Bizimle İletişime Geçin

Manşet

Cemal Hünal: “Yılda 36 Bölüm Çekerek Dizileri Mahvediyoruz”

Oyuncu Cemal Hünal’la filmin basın gösterimi ve doğum günü kutlamasının ardından bir sohbet gerçekleştirdik.

Yayınlandı

tarihinde

cemal-hunal (3)

Röportaj: Rukiye Saraç

Fotoğraflar: Bahadır Uşun

Issız Adam, Ulak, Romantik Komedi filmleriyle tanınan, yeni filmi Günce’de diğer karakterlerinden bambaşka bir karaktere hayat veren oyuncu Cemal Hünal’la filmin basın gösterimi ve doğum günü kutlamasının ardından bir sohbet gerçekleştirdik. Bu yoğunlukta vakit ayırdığı için teşekkürler, filmi için tekrar başarılar ve mutlu yaşlar Cemal Hünal’a!

Filmden bahsedelim mi? Taze taze, yeni de çıkmışken basın gösteriminden. Siz de ilk defa izlediniz sanırım tamamını?

Evet, ben de ilk defa basın gösteriminde izlemiş oldum.

 Diğer oynadığınız rollerden farklı bir rol olmuş bu. Biraz anlatır mısınız?

Filmde bir radyocuyu canlandırıyorum. Eşi ve yeni doğmuş çocuğuyla o da yeniden doğuyor. Eşinin ölümüyle kızıyla kalıyor ve baba kız bir yaşam sürerlerken işler adamın beklemediği gibi gelişiyor.

Filmde partneriniz bir çocuk, Nisa Melis Telli. Çok da başarılı. Çocuk oyuncuyla çalışmak zor oldu mu?

Çok kolaydı. Ne yaptığını bildiğini zanneden bir büyükle çalışmaktan çok daha kolay. Nisa da çok yetenekli bir çocuk zaten.

İnsanlar sizi Issız Adam’la tanıdı ve Issız Adam olarak biliyor ama arka planda İskoçya’da, Amerika’da eğitim almış bir oyuncusunuz. Disiplin sorunlarınız yüzünden göndermiş aileniz sizi yurtdışına.

 Evet, disiplin sorunlarım yüzünden beni yurtdışına gönderdiler ve disiplin sorunlarımın devamı yüzünden okuduğum her okuldan atılmaya devam ettim.

Oyunculuğa nasıl yöneldiniz peki?

Oyunculuk zaten okuyordum ama ben  önce yazar, sonra yönetmen olmak istiyordum. Yazıyordum da zaten. Hala da yazıyorum. Ama yazmaya mesai ayırmak yazar olmak demek değil. O ayrı bir vasıf zaten. Tabii bütün bu eğitimin içinde oyunculuk eğitiminin çok önemli bir yeri vardı. Aynı zamanda benim için oyunculuk eğitimimi eğlenceli bir platform olarak kullanmam için çok fazla da fırsatım vardı. Ben bu fırsatların suyunu çıkardım bu süre boyunca. Netice itibariyle hayat geldi, beni buldu, bu yöne itiverdi.

[bilgi] Yaptığım her şey faydalı olmayabilir ama hiç boşa vakit geçirmedim.[/bilgi]

Ekonomik durumunuz daha az iyi olsaydı, yurtdışında eğitim alabilecek durumda olmasaydınız  da oyunculuğa yönelir miydiniz? Cesaret edebilir myidiniz o zaman?

Dediğim gibi, oyunculuğa yönelmedim aslında. Ama okuduğum konularda bir değişiklik olmazdı sanırım. Okuldayken zaten çok varlıklı bir yaşam sürmedim. Allah razı olsun, annem babam okulumu ödediler.  Ama kiram olsun, yediğim içtiğim olsun, her şey için çalışmak zorundaydım. Çocuk bakıcılığından, bulaşıkçılıktan, özel güvenlikten, aşçılığa kadar elimin gittiği her işi yaptım. Ve sürekli. Hiç boşa vakit geçirmedim. Yaptığım her şey faydalı olmayabilir ama hiç boşa vakit geçirmedim.

cemal-hunal (8)

Mutlaka bir faydası olmuştur, en azından size.

Evet, bana epey faydası oldu.

Siz de eşiniz de tam birer hayvanseversiniz. Dizilere, filmlere eğitimli atlar veriyorsunuz. Peki, hayvanlarla alakalı bir projeniz var mı? Hayvan hakları, yardım, dernek vs. gibi?

Hayvan haklarıyla alakalı genel olarak yaptıkları faaliyetlere beni çağırıyorlar. Ben katkım olabilen yerlere gidiyorum. Ama kendime bir aktivist demiyorum, onlar sürekli olarak ciddi sorumluluklar alıp, böyle şeyleri takip edip, organize ediyorlar. Ben o arkadaşlar kadar sorumlu değilim. Ama tabii, bana sorarsan da, bir ünlü olmanın vasfını en iyi değerlendirebileceğim platformları genellikle seçiyorum. Madem insanlara ulaşabiliyorum; sesimi daha faydalı şekilde, daha iyi ya da önemli olduğunu düşündüğüm mesajları iletmek için kullanmayı tercih etmeye çalışıyorum genellikle. Yürüyüşler, yayınlar, bunlar oldukça gitmeye çalışıyorum.

