Bizimle İletişime Geçin

Uncategorized @tr

Bir yol hikâyesi (Meetings with Remarkable Men)

Yayınlandı

tarihinde

 

 

 

 

20. yüzyılın en gizemli insanlarından biri de şüphe yok ki, George İvanovic Gurdjieff’ tir. Bugün Avrupa’ nın pek çok noktasında talebeleri tarafından O’ nun mistik öğretileri kurulan merkezlerle yaşatılmaktadır. İlk örneklerini İstanbul’ da gördüğümüz bu okullar 1922 yılında Paris’ te kurulmuştur. Institut pour le Développement Harmonique de l’ Homme (İnsanın Uyumlu Gelişimi Enstitüsü). Geride üç kitap (Beelzebub’ un Torununa Hikâyeleri, Fevkalâde Adamlarla Görüşmeler ve Hayat Ancak Ben Var olduğumda Gerçektir) ve öğretilerini (4. yol, enneagram) yaşam tarzı telakki eden öğrenciler bırakan Gurdjieff, 1949′ da vefat etmiştir. Bahsedeceğimiz film, ikinci kitabı ile aynı adı taşıyor. Meetings with Remarkable Men.

Film, takdiminde de belirtildiği üzre Gurdjieff’ in erken dönemlerinin hikayesi.Filmi üç kelimeyle ‘bir yol hikâyesi’ diye tanımlamak klişe olmaz. Zira Gurdjieff’ in mânâ alemine yaptığı yolculuğu izliyoruz. O uzun yolda kişi, elbette sarp yokuşlarla karşılaşır. Zaten filmin giriş sahnelerinde O’ nun daima yokuşları koşarak çıkması da bu yolculuğa bir işaret olsa gerektir. Gurdjieff’ in mes’ elesi, neden varolduğunu bilmektir. Film, biyografik olduğu için Gurdjieff’ in hayatından bazı kesitlerle karşılaşıyoruz. Gurdjieff’ in âşık ve hikâye anlatıcısı olarak bilinen babasının  bir sözü de filmde yerini buluyor; “Eğer imanını kaybetmek istersen, papazla arkadaş ol“. Filmdeki Gurdjieff portresi ise, gerçeğiyle hemen hemen uyumlu. Arkadaşları arasında lider ve rektifiye edici konumda olması ve bir sahnede kuşu boyayıp, Amerikan kanaryası olarak satması ise, şahsî hayatına ve ahlak anlayışına dair ilginç ip uçlarıdır. Zekasını çoğu kez cerbeze yönünde kullanması bilinen bir husus olsa da bütün bunlar O’ nun kendisinin de sık sık dile getirdiği câzibesinin ve manyetizmasının gölgesinde kalmıştır. Bulunan bir harita ile hakikat arayışları hız kazanır.

Haritayı satın alan prens ile karşılaştıkları sahne ise diyebiliriz ki, filmin can alıcı noktalarından biridir. Prens, eşinin ölümünden sonra hayatı sorgular ve arayış yolundadır artık. Ölümün, adem olarak tasavvurunun hâsıl ettiği korku, prense hayatın ve ölümün hakikatini sorgulatmıştır. Prens, mânâ aleminde yol arkadaşı olan Gurdjieff’ e, genç arkadaşına yardım edecektir. ‘Bilmek, hiç bir düşünce olmadan sen ve bilmek istediğin şey arasında direkt olarak gerçekleşir. Ve sonra kendini olduğun gibi görürsün, olmak istediğin gibi değil.‘  Evet, kişinin muhayyilesindeki farklı benlikleri keşfettikten sonra, iyiliğe ve hayra meyyâl olanları istimal etmesi ile şuuru açılır. Ve elbette şuur açılması tarihin hiçbir döneminde bir başına yapılamadığı gibi, vahiy ve ilham veya bir mürşidin rahle -i tedrisinden geçerek mümkün olabilmiştir. Gurdjieff de, nasıl arayacağını bilgelerden öğrenecektir. Bilgenin tavsiyesi ise, terakki merdivenlerinin ilk basamağı olan,  ‘kişinin acizliğini, fakirliğini bilmesi’ dir. İnsan mutlak acizdir şüphesiz. Bediüzzaman hazretlerinin ifadesiyle; insanın asıl mahiyeti kusur, naks, fakr ve aczden yoğrulmuştur.  “Eğer kendinin boş olduğunu tüm benliğinle hissedersen sana öğüdüm, bunu bir kez daha hissetmeyi denemen. Bir durumu kabul edersen, sana yardım edeceğim. Bu durum: Şimdiye kadar, yaşamış olduğun hayattan bilinçli olarak ayrılman ve ölmen ve göstereceğim yere gitmendir.” Kendi kendine asla cevap bulamayacaktır insan. Bilgenin deyişiyle; ‘Bir insan tek başına, çok az şey yapabilir.Onun için tek umut gerçek bilginin hâlâ yaşadığı yerleri bulmaktır.‘ Gerçek bilginin yaşadığı yerleri bulmakla geçen bir erken dönem, ilk gençlik yılları hikâyesi.

