Çocukluk Hakkında Çekilmiş En İyi 15 Film

Keşfet Liste

Bisikletli Çocuk (2011) Le gamin au vélo

Rosetta, L’enfant / Çocuk, Le fils / Oğul, Le Silence de Lorna / Lorna’nın Sessizliği gibi filmleriyle birçok festivalden ödüllerle dönen Dardenne Kardeşler’in Bisikletli Çocuk filmi Screen dergisine göre çocukluk hakkında yapılmış en iyi filmlerden biri.  Film, babasının artık onu istemediğini söyleyen ve yetimhanede bir başına kalan 11 yaşındaki Cyril’in iyimser, bir o kadar da masalsı hikâyesini anlatıyor. Başroldeki küçük Thomas Doret oyunculuğu ile büyük beğeni topladı.

Şunu da hatırlatalım; Bisikletli Çocuk, Cannes’da Jüri Büyük Ödülü’nü Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadolu’da filmiyle paylaştı.

____

Alice

Alice (1988) Neco z Alenky

ek yönetmen Jan Svankmajer’den sürreal bir Alice Harikalar Diyarı’nda uyarlaması. Lewis Caroll’ın aynı isimli romanın serbest bir uyarlaması olan filmde, orijinal hikayeye sadık bir şekilde Alice beyaz tavşanın peşine takılarak başka bir dünyaya geçiş yapıyor.

Alıştığımız Alice hikayesindekinden farklı olan bu dünyada, korkutucu karakter ve yaratıklarla karşılaşıyoruz. Yönetmen Jan Svankmajer, sürreal öğeler kullanarak anlattığı Alice’in fantastik hikayesini bir korku masalına dönüştürüyor.

Yönetmenin, animasyon, gerçek çekimler ve kukla kullanarak farklı teknikleri bir araya getirerek çektiği film görmediğimiz bir Alice hikayesi sunuyor; ve kültler arasındaki yerini alıyor.

____

Zéro de conduite: Jeunes diables au collège

Hal ve Gidiş Sıfır (1933) Zéro de conduite: Jeunes diables au collège

Hal ve Gidiş Sıfır’ın ikinci adı olan ‘Küçük Şeytanlar Okulda’, Carry On (İngiltere’de 1958 ve 1992 yılları arasında çekilmiş 31 filmden oluşan komedi serisi) tarzı, tatlı bir yaramazlık hikâyesini akla getiriyor; ama Jean Vigo’nun klasik kısa filminin şakası yok. Çocukların baskıcı okul kurumuna karşı isyanını anlatan bu öykü, çatıya çıkmış muzaffer küçük şeytanların uçmaya hazırmış gibi göründüğü final sahnesiyle kozmik boyutu pekiştirilen, tam bir gerçeküstücü manifesto.
Bu müthiş film, görecekleri şeye hazır olmayan öğrencileri gafil avlar: çırılçıplaklık, müstehcen ve vücut saplantılı mizah, dine saygısızlık, ısrarcı bir eşcinsel erotizm. Ancak basit ‘gençliğin karşısında otorite’ ikilemini (1968 yapımı serbest yeniden çevrimi lf…’in aksine) kaçınılmaz ve çok aşamalı sapıklık görüşüyle aşar: En eski kafalı öğretmenler bile sapıkça duygular taşır ve içten içe çılgındır.
Cesur kışkırtmalar, içerik kadar, form düzeyinde de kendini gösteriyor: ağır çekim, animasyon ve kamera oyunlarıyla yapılan deneyler olağanüstü ve şaşırtıcı. Vigo, Luis Bunuel ve René Clair’in avangardlığını özümsemiştir ama eşsiz bir estetik form yakalamayı da başarmıştır: mümkün olan her köşe ve boşluktan tuhaf görüntülerin üretildiği klostrofobik bir uzam olan ‘akvaryum çekimi’; işte bir büyü gösterisi olarak sinema.