[bilgi]Konuşamayacağım kadar yüksek müzik çalan yerlerde olmak bana son derece anlamsızca geliyor.[/bilgi]

Şehir hayatını çok sevmediğinizi söylüyorsunuz. Peki, nerede, nasıl bir yaşam sürdürüyorsunuz? ‘Şehir insanları’nın yaptıklarından farklı siz neler yapmayı tercih ediyorsunuz, ne kadar uzak kalabiliyorsunuz bu şehir hayatından?

Aslında benim de bir şehir hayatım var neticede, ister istemez. Şehirde yaşıyorum bir kere. Fakat daha çok çiftlikte vakit geçiriyorum. Dışarı çıkmayı çok sevmiyorum. Kalabalıkları çok sevmiyorum. Konuşamayacağım kadar yüksek müzik çalan yerlerde olmak bana son derece anlamsızca geliyor, mesela.

Yaptığınız sporlar; ata binmek, ok atmak vs. tarihi sporlar diyebiliriz. Aynı zamanda kılıç, ok, yay, cirit koleksiyonunuz da var. Nereden geliyor bu merak? Sadece hayvanları sevmek olmasa gerek, tarihe de ayrıca bir ilginiz var mı?

Tarihe her zaman çok büyük bir ilgim oldu benim. Özellikle Ortaçağ Tarihi, Osmanlı Tarihi, Ortaçağ Avrupa Tarihi, genel olarak dünyadaki keşifler tarihi… Çok farklı dönemlere çok ilgi duydum. Bir süre Antik Yunan Tarihi’ni çok ciddi çalışmıştım. Netice itibariyle bir medeniyet beşiğiydi orası.

Eğitimini aldınız mı peki?

Üniversite okurken seçmeli dersler arasında Tarih, Amerikan Tarihi falan almıştım. Ama adamlar 150 senelik tarihlerini 1000 senelik gibi okuttukları için, o da çok enteresan değildi.

Oynadığınız rollerin çoğunda da ata binmeniz gerekiyordu. ( Ulak, Asi, Kış Masalı, Bir Zamanlar Osmanlı) Sizi biraz da bunun için tercih etmiş olabilirler mi, yoksa tesadüfi mi?

Yok, genelde, “Aa Cemal gelmiş sete, hazır at biniyor. At getirelim bir tane, bizde de binsin.” diyorlar. Biz de hiçbir şeyde o kadar planlı, nizami çalışmıyoruz bildiğiniz gibi. Planlı, oturalım, yazalım çizelim, böyle olamıyor. Bir senaryoyu bile doğru düzgün yazacak vakti ayırmadığımız bir sektörde kimsenin de oturup düzgünce bunu planladığını sanmıyorum.

cemal-hunal (5)

Bunların dışındaki rollerde de özellikle Issız Adam’la birlikte modern, bağlanmaktan korkan, yalnızlığı seven, ilişkilerde zorlanan karakterleri oynadınız. Nedir günümüz ilişkilerine bakışınız? Şu an ikinci evliliğinizi yaşıyorsunuz. Peki, bir insan ne zaman anlıyor o evliliğin ya da ilişkinin bittiğini? Bir gün uyandığında ‘bu iş bitmiş’ demiyor herhalde.

Sanırım o da kendi içinde bir direniş hikâyesi. Ama bireyden bireye çok fazla değişiyor. Herkes adına çok fazla bir şey söyleyebileceğimi sanmıyorum. Netice itibariyle bir beraberliği hayatta ve ayakta tutmak hiç kolay bir şey değil. Sadece sevgi yeterli olamayabiliyor. Keşke yeterli olabilse.

Aldatma, güvensizlik mi günümüzün ilişki sorunu sizce yoksa insanların bir şeyleri çabuk tüketmesi mi? Nasıl olsa alternatifi var, o olmazsa başkası olur diye düşünülüyor günümüzde.

Tabi ki. Kapitalist sistem bizi artık tamamen tüketiciye çevirdi. Üretmeyin, evde oturun, tüketin. Biz sizin için üretiriz. Siz kredi kartı borçlarınızı ödeyin. Siz ofislerde oturun, akşama kadar çalışın, alışverişinizi internetten yapın, biz evinize göndeririz. Siz tüketin, paraları harcayın. Sonra bizim kredimiz var, biz size onu taksit taksit, burnunuzdan getire getire ödeteceğiz. Tabii ki, bu da ilişkileri etkiliyor haliyle. Çünkü insanlar, dikkatlerini dağıtıp kendilerini oyalayabilecekleri o kadar çok şey buldular ki hayatta şimdi. Değer yargılarımız tamamen sapmış vaziyette.

Eşinizin de oyunculuk yapıyor olması ilişkiniz, aileniz için bir avantaj mı? Bu sektör için konuşursak; başka sektörden birinin sizi ve yaptığınız işi anlaması sorun yaratabilirdi belki.

Benim eşimle yaratmazdı en azından. Çünkü farklı bir dünya görüşü olan, bir kadın olarak kendi özgürlüklerini, kendi kariyerini kurmaya karar vermiş olan, kendi çizgisini çizen bir insan. Dolayısıyla, karşıdaki insandan bu tip özgürlükleri talep ettiği zaman karşıdaki insana da aynı özgürlükleri veriyor. Bizim birbirimizi çok iyi anladığımız, sağlıklı bir iletişimimiz olduğu, dertlerimizi açıkça paylaşabildiğimiz, genel olarak iyi bir farkındalık içinde olduğumuz bir evliliğimiz var.

cemal-hunal (2)

Sinemada, TV dizilerinde ve tiyatroda oyunculuk yapıyorsunuz. Bir ayrımdan söz edebilir miyiz; sinema oyunculuğu, tiyatro oyunculuğu ya da TV oyunculuğu diye?

Çok farklı şeyler. Kesinlikle bir ayrım var. Çok çok farklı şeyler. Bir kere bir sahnede olduğunuz zaman en arkadaki seyirciye de ulaşabilecek, farklı bir vücut lisanında, farklı bir telaffuzda, farklı bir üslupta oynamanız lazım. Bir oyunu iki saat boyunca ayakta tutabilmeniz, seyircinin nabzına göre, karşıdaki oyuncunun temposuna ve o günkü ruh haline göre bir şekilde o uyumu her seferinde seyircinin karşısında baştan pişirip sonuna kadar hazırlayıp, yenilebilir, tüketilebilir, seyircinin beraberinde alıp götürebileceği bir formata getirmeniz lazım. Bunları da canlı olarak yapmanız lazım. Dolayısıyla çok farklı bir farkındalık gerektiriyor. Sinemada bunu çok parçalayarak çalışıyoruz ve tiyatrodaki gösterdiğimiz büyük tepkileri gösterdiğimiz zaman kocaman kafalar, kocaman göz hareketleriyle beraber çok başka türlü duruyor. Orada metot oyunculuğu devreye giriyor. Genel olarak duygular ve duyguları daha net belirleyip hedeflerin adlarını daha net koymamız gerekiyor ki karşı tarafa daha net geçebilsin. Televizyonda da tabakhaneye b*k yetiştiriyoruz.

Birbirlerini besliyor mu peki bunlar? Yani TV’de sürelerinden dolayı sinema filmi çekiyor gibisiniz bir haftada. Sinema ve televizyondaki oyunculuğunuz birbirini besliyor mu?

Genel olarak televizyonda oynamak durumunda kaldığımız metin zaten yetiştirilmiş bir metin oluyor. Bir senaryonun oynanabilir, uygulanabilir, yapılabilir, çekilebilir, seyredilebilir olması için bir edebi eser niteliğinde olması lazım. Bu da, 80 sayfa, oturup da bir haftada yazılabilecek bir şey değil aslında.

TV dizilerinin sürelerinin kısalması konuşuluyor ama oyuncuların bunu “daha az para alacağız” diyerek kabul etmediklerini söylüyor yapımcılar. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bakın, ben şöyle söyleyeyim; mesai olarak daha çok çalışabilirim. Ama bir senede bir diziye 36 bölüm çektiğiniz zaman, o işin temelinde olan güzel bir şey olsa bile onu mahvediyorsunuz. Dejenere etmek zorundasınız. Ne kadar bir şey anlatabilirsiniz ki? Oyuncu ya da o yazar ne kadar bir şey çıkartabilir? Dizilerin başarısından bahsediyoruz ya da piyasanın ihtiyacından. Diziler çok daha başarılı olabilir. Amerikalılar ne yapıyorlar mesela? Dünyanın en iyi dizilerini yapan adamlar. Yaptıkları şey şu: çok iyi bir yapı oluşturuyorlar, çok iyi bir hikâye oluşturuyorlar, bunun başını sonunu biliyorlar, ona göre oyuncularla çalışıyorlar, oyuncuları set için doğru hazırlıyorlar ve diyorlar ki “Bu sene 10 bölüm çekiyoruz ya da 20 bölüm çekiyoruz.” Genel olarak zaten en çok tutan diziler sezonluk olarak 10-15 bölüm giden diziler oluyor. Bütün sene 36 bölüm satacağına 10 bölümü on kere satabiliyorsun zaten. Çok basit bir örnek vereyim size; Taht Oyunları (Game of Thrones). Birinci sezonu hala televizyonda yayınlanıyor, millet böyle oltada ton balığı çeker gibi 4.bölümü tırnaklarıyla kazıyor. Diziyi zaten seyretmiş insanlar bildikleri hikâyenin kitabını okumaya başladılar. Neden? İyi yazılmış çünkü. Dolayısıyla bir şeyi iyi yaptığınız zaman daha nitelikli bir ürünü, dört köşesi belli olan bir ürünü, elle tutulabilir bir ürünü daha fazla satabiliyorsunuz.

Amerika’da TV oyuncuları ve sinema oyuncuları ayrı gibi. Mesela film yıldızlarını sadece filmlerde görürüz, çoğunu. Televizyon dizisi pek yapmıyorlar. TV’nin kendi starları oluştu sanki Hollywood’ta.

O biraz değişti. Son yıllarda televizyon sektöründeki bazı değişiklikler ve televizyon sektörünün daha nitelikli diziler yapma arayışından çıktı bu ortaya. Baktılar, hesap kitap yaptılar ve dediler ki: “Evet, biz dizileri de bütün dünyaya satabiliyoruz.” Böylelikle televizyonun da kendi starları ortaya çıkmaya başladı. Benim orada yaşadığım dönem içerisinde sinema ve televizyon çok ayrıydı. Televizyon bugünkü kadar güçlü değildi. Ve Amerika’da televizyon gerçekten çok kötüydü. Günün yarısı zaten banka soymuş kaçan birini takip eden polis arabalarını gösteriyor. Diğer yarısı berbat haberler. Amerikalılar’ın haber anlayışı da berbat. Günün kalanı da televizyon mahkemeleri. Tuhaf bir toplum.

Tiyatro projeniz var mı yakın zamanda?

Geçtiğimiz sene John Osborne’ün Öfke Oyunu’nu hayata geçirdik. 15 oyun oynayabildik ama acemi bir organizasyon vardı dolayısıyla çok fazla yol alamadı o oyun. Ama ben yine oynamış olduğumdan çok mutluyum. Lale’yle (Lale Cangal) beraber çalıştık, çok iyi bir tecrübeydi. Bu sene yoğun bir talep üzerine Onur Şenay ve Tiyatro Şenay’la yaptığımız Aşk Kokusu’nu tekrar sahneye koyuyoruz. Bugüne kadar Biletix’in yaptığı en büyük satışlarmış onlar.

Yani bu sezonda da sahnede göreceğiz sizi?

Bu sezon da Aşk Kokusu’yla devam edeceğiz. Belki sezon ortasında yeni bir oyunla da ortaya çıkabiliriz.

Bundan sonraki projeleriniz nelerdir? Kamera arkasına geçme düşünceniz var mı?

Bir an evvel!

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Günün Haberi

Şairlerin Hayatını Beyaz Perdeye Taşıyan Filmler

Şairleri anlatan şiir gibi filmler…

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Sabah Yıldızı: Sabahattin Ali (2012)

Filmde Sabahattin Ali’nin edebiyatçı kimliğinin yanı sıra sevdaları, fikir dünyası ve onu faili meçhule götüren dönemin sosyo-politik dinamikleri de ele alınıyor.

Sylvia (2003) IMDb 6,3

Yıl 1956, İngiltere. İleride tanınan bir şair ve yazar olarak ün salacak olan Sylvia Plath, şair Ted Hughes ile tanışır. Cambridge’de şairin dizelerinden yansıyan zekasından etkilenip henüz tanışmadan önce aşık olmuştur ona. Ted de tanıştıkları zaman aşık olur. Evlenirler. Sylvia çok geçmeden kocasının dizelerine, kalemine, yakışıklılığı ile birleşen başarısına vurulan, etkisi altında kalan başka kadınların da varlığının farkına varır. Bir zaman sonra Sylvia, kocasının profesyonelliğinin gölgesinde var olma çatışmasına düşer. Yazma kariyerindeki ilerleyişi Ted’inki kadar doğal ve içgüdüsel gelişememektedir. Acı ve öfke duyguları arasında yazdığı yarı otobiyografik bir roman ve az sayıda şiirleri ile kariyerine imzasını atmıştır.

Kelebeğin Rüyası (2013) IMDb 7,8

Zonguldak’ta yaşayan, iki genç şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu, yeni yeni modernleşen bu madenci kentinde memuriyet hayatlarını sürdürürken, bir yandan da sanatla, edebiyatla ve en çok da şiirle iç içe yaşamaktadırlar. Ayakları üzerine yeni kalkan genç Cumhuriyet, bir yandan modernleşme çabasındayken, aynı yıllarda Avrupa’da da çetin bir savaş yaşanmaktadır. Belediye Başkanı’nın kızı Suzan’ın Zonguldak’a geri gelmesiyle Rüştü ve Muzaffer’in şiire olan inancı daha da artar. Henüz lise öğrencisi olan Suzan, çevrenin istememesine rağmen iki gençle yakın arkadaş olur. Fakat 1940’lı yılların vebası olan verem, iki genç insanın da sağlığını git gide tehdit etmektedir. Rüştü ve Muzaffer’in hem kendi gelecekleri, hem de dünyanın gidişatı hayra alamet değildir.

Parlak Yıldız (2009) IMDb 6,9

Filmde şair Keats’ın yaşamına dokunuyoruz. Yıl 1818 ve Londra dışında eşsiz doğa manzaralı bir yerdeyiz. O vakitler henüz yirmi üç yaşında olan şair, genç komşusu Fanny Brawne ile gizli bir ilişki sürdürmektedir. Aralarındaki aşk giderek kök salıp güçlenirken üstesinden gelinmesi gereken engeller ile karşı karşıdırlar. Öncelikle Fanny’nin annesi bu engellerden biridir. Öte yandan Keats’in bir hastalığı vardır. Buna bir de Keats’in en yakın arkadaşı Brown eklenince işler iyice zorlaşır. 

Mavi Gözlü Dev (2007) IMDb 6,7

 Komünizm propagandası nedeni ile mahkum edilen Nazım, içeride kulaktan kulağa büyüyen haklı bir üne kavuşur. Dil yeteneği ve muhteşem şiirleri sayesinde yavaş yavaş bir efsane haline dönüşür. Çevresinde şiirinden, ressamlığından feyz alarak genişleyen bir devrimci ve sanatçı arkadaş grubu oluşurken Nazım Hikmet’in aklında olan tek şey çok sevdiği eşi Piraye’dir.

Lope (2010) IMDb 6,0

Trajedi ve komediyi harmanlayarak İspanyol sinemasında yeni bir devir başlatan, Lope de Vega’nın hayatını konu alan bir film.

Tutkunun Şairleri (1995) IMDb 6,6

Fransız şairler Arthur Rimbaud ve Paul Verlaine’nin hayatından kesitler sunan, 1995 yapımı biyografik filmde iki şairin hayatından kesitler sunuluyor. Paul Verlaine evlidir fakat karısının kendi şair ruhundan anlamadığını düşünür. O sıralarda evinden kaçarak şehre gelen, kendisine önceden şiirlerini yollayarak zekasına hayran bırakan genç ve idealist Rimbaud’u evinde ağırlar. Rimbaud’un haşarı ve rahatsız edici tavırları ev sakinleri tarafından hoş karşılanmaz fakat bu durum Verlaine için geçerli değildir. Rimbaud’un gizemine kapılan Verlaine için Rimbaud devri başlar. Aynı dili konuşan bu iki insanın arasındaki ilişki sadece şair iki arkadaş ilişkisi olmaktan çıkacak ve tüm hayatlarını değiştirecek bir yol izleyecektir.

Postacı (1994) IMDb 7,7

Sıradan bir İtalyan postacı, ünlü bir şairin mektuplarını taşırken şiir sevmeyi öğrenir. Bu durumu Beatrice adındaki güzeli etkilemek için kullanacaktır. Mektupların sahibi Pablo Neruda’dır. Onun gönderilerinden sorumlu postacı Mario, kısa sürede kendisi ile bir bağ kurar. Ondan aldığı destekle Mario, kendi içindeki cevheri açığa çıkartmayı öğrenir. Ardından da aşka davet zamanı gelir. 

Sayat Nova (1969) IMDb 7,7

Ermeni ozan Sayat Nova’nın hayatını ele alan film, sanatçının ünlü şiirleri eşliğinde Nova’nın yaşamının önemli dönüm noktalarını işliyor. Sofiko Chiaureli’nin altı farklı rolde izleyici karşısına çıktığı filmde Nova’nın bilinmeyen, gölgede kalmış eserleri de ölümsüzleşiyor. 

Howl (2010) IMDb 6,7

1957 yılının San Francisco’sunda genç şair Allen Ginsberg, yıllar boyunca en fazla okunan ve tartışılan şiire imza atar: Howl .Filmde tıpkı bu performatif şiir gibi üç parçadan oluşur: Allen Ginsberg’in gençlik dönemlerinden kesitler, şairin kendi sesi ile bir araya gelir. Howl şiirini Chicago davası’nda okuyan Ginsberg’e tepkiler bir diğer bölümü oluşturur.

BONUS

Yedi Güzel Adam

Hikayesi 1950 ve 1970’li yılların Kahramanmaraş’ında geçen dizi; yakın edebiyat tarihimize damgasını vuran şairlerimiz Erdem Beyazıt, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Nuri Pakdil, Ali Kutlay, Akif İnan ve Alaeddin Özdenören’in hayatını konu alıyor.

HazırlayanMehmet Ali Karga

Okumaya Devam Et

Liste

Bruce Willis ve 10 Performansı

66. yaşına özel Bruce Willis’in 10 iyi performansını sizler için derledik.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

1988 yapımı Zor Ölüm (Die Hard) filmindeki performansı ile Hollywood’un vazgeçilmez aktörleri arasına girmeyi başarmış olan Bruce Willis, 1985 yılında yer aldığı Mavi Ay dizisi ile Altın Küre ödüllerinde ‘Müzikal veya Komedi Dizilerinde En İyi Erkek Oyuncu‘ ödülünü alırken 1987 Emmy ödüllerinde ‘Bir Drama Dizisinde En İyi Erkek Başrol Oyuncusu‘ ödülünü kucakladı.

66. yaşını kutlayan Bruce Willis’in 10 iyi performansını sizler için listeledik. İyi seyirler.

Altıncı His (1999) The Sixth Sense IMDb 8,1

Bruce Willis’in oyunculuğuyla dikkat çeken, 1999 yapımı psikolojik korku filmidir. Ölüleri görebildiğini ve onlarla konuşabildiğini iddia eden sorunlu, içine kapanık bir çocuk ve ona yardım etmeye çalışan eşit derecede sorunlu bir çocuk psikoloğunun hikâyesini anlatır.

