmaktı. Zemin aynı, bir tane de kapı var… Tek ilginç şey odadaki aktör! Zorluk gerilim yaratıp sıkıcı olmamasını sağlamaktı. Başka filmlerdeki gibi aksiyon öğesi, güzel manzaralar yok! Olay da yok! Filmde pek bir şey olmuyor. İlginç olan izlediğiniz olay değil aslında, filmi izlerken kafanızın içinde olup bitenler…

Demir Kapılar’da bankaların kasa dairelerinde bulunduğunu ancak filmlerde gördüğümüz kocaman, yuvarlak kapılar var. Filme adını veren kapıları nasıl seçtiniz?

S.M.: Google’de büyük demir kapılara baktım! Resimlerde asla geçemeyeceğiniz kapıları aradım. Sonra bütün mekanın tasarımını yaptık. Önce büyük gümüşi bir kapı düşündük. Kullanılmış görünsün istedim. Gümüşi ya da beyaz bir kapı yerine yeşilimsi renk o koca kütlesine daha çok yakıştı. Aşılamaz olduğunu vurguladı.

Doğru dürüst kullanamadığı bir sürü alet edavatı olması ilginç değil mi? Başka bir film olsa kahraman hemen onlardan beceriyle yararlanırdı! Bu da filmin bir anlamda gerçekçiliğine işaret!

A.W.: Tam da bunu amaçladık. Film metaforlarla dolu. Hayatta kullanmamız için bize verilen ama hiç kullanamadığımız aletler/fırsatlar vardır.

Filmin tamamı bir metafor olabilir zaten. Belki her şey bir rüya… Belki bir noktadan sonra hayal görüyor…

S.M.: Ya da filmi tamamen gerçekçi şekilde bir adam bir yere kapatılsa ne olurdu diye de okuyabilirsiniz. Aşağı yukarı böyle olur, aklınızı kaçıracak hale gelirsiniz. Hayatta kalmak için kahramanımızın yaptıklarını yaparsınız yoksa öleceksiniz! Kimse gelmezse dört-beş gün içinde ölürsünüz! Alet edavata gelince, tıpkı kahraman gibi onları nasıl kullanacağınızı bilemeyebilirsiniz. Filmin yarattığı dehşetin bir parçası da o kapana kısılma duygusunun gerçekçiliğinden kaynaklanıyor. Senaryonun bu yanını çok sevdik.

İnsanlıktan çıkacağıma ölürüm

Filmin bir metaforu da yamyamlık… Çaresiz kalan insanların birbirlerini öldürdükleri ve yedikleri durumlar olmuş. En güçlünün sağ kaldığı bu durumlar bir yandan da gayriinsani! Karakterinizin davranışlarını nasıl yorumluyorsunuz?

A.W.: Karşısına çıkan kadın, hayattaki alicenaplığını ortaya koyma fırsatı. Önce kadına davranışı belki geçmiş hayatından izler taşıyor ama sonra onunla birlikte ya da onun uğruna -nasıl yorumlarsanız- değişiyor. Onu yemiyorum, oysa yesem hayat sürem uzayabilirdi. Bunu yapacağıma, insanlıktan çıkacağıma ölürüm daha iyi! Hayat memat meselesi ve bir doğru adımda varmak istediği yere ulaşacak.

Her ne olursa olsun insani değerlerinize sahip çıkarak cennete, kurtuluşa ya da Kaf Dağı’nın arkasına ulaşabileceğinize inanır mısınız?

A.W.: Kişisel olarak buna inanırım ama adını her ne koyarsak koyalım daha iyi bir yer bulunmasa bile! Hayatınız bittiğinde mutlak son bile olsa iyi bir hayat yaşamış olacaksınız ki bence önemli olan bu.

S.M.: Filmi bir tür Araf olarak da düşünmeniz de mümkün. Kahramanın filmdeki davranışı cennete mi cehenneme mi gideceğini belirliyor. Birbirlerine nasıl davrandıklarına bağlı olarak aşağı ya da yukarı gidecekler! Kızı öldürürse aşağıyı boylayacak.

Alin Taşçıyan
Sinefesto

Sinefesto

Admin at Sinefesto
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.
Sinefesto

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up