Bazı Şeyler Hiç Değişmiyor!

Genel

muhammeduyar copy

İki yıl önce soğuk bir kış akşamı 4. Levent’te kaldığım öğrenci evinden çıkıp Üsküdar’a gitmiştim. O akşam ne kadar üşüdüğümü hala unutamam. Genç Dergi’nin Üsküdar’daki binasında sinemanın dertli müslümanı Ali Murat Güven ağabeyin bir toplantısı vardı. Yine çok kırılmıştı birşeylere ve ceketini alıp gitmekten bahsetmişti bizlere…

İşte o akşam Türkiye’de müslümanların ‘sinema’da işlerinin ne kadar zor olduğunu anlamıştım. O gün karşımda duran “kızılderili”nin dertlerinin bir gün benim de dertlerim olacağından emin olmuştum. Eve geri döndüğümde içimdeki duyguları kaleme almış ve “Ali Murat Güven Olmak” başlıklı bir yazı yazmıştım. Yazı sevgili Aslan Güler ve Mehmet Akif Güler kardeşlerin, abilerin sitesi ikinciperde.com’da yayınlanmıştı. Ali Murat ağabey yazının altına çok kıymetli bir yorum yazmıştı ama maalesef yazı da o yorum da silinmiş. Allah’tan yazıyı muhafaza etmişim. Dün gece yeniden okudum yazıyı ve hayretler içinde kaldım. Neredeyse herşey yerli yerinde duruyordu. ‘Ali Murat Güven’ler, ‘İsmail Güneş’ler yine dertliydi. Yine birilerini memnun edememenin sıkıntısıyla boğuşuyorlardı. Gerçi birilerini memnun etmek gibi bir dertleri de yoktu onların, azıcık da olsa anlaşılmak istiyorlardı.

Kusuruma bakmazsanız eğer ben o yazıyı bir kere daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Ali Murat ağabeyimize de buradan bir kere daha teşekkür ediyorum. Eğer ben hala bi’şeyler ile ‘dert’leniyorsam bunda büyük payı olduğunu bilsin isterim. Kusura bakma abi ama yakanı kolay kolay bırakmayacağız.

“Ali Murat Güven Olmak” (23.1.2010)

“Bir Kızılderili bin beyaz kuvvetindedir.” Bu cümle geçtiğimiz günlerde Genç Dergi’nin Üsküdar binasında yaptığımız güzel bir toplantıda Sayın Ali Murat Güven’in bizlere daha konuşmasının başında söylediği cümleydi. Peki kim bu Kızılderililer? Ya da elimizde hiç Kızılderili var mı? Bu sorular hemen o sırada aklımdan şimşek gibi geçen sorulardı. Bu cümlenin ardından Ali Murat Güven konuşmasının bittiğini söyleyip dışarıya çıksaydı yine de bize en büyük derslerden birisini vermiş olurdu.

1968 yılında gözünü açtığı dünyada yaşadığı zaman boyunca bazı konularda hep yalnız kalmış ama asla mücadelesinden vazgeçmemiş birisi vardı karşımda. (Bazıları birileri birilerini övdüğünde o kişiyi yalakalık yapmakla suçlar ya da bunların hak edilmeyen, gereksiz sözler olduğunu düşünür. Şunu belirteyim ki bu sözlerim Ali Murat Güven’i ne yüceltir, ne de değerini azaltır. Bize yaptıklarını ve yapamadıklarını tüm kalbiyle anlatan birisinin kimseden gelecek övgüye de ihtiyacı yoktur. O’nun peşine düştüğü davası uğruna yaptığı şeylerdir öveceklerim ya da yereceklerim.) Konumuza dönecek olursak, yalnız kalmış bir “adam”ın kendisini en güzel ifade edebileceği cümlelerin başında gelecektir bin beyaza bedel bir Kızılderili olmak. Ali Murat Güven “binler”e karşı verdiği “bir”lik mücadelesinde artık yorulmuş birisi.

Ali Murat Güven olmak zor; çünkü mücadelesini verdiğin, muhafazakâr dediğin, ama bu sinema nimetini kullansınlar dediğin kesim senin kıymetini bilmez, seni tanımaz, yapılan müspet sinema çalışmalarına değer vermez. Maddiyattan vazgeçtim gel manevi destek ver dersin gelmez yanına, gelip omuz vermezler sana. Sen yine yorulmadan anlatırsın, gazetede köşeni bunlara ayırır, durmadan anlatırsın. Yıllarını harcarsın bu uğurda ama bir gün karşına senin benim camiam dediğin kesimden birisi çıkar ve senin hiçbir şey bilmeyen birisi olduğunu söylerse işte o zaman yorulursun.

