Benedict Cumberbatch Röportajı: “Bir gecede şöhret olmadım”

Genel Manşet

Yazar: Dave Calhoun
Fotoğraf: Dale May

benedict (3)

Julian Assange da oldu, Sherlock Holmes de, hatta bir ejderhaya bile can verdi sesi ve hareketleriyle… Şimdilerde ise II. Dünya Savaşı’nın şifre kırıcı kahramanı Alan Turing’i canlandırdığı ‘The Imitation Game’ ile gündemde. Dave Calhoun, Benedict Cumberbatch’in yoğun programı arasında bir fırsat bulup yılın adamını hazırlıksız yakaladı.

Cumartesi sabahı, saat yediyi çeyrek geçiyor. Benedict Cumberbatch Hampstead’deki evini geride bırakıp havalimanına doğru yola koyulma konusunda pek bir başarısız. Sürekli olarak unuttuğu şeyler aklına geliyor ve evle arabası arasında mekik dokuyor. “Yola çıkma konusunda çok kötüyüm. Tam gitmeden önce yapmam gereken beş şey daha aklıma geliyor.” diyor. İşi başından aşkın 38 yaşındaki oyuncu için sabahın bu kör saatleri konuşabileceğimiz nadir anlardan, bu sebeple havalimanında check-in yaptırana kadar yol boyunca son zamanlarda yaptıkları hakkında hızlı bir sohbet ediyoruz.

Şu aralar Andy Serkis’in yönettiği ‘Jungle Book’ filmi için kaplan Shere Khan’ı seslendirmekle ve Shakespeare’in oyunlarından uyarlanan bir BBC dizisi için III. Richard rolüne hazırlanmakla meşgul. Bugün ise Toronto Film Festivali’nde gösterilecek olan son filmi ‘The Imitation Game’ için yola koyuluyor. Cumberbatch, ‘The Imitation Game’de II. Dünya Savaşı’nın kahramanlarından, Nazilerin Enigma kodunu kıran ve savaş sonunda cinsel yönelimi yüzünden cezalandırılan Alan Turing’i canlandırıyor. Film aynı zamanda Londra Film Festivali’nin açılışını yaptı ve Oscar’larda XX dallarında aday oldu. Kısacası “sinema dünyasında şu aralar kimin kariyeri önlenemez bir yükselişte?” diye sorarsanız cevabı bizim Sherlock olur.

Sabahın köründe bu sohbeti ediyoruz. İçimden bir ses bunun sebebinin yoğunluğun olduğunu söylüyor. Bu kadar işi bir arada yürütme konusunda ustalaştın mı artık?
Bu soruya içimden gülüyorum çünkü daha az önce kapıdan çıkarken hiç seyahate çıkmamış ve oyuncağını yanına almadığı için sinir krizine giren bir çocuk gibi hissediyordum. Şımarık bir ünlüye dönüştüğümden değil, beynimin işle dolup taşmasının yarattığı kaygıdan ötürü.

Bu yükün altından kalkabiliyor musun?
Toronto’ya vardığımda havaalanının kuytu bir köşesini bulup on dakika soluklanıp zihnimi boşaltmam gerek ama üstesinden gelebiliyorum. Yeteri kadar dinlenip sağlıklı kaldığım sürece birden fazla iş yapma konusunda fena değilim. Önceliklerimi belirleme konusunda da giderek iyiye gidiyorum, sanırım sırlarım bunlar.

Aynı sene içinde ‘Star Trek Into Darkness’ gibi dev bir yapımın kötü adamı da oldun, Steve McQueen’in Oscar’lı ‘12 Years a Slave’inde de rol aldın. Miladın dolmadan mümkün olduğu kadar çok iş yapmaya mı çalışıyorsun?
Hayır, hatta her şeyimi sabitlediği için bu yoğunluğun bir hata olduğunu da düşünüyorum. Ajandam 2016 yılına kadar programlı, ama en azından titizlikle seçtiğim işlerle dolu. Esas önemli olan şey sürekliliği sağlayabilmek. Bir günde parlayan yıldızlardan değilim, 12 senedir bu işi yapıyorum. Şimdiye kadar da kariyerim güzel devam ediyordu ama hiç bu seviyeye varmamıştı. Garip, değil mi? Sektör tamamen anın ruhuna bağlı. Öte yandan devamlılığı olan işlerim de var, ‘Sherlock’ ve kurma aşamasında olduğum yapım şirketim gibi.

benedict (4)

