Bizimle İletişime Geçin

Uncategorized @tr

CEZAYİR SAVAŞI… Ya İstiklal Ya Ölüm!

Yayınlandı

tarihinde

saziye-ayas

CEZAYİR SAVAŞI… Ya İstiklal Ya Ölüm

Cezayir Savaşı 130 yıl süren Fransız sömürgeciliğine karşı 1950 yılında Cezayir Halk Partisi ile başlayan FLN (Ulusal Kurtuluş Cephesi) ile devam eden 1962 ‘ye(bağımsızlığını kazanmasına) kadar süren mücadele dönemidir. Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin (FLN) 1954 ‘de başlattığı ayaklanma yoğun bir tutuklama kampanyasına yol açar ve Fransa dinmeyen ayaklanmaları bastırmak için idama başvurur.  Kahramanımız Ali’ nin filmin başında adi bir suçtan cezaevine girdiğinde gördüğü de bu idamlardan sadece biridir.  Önceden “Yaşasın Cezayir “ diye bile bağırmazken,  Ali’nin FLN ‘e katılmaya karar verdiği dönüm noktası da hapishanedeki bu şahitlik sahnesidir.

Okuma yazması yok. “Meslek; niteliksiz işçi, Boksör şu anda işsiz, 1942 çocuk mahkemesi Yıkıcılıktan 1 yıl ıslahevi, 1944 düzeni bozmaktan 2 yıl, 1949 Tutuklanmaya direnmekten 8 ay hapis cezası almış” diye tanıtılan Ali ile beraber filmin merkezine yerleştirilen patlama sahnesinde 3 Cezayirli profili daha vardır.

Bunlar;

*Küçük ama Fransızların sürekli Cezayirlileri psikolojik olarak çökertmek için sürekli ölenleri yakalananları saydığı hoparlörü çalıp “ Cezayirliler cesur olun” diyecek kadar yürekli bir çocuk…

*FLN li olmayanların evlenemediği bir durumda FLN nin kıydığı ilk nikâhtaki damat…

*Kasbah bombalandıktan sonra misilleme yapmak için çantasında bomba taşıyan bir kadındır.

Ali gibi bir serserinin Cezayir devrimi ile ne işi olabilir ?” diye düşünebilir;  hatta Ali’nin suçlu profilinin devrime savaşa gölge düşürdüğü hissine kapılabilirsiniz. Fakat Cezayir’ i iyi tanıyan kendisi de bir başka Fransız sömürgesinde doğan Fanon’un yazdıklarını okuyunca neden böyle bir karakter seçildiğini daha iyi anlarız. Çünkü..

“Devrime çekincesiz katılacak olanlar asıl olarak köylüler ve lümpen proletaryadır. Devrimin ilk aşamalarında Cezayirli sömürge aydınları ve işçi aristokrasisi bu gruplara kuşkuyla bakarlar. Oysa sömürge sisteminden hiçbir pay almayan, sadece sömürülen ve mülksüzleştirilen köylüler ve lümpenlerin kaybedecek hiçbir şeyleri yoktur.

       Militanlar ve devrimci aydınlar en büyük desteği kırsalda köylüden, şehirde de mülksüzleştirilmiş ve şehre göç etmek zorunda kalmış lümpenlerden (işsizler, hayat kadınları, haytalar, hırsızlar, hatta çocuk suçlular) görürler. Özellikle lümpenler, devrime dâhil edilmezlerse sömürgeci tarafından devrime karşı da kullanılabilirler.”

&

Filmde bir diğer önemli nokta; Fransızların Cezayirliler’e karşı olan tutumudur. Ali kaçarken bir Fransız  ona çelme takar; Ali düşer… Fransız,  Ali’nin neden kimden kaçtığını bilmemektedir, tek bildiği asla onun tarafında olamayacağıdır.  Ali düşünce, adama nefretle bakar ve kafa atar. Ali ‘ nin içindeki şiddet, küçük düştüğünde kendine saygınlığını tekrar kazanmak için ortaya çıkmıştır. Çünkü ancak şiddetle kendini birey olarak hissetmeye başlar.

Fransız’ ın yaptığı bu kadarla bitmez ; polisin vurulduğu sahnede katil genç çocuk gözden kaybolunca; işini yaparken bir yandan da sessiz sakin yemeğini yiyen yaşlı bir amcayı hedef gösterir . Yani Fransız halkı Cezayirli ’ye karşı körleşmiş, hepsini bir saymaya  başlamıştır çoktan .

Battle-of-Algiers

Savaş çocuk- kadın dinlememektedir. Savaş çocuklara acımasız davranıyorsa; onlar da çocuk yaşta kendilerini korumayı öğrenmelidirler. Fransızlar  bir patlamadan sonra bulduğu ilk Cezayirliyi – ki coca cola satan küçük bir çocuktur- linç etmeye başlar. Bu sahne merkeze aldığımız bomba sahnesinde neden Ali ile beraber bir çocuğun da bulunduğunu anlamamıza yardımcı olur.

Örtüyü kaldırmak Fransa için Müslüman toplumu asimile etmek amaçlıdır. Kadını fethetmek Cezayir’i de fethetmek demektir sömürgeci için. Kadınların direnişe katılması ise FLN ‘nin insana ihtiyacı olması ve Fransız askerlerinin yani sömürgeci erkeğin egzotik fantezi dünyasını süslemesinin kullanılmasından kaynaklanmıştır.  Laf atmalar ve ıslıklar arasında beyaz yerleşimcilerin mahallelerinde yürüyen Cezayirli Müslüman kadının aslında kendi mahallesine yürüyen bomba olduğunu anlaması hayli vakitlerini alacaktır Fransızların. Kadınların elde ettiği bu başarılar sayesinde babalar ve kocalar kadını eve kapatamamaya başlarlar çünkü devrim sürerken de kadınlara ihtiyaç duyulur. Bu olaylar Cezayirli kadınların da bacıdan bayana dönüşümünü sağlamıştır. Bunun sonunda da  namus anlayışı kadından ulusa doğru kayar.

*****

Fransız askerleri tarafından bombalanan Ali ile beraber bombalar altında kalan   3 değişik insan profilinin Fransızlar için hiçbir farkı yoktur. Sadece yok edilmesi gereken tehditlerdir.

   Fransız’la, Cezayirli ‘nin hayatı bir değildir; birincisinin ölümü büyük bir dram, kayıp ve tehditken, ikincisinin ölümü yok hükmündedir. Sömürgeci, sömürgeleştirilmişi hayvan gibi görür ve onu “sürü”, “hayvan kokusu”, “arı gibi üşüşmek” veya “karınca ordusu” gibi zoolojik terimlerle algılar, ifade eder.(Yeryüzünün Lanetlileri 48).

Filmde de komutan Cezayirlileri parazit olarak anlatmış, başını kesmeden ondan kurtulamayacaklarını söylemiştir. Ama unuttuğu şey bağımsızlık mücadelesinin nefis denen şeytanla ilgisi olmadığıdır. “Lideri yakalasalar bile bir Ali çıkar!” mesajı inceliklidir.  Yine de film Cezayir ‘in bağımsızlığını Fransız solculara bağlayarak, Fransız solunun Cezayirlilere istikalali hediye ettiğini ima ederek bitirir.  Üstün ırk Fransızlar el atmasa, Cezayirliler özgürlüğe /istiklale kavuşamayacaklardı havası oluşturulur.

&

Cezayirliler için Fransız’ın durumu “Sömürgecinin yönettiği dünya karşısında sömürge halkı suçsuzluğu kanıtlanana kadar her zaman suçludur.” (Yeryüzünün Lanetlileri: syf 58) sözü ile özetlenebilir. Ambulansın içinden bir doktorun atıldığı sahnede insan “Bu kadar da olur mu?” demekten kendini alamaz. Ama Cezayirli, sömürgecinin hastanesine ve doktorun “ zarar vermeyeceksin “ yeminine güvenmemektedir.

Bir gazetecinin “Kadınların çantalarını bombaları saklamak için kullanmanız doğru mu?” sorusuna “ Bize bombardıman uçaklarını verin, çantalar sizin olsun” cevabı verildiğinde yeterince hissettirilmeyen Fransız kuvvetlerinin kent dışındaki eylemlerinin altı çizilir.

İtalyan yönetmen Gillo Pontecervo’ nun Cezayir Savaşı eleştirel tutum elden bırakılmadan izlenilmesi gereken bir film olsa da birçok hak arayan filme esin kaynağı olmuştur. Fransız politikalarını eleştiren La Haine (Protesto) nun günü saat saat vermesi, Güneşe Yolculuk filmindeki Mehmet ‘in Cezayir Savaşındaki gibi saçının rengini değiştirmesi ilk bakışta benim dikkatimi çeken bazı ortak özellikler. Daha doğrusu her saatini tedirgin geçirmek, kendi yaratılışını değiştirmeye çalışmak ezilen halkların belirgin özelliği ve ezilen – ezen karşıtlığı bitmedikçe bu tür filmler çekilmeye devam edecek maalesef.

twitter.com/muzminogrenci

Kaynaklar;  Fanon ,Fratz  “ Yeryüzünün Lanetlileri”/ Ünlü, Barış “Frantz Fanon: Ezilenlerin ve Mülksüzlerin Düşünürü”

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Festivaller

Carlos Reygadas “9. Boğaziçi Film Festivali” İçin İstanbul’a Geliyor

Yönetmene Onur Ödül’ü takdim edilecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

9. Boğaziçi Film Festivali’nde dağıtılacak Onur Ödülleri’nden biri de Meksikalı yönetmen Carlos Reygadas’a takdim edilecek.