Ali Murat Güven olmak zor; çünkü daha sinemanın neden önemli olduğunu tam olarak kavrayamamış bir kesimin(çoğunluk) mücadelesidir verdiğin. Onlara sevdirmeye çalıştığın şey onların gözünde uzaklarda bir seraptır. Evlerine yıllar önce içinde şeytan var diyerek almadıkları televizyonlarda, radyolarda şimdilerde aşkın en yasağını, ensest ilişkileri, şiddetin en kötüsünü, cinselliğin en berbatını gösteren yapımları izlemekte bir mahsur görmeyen kesimdir senin savunduğun, ya da destek beklediğin! Ama nedense destek yerine hep eleştiri alırsın. Dabbe2’yi izlemeden yönetmenine ağır eleştirilerde bulunurlar. Ama gidip o filmi internetten indirip izleyen bir kesimdir savunduğun. Böyle olmayan elbette vardır, onlar sözümüzün dışında.

Ali Murat Güven olmak zor; çünkü sadece kendini düşünmüyorsun, hep başkalarının derdindesin. Bir genç kısa film çekmiş onu nasıl tanıtırım derdindesin. Kur’anî ölçülerden şaşmadan nasıl sanat yapılırın derdindesin. Çünkü sen bir kesimin sesini neredeyse sıfır oldukları bir sanat dalında duyurmanın derdindesin. Popülaritenin tutsağı olmuş günümüz Müslümanları ise senin dertlerini bilmezler bile…

Ali Murat Güven olmak zor; çünkü insanlar senin yazdığın yazılarda ne kadar ince eleyip sık dokuduğunu bilmezler. Senin onlara çoluk çocuğuyla, ailecek sinemaya gidebilecekleri filmleri ulaştırma derdinde olduğunu bilmezler…

Ali Murat Güven olmak zor; çünkü bu devirde “adam” olmak yetmiyor, “adam” gibi kalmak zor. Ama asıl önemli olan da bu değil midir? ‘Ali Murat Güven’ burada aslında sadece sembolik bir isimdir. Çünkü bu davanın derdinde aynı zorluğa göğüs vermeye çalışan ne yönetmenler, ne eleştirmenler, ne yazarlar, ne kısa film çeken gençler var. Onların hepsinin çektiği neredeyse aynıdır.

Ali Murat Güven Bey’in nezdinde tüm Ali Murat’lara, Yücel Çakmaklı’lara, Hasan Karacadağ’lara, İsmail Güneş’lere selam olsun. Bu yolda yalnız değilsiniz ve kalmayacaksınız. Evet, sizin gibi olmak zor. Çünkü siz “adam” gibi kalmanın, adam gibi işler yapmanın derdindesiniz. Ama unutmayın ki derdiniz ulvî, gayeniz yüce. Sizler belki 3 belki 5 kişisiniz ama Kızılderili’siniz. Çok kişiye bedelsiziniz. Değerlisiniz…

twitter.com/muhammeduyar

Muhammed Uyar
Takip Et!

Muhammed Uyar

Kurucu at Sinefesto
Marmara Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü mezunu. 2011 yılında Sinefesto.com'u kurdu. Klark Medya'da kurucu ortak olarak iş hayatına devam ediyor.
Muhammed Uyar
Takip Et!

Yorumlar

 

3 Yorum

  1. iki yıl önce yazılmış bir yazı olmasına rağmen, malesef güncelliğini yıllarca koruyacak olması gerçekten içler acısı…

    Reply
  2. Sadece sinemada değil sanatın tüm alanlarında sanatçılar toplumlarla çatışırlar, kimi zaman zayıf düşerler. Kitlesel devinimden çıkmış olmak toplumu algılamanın bedelidir. Kendisine sadık olunan her gaye ve fikir yücedir. Dünya görüşü ne olursa olsun algıları açık her kimse acı çeker.

    Reply
  3. Hayat arkadaşım, gazeteci-yazar ve mücadele adamı Ali Murat Güven, 2 Ekim 2012 salı günü itibarıyla, avukatının noter kanalıyla Yeni Şafak gazetesine gönderdiği bir dilekçeyle, 12 yıldır görev yapmakta olduğu gazetesinden ve bu arada da sinema yazarlığından istifa etmiştir. Sevenlerine de nefret edenlerine de hayırlı olsun. Umarım, Ali Murat’sız bir sinema piyasasında daha rahat ve huzurlu olurlar. (AYSUN GÜVEN)

    Reply

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up