___

Kırmızı Balon

Kırmızı Balon (1956) Le ballon rouge

Fransız yapımcı Albert Lamorrisse imzalı kısa film Le Ballon Rouge, 1956 yılı Cannes Film Festivali, En İyi Kısa Film dalında Altın Palmiye ödülüne layık görülmüştür. Film, 2. Dünya Savaşı’nın ardından yorgun düşmüş Paris’in tarih kokan ara sokaklarında süzülen eşsiz güzellikteki kırmızı balon ile minik kahramanımız Pascal arasındaki dostluğu gerçekçi ve samimi bir dille, hayatın tekdüzeliğine sızarak aktarmıştır. Yapıt, hikâyenin yansıtılış biçiminin gerçekçiliği ile Akademi tarafından aday gösterildiği En İyi Özgün Senaryo dalında Oscar ödülünü kazanan diyalogsuz ilk filmdir.

_____

400 Darbe

400 Darbe (1959) Les quatre cents coups

Okulu kırmak anlamına gelen 400 Darbe, aile hayatları pek parlak olmayan iki haytanın okulu asarak başladıkları sıra dışı bir macerayı anlatıyor. Fransız sinemasına yeni bir soluk getirmek için kolları sıvayan genç ve çok bilmiş ‘Cahier de Cinema’ tayfasının en cesurlarından olan François Truffaut, 400 Darbe ile sadece biçimsel anlamda değil, içerik olarak da tokat gibi bir filmle çıkagelir ve tüm dünyada ayakta alkışlanır. Yeni Dalga’nın bu en müstesna yapıtıyla, 1959 yılında Cannes’da En İyi Yönetmen ödülü ve New York Film Eleştirmenleri’nden de En İyi Yabancı Film payeleri geliverir. Elbette bu, Fransız sinemasının on yıllarca sürecek temsilciliğini yapma onurunun yanında hiç bir şeydir.

____

Germania anno zero

Germania anno zero (1948)

Edmund, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra harabe olan Almanya’da yaşayan küçük bir çocuktur. Babası yatalak olduğu için, kardeşleriyle beraber eve ekmek getirme görevi ona kalmıştır.

Türlü türlü hileler ve hırsızlıklarla ailesinin karnını doyurmaya çalışan küçük Edmond, günün birinde bir öğretmeni tarafından keşfedilir. Ancak öğretmenin onun beynini yıkayıp, ondan her anlamda faydalanmaktan başka bir amacı yoktur.

___

Unutulmuşlar

Unutulmuşlar (1950) Los olvidados

Dünyanın unutulmuş şehirlerinden Meksika’da geçen film, dönemin Meksika’sını son derece dokunaklı bir şekilde peliküle yansıtıyor. Meksika’nın en yoksul mahallerinden birinde yaşayan bir grup çocuk, doğdukları gün suçla tanışmaktadır. Her biri yaşamak için çalmak ya da çeşitli irili ufaklı suçlara yönelmek zorundadır. Ailelerinin durumları ise çocuklarından farklı değildir. Bu gençlerden biri olan El Jaibo, hapistan kaçar ve dışarıdaki hayata kaldığı yerden devam eder. Jaibo suça başvurmaya devam ederken çevresindekilerin hayatını da onarılması mümkün olamayan hasarlar verecektir. Usta yönetmen Luis Bunuel’in ülkesinden ayrı kalmak zorunda olduğu dönemlerde yaşadığı Meksika’da çektiği ‘Unultulmuşlar’ dönemin sosyal yapısı ve ekonomisinin insanlar üzerindeki etkisini oldukça çarpıcı bir şekilde ele alıyor.

____

Yol Türküsü

Yol Türküsü (1955) Pather Panchali

20. yüzyılın başlarında, Bangladeş’in bir köyünde fakir bir Brahman ailesinin Apu adında bir çocukları olur. Bir şair ve de rahip olan babası ailesini geçindirmeye yatecek kadar para kazanamamaktadır. Kız kardeşi de sürekli olarak komşunun bahçesinden ‘guava’ isimli bir meyve çalmaktadır. Bütün bunlar ve de aileyle birlikte yaşayan yaşlı teyzelerinin bitmez tükenmez dırdırları, annesini zaten zor hayatını iyice güçleştirmektedir.