23 Ekim’de başlayacak ve 30 Ekim’e kadar devam edecek olan 9. Boğaziçi Film Festivali, Meksikalı yönetmen Carlos Reygadas’ı sinemaseverlerle bir araya getiriyor. 2002 yılında çektiği ilk uzun metraj filmi “Japón” ile   Cannes Film Festival’inde “Caméra d’Or Ödülü” kazanan yönetmene festivalin kapanış gecesinde Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı Yönetim Kurulu ve Festival Başkanı Ogün Şanlıer tarafından “Onur Ödülü” takdim edilecek. Bosphorus Film Lab kapsamında 29 Ekim Cuma günü düzenlenecek masterclass ile sinemaseverlerle de buluşacak olan yönetmen, deneyimlerini aktaracak. Atlas 1948 Sineması’nda gerçekleşecek olan etkinlik saat 18:30’da başlayacak.

Carlos Reygadas, Meksika ve Londra’da hukuk okuduktan sonra 1998 yılında kısa filmler çekmeye başladı. İlk uzun metrajlı filmi Japón ile 2002’de Cannes Film Festival’inden “Caméra d’Or Ödülü” kazanan Reygadas’ın, 2005’te tamamladığı “Battle in Heaven” İngiliz Film Enstitüsü tarafından on yılın en iyi filmlerinden biri seçildi ve Reygadas’ı “Meksika sinemasının tek kişilik üçüncü dalgası” olarak nitelendirdi. “Silent Light” filmi ile dünya prömiyerini gerçekleştirdiği Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü, “Post Tenebras Lux” ile En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazandı. 2018 yılında yönettiği son filmi “Our Time” ile Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışan Carlos Reygadas’ın masterclass etkinliğine katılım için başvurular www.bogazicifilmfestivali.com adresindeki kayıt formu doldurularak gerçekleştirilebilir.

Okumaya Devam Et

Etkinlikler

İlker Çatak’ın Ödüllü Filmi “Söz Senettir” 14 Eylül’de Bahçe Sineması’nda

KüçükÇiftlik Film kulübü sunar!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

KüçükÇiftlik Park, her hafta Salı akşamı püfür püfür bahçe ortamında sinemanın en beğenilen filmleriyle sinemaseverleri buluşturmaya devam ediyor. URU organizasyonu ve Türk Tuborg A.Ş.’nin katkılarıyla gerçekleştirilen KüçükÇiftlik Film Kulübü Sunar: Bahçe Sineması, 14 Eylül Salı akşamı Almanya’dan sonra Türkiye’de ilk kez ve sadece bir kereye özel olarak gösterilecek “Söz Senettir” filmine ev sahipliği yapacak. İlker Çatak’ın, festivallerden ödüllerle dönen ikinci uzun metraj filmi “Söz Senettir”, muzip, yalın ve olgun sinema diliyle dikkat çekerken izleyicilerin ilişkilere ve kimliklere dair pek çok algısını sarsıyor. Sinemaseverler filmden hemen önce ve sonra ise Türk DJ ve prodüktör ikilisi Schnell Schnell ile açık havanın keyfini müzik eşliğinde de çıkaracaklar.

KüçükÇiftlik Film Kulübü Sunar: Bahçe Sineması, 14 Eylül Salı akşamı İlker Çatak’ın yönetmen koltuğunda oturduğu ve 3 gencin, izleyiciyi sarsan ilişki döngüsüne yer veren “Söz Senettir” filmini sinemaseverlere sunacak. 2020 Bavyera Film Ödülleri’nde En İyi Kadın Oyuncu, 2019 Münih Film Festivali’nde ise En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Senaryo ödüllerini alan Almanya-Fransa ortak yapımı “Söz Senettir”, Türkiye’de ilk kez ve sadece Bahçe Sineması’nda gösterilecek.

Kadının pilot, erkeğin müzisyen olduğu bir çift… Marion ve Raphael Almanya’dan uçağa atlayıp yaz tatili için Türkiye’ye geliyorlar ve yolları jigololuk yapan genç Baran’la kesişiyor. Bundan sonra ilişki üç kişilik bir oyuna dönüşüyor. Avrupa’ya gitmeyi kafasına koymuş Baran, Marion’a evlenme teklif ediyor. Hayatını her zaman kontrol altında tutmayı başarmış ama kanser olduğunu öğrendikten sonra her şeyi yeniden gözden geçirmeye başlayan Marion ise ilk defa bir yabancının müdahalesine izin veriyor ve Baran’ın teklifini kabul ediyor. Kâğıt üstünde tanıdık gelebilecek bu anlaşmalı evlilik öyküsü, Bir Zamanlar Kızılderili Ülkesinde filmini Kino 2018’de izlediğimiz İlker Çatak’ın elinde, neşesi de eksik olmayan, toplumsal cinsiyet rolleri ve tekeşli ilişkilerin çizdiği çemberleri sürekli esneten, muzip ve dinamik bir romantik drama dönüşüyor. “Söz Senettir”, ilişkilere ve kimliklere dair pek çok algımızı sarsabilecek katışıksız bir enerjiyi dokusuna katıyor.