Dervişlerden birinin mukâyese ettiği iki kardeş Seze ve Akhel örneği ise, merkezi kalp olan ve hissedilerek söylenen her sözün muhatabın dünyasında kalıcı tesirler bırakacağı esasını izleyiciye sûfice verdi.

Son sahnelerdeki dans, jimnastik tarzı egzersizler ise bugün Avrupa’ da Gurdjieff  öğretilerinin uygulandığı  bazı merkezlerde de yapılmakta. Bu hareket ve dansların sayısı ise, tam olarak bilinmemektedir. Zira her bir şakirt (analizand) istediği şekilde dans edebilir, nasıl daha kolay terakki edecekse… Filmin müzikleri de oldukça mistik, filmin ruhuna münâsip. Vadide müziklerinin tesiriyle dağları titretmeye çalışan ‘ashok’ lardan ikisi tanıdık. Kudsi Ergüner ve Aka Gündüz Kutbay. Ney taksimleri güzel bir giriş olmuş. Zira Gurdjieff’ in besteleri de var, öğretileri  müzik ve dans ile içiçe.

Konunun câzibesi, teknik eksiklikleri örtmüş. Netice olarak diyebiliriz ki; olağanüstü birkaç adamla karşılaşmak, insanın bilkuvve veye bilfiil gayretlerinin sonucudur. Film, bize meşhur  ‘aramakla bulunmaz, ama bulanlar arayanlardır’ hakikatini Gurdjieff’ in şahsında bir kez daha gösterdi. Bir bilgenin ilk dönem hikâyesini yüzeysel de olsa görmek için güzel bir tercih olacaktır.

 

Filmden şahsi olarak çıkardığım asıl sonuç ise, Kur’ an’ dan ve vahye dayalı diğer öğretilerden alınan ilhamlar ve taklitlerin dahi, insanlığa hakikati gösterme yolunda nelere kadir olduğunu anlamak oldu. İyi seyirler.

Zehra Fatma Tozal
zehrafatma.tozal@sinefesto.com 

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Festivaller

Selda Alkor ve Engin Ayça’ya 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nden Onur Ödülü

Festival, 2-5 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Selda Alkor

4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nin Onur Ödülü, Selda Alkor ve Engin Ayça’ya layık görüldü.

Geçtiğimiz yıllarda Reis Çelik, Biket İlhan, Süleyman Turan, Mevlüt Koçak, Gülsen Tuncer ve Necip Sarıcı‘ya takdim edilen festivalin geleneksel ödüllerinden olan “Dostluk Onur Ödülü” bu yıl oyuncu Selda Alkor ve yönetmen Engin Ayça’ya takdim edilecek.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’ün destekleriyle Balkon Film’in organize ettiği ve Türk Kızılay’ı çatısı altında 2-5 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek olan 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nde ödüller, açılış töreninde sahiplerine teslim edilecek. Bu yıl Hacı Bektaş-ı Veli anısına düzenlenen festivalde “Dostluk Onur Ödülleri” oyuncu Selda Alkor ve yönetmen Engin Ayça’ya Türk sinemasına yaptıkları katkılardan dolayı verilecek.