____

Fanny och Alexander

Fanny ve Alexander (1982) Fanny och Alexander

Kalabalık bir ailenin noel hazırlığıyla başlayan film, ailede ‘kuzen’, ‘yeğen’, ‘kardeş’, ‘torun’, ‘oğul ve kız’ sıfatlarına sahip Fanny ve erkek kardeşi Alexander’ın açısına gelince Bergman’ın ‘kendi çocukluğunu andırıyor.

Hayal gücüne sınır koymayan Alexander, tiyatro sahibi babası ölünce, kardeşi Fanny ile ‘babasızlığa’ alışmaya çalışır.Kurduğu hayalleri ‘gerçekmiş’ gibi yaşayan Alenxander, başta annesi olmak üzere, kendisine yakın olan herkeste altında heyecan yatan kafa karışıklığıyla birlikte, korkuya neden olmaktadır. Dul kalan genç annesi evlenince Alexander, yeni evinin kasvetine ve hiç tanımadığı insanların kurallarına göre yaşamaya alışmaya çalışacaktır. Katı bir adam olan üvey babalarının kontrolü altında hapis hayatı süren Ekdahl Ailesi, aile büyükleri ve dostları müdahale edene kadar zor günler geçireceklerdir. 5 Saatlik bir TV dizisi olarak planlanan sonradan kısaltılarak sinemaya aktarılan Ingmar Bergman’ın bu 3,5 saatlik yapıtı, 84 yılında En İyi Yabancı Film Oscar’ını da evine götürdü.

____

Arı Kovanı'nın Ruhu

Arı Kovanının Ruhu (1973) El espíritu de la colmena

Usta İspanyol yönetmen Victor Erice’nin  bu göz kamaştırıcı ilk uzun metrajlı filmi, 1940’ta, İspanyol İç Savaşı’nın bitiminden hemen sonra, Kastilya Bölgesi’nin kırsalında geçiyor. Küçük Ana, köy sinemasında gösterilen James Whale’in Frankeştayn filminden hem çok etkilenmiş hem de kafası karışmıştır. Ana’nın çokbilmiş ablası Isabel, sinsice canavarın aslında ölmediğini, ruhunun yaşadığını ve gözlerini kaparsa Ana’nın onu çağırabileceğini söyler. Fazla diyalogdan kaçınan bu büyüleyici, kinayeli öykü masumiyet, yanılsamalar ve çocukluk anıları hakkında şiirsel bir seyirlik.

____

Kerkenez

Kerkenez (1969) Kes

İngiltere’nin Oscar’ı olarak adlandırabileceğimiz BAFTA Ödülleri’nden 2 dalda ödül kazanan, ”En İyi Film”, ”En İyi Yönetmen”, ”En İyi Senaryo” gibi dallarda da adaylığı bulunan filmde usta yönetmen Ken Loach’ın sinemasıyla özdeşleşmiş açık ve sade anlatımını görüyoruz. Geleceği ve yaşamı kimse tarafından düşünülmeyen Billy’nin, bu boş vermişlik içerisinde başı bir türlü beladan kurtulmaz. Hayatında bulunan herkesle ve hatta hayatın kendisiyle daha genç yaşında problemi olan Billy aslında bir umut aramaktadır. Bu umut ışığını ise bir gün ağaçta karşılaştığı bir kerkenez yuvasında bulur. Onun için hayat kerkenezi bulması, beslemesi ve eğitmesiyle başlamıştır. Billy rolünde daha 16 yaşındayken izlediğimiz ve bu film ile BAFTA Ödülleri’nde ”Umut Vaat Eden Oyuncu” ödülünü alan David Bradley’nin yer aldığı filmde, Billy aracılığıyla Ken Loach, sınıf farklılıkları ve mekanlar gibi unsurlarla hayatın kendisini izleyicilere sergiliyor.

