Biraz da Festival

Genel

saziye-ayas
Bu aralar üstüste festival filmi izlememe rağmen sizinle paylaşamadım.
Bu yüzden de her filme biraz biraz değinmek icin bu yazıyı yazmaya koyuldum.
İlk önce Asghar Farhadi’ nin Geçmiş filmi ile başladık son on beş güne
Geçmiş Asghar Farhadi’ nin bize sadece İranlı bir yönetmen olmadığını sadece sistem eleştiri yapmadığını aile üzerine düşündüğünü, hayat hakkında da söyleyecek şeyleri olduğunu onun uluslararası bir sanatçı olduğunu göstermesi bakımından önemliydi. Geleceğin de bazen geçmişi etkileyebileceğini anlattı bizlere hem de milliyetini göz ardı etmeden yaptı bunu. İyi mi uzadı biraz diye düşündürürken son sahne ile bizi kendine bağladı ve ağlattı…
le-passe-15-05-2013-8-g

Muhteşem Güzellik ise bende La Dolce Vita izlenimi uyandırdı nedense bana onu hatırlattı.
”İtalya sosyetesi hiç mi değişmiyor arkadaş” dedirtti.
Ama çok da uzun uzun yazmaya gerek yok; Alper Turgut filmi çok güzel özetlemiş zaten. “Çok kıyak bir film yahu öykü möykü arama, sözlerini not et muhteşem manzarayı seyret.

Anlatacağım filmler arasındaki tek yerli film Daire, insana şerefsizim benim aklıma gelmişti dedirtiyor.
Çünkü daha önce birinden duyduğum fikirden yola çıkarak alakasız birinin gasilci olmasını anlatan bir kısa senaryo yazmıştım. Ama kabul etmem gerekir ki ; tahmin edeceğiniz üzere Daire bunu benden güzel anlatmış..
Tek güzel yaptığı şey de bu değil ayrıca… Devletin çarklarının kısır döngüsü verilmiş.
İşe girmek için torpil yaptıran insanların daha sonra aynı bozuk düzen yüzünden acı çekmelerinin ortaya çıkardığı kaos anlatılmış ve insana olacağı buydu dedirtiyor.
Aynı filmi mi izledik acaba diye düşünenler nasıl anlamış bu kız filmi diye soranlar olabilir.
Onlardan şu sorunun cevabini bekliyorum açıkçası, felsefe okuyan biri havaalanında 2 günde idare katında bir işe nasıl girebilir?
Elbette filmde gösterilmese de torpille!

DAİREE

Son film tatlı niyetine Her \ Aşk filmi…
Çok beğenmeme fevkaladenin fevkinde bulmama rağmen sizi 14 Şubat ‘ta gitmemeniz gereken bir film oldugu hakkında uyarmalıyım
Film aslında üzerine çokça konuşulmayı hakediyor büyük ihtimalle ileriki yıllarda hocaların öğrencilere mutlaka izleyin diyeceği filmlerden olacak- yanılmıyorsam umarım yanılmıyorumdur.-
Distopik özelliği oldukça romantik bir yerden vuruyor bizi.
Otomatik Portakal filminin modasından esinlenmiş hali, sanatla estetikle yoğrulmuş gelecek tasvirinin yanında bize geleceğin ruhsuz olmayacağını vadediyor.
Bu özellikleri ile ütopik ama aşkın kaybolabileceği ya da günümüzde de belirtilerinin görüldüğü gibi maddeleşeceği ve başka bir yola sapabileceği tehlikesini gösteriyor.
Her-Movie-copy

-Aşk yapaylaşıyor
-Yapaylaştı mı yoksa?
-Yapaylaştırdık mı demeli ya da…
-Telefonda ya da mesajlaşarak tanıdığımız insanlar gördüklerimizle aynı mı?
-Konuşmak, konuşmak mı hâlâ?
-İletişim etkileşimi yok mu etti?
Göz göze değmeden kalp kalbe karışabilir mi?
Soru soru ve daha çok soru sormak için kesinlikle izleyin aşkı…
Çünkü soru sorduran filmler iyidir.
Bol sorulu seyirler…

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up