Bir “Amerikan Kafası” Selfiesi: Bağımsızlık Günü 2

Eleştiri Manşet

Muhammed uyar yazdı…

ABD’nin, Birleşik Krallık’tan 4 Temmuz 1776 yılında bağımsızlığını kazandığı gün Amerikan Bağımsızlık Günü (Independence Day) olarak da kutlanılmaktadır.

Bunu dünya çapında bilen çok fazla insan olmasa da 20 yıl önce Rolan Emmerich tarafından çekilen ‘Independence Day’ filmi ile bir çok kişi bunu öğrenmişti. Amerika’da 2 Temmuz 1996’da, Türkiye’de ise 4 Ekim 1996’da gösterime giren filmin oldukça yüksek izlenme rakamları yakaladığını belirtelim.

Filmde düşman uzaylıların dünyayı istila eder. ‘Kahraman’, ‘zeki’ ve ‘fedakar’ Amerikalılar öncülüğünde bir araya gelen tüm dünya ulusları el ele verip uzaylıları kovar. Mevzumuz bundan ibaret.

Aradan 20 yıl geçtiğine göre biz Kurtuluş Günü’müzü ve ‘dünya liderliğimizi’ diğer milletlere bir kere daha hatırlatalım dercesine filmin ikincisini çekmeye karar veren Roland Emmerich’in bu filmde klişelere klişe katmak için ne kadar çaba sarf ettiğini görmüş olduk.

Bazı filmlerin senaryosunu sevmeseniz bile görsel efektleri ve içeriğinde yer alan bazı bölümlerini sever ve benimsersiniz. Oysa “Bağımsızlık Günü 2” filminde Hollywood tornasından çıkmış bir senaryoyu yine aynı tornadan çıkmış basmakalıp roller ve oyunculuklar takip ediyor.

Bir kaç örnek verelim…

Dünyalılar Ay’da bir üs kurmuş ve buraya olası uzaylı tehdidine karşı ellerindeki en güçlü silahlardan birisini yerleştirmektedirler. Dünyalılar tabirini bilerek kullandım çünkü üste görevli bir çok ülke mensubu yer alıyor. Baş komutan ise bir Çinli. Silahın yerleştirildiği sırada meydana gelen bir terslik üzerine bizim Amerikalı (Liam Hemsworth) hemen ‘kahraman’ maskesini takıyor ve komutan momutan dinlemeden silahın üssün üzerine düşmesine engel oluyor.

İlerleyen sahnelerde aynı Amerikalı isyankar çocuğumuz bu sefer üsten uzay aracı kaçırıp dünyaya servis çekiyor falan. Tabii ilk isyanında “başarılı” olduğu için ikinci ve diğer isyanlarında Amerikalının sürekli doğruyu yapacağına inandırılmış oluyoruz. Nitekim öyle de oluyor(!). Hele bu ergen pilotun askeri okul döneminden kalma sevgili (Maika Monroe) ve arkadaş olayları var ki oraya hiç girmiyorum.

Dünyanın bütün ulusları birleşmiş ve dünya (Amerika’nın öncülüğünde) barış içerisinde yaşamayı öğrenmiş; ama Afrika’da hâlâ isyancılar var. Bütün dünya bir olmuş ama Afrikalı iki çapulcuyu yok edememiş(?). Tehdit var olmaya devam etmeli ki savunma mekanizması işleyebilsin. Dikkatimi çeken şeylerden biri de ışıklı mışıklı uzay çağı silahına sahip Afrikalıların hâlâ baldırı çıplak gezmeleri. Başlarını sokacak adam gibi evleri bile yok, çadırlarda yaşıyorlar…

Aslında Amerika’da da durum farklı değil. Uzaylı aracı dünyaya indiğinde meydana gelen sel baskını ve yıkımın ardından kahraman araştırmacılarımızdan birisinin (Jeff Goldblum) babası (Yahudi olduğu “Yüce Musa!” repliği ile özellikle vurgulanan) nasıl oluyorsa hayatta kalıyor. Yaşlı başlı adamın gemisi hurdaya dönüyor ama amcanın kılına zarar gelmemiş. Neyse bu amca yolda şoförü çocukları bırakıp kaçmış bir okul otobüsüne denk geliyor. Bildiğimiz klasik sarı okul otobüsü. Ve bir otobüs dolusu çocuk. Bu size ne çağrıştırıyor? Tabii ki o çocukların zor durumda kalacağını ve kurtarılması gerekeceğini. Filmin büyük bir bölümünde bu sahnelere de maruz kalıyorsunuz. Bu okul otobüsünü uzaylıların kraliçesi koşarak kovaladı ya. Varın gerisini siz düşünün.

Gelelim eli bastonlu kafası sıyrık ilk Bağımsızlık Günü filminin Amerikan başkanı “President Thomas J. Whitmore” efendiye. Bill Pullman’ın canlandırdığı karakter filmin başlangıcında aciz ve işe yaramaz haldeyken filmin sonuna doğru kendisine bir ölüm iyiliği geliyor. Bağımsızlık günü kutlamalarında sahneye çıkarken son nefesini verecek diye korktuğumuz sevgili President sakalları kesince 20’lik delikanlı gibi uçak kullanmaya başlıyor.

Filmin kafası kırık doktorlarından birisi olan Dr. Brakish Okun’un kendisini yıllardır bırakmayıp başında uyanmasını bekleyen ve onun için orkideler besleyen partneri ile olan eşcinsel aşklarına da yeterince vurgu yapılınca filmin eksik parçaları neredeyse tamamlanıyor.

Amerikalılar öncü oldu. Fransızlardan bir kadın araştırmacı onlara katıldı. Çinliler askeri güçleri ile destek oldular. Afrikalıların “gerry” kalmışlığı yeterince vurgulandı. Ruslar ve İngilizler’den hiç bahsedilmedi. Dünyayı kurtarıyoruz Arapların falan burada ne işi var dercesine onlar da es geçildi. Uzaylılar teknolojinin dibini yaşasa da bizden akıllı olamazlar mı? Evet, olamazlar. Eşcinseller burada mı? Evet burada. Kurtarılmayı bekleyen anne-çocuk-sevgili klişesi yapıldı mı? Yapıldı. Filmin sonunda devam filminin müjdesi verildi mi? Verildi.

Olaysız dağılalım.

İçi, dışı, özü, ciğeri “Amerikan” olan bir kalıbın en iyi örneklerinