Biraz Sen, Biraz Ben ve Hepimiz: 2 Gün, 1 Gece

Manşet
abdulhamit-guler

İnsanoğlu belki de tarihinin en hızlı ‘ölüm döşeği’nde… Giriş, gelişme, sonuç kısımlarının hızı ölümün kendisinden daha yavaş değil…

Ne farkımız var bin yıl önce yaşayan insanlardan?

Hayatı kendimize daha kolay etmedik mi? Aklımız kendimize çok geliyormuş gibi cihazlara da akıl atfetmedik mi? Sırf kendimize daha fazla zaman ayırmak için bütün işlerimizi makinelere yaptırıp, kendimize zaman ayıramaz hale gelmedik mi?

Bir terslik yok mu bu işte?

Neden her türlü ‘iyi niyet’ adımı ölümü hızlandıran canavarı (insanı) büyütüyor?

Böylesine çetrefilli soruların cevabını almak için dünya tarihine haiz olmak, tekerrürde rekor kıran insanoğlu hakkındaki teorileri yalayıp yutmak mıdır yöntem?

Zannetmem…

Galiba biraz sakinleşmeye, sadeleşmeye, basitleşmeye ve dönüp kendimize bakmaya ihtiyacımız var…

Tıpkı, “2 Gün, 1 Gece”de yapıldığı gibi…

Dardenne Kardeşler’in (Jean-Pierre Dardenne, Luc Dardenne) elinden çıkan başyapıt ayarında bir filmden bahsediyorum. Başyapıt veya şaheser kavramlarını kolay kolay kullanmam. Hak eden film sayısı az. Cimri olduğum söylenemez de galiba fazla ümitvârım… Ümidimi artıran filmlerden biri oldu ‘2 Gün 1 Gece’… Tertemiz bir senaryo, harikulade oyunculuk ve filmi film yapan sinematografi…

30 yaşındaki Sandra işten atılması karşılığında iş arkadaşlarının yüklü bir ikramiye alacaklarını öğrenir. Kocasının yardımıyla iş arkadaşlarını bu ikramiyeden vazgeçirmek ve işini korumak için yalnızca bir haftası vardır. Kapı kapı gezerek arkasdaşlarını ikna etmeye çalışır. İknadan çok da ‘nabız yoklamak’tır yaptığı. Çaldığı her kapı ile birlikte Kuzey Avrupa toplulukları, halkları ve insanları hakkında yeni şeyler öğreniyor, insani ilişkiler ile alakalı da manifesto ayarında manzaralara şahit oluyoruz.

Filmle ilgili eleştiriler ve tanıtım metinlerinde ‘işçi sınıfı’ vurgusu yapılıyor. Şeklen doğru olmakla beraber bu vurgu işin özünü kaçırma manasına geliyor. Zira söz konusu olan daha büyük resim. Doğrudan ‘insan’.

İnsanoğlunun insandan daha büyük meselesi olmadığını anlayabilmemiz açısından başarılı ve etki bırakan bir film, ‘2 Gün, 1 Gece’…

Türkiye’de 10 kopya ile vizyona girdi. Çok az olmakla beraber, benzer birçok eserin neredeyse tek noktada ‘müşteri beklediği’ hakikatini düşününce ‘buna şükür’ demekten kendimi alamıyorum.

Bu filmi mutlaka izleyin. Az yerde gösteriliyor. Ancak gidin, bulun, görün…

Sadelikle, propaganda yapmadan, ajite etmeden, sinemanın bütün nimetlerini kullanarak (görsel efekt hariç) tertemiz bir film nasıl ortaya konur, görün.

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up