‘The Imitation Game’de canlandırdığın Alan Turing karakterinde seni etkileyen ne oldu?
Sürekli “Alan Turing mi? II. Dünya Savaşı’nda Nazi konuşmalarının çözüldüğü yer olan Bletchley Park ile bir alakası mı vardı? Apple’ın logosunu bulan o muydu? Bir elma ısırdığı bir olay vardı…” gibi şeyler duyuyordum. Ama çoğunluk hikâyenin esasını bilmiyor; bilgisayarın mucidi olduğunu, Enigma şifresini kırdığını, eşcinsel olduğu için yargılandığını ve 1954 yılında ölene kadar östrojen enjeksiyonlarıyla cezalandırıldığını… Yaygara çıkaran veya aktivistlik yapan bir adam değildi, sadece eşcinsel bir erkekti. Tarihin gizli kahramanlarındandı.

Filmde mizah da var – Alan Turing’in hiçbir şeyi mecazi olarak algıyamaması gibi.
Dil konusunda hiç taviz vermeyen sevimli bir yönü var, mantıksal bir yapıdan başka bir şey göremiyor. Bazen kasten sinir bozucu biri gibi gözükse de aslında olduğu gibi davranıyor. Ama filmde sosyal ortamlarda otizm spektrumunda gezinen birini ele alıp onunla dalga geçmiyoruz. Sherlock Holmes gibi sosyopat bir yönü de yok, onun gibi kendisinden başka herkesin önemini ve zekasını hor görmüyor.

Sherlock’la kıyaslamaya başladın bile…
Çünkü bu önünde sonunda olacak. Zeki birini canlandırıyorsam bir bakmışız ki oynadığım tüm karakterler süper zeka. Ya da kötü adamı oynuyorsam tüm karakterlerim de öyle. Sanırım bu karakterleri kolayca çözmeye çalışmakla alakalı bir durum. Ama aslında sıradan insanları oynadığım da oldu.

‘12 Years a Slave’deki karakterin bir hayli farklıydı. Oscar’larda En İyi Film ödülünü aldığına tanık olmak nasıl bir histi?
Müthiş vakit geçirdim. Biraz gergindim ama ortamı görünce ekranda gördüğümüz herşey gibi hayal ettiğimizden daha küçük buldum. Biraz da davetsiz misafir gibi hissettim.

Kırmızı halıda U2’nun arkasında zıplarken fotoğrafın çekildi.
Evet, U2’ya photobomb yaptım! Ama suçlu Ellen DeGeneres’di çünkü kırmızı halıdaki herkese votka takviyesi yaptı, ekibi minik şişeler dağıtıyordu. Bir arkadaşım U2 ile fotoğraf çektirmem için çok ısrar etmişti, ben de fırsatını bulunca daha önce hiç deneyimlemediğim bir dürtüyle harekete geçtim. Hepsini bir arada dururken yakalayınca atladım. Önceden planlamamıştım yani.

Tören nasıldı?
Brad ve Angelina’nın yanına oturdum ve çok normal bir muamele gördüm. “Bu işler bir süre sonra sıkıcı oluyor Benedict.” dediler. İkinci ödülden sonra ise ayaklanıp Pharrell eşliğinde dans etmeye başladık, çok eğlendik. Ama sanırım gecenin yıldızı Ellen DeGeneres oldu. Ödülü kazandığımız ana tanık olmak bile muazzamdı.

‘The Imitation Game’in adı Oscar’a göz kırpanlar arasında geçmeye başladı bile. Oscar için yapılan tanıtımların bağımlısı olan Harvey Weinstein da filmi Amerika’daki sinemalara taşıyor. Beraberinde gelecek iş yüküne hazır mısın?
Vaktim olduğunu bile sanmıyorum.

Bunu Harvey Weinstein’a söyledin mi?
Evet, bir-iki kez bahsi geçti ama jeton düşmedi sanırım. Hâlâ yarım saatliğine bir talk show’a katılmak için Amerika’ya uçuş teklifleri alıyorum. Harvey çok zeki biri, aynı şeyleri arzuladığımız için iyi arkadaşlarız. Önemli olan şey de insanların filmi görmesi. Bir film hakkında güzel sözler söylenip beklentiler alevlendiğinde anında ‘abartı’ yaftası vuruluyor, bütün beklentiler sönüyor. İnsanların filmi izleyip kendilerince değerlendirmelerini isterim.

Sinefesto

Sinefesto

Admin at Sinefesto
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.
Sinefesto

Latest posts by Sinefesto (see all)

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up