___

Die Blechtrommel

Teneke Trampet (1979) Die Blechtrommel

Film 1920’li yıllarda Almanların,Polonyalılar ve diğer azınlıklarla birlikte uyum içinde yaşadıkları yoksul kent Danzig ‘de başlar.Annesi ve hangisinin babası olduğunu bilmediği iki erkekle birlikte yaşayan Oskar’a (David Bennent) üç yaşına bastığı doğum gününde teneke bir trampet hediye edilir. Bu andan itibaren çevresinde gözlemlediği erişkinlerin mutsuz ve acınılacak dünyalarına katılmaktansa hep çocuk olarak kalmaya karar verir. Gerçekten de yıllarca fiziksel olarak bir gelişme göstermez. Çevreye karşı tek protestosu büyümeyi reddetmek değildir, aynı zamanda teneke davuluna şiddetle vururken çıkardığı cam eşyaları bile parçalayan tiz çığlığı da 2.Dünya Savaşı yaklaşırken ülkede olup bitenlere duyarsız kalan orta sınıf Alman toplumunu bir yadsıma biçimidir, gitgide çıldıran dünyaya karşı bir protestodur.

_____

Uçurtmayı Vurmasınlar (1989)

Beş yaşındaki bir çocuğun gözüyle kadınlar hapishanesinin ve sevginin öyküsüdür anlatılan. Küçük Barış’ın (Ozan Bilen) bu dört duvar arasında ne suçu vardır ki? Oysa esrardan tutuklanan annesi değil midir? Barış henüz algılayamadığı bir garip dünyanın içinde, her yanı soğuk ve sağır duvarlarla çevrili bir hapishane avlusunda gökyüzünü ve özgürlük uçurtmalarını gözlemektedir. İnci Abla’sı (Nur Sürer), Özgürlüğüne kavuştuktan sonra bir gün uçurtma olup geri döneceğine söz vermemiş midir?

_____

Au revoir les enfants

Elveda Çocuklar (1987) Au revoir les enfants

İkinci Dünya Savaşı sırasında, Fransa’da şehir dışında rahipler tarafından yürütülen bir yatılı okulunda iki küçük çocuk arkadaş olur. Bunlardan biri Fransız Julien Quentin, diğeri ise Almanlardan okul görevlileri tarafından saklanan Yahudi Jean Bonnet’tir. Başlarda birbirine düşman olan bu iki çocuğun zamanla aralarında duygusal bir bağ doğar ve bir sırrı paylaşırlar. Hoşçakalın Çocuklar, bu iki çocuğun ilişkisine tanıklık eden Louis Malle’in perspektifinden yaklaşır.

____

Cennetin Rengi

Cennetin Rengi (1999) Rang-e khoda

Küçük Muhammed, Tahran’daki bir körler okulunda yatılı olarak eğitim görmektedir. Kör olarak doğmuştur ve çevresindeki dünyayı dokunarak ve işiterek anlamaya çalışmaktadır. Okulu yazın tatile girdiğinde babası onu almak ve köyüne götürmek üzere okula gelir. Muhammed’in annesi ölmüştür ve babası yeni bir evlilik planlamaktadır. Özürlü bir çocuğun evlilik planlarını bozacağından endişelenen baba sürekli olarak ondan kurtulmak için çareler arar. Köyde ise Muhammed’i yazı birlikte geçirecekleri sevecen iki kız kardeş ve yaşlı ninesi beklemektedir.

_____

Ponette

Bunları da kaçırmayın:

Boyhood (2014)

Yılbaşı Hikayesi (1983) A Christmas Story

Zazi Metroda (1960) Zazie dans le métro

Ponette (1996)

Naked Childhood (1968) L’enfance nue

Mouchette (1967)

Alice Kentlerde (1974) Alice in den Städten

Yasak Oyunlar (1952) Jeux interdits

Bülbülü Öldürmek (1962) To Kill a Mockingbird

The Long Day Closes (1992)

Köpek Olarak Hayatım (1985) Mitt liv som hund

Besle Kargayı (1976) Cría cuervos

Yorumlar

 

1 Yorum

  1. Bu filmlerin arasına, Les Choristes / Koro filmini de ben ekleyeyim =)

    Reply

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up