“Festivalin Anadolu Dostluğunu Geliştiren İsimler Anısına Yapılması Çok Anlamlı”

1965 yılında Yeşilçam ile tanışan, “Senede Bir Gün”, “Buzlar Çözülmeden”, “İlk ve Son”, “Erikler Çiçek Açtı” gibi sinemanın klasikleri arasında yer alan pek çok filmde rol alan sinemanın “Çiçekçi Kız”ı usta oyuncu Selda Alkor, kişilerin yeniden dostluk duygularını öne çıkarmak amaçlı yapılan Uluslararası Kızılay Dostluk Film Festivali’nden dostluk ödülü almanın çok gurur verici olduğunu ifade etti. Kaybolan değerlerden dostluğu halka filmler, şiirler ve müzikler vasıtasıyla ile buluşturmanın çok değerli olduğunun da altını çizen Alkor, festivalin her sene büyük şairlerin, düşünürlerin yıllar önce Anadolu dostluğunu geliştiren isimler anısına yapılmasının çok anlamlı olduğunu dile getirdi.

“Dostluk Toparlayıcı Bir Unsur”

Festivalde “Dostluk Onur Ödülü” alacak bir diğer ise 1987’de ilk uzun metrajlı filmi “Bez Bebek” ile 1. Ankara Film Festivali’nde En İyi 2. Film ve En İyi Senaryo Ödüllerini alan usta yönetmen Engin Ayça. 1990’da “Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu” adlı ikinci filmiyle 28. Antalya Film Festivali’nde En İyi 3. Film seçilen usta yönetmen, son olarak 2007 yılında “Suna” filmini yönetti.

Dostluğun hepimiz için bir panzehir olduğunu, hayatı devam ettirmek için toparlayıcı bir unsur olduğunun altını çizen Engin Ayça ‘dostluğun’ işlendiği bir film festivalden onur ödülü almaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü, Beyoğlu Belediyesi, Zeytinburnu Belediyesi, Yunus Emre Enstitüsü gibi birçok kurum iş birliğiyle düzenlenen 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Film Festivali direktörlüğünü Faysal Soysal, Onursal Başkanlığını Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık yapacak. 

Okumaya Devam Et

TV'de Sinema

Bu Akşam Televizyonda Hangi Filmler Var?

6 Kasım 2021 Cumartesi akşamı televizyon filmleri.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

6 Kasım 2021 Cumartesi akşamı televizyon filmleri.

Sherlock Holmes: Gölge Oyunları (Sherlock Holmes: A Game Of Shadows) – Beyaz TV Saat: 19.30

Serinin devam filminde Sherlock ve ortağı bu kez Londra dışındadırlar. Sherlock, bu kez suç dehası Profesör Moriarty’in peşindedir.

İntikam Yolu (Drive Angry) – Beyaz TV Saat: 21.45

Kızının sapkın bir tarikat tarafından vahşice öldürüldüğünü ve torununun yine aynı adamlar tarafından şeytana kurban edilmek üzere kaçırıldığını öğrenen Milton, cehennemden kaçarak intikam almak için dünya üzerine gelir.

Yaz Saati (Summer Hours) – TRT 2 Saat: 22.00

Olivier Assayas imzalı film, üç kardeşin, ölen annelerine ait ev ve sanat koleksiyonunun akıbeti konusunda düştükleri durumu konu ediniyor. “Summer Hours” (Yaz Saati), bu akşam 22.00’de TV’de ilk kez TRT 2’de.

Okumaya Devam Et

Uncategorized @tr

“Lightyear”dan Teaser Yayınlandı

Film, 17 Haziran 2022’de gösterime girecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Pixar animasyonu “Lightyear” filminden teaser yayınlandı. Filmde Buzz Lightyear karakterini ünlü oyuncu Chris Evans seslendiriyor.

Yönetmen koltuğuna Kayıp Balık Dory (Finding Dory) filminin ortak yönetmenlerinden Angus MacLane‘in oturduğu “Lightyear“dan teaser yayınlandı. Toy Story serisinde yer alan oyuncaklardan Buzz Lightyear’ın maceralarına odaklanan film, 17 Haziran 2022‘de gösterime girecek.

Işıkyılı, son model bir oyuncak olan Buzz-lightyear’ın hikayesini konu alan Pixar animasyonu Lightyear‘da Buzz Lightyear karakterini ünlü oyuncu Chris Evans seslendiriyor.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler