Ctrl C, Ctrl V

Eleştiri Manşet

 

Yıllar önce izlemiştim. Salak ile Avanak diye bir film vardı. Film “adı üstünde” bir salak ve bir avanağın yol hikayesiydi. Sonra ikincisini yaptılar. Karakterler de film de ilkine göre daha salaktı ve daha avanaktı. Jim Carrey hatrına fragmanını yarısına kadar izlemiştim ikincisinin.

Geçen sene çekilen “abi şimdi iki tane tip var, bunlar bi şekilde yol arkadaşı olurlar, ve yolda başlarına değişik olaylar gelir” konulu “Yol Arkadaşım” filmini toplum henüz hazmedemeden şak diye ikincisini çakmışlar. Allahtan utanın, birincisinin setinde mi yazdınız ikincisinin senaryosunu. İki filmin vizyon tarihlerinin arasında 1 yıl bile yok. Gerçi senaryo dedim de ikinci filmin konusu da şu: “ilk filmdeki iki tip var ya, onlar bi daha yola çıkarlar, yine başlarına değişik olaylar gelir”

Dünyanın en çok satılan “1 takma sakal, 1 turuncu gömlek ve 1 Şahan Gökbakar” ürünü olan Recep İvedik bile 2 yılda bir sürülüyor piyasaya. Sizdeki bu acele ne?

Neyse. Olabilir.

Genizden şarkı söyleyip genç kızların gönlünü çalan şarkıcı -yani galiba şarkıcı- Oğuzhan’a iki şarkı söyletip gişede voliyi vurma hesabı yapan prodüktörlere aşk olsun. Nerden baksan şeytani bir plan. “Tutmuş” işin neredeyse aynısını yapmak kim ne derse desin “şeytani” bir plandır. Kimsenin aklına gelmez yani.

Hayır benim anlamadığım bu ağzını burnunu kırdıklarım birbirinin aynısı iki tane kızı nereden bulmuşlar. Ezgi Eyüpoğlu ile Aslı Bekiroğlu’nu yolda görsem aynı kız sanırım. Fonetik bile aynı. İsimler 4 harfli, soyisimler “oğlu” ile bitiyor. CTRL C, CTRL V.  Adamlar senaryoyu, konuyu geçtim, başrol kızı bile kopyala yapıştır yapmışlar.

Filmin fragman ve teaserında halk müziği sanatçısı ve Flash Card reklam yüzü Dilber Ay’a küfür ettirdikleri sahneyi kullanmaları da ayrıca çok güzel olmuş. Sırf o sahnedeki o küfrü duyduk diye gülmekten yerlere yattık, merakımızdan koşa koşa sinemaya gideceğiz.

Gerçi Allah var, ben bu İbrahim’i tutuyorum. BKM’nin mutfağında ezik silik bir çocuktu. Tırmalaya tırmalaya kendini 3’lü içine aldırdı, bir de senaryosunu yedirdi Necati Akpınar’a. Helal olsun.

Haa böyle kopyala yapıştır iş seyretmem ben entel dantel takılacam derseniz Ezgi Mola’nın Aydede diye bir filmi oynuyor sinemalarda. (Tabi Şafak Sezer’in komik olmayan komedi filminden arta kalan üç beş loş salonda oynuyor, her yerde bulamazsınız)  Ben sinemada entelliğe karşıyım. O ayrı. Sinemada entelliğin tanımı da şu. Bas karanlık Instagram filtresini filme, uzat planları, bakıştır uzun uzun, böyle içini daralt milletin; olsun sana entel sineması.

Bu arada hiçbir filmin galasına halen davet edilmiş değilim. Beni özgür yapan bu. Sinefesto’nun diğer eleştirmenleri (son eleştiri yazılarını 8 ay önce yazmış olsalar da) sadece galasına gittikleri filmlerin eleştirilerini yazıyorlar. Yedikleri üç beş kanepe, üç beş ekler yüzünden hiç bir filme olumsuz eleştiri yapmıyorlar. Yazıklar olsun. Türk sinema eleştirmenliği nereye gidiyor. Medya nereye gidiyor?

twitter.com/sahsifikrim

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up