Glass (2019) IMDb 6,7

James McAvoy ve Anya Taylor-Joy’un başrolünü üstlendiği Parçalanmış ile Bruce Willis ve Samuel L. Jackson’ın başrollerini üstlendiği Ölümsüz filmlerini birleştiren yapım, Parçalanmış üçlemesinin devam halkası. Filmde, aşırı güçlü ve zarar görmeme yeteneğine sahip olan David Dunn, Kevin Wendell Crumb’ın parçalanmış kişiliklerinden biri olan ve en tehlikelisi olarak öne çıkan The Beast’in peşine düşüyor. Bu kovalamaca sırasında, kemiklerinin narinliğini şeytani zekası ile dengeleyen Mr. Glass’ın gölgesi de yavaş yavaş kendini göstermeye başlıyor. Glass’ın bildiği kimi sırlar iki adam için de kritik düzeyde önem kazanıyor. Aynı psikiyatri kliniğinde tedavi gören üç adam, birbirlerinden bambaşka karakterlerde olmalarına rağmen, “süper kahraman olduklarına inanan insanlar” üzerine uzmanlaşmış olan bir psikiyatrın bakımında tedavi için psikiyatri merkezine yatırılıyor. Ancak Mr. Glass ve Crumb’ın bir araya gelişi, kaçınılmaz olarak bir firar ile sonuçlanıyor. Onları durdurabilecek tek kişi olan Dunn da arkalarından firar ederek ikilinin peşine düşüyor.

Ucuz Roman (1994) Pulp Fiction IMDb 8,9

Ucuz Roman’da Honey Bunny ve Pumpkin, hayatlarına biraz hareket katmak isteyen genç ve birbirine aşık bir çift küçük soyguncudur. Öteyandan, iki kaşarlanmış gangster, Vincent Vega ve Jules, günlük işlerinden biri olarak, patronlarına ödemeyi geciktiren bir kaç sahetekar genci vurmaya giderler. Vincent patronun güzel ve genç karısına bebek bakıcılığı yapmakla da görevlendirilirken ortağı suç yaşamına son vermeye karar verir. Cesur bir boksör ise para karşılığı hile yapmayı reddederek şehirden kaçar. Kader bu aykırı tipleri muhteşem bir şekilde bir araya getirecek, yollarını kesiştirecektir.

12 Maymun (1995) Twelve Monkeys IMDb 8,0

Dünyada insanlığın yok olmasına yetecek derecede tehlikeli olan bir virüs yaklaşık beş milyar kişinin ölümüne yol açmıştır. Geriye kalan az sayıdaki insan yer altlarına kurdukları barınaklarda yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Bu esnada virüsün yok olması için bir çözüm yolu bulan insanlar, zamanda geriye gidebilecekleri bir zaman makinesi yaparlar. İlk test sürüşü içinse eski bir mahkum olan James Cole gönüllü olur. James kendisini yedi yıl geride, bir akıl hastanesinde bulur. Akıl hastanesi gibi bir ortamda gelecekten geldiğini ve misyonunu anlattığında ise gerçek anlamda akıl hastası etiketi yemesine neden olur.
12 Maymun, zamanda yolculuk temalı filmlerin arasında en önemli olanlardan biri. 

Zor Ölüm (1988) Die Hard IMDb 8,2

Zor Ölüm’de Noel gecesi New York polis departmanı dedektifi John McClane günden güne uzaklaştığı karısı Holly’le arasını düzeltmek ve tekrar barışmak için Los Angeles’a gelir. Holly şirketinin yılbaşı partisi için Nakatomi Plaza’dadır ve McClane bu binaya doğru yola çıkar. McClane plazaya vardığında kıyafetlerini değiştirmek için bir odaya girer. Bu esnada bir grup Alman terörist binayı kuşatarakk içindeki insanları rehin alır. Ellerinden kurtulabilen tek kişii McClane’dir. Şimdi McClane’e düşen görev içerisinde eşinin de bulunduğu bu kalabalığı kurtarmak olacaktır.

Günah Şehri (2005) Sin City IMDb 8,0

Frank Miller’ın aynı isimli çizgi romanından uyarlanan film; kendini bir hilkat garibesi olarak düşünen buna karşın oldukça güçlü hatta yenilmez bir sokak savaşçısı olan gizli romantik Marv, özel dedektif Dwight, çabalarının yetersiz kalacağını bilse de, pislik yuvası haline dönmüş olan şehri temizlemeye çalışan idealist, gözü pek polis memuru Hartigan ve onların maceralarını anlatıyor.

Olaylar asıl ismi Basin olan fakat her türlü suçun vaka-i adliyeden sayılması nedeniyle “Günah Şehri” diye anılan hayali bir mekanda geçmektedir. Marv ve Dwight alışageldiğimiz “kahraman” tiplemelerine tam olarak uymasalar da alıştığımız gibi kötü adamlara karşı amansız bir savaş vermekteler. Hartigan ise bataklıkta açan bir çiçek misali dürüst ve namuslu birisidir. Bu üç kahraman, gücünü farklı kuvvetlerden almaktadır. Marv intikam, Dwight merhamet ve aşk, Hartigan ise dürüstlük.

Şanslı Slevin (2006) Lucky Number Slevin IMDb 7,7

Slevin’in hayatı hiç iyi gitmemektedir: Yaşadığı binanın mühürlenmesine karar verilmiştir; bir soyguncuya kimliğini kaptırmıştır; ve kız arkadaşını başka bir erkekle yakalamıştır. Los Angeles’tan ve sorunlarından bir süreliğine kurtulmak için arkadaşı Nick Fisher’ın New York’taki dairesinin anahtarını alır. Ama kötü talihi peşini bırakmayacak, işler daha da sarpa saracaktır.

Haham ve Patron New York’un yer altı suç dünyasının iki saygın ve korku uyandıran mafya babasıdır. Bir zamanlar ortak olan iki adam şimdi birbirlerinin en büyük düşmanıdırlar ve operasyonlarını aynı caddede karşılıklı malikanelerinden yürütmektedirler. Ellerinde tuttukları güce rağmen, paranoyanın esiridirler ve son 20 yılda kalelerinden bir kez olsun çıkmamıştırlar.

Ölümsüz (2000) Unbreakable IMDb 7,3

Tüm yolcuların hayatlarını kaybettiği büyük tren kazasından kurtulabilen tek kişi David Dunn olur. İşin daha da ilginç yanı Dunn’ın tek bir çizik bile almadan bu kazayı atlatmış olmasıdır. Bu mucizevi durum tüm insanların ilgisini çeker, en başta da bir çizgi roman müptelası ve koleksiyoncusu olan Elijah Price’ın… Price David Dunn’la tanışmak ister ve bu amacına ulaştığında ona bu kazayla ve bu gibi kazalardan nasıl kurtulduğuyla ilgili gizemli bir teoriden bahseder. Dunn’a başlarda gerçek dışı gelen bu teori zamanla kendini keşfetmeye giden yolun ilk adımı olacaktır.

5. Güç (1997) The Fifth Element IMDb 7,7

23. yüzyılda New York. Dünya yok olmanın eşiğindedir. Her 5000 yılda bir geri dönerek yaşamı yok etmeye çalışan şeytani güç, bir gezegen biçiminde hızla dünyaya yaklaşmaktadır. Tek kurtuluş beşinci güç olarak adlandırılan, kimsenin ne olduğunu bilmediği elementin dünyaya ulaşmasıdır. Bunu başaracak tek kişi eski bir asker olan taksi şoförü Korben Dallas’tır. Ancak onun ilgilenmesi gereken mükemmel güzellikte bir yaratık vardır.

Armageddon (1998) IMDb 6,7

 Birleşik Devletler Hükümeti, bizden dünyayı kurtarmamızı istiyor. İtirazı olan?”

Dünyayı yok edecek büyüklükte bir göktaşını yok etmek için bir grup sondajcı gök taşına doğru tehlikeli bir yolculuk yaparak onu yok etmeye çalışırlar.

Mavi Ay (Dizi 1985 – 1989) Moonlighting IMDb 7,6

Maddie Hayes ile eğlenceli dedektif David Addison’ın maceralarını anlatan Mavi Ay, 1985 ile 1989 yılları arasında ABC’de 65 bölüm olarak yayınlanmıştır. ABD yapımıcı Mavi Ay, sürekli çekişen ancak birbirlerine aşık iki karakterin dedektiflik hikayelerini konu almaktadır.

Okumaya Devam Et

Liste

Sağlık Çalışanlarının Hayatımızdaki Önemini Anlatan 10 Güzel Film

Tıp Bayramı kutlu olsun.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Biyografiden dramaya; sizi sürükleyecek, sonuna geldiğinizde sağlık çalışanlarına teşekkür etmek isteyeceğiniz filmler listesi sizlerle. Tıp Bayramı kutlu olsun. İyi seyirler.

Doktor (1991) The Doctor IMDb 7,0  

Jack McKee zengin ve başarılı bir doktordur. Düzgün seyrinde giden hayatı kanser teşhisi konmasıyla değişecektir. Yıllarca hekim-hasta ilişkisine hekim gözüyle bakan Jack, olaya bir de hasta gözüyle bakmak zorunda kalacak ve yaptığı hataların farkına varacaktır.

Doktor Ölüm (2010) You Don’t Know Jack IMDb 7,6

Gerçek olaylara dayanan bir hikayeden uyarlanan ve televizyon kanalı HBO tarafından çekilen film, iyileşme umudu kalmayan hastaların ölmesine yardım ederek kamuoyunun gündemine oturan, ‘ölüm meleği’ lakaplı meşhur Doktor Jack Kevorkian’ın hayatını anlatıyor.

Tanrıyı Oynayanlar (2004) Something the Lord Made IMDb 8,2

Büyük Buhran sırasında başlayan, cerrah Alfred Blalock ile siyahi asistanı Vivien Thomas’ın 34 yıllık ortaklıklarının hikayesi. İlk başta hademe olarak işe alınan Thomas, el becerisi ve kardiyolojiye duyduğu ilgi sayesinde Cerrah Blaloc’un araştırmalarının önemli bir parçası haline geliyor. Ancak dönemin ırkçı yaklaşımı Thomas’ı oldukça zorluyor. Kapalı kapılar ardında sorunsuz yürüyen bu ortaklık ilişkisi, beyazların hüküm sürdüğü kapıların ardında tam bir mücadeleye dönüşüyor.

