Beklentiler Karşısında “Mucize”

Serbest Kürsü

mucize

Okan Gökhan / okaangokhan@gmail.com

Mucize, Mahsun Kırmızıgül’ün dördüncü filmi. Afişin ve fragmanın etkisiyle yoğun bir dramdan ziyade baskın bir trajikomik kurgu olduğunu düşünerek sinemaya gittim. İlk üç filmin getirdiği derin hayranlıkları ya da hayal kırıklıklarını hatırlarsak, filme dair beklentilerin yüksek olması da gayet normal sayılabilirdi.

Filmin kurgusu, 1960 darbesinin ertesinde Egeli bir öğretmenin “Şark Hizmetini” tamamlamak için İzmir’den Anadolu’nun ücra bir köyüne gidişini anlatıyor. Filmin ilk yarısında geniş bir kurgu perspektifi sunulmuş, haliyle biraz durağan. Ama kurgu direncinin aşıldığı ikinci yarıda dram grafiği hızlı bir yükselişe geçiyor. Öyle ki filmin final sahnesine kadar bu direncin sürekli zorlandığını hissediyorsunuz. Bununla birlikte filmin tamamına yansıyan komedi unsuru da tadında bırakılmış. Üstelik bunun malzemesi de yerel ağızlardan ya da argodan ziyade, Anadolu insanının trajikomik hallerinden devşirilmiş.

Filmin kurgusuyla paralel bir yolda seyreden viral Anadolu reklamı ise hayranlık uyandıracak seviyede. Klasik “hamamlı, lokumlu, çalgılı-çengili” Anadolu algısı, vizöre giren derin doğa akışlarıyla bambaşka bir noktaya taşınmış. Esasen Majid Majidi filmlerinde yoğun bir şekilde hissettiğim “kamera ruhu” Mucize’de kurguyla bütünleşmiş. Hal böyle olunca daha çok dram sahnelerinde karşımıza çıkan duygusal derinlik, görsel derinlikle katmerlenmiş.
Kurgu-görsel ilişkisi bu denli iç içe olunca müziğe dair beklentinin de çıtası hayli yükseliyor. Mucize, kurgusal ve görsel açıdan sağlam bir tutarlılıkla örülmüş olsa da [kurguya zorlama zerk edilmiş gibi duran Cemoli karakterinin getirdiği çıkmaz saymazsak], müzikleri konusunda hayal kırıklığı yaşadığımı belirtmeliyim. Öncelikle bu kadar yoğun müzik kullanılması size zoraki bir duygusallık hissi veriyor. Müziğin yoğunluğu [velev ki etkisi de olsa] bu kadar aşırı olunca sinemanın temel dinamiği olan görselliğin zarar gördüğünü düşünüyorum.

Teknik açıdan da şöyle bir değinecek olursak, filmin daha ilk sahnesinde gelen yoğun renk katmanları ve bağımsız kamera çekimiyle Mucize, Türkiye çıtasının üstünde olduğunu gösteriyor. Giriş sahnesinde kullanılan tek plan uygulaması da gayet başarılı üstelik. Teknik açıdan standardın altında kalmayan kamera kullanımıyla, Mahsun Kırmızıgül, kendi çıtasını oluşturmuş gözüküyor. Buna bir de dikkatle üzerinde durulmuş kostüm-mekan-sanat tasarımı kombinasyonu eklenince başarılı sayılabilecek bir eser görmek gayet normal.

“Cast” seçimini görünce bir an tereddüt etmedim değil. Dramda görmeye alışık olmadığım isimler, oyunculuk noktasında kendini henüz ispatlamadığını düşündüğüm kişiler, daha neler… Bu konuda yanıldığım için mutluyum. İlk önce Mert Turak’tan öylesi etkileyici bir performans beklemiyordum açıkçası, hele Talat Bulut’un o naif Egeli öğretmen karakteriyle bütünleşmesi gerçekten “bu film olmuş” dedirtti.

Hülasa, 2015 yılını “güzel” kelimesinin hakkını veren bir filmle açtık. Bu yıl çıkacak bütün yerli filmlerin, temel ölçütü “Mucize” olacak sanırım.

okaangokhan

Okuryazarseyreder.

Latest posts by okaangokhan (see all)

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up