Deha mı? Deli mi?

Serbest Kürsü

Deniz Binici değerlendirdi…

Sonsuzluk aranır mı? Aranırsa eğer, bu arayış dehanın mı deliliğin mi nişanesidir?

Dünyada Nisan, ülkemizde Mayıs ayında vizyona giren Sonsuzluk Teorisi, Birinci Dünya Savaşı yıllarında geçen, Hindistan’dan Cambridge’ye uzanan bir matematik dehasının ya da delisinin öyküsü… ‘Deha’ ve ‘deli’ hayatın iki uç kıyısı. Sonsuzluk Teorisi de bu kıyılarda dolaşan gerçek bir hikâyeyi konu ediniyor.

Deha ve deli yan yana kullanılabilir mi? Bu iki kavram birbirine yakın mı, çok mu uzak? Yoksa sadece aradaki incecik bir çizgi mi arıyor onları birbirinden?

Savaşların insanoğlunun deliliğin dibine vurduğu zamanları olduğu kaçınılmaz bir gerçek iken, Ramanujan’ın dehası bu deliliğin neresinde yer alır? Irkçılık, şiddet, psikolojik baskı, entelektüel haset, önyargı, entelektüel cehalet… Srinivasa Ramanujan Iyengar’ın hikâyesi, insanın erdemli ve hırslı çalışmalarının iyi ve kötü ürünlerini yan yana ortaya koyuyor. Doğruyu görmeyi ve okumayı size bırakıyor. İnsanlığın iyiliği, bilgeliği adına erdemli bir bilim insanı olarak hayata devam etmek ya da bu bilgeliği bir karış toprak uğruna heba ederek Hiroşima gibi yüz karası tarihi skandallara imza atmak. İşte bütün mesele bu!

Ramanujan Hindistan’ın Madras kentinde yaşayan genç bir adamdır. Kast sisteminin içinde yer alır ve oldukça inançlıdır. İnandığı Tanrı’dan gelen ilhamlar üzerine yazdığı matematik formülleri, onun için hem inancının gereğini yerine getirmek hem de zihin haritasında asılı kalan bu görüntüleri çözebilmek adına sarf etmesi gereken bir çabadır. Tek isteği kendisi ölmeden önce bu fikirlerin kitaplaştırılarak gün yüzüne çıkarılmasıdır. Böylece fikirleri kendisiyle birlikte mezara gitmeyecektir. Ancak Srinivasa Ramanujan Iyengar‘ın evini, eşini, yurdunu bırakmak uğruna burada karşılaştıkları, onun dehasının bile algılayabileceği cinsten değildir.

Çalışmalarını Cambridge Üniversitesine gönderen Ramanujan, Profesör Hardy’nin dikkatini çeker ve üniversiteye davet edilir. Kast sisteminin getirdiği tüm zorluklara rağmen ailesini ikna ederek üniversiteye gider. Farklı bir coğrafya, farklı insanlar ve farklı alışkanlıklara tahammül etmeye çalışmak yeterince zor iken bir de üniversitenin diğer öğrencileri ve profesörlerinin çekemediği bu zekânın hakaret ve ırkçılık eylemleriyle başa çıkmaya çalışması, deliliğin sınırlarının zorlandığı zamanlardır.

Kendi formüllerinin ispatlarını bulmaya çalışırken iyi beslenememekten ve ilgisizlikten vereme yakalanır. Uzun bir tedavi sürecinden sonra yalnızlığa, ırkçılığa, Birinci Dünya Savaşı’nın kendi matematik dehasıyla uyuşmayan ve asla uyuşmayacak deliliğine dayanamayarak bir metronun önüne atlayarak intihar etmeye çalışır. Ancak kurtulur. Her şeye rağmen hayatta kalmayı başaran Ramanujan savaş bittikten sonra yurduna döner. Ancak ne yazık ki çok sürmeden vefat eder.

Sinematografik hikâye olarak seyirciyi meraklandıran bir dram örgüsüne sahip olan Sonsuzluk Teorisi’nin orijinal adı The Man Who Knew Infinity. Orijinal çevirisiyle Sonsuzluğu Bilen Adam.. Yani Tanrıdan gelen ilham ve içgüdüleriyle hareket ederek sonsuzluğu bilen bir deha, Ramanujan. Bu ilmin teorisini okuyarak Ramanujan’ı anlamayan (ama ondan kendi dillerini konuşmasını ve kendilerini anlamasını bekleyen !) ve sanki doğruya ulaşan tek bir yol varmış gibi kabul eden delilik, akademi..

Konusu itibariyle Good Will Hunting filmiyle özdeşleştirilse de, Sonsuzluk Teorisi’nde insan aklının ‘insani’ ve ‘canavar’ yönlerinin aynı anda irdelenişini göz ardı ederek filmi ıskalamamak gerek! Zira Ramanujan’ın tercih ettiği erdemli bilgelik, günümüz insanının neredeyse asla sergileyemeyeceği bir bilim aşkını seyrettiriyor bize.

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up