KüçükÇiftlik Film Kulübü Sunar: Bahçe Sineması kapsamında film gösterimlerinin yanı sıra film konseptine uygun DJ performansından mini konserlere kadar farklı içerikler de yer alıyor. 14 Eylül Salı akşamı sinemaseverler çimenlerde oturup müziğin keyfini çıkartmaya Türk DJ ve prodüktör ikilisi Schnell Schnell ile başlayacak. Hem filmden önce hem de filmden sonra DJ kabininde yer alacak olan Doğu Civicik ve Ozan Korkmaz ikilisi, kolektif olarak aktif ve en üst düzeyde elektronik müzik yaratmaya çalışırken 2016 yılında müzikal kariyerlerini birleştirerek geleceklerini yeniden yazdılar ve Schnell Schnell doğdu. Farklı janralarda yaptıkları işbirlikleri, yerli ve yabancı bir çok önemli sanatçı ile yer aldıkları sahneler ve düzenli olarak 2017 yılından beri Radio FG 93.8’de yayınladıkları  Schnell Schnell Radio Show ile seslerini duyuruyorlar. Ürettikleri ve remix’ledikleri parçalar, Vesvese Records (TR), Eskimo Recordings (BE) ve Ostra Discos (POR) gibi plak şirketleri aracılığıyla yayınlandı. 2020 yılında kendi plak şirketleri SCHNLL’yi kurdular ve ilk albümleri “The Grit”i yayınladılar.

Kapı açılış saati 18.30, film başlama saati ise 21.00 olan etkinliklerin biletleri online olarak Biletix’ten temin edilebiliyor.

Tüm Hijyen Önlemleri Alındı

Pandeminin başından itibaren aldığı koronavirüs tedbirlerini hassasiyetle uygulamaya devam eden KüçükÇiftlik Park, sinema tutkunlarını pandemi şartlarına uygun olarak sınırlı sayıda kapasiteyle ağırlıyor. Online biletleme sisteminin kullanıldığı ve HES kodu zorunluluğunun olduğu etkinliklerde misafirlerin ateş ölçümü sağlık görevlileri tarafından yapılırken, ortak alanların hijyeni en üst düzeyde sağlanıyor. Misafirler KüçükÇiftlik Park’a 6 Eylül itibarıyla hayata geçen yönetmelik gereği PCR testi veya aşı kartı ibrazıyla giriş yapılabilecek.  

Okumaya Devam Et

Türkiye

Cengiz Bozkurt “Kim Bu Aile?” İçin Tam Formunda

Kim Bu Aile? setinden yeni fotoğraf yayınlandı.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Başrolünde Cengiz Bozkurt’la birlikte Nurgül Yeşilçay, Onur Buldu ve Ferit Aktuğ’un yer aldığı “Kim Bu Aile?” filminin setinden yeni fotoğraf yayınlandı.

Yapımını CJ ENM Türkiye’nin üstlendiği Kim Bu Aile?, sinema salonlarını kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Çekimleri geçtiğimiz günlerde İstanbul’da başlayan Kim Bu Aile? filmi, eğlenceli hikayesi ile olduğu kadar aksiyon sahneleriyle de iddialı olacak.

Yönetmenliğini Bedran Güzel’in yaptığı filmin başrol oyuncularından Cengiz Bozkurt, önceki gün setten yaptığı paylaşımla sosyal medyayı salladı. Tam teçhizatlı vaziyette poz veren usta oyuncu, paylaşımına “Aksiyona başladık” notunu ekledi.

Zengin oyuncu kadrosuyla dikkat çeken filmin başrollerinde Cengiz Bozkurt’la birlikte Nurgül Yeşilçay, Onur Buldu ve Ferit Aktuğ yer alıyor.

Aksiyon ve komediyi bir araya getiren renkli hikayesi, yıldızlarla dolu oyuncu kadrosu ve zengin prodüksiyonu ile son zamanların en çok konuşulacak filmlerinden biri olacak Kim Bu Aile?, sinema salonunda eğlenceli vakit geçirmeyi özleyen seyirciyi fazlasıyla memnun edecek.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler