Bu sıcak yaz günlerinde kar nasıl güzel giderdi…

Genel

Bu sıcak yaz günlerinde kar nasıl güzel giderdi…

Sevgi hikâyeleri anlatan filmlere içimizi ısıtan hikâye derler neden anlamam benim daha çok içimi serinletirler. Bu yüzden sıcak yaz günlerinde izlemeliyiz Kar ve Kaplan’ı. Filmde karlı dağın tepesinde gezinen bir kaplanla karşılaşacağınızı düşünmeyin. Hikâyenin iç serinleten kısmı The Artist’de bahsettiğim gibi duru saf bir sevgiden kaynaklanıyor. Yalnız, Attillo’nun çabası biraz geç kalmış bir fedakârlık maalesef.

Neden geç kalmış açıklarsam filmin en çekici kısmını anlatmak zorunda kalacağım için onu kendime saklıyorum ama kritik son sahneyi farklı ruh halleriyle bambaşka zamanlarda izlediğinizde değişik anlamlar çıkartabileceğinizi vadediyorum.

Bazı aşklara inanmak için telefon 2 kere çalarsa” Beni seviyor”. Saat 13.13” O da beni düşünüyor.” ya da papatya falları yeterken bazı aşkların yaşanabilmesi için karda uyuyan bir kaplan mucizesi gerekebiliyor. Çünkü hayatı yaşanabilir kılan tatlı mazeretlerin yanında hayatta bazı can alıcı sorular da var;

Siz bir başlangıç istiyorsunuz ama bakalım karşınızdaki istiyor mu? Bazen “Bu işler karşılıklı “lafı bazen küstahça dururken bazen nasıl en gerekli söz oluyor?  Kadınlar bazı erkekleri peşlerinden koşturmakta haklı mı haksız mı? Peşinden koşulanlar sadece naz mı yapıyor yoksa olası sondan mı kaçıyorlar? Ben bu soruların çoğunun cevabını buldum Kar ve Kaplan’da.  İddialı konuşmak istemiyorum ama bu sorulara Kar ve Kaplan’da cevap bulamazsanız işiniz bir hayli zor çünkü yaşayıp görmeniz gerekecek bir insanın kalbini kazanmanın ne kadar fedakârlık gerektirebileceğini.

Ölmeyi haket-me-mek

Kar ve Kaplan’ın bir diğer başrolü olan Irak savaşından bahsetmesek olmaz. Savaştan ve zulüm gören halklardan bahsedince hemen aklımıza Benigni’nin en çok bilinen filmi Hayat Güzeldir geliyor.

Hayat Güzeldir ne kadar duygularımızı harekete geçiren ve kayıtsız kalamadığımız bir filmse Kar ve Kaplan da o kadar sorgulayıcı bir film. Hayat güzeldir filminde kahramanla empati kurmak bir yana zulme uğrayan Yahudilere sempati duymaktan kendimizi alamazken, seyirci kalamazken Kar ve Kaplan da nun Attilio yani Avrupalı bir şair figürünün bile savaşla sadece kendine dokunan kısmı ile ilgilenmesi pek görünmeyen büyük bir eleştiri. Attilio “I’m Italian” diye bağırırken birden yanındaki adamın hiçbir anlama gelmeyen ama her vicdan sahibi insanda aynı etkiyi bırakacak haykırışı tek bir şey söylüyor aslında

“Sen İtalyansın diye ölmeyi hak etmiyorsun da ben sırf Iraklı olduğum için ölmek zorunda mıyım?”

Latest posts by Şaziye Ayaş (see all)

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up