“Biri Bizi Gözetliyor”

Genel

Gizem Ateş/ SinePsikoloji

Sinemadaki feminist bakış açısı sinemada bir “erkek egemen bakış” olduğunu vurgular ve bunu eleştirir. Laura Mulvey (1975) “Görsel Haz ve Öykülü Sinema (Visual Pleasure and Narrative Cinema)” adlı makalesinde kadının sinemadaki rolünü detaylı olarak anlatır. Mulvey’e göre, kadının geleneksel rolünde, kadın bakılmak ve sergilenilmek içindir. Güçlü bir görsel ve erotik etkisi vardır, dolayısıyla kadınlar için “bakılmalık (to-be-looked-at-ness)” denilmektedir. Mulvey, aynı zamanda filmlerin kadını nasıl seks objesi haline getirdiğini ya da sömürüldüğünü anlamak için Freud’un Psikanalitik Teorisi’nin kilit noktalardan biri olduğunu belirtir.

Mulvey, filmlerin kadını seks objesi konumunda göstermesi ile ilgili olarak üç tür bakış açısı tanımlamaktadır:

1- Ekrandaki erkek karakterin perspektifi ve onun kadın karakteri nasıl algıladığı,
2- Ekranda kadın karakteri izlerken seyircinin perspektifi ve
3- (İlk ikisinin birleşimi olan) Erkek izleyicinin filmdeki erkek karaktere olan perspektifi.
Üçüncü bakış, erkek izleyicinin kadın karakteri kendisinin kişisel seks objesi olarak ele almasını sağlar, çünkü filmdeki erkek karaktere bakarak erkeği kendisiyle ilişkilendirebilir.

Mulvey, modern film yapısının yok olması için tek yolun sadece ve sadece kadının filmdeki cinsel objeliğinden özgür kılınması ile mümkün olabileceğini savunur. Bunu yapmanın tek yolunun da röntgenciliği ve “görünmeyen misafiri” (invisible guest) ortadan kaldırmak olduğunu belirtir.
Ayrıca, “Erkeğin baskınlığı sadece kadının var olmasıyla mümkündür, çünkü kendisini biriyle kıyaslaması gerekir.” der Mulvey…

Belirttiğim üzere, Feminist bakış açısı sinemada kadının gözetlendiğini, izlendiğini belirtir. Psikolojide birinin bizi izlediği algısı çokça yer alır. Burada Lacan’ın Ayna Evresi’ne (Mirror Stage) değinmek önemli olabilir:

Ayna Evresi, bebeğin 6-18 aylık dönemine karşılık gelir ve bebeğin kendi imajına yaptığı bir tanımlamadır. Lacan bu dönem için “Ego ideali” terimini de kullanmaktadır. Bebek aynada gördüğü imajı bütün olarak algılar. Ayna Evresi’nden hareketle, bebek “biri beni algılarsa, bunu onun takdirini kazanmak için yapmalıyım.” diye düşünebilir. Tıpkı yetişkinlikte “Sanki kişilik”te oldugu gibi… Ayrıca Winnicott “Annenin yüzü, bebeğin aynasıdır.” demiştir. Yani bu dönemde eğer anne bebeğine, örneğin, ışıldayan gözlerle bakarsa bebek, “Demek ki ne kadar iyi, güzel biriyim ben” diye düşünecektir. Kısacası 6-18 aylık bu dönemde bebeğin kendilik nesnesi “anne”dir.

Yani, gözetlendiğimiz, izlendiğimiz algısı Lacan’ın Ayna Evresi dediği 6-18 aylık dönemde başlamakta ve hayatımız boyunca devam etmektedir. Burada önemli olan –biz psikologlar için-, bu algının ne zaman patolojik hale geldiğidir. Bir patolojisi olan kişilerin düşüncesi Ayna Evresi’nden itibaren şekilleniyor, diyebiliriz. Çünkü o dönem bebeğin anneyle dansı” olarak ifade edilir; bebeğin her refleksinde, anne bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılar. Bu dönemde aksaklıklar olursa (anne kaybı, kronik hastalık, annenin evi terk etmesi ve tabii ki ilgisizlik gibi sebeplerle ve de temel güven duygusunu başkasından alamayacaksa) işte o zaman “Biri beni gözetliyor” sorun hale gelebilir.
Feministlerin sinemadaki erkek bakış açısına da paralel olarak; çözüm, aslında hiçbir duygunun temelde patolojik olmadığı ve yaşanan sıkıntılar için “Patolojik değil, bu senin elinde.” fikri aşılandığı zaman olacaktır. Yani kişi erken dönem olaylara takılıp onları sürdürmeye devam ettikçe “Biri beni gözetliyor” sıkıntılı şekilde devam edecektir.

Gizem Ateş
Araştırma Görevlisi
Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Psikoloji Bölümü 

gizem.ates@sinefesto.com

 

Yorumlar

 
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up