Çırak: Yeninin Paranoyası Eskinin Güveni

Eleştiri Manşet

yazar_serkanbastimar

İstanbul Film Festivali kapsamında izlediğim Emre Konuk’un Çırak filmi, sinemamıza yeni bir Zebercet kazandırdı. Ana Yurt Oteli’ni izleyenler bilir, filmin başrolündeki Zebercet karakterinin yalnızlığını. Çırak’taki Alim karakteri ona çok benzese de iki film arasında ve gerçekte geçen zaman nedeniyle Çırak’taki Alim, Zebercet’in alternatif bir versiyonu olmuş.

Çırak, bir paranoyanın, aşk ve sevgi eksikliğinden kaynaklı büyük bir yalnızlığın öyküsünü anlatıyor. Evhamı koyu bir kahve kıvamında olan Alim, duyduklarından epey etkilenen, hastalıktan ve kazadan ölesiye korkan bir tip. Ama korkusu başına yeni belalar da getiriyor.

Film, bir karakter filmi. Eyvallah. Ama bir başka açıdan baktığımızda eskiyle yeninin devir teslim töreni gibi.

Alim, bir terzi çırağı. Eski İstanbul beyefendilerinden, Rum asıllı bir terzinin yanında çocukluktan saçlarının döküldüğü yaşa kadar çalışan Alim, bataklık gibi bir yalnızlık ve hareketsiz bir monotonluk içinde. Yakup Bey ise Alim’e göre çok daha vakur, nezaketli, gemisini terk etmeyen bir kaptan ve güvene önem veren biri. İki karaktere baktığımızda iki İstanbul var karşımızda. Kalabalıklaşan ama yalnız bir şehir, bir de tarihinden devraldığı geleneği koruyan onu edebince yaşatmaya çalışan bir İstanbul. Çırak’ta yeni İstanbul Alim’dir. Alim, beton duvarlar arasında yalnızlıktan kafayı yer, paranoya ile güvensizleşir, aşkın ne olduğunu bile anlamaz, gördüğü ilk ilgiyle mahçup bir özgüven kazanır. Yakup Bey, ise disiplinlidir. Yaşı yetmiş küsürdür ama; işini ihmal etmez. Her gün traşını olup dükkanına gelir. Zengindir, ama eğilmekten utanmaz bir başkasının önünde ölçü alırken.

Film, eski İstanbul’un hüzünlü vedasını, esnafın yok olması ile gösterir. Terzinin karşısına bir AVM açılır, yeni İstanbul artık işgalini bitirmek üzeredir. Kapıya kadar dayanmıştır. Yükselen gökdelenler, eskiye ‘haydi git’ der adeta. ‘Alim’ler çoğalır, ama gerçek âlimler gittikçe azalır. Yakup Bey’in hastalığı eski İstanbul’un son demleri gibidir.

Nihayetinde Yakup Beyler ölecek, eski İstanbullar ‘neredeeee’ diye anılan bir tatlı hatıra olarak kalacak. Yeni ‘Alim’ler ile bu şehir nereye kadar gider bilinmez.

Emre Konuk, -bildiğim kadarıyla ilk uzun metrajı- tertemiz bir filme imza atmış. Hakan Atalay’ın ruhuna ruh kattığı Alim karakteri yeni ve biçimsiz İstanbul’un psikolojisini resmediyor. Festivalin ‘Yeni Türkiye Sineması’ bölümündeki en iyilerden biri diyebilirim.

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up