Patch Adams (1998) IMDb 6,8

İntihar eğilimli biri olarak girdiği akıl hastanesinde gördüklerinden sonra Hunter ‘Patch’ Adams (Robin Williams), çıktıktan sonra tıp fakültesine öğrenci olarak girer. Okulda başarılı bir öğrenci olmasına karşın, ideallerinden dolayı hocalarından tepki görür. Amacı ‘hayata renk katarak’ mizah yoluyla tedaviye katkıda bulunmaktır. Daha sonra yoksul hastalar için kendi parası ve bağışlarla özel bir klinik açmaya kadar girişimlerini sürdüren Adams, film sürecinde sevgilisi Carin Fisher’in (Monica Potter) öldürülmesiyle ve lisanssız klinik açmakla darbeler yese de, tedavi hizmetlerinde yaptıklarıyla ünü ülke çapına yayılır ve bir anlamda amacına ulaşır.

Article 99 (1992) IMDb 6,1

Veteran Hastanesi’ndeki bir grup doktor, umutsuz bir durumla uğraşmak zorundaydı: çok fazla hasta ve yetersiz yatak kapasitesi. Doktorların sorunlarının asıl sebebi, hastane yönetiminin kemer sıkma politikasıdır. Doktorlar ise ellerinden gelen en iyi şekilde hizmet etmeye karar verirler, bu yönetimin kurallarına karşı gelme ve izinsiz işlemler gerçekleştirme anlamına gelse bile.

Aklım Karıştı (1999) Girl, Interrupted IMDb 7,3

Yaşamına kast etme,günlük ilişkiler yaşama ve kişilik bölünmesi tanısıyla ailesinden ayırılarak ‘Claymoore’ adlı psikiyatri kliniğine yatırılan yazar adayı genç Susanna Kaysen’in buradaki personel ve hastalarla yaşadığı hüzünlü, heyecan verici, iç burkucu ilişkinin hikayesini anlatan film yazar Susannna Kaysen’in aynı adı taşıyan romanıdan, başarılı filmleriyle bütün dünyaya kendini kanıtlayan James Mangold tarafından sinemaya uyarlanmış.

Yetenekli Eller: Ben Carson Hikayesi (2009) Gifted Hands: The Ben Carson Story IMDb 7,7

Dr. Ben Carson, işinde oldukça yetenekli bir cerrahtır. Kendisine gelen son vaka, onun bu yeteneğini kanıtlamasında bir kez daha etken olacaktır. Dr. Carson’un bu yeteneğini nasıl kazandığı, geçmişindeki zorlu mücadelede saklıdır.

Zeka (2001) Wit IMDb 8,0

1998’de Pulitzer ödülü kazanmış bir tiyatro oyunundan uyarlanan tv filmi, kendisine konulan kanser teşhisinin ardından, hayatı sorgulamaya başlayan bir kadının hikayesini anlatıyor. Edebiyat Profesörü olan Vivian Bearing; koyulan kanser teşhisinin ardından, hayatını gözden geçirirken, önceliklerini de yeniden değerlendiriyor.

Uyanışlar (1990) Awakenings IMDb 7,8

Oliver Sacks’ın kendi hayatını kaleme aldığı aynı isimli romandan sinemaya uyarlanan film, ömrünü bilime adayan asosyal bir doktorun, icat ettiği bir ilaç sayesinde değiştirdiği yaşamları anlatır. Nörolog Malcolm Sayer, yeni çalışmaya başladığı bir hastanede, daha önce görmediği tarzda bir hastalığa sahip bir grup hastayla karşılaşır. Bu insanlar uzun yıllardır hareket etmeden yatağa bağlı bir şekilde uyku modundadırlar. Doktor Malcolm bir konferans esnasında tanıtılan bir ilacın bu hastalığı da iyileştirebileceğini düşünür ve bu hastalar üzerinde uygulamaya başlar. Uyandırılıp hayata dönen ilk hasta Leonard Lowe olur.

Fil Adam (1980) The Elephant Man IMDb 8,1

Fil Adam, gerçek bir hayat öyküsünü anlatıyor. 1880’ler Londra’sındayız. Şehrin sokaklarından süzülen kasvet ve karamsarlık, arka sokaklarda olup bitenleri belli eder nitelikte. Doktor Treves, isli sokaklarda gezindiği esnada gezici bir sirke rastlıyor. Önündeki kalabalıktan anlaşıldığı üzere içeride normal olmayan bir gösteri var. Ve bu normal olmayan gösterinin kahramanı, doğuştan engelli olan John Merrick. Annesi Merrick’e hamileyken bir fil tarafından saldırıya uğradığı söylenir bu sirkte. Doktor Treves ise hızlı bir hamleyle tedavi altına almak ister bu fil görünümlü adamı ve istediği gibi de olur. Her haliyle ürkütücü olan fil adamın bu korkunç görünümünün altında, gönlünde yatanlar ise zamanla dökülmeye başlar.

Okumaya Devam Et

Popüler