Bizimle İletişime Geçin

Festivaller

Bana Bak, Aşkın Dili Yüzündeki Sırda Saklı

Yayınlandı

tarihinde

yazar_serkanbastimar_
Festivaldeki ikinci günüme sağanak yağış gölge düşürdü. Uykusuzluk ve soğuk evine git çağrısı yapsa da Beşiktaş’tan bir otobüse atlayıp Taksim Meydanı’na kadar ulaşan sinema kokusunu içime çektim. Kırmızının en yakıştığı bir tezgahtan simit alıp, yolda atıştıra atıştıra Atlas Sineması’nın yolunu tuttum.
Havanın soğukluğu seyirci sayısını da etkilemiş olmalı ki düne nazaran daha az kişi vardı salonda. Dün oturduğum koltuğa kurulup hemen filme verdim kendimi.
gemma-bovery-aşkın-dili


GEMMA BOVERY-AŞKIN DİLİ

İlk filmimiz bir edebiyat güzellemesi oldu. Coco avant Chanel, Adore ve Nathalie filmlerinden tanıdığımız Anne Fontaine’nin Gemma Bovery’si tüm salonu avcuna alıp Fransa’ya Norman kasabasına götürdü. Gustave Flaubert’in Anna Bovary’sine saygı duruşunda bulunan Gemma Bovery, Flaubert’in klasiğine hayran bir fırıncının yeni komşusuna duyduğu aşk ve hayranlığı anlatıyordu. Filmin esprili dili ve yeşillikler içindeki taşra kasabası beni kendine hayran bıraktı. Kubrick’in Lolitası’nı andıran filmde Gemma Arterton’un güzelliği ise dikkat çekiciydi. Sonunu pek bağlayamasalar da (sanırım yönetmen filmin romanın finaline uygun olmasını istedi) başından sonuna kadar akıcı ve merak uyandıran bir filmdi Gemma Bovery.

yüzündeki-sır

PHOENIX-YÜZÜNDEKİ SIR

Salondan çıktığımda yağmur şiddetini artırmıştı. Yol kenarındaki su kanallarında küçük çaplı bir sel kendini büyütmeye çalışıyordu. Kafe önlerindeki boş masalar, yağmurdan kaçanlar nisan ayının kompozisyonunda yerini çoktan almıştı. Derin bir soluk alıp arkadaşlarla Gemma Bovery hakkında bir iki kelam ettikten sonra yeniden salona döndüm. Bu defa bir Alman filmi ile merhabalaştık. Yahudi Soykırımı’nın yapıldığı bir dönem. Phoenix, katliamdan yüzü yanık bir şekilde kurtulan Nelly’nin hikayesini anlatıyordu. Döndüğü kasabada estetikle yeni bir yüze kavuşan Nelly kocası Johnny’nin peşine düşer. Yüzü değişse de kocasına aşkı aynı kalan Nelly kendisine kalan mirasla epey bir zenginleşmiştir. Ama bu defa bir şüphesi vardır, kocası onu sevmekte midir, yoksa tüm bu aşk gösterilerini para için mi yapmaktadır?

Anka kuşuna (Phoenix) gönderme yapan film, hem bir kadının hem de bir ulusun yeniden ayağa kalkmasını paralel bir şekilde anlatıyor. Bugünkü İsrail’in temellerinin atılışına da hafif değinen film açıkçası biraz sıkıcıydı. Filmin en güzel sahnesi Nelly’nin piyano başında verdiği mini konserdi.

listen-up-philip-bana-bak-philip

LISTEN UP PHILIP-BANA BAK PHILIP

İkinci filmin durağan havası beni epeyce mayıştırmışken, Alex Ross Perry’nin Listen Up Philip’i
hızlı başladı. Farklı çekim tekniği ve ‘retro’ renkleri ile seyirciyi filmin içine çeken Listen Up Philip, agresif bir Woody Allen filmi gibiydi. İkinci romanının yayımlanmasını beklerken sinirli bir evrime yelken açan New York’lu genç yazar Philip, kent hayatından kaçıp taşraya, hayran olduğu usta romancı Ike Zimmerman’ın yanına taşınır. Aradığı şey huzur ve ilhamdır. Ancak iflah olmaz narsisizmi ve sinirli yapısı onu burada da bırakmaz. Genç yazarın birkaç yıllık değişim sürecini esprili dille anlatan Listen Up Philip yazar olmak isteyenleri, kadın-erkek ilişkilerinde acemilik çekenleri cezbedecek bir yapıt.
Jason Schwartzman ve Jonathan Pryce’nin performansları görülmeye değerdi. Filmin anlatıcısının tutturduğu ritmik ve lirik anlatım ise insanda kitap okumuş hissini uyandırıyor.

Günün en iyisini seçmede biraz kararsız kalsam da Gemma Bovery’nin neşesine rağmen tercihimi Listen Up Philip’ten yana kullanıyorum. Listen Up Philip en az bir kez daha izlenecek bir film. Fllm genç yönetmenlere, yazarlara da mütevazı bir rehber rolü üstleniyor.

Üçüncü filmi bitirdiğimde, kasvetli bir hava dışarıda beni bekliyordu. Yağmur kesilmişti ama, saat 4 bulutları gökyüzünde yeni yağmura hazırlık yapıyordu. Bir ucunda sokak diğer ucunda cadde sayılan Atıf Yılmaz Sokağı’ndan Tarlabaşı’na indim ve önce Cevizlibağ’a ardından da metrobüsle Avcılar’a geçtim. Günü üç film izleyerek karlı bir şekilde bitirmenin keyfiyle eve ulaştığımda saat beşi geçiyordu.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Festivaller

Bir Düş Gördüm Filmine Nepal’den Büyük Ödül

Festival yoluculuğu ödüller ile devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Bir Düş Gördüm

Murat Çeri’nin ilk sinema filmi olan Bir Düş Gördüm, festival yolculuğuna topladığı ödüller ile devam ediyor.

2018 yılında Malatya Film Festivali’nin Platform Seçkisine kalan ve projeler arasından birinci olup TRT ön alım desteğini kazanan, TRT Ortak Yapımı olarak yola çıkan Bir Düş Gördüm filmi uluslararası adıyla In My Dream Dünyanın çeşitli ülkelerinden ve festivallerinden ödüller almaya devam ediyor.

Geçen hafta Hindistan’da düzenlenen 11. Dada Saheb Phalke Film Festival-22’de ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ ödülünü kazanan Bir Düş Gördüm filmi Nepal’den de ödülle döndü. Film, Nepal Uluslararası Film Festivalinde ‘En İyi Uzun Metrajlı’ filme verilen IFFS Don Kişot Ödülü’nü kazanarak yeni bir başarıya imza attı.

TRT Ortak Yapımı filmin konusu ise şu şekilde: Tarık 8-10 yaşlarında Şehirli bir çocuk. Babası bir araba kazasında ölür; Kendisi hafıza kaybı geçirir. Annesi ise hastanede komadadır. Kimsesi olmadığı için köye dedesiyle ninesinin yanına gönderilir. Tarık kazadan sebep Hiçbir şey hatırlamasa da sürekli geçmişiyle ilgili simgesel rüyalar görür. Günlerden bir gün evlerinin orada arabanın çarptığı bir eşek ölü bulunur. Bu eşeğin yeni doğmuş bir de sıpası vardır. Tarık bu Sıpayla kendi durumu arasında bir bağ kurar. Ve onu yaşatmayı kendine vazife bilir.

Okumaya Devam Et

Festivaller

40. İstanbul Film Festivali Çevrimiçi Mayıs Seçkisini Duyurdu

Pedro Almodóvar filmi The Human Voice da seçkide bulunuyor.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

40. İstanbul Film Festivali

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 40. İstanbul Film Festivali’nin dokuz filmden oluşan çevrimiçi Mayıs Gösterimleri’nin ilk bölümü, 6-16 Mayıs’ta yapılacak. Mayıs Gösterimlerinin biletleri 5 Mayıs Çarşamba passo.com.tr’de satışa açılacak. Gösterimlerin ikinci bölümü ise 20 Mayıs’tan itibaren yine filmonline.iksv.org’da gerçekleşecek.

İstanbul Film Festivali’nde uluslararası festivallerden merakla beklenen dokuz film, 6-16 Mayıs tarihlerinde filmonline.iksv.org’da çevrimiçi olarak gösterilecek. Mayıs Gösterimleri arasında 2021 Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı–En İyi Yardımcı Oyuncu Ödülü kazanan, Bence Fliegauf’un Orman – Seni Her Yerde Görüyorum, yine Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı–Jüri Ödülü kazanan Bay Bachmann ve Sınıfı, Sundance’ten İzleyici Ödüllü belgesel Ateşle Yazmak, Fildişi Sahili’nin kısa listeye kalan Oscar adayı Kralların Gecesi ve Pedro Almodóvar’ın Jean Cocteau’nun aynı oyunundan uyarladığı iki filmi, İnsan Sesi ve Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar da yer alıyor.

  • 6 Mayıs Perşembe 21.00 – 11 Mayıs Salı 21.01 Dünyanın En Güzel Oğlanı / The Most Beautiful Boy in the World / Kristina Lindström, Kristian Petri
  • 7 Mayıs Cuma 21.00 – 12 Mayıs Çarşamba 21.01 Kralların Gecesi / La Nuit des Rois / Night of the Kings / Philippe Lacôte
  • 8 Mayıs Cumartesi 21.00 – 13 Mayıs Perşembe 21.01 İnsan Sesi / The Human Voice / Pedro Almodóvar
  • 8 Mayıs Cumartesi 21.00 – 13 Mayıs Perşembe 21.01 Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar / Mujeres al borde de un ataque de nervios / Women on the Verge of a Nervous Breakdown / Pedro Almodovar
  • 9 Mayıs Pazar 21.00 – 14 Mayıs Cuma 21.01 Orman – Seni Her Yerde Görüyorum / Rengeteg – mindenhol látlak / Forest – I See You Everywhere / Bence Fliegauf
  • 13 Mayıs Perşembe 21.00 – 18 Mayıs Salı 21.01 Ateşle Yazmak / Writing with Fire / Sushmit Ghosh, Rintu Thomas
  • 14 Mayıs Cuma 21.00 – 19 Mayıs Çarşamba 21.01 Gezegen / El Planeta / Amalia Ulman
  • 15 Mayıs Cumartesi 21.00 – 20 Mayıs Perşembe 21.01 Bay Bachmann ve Sınıfı / Herr Bachmann und seine Klasse / Mr Bachmann and His Class / Maria Speth
  • 16 Mayıs Pazar 21.00 – 21 Mayıs Cuma 21.01 Suzanna Andler / Benoît Jacquot
Okumaya Devam Et

Festivaller

24. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Tarihleri Yenilendi

Festivalin tarihleri güncellendi.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali

Bu sene 24. sü düzenlenecek olan “Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali“nin tarihleri yenilendi.

24. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 27 Mayıs3 Haziran tarihleri arasında çevrimiçi gösterimlerle, 4 Haziran 11 Haziran tarihleri arasında ise Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi ve CerModern’de açık hava sinemasında izleyicilerle buluşacak. Festivalin Onur Ödülleri, Bilge Olgaç Başarı Ödülleri, Tema Ödülleri ve Genç Cadı Ödülü’nün sahiplerini bulacağı açılış töreni ise 4 Haziran akşamı yapılacak.

Bu yıl Araftan Çıkmak temasıyla düzenlenen “24. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali“nin programında direnen, ilham veren, dayanışan kadınların hikâyelerini anlatan yapımlar yer alıyor. Ocak ayında gerçekleştirilen Sundance Film Festivali’nde Dünya Sineması-Belgesel bölümünde Jüri Özel ve İzleyici Ödüllerine layık görülen Writing With Fire programın öne çıkan filmlerinden. Sushmit Ghosh ve Rintu Thomas yönetmenliğini üstlendiği film, Hindistan’ın en alt kastı olan Dalit kadınlarının hem özel hem de mesleki hayatlarındaki zorlukları aşarak oluşturdukları kadın muhabirler ağını anlatıyor.

Programın heyecan veren diğer filmleri arasında ise; Şubat ayında yapılan Berlin Film Festivali kapsamında izleyiciyle buluşan Memory Box ve Copilot yer alıyor. Joana Hadjithomas ve Khalil Joreige yönetmenliğinde ana yarışmada gösterilen Memory Box; 80’li yıllardan kalma mektup, fotoğraf ve ses kayıtlarıyla dolu bir kutudan annesine dair hiç bilmediklerini öğrenen bir genç kızın hikâyesini anlatırken, Panorama bölümünde gösterilen Anne Zohra Berrached imzalı Copilot özellikle başrol oyuncusu Canan Kir’in etkileyici oyunculuğuyla aşkın bizi nasıl çıkışsız bir yola sürükleyebileceğini anlatıyor.

Oscar Ödülleri’nde En İyi Uluslararası Film kategorisinde ilk kez iki kadın yönetmenin filmi birden aday olmuştu. Bu iki film de Uçan Süpürge’de izleyiciyle buluşacak. Kaouther Ben Hania’nın yönetmen koltuğunda oturduğu, sevgilisiyle buluşmak için Lübnan’dan Paris’e gitmeye çalışan Suriyeli mülteci Sam Hana’nın yaşamının izini süren Derisini Satan Adam / The Man Who Sold His Skin ve Jasmila Žbanić’in Srebrenitsa’da, Birleşmiş Miletler için tercümanlık yapan Aida’nın savaş sırasında eşinin ve çocuklarının hayatını kurtarma çabasını anlattığı Nereye Gidiyorsun Aida?/Quo Vadis Aida?. Her iki yönetmenin de festivale konuk olarak katılması bekleniyor.

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali programının tamamı ve etkinlikleri önümüzdeki günlerde açıklanacak.

Okumaya Devam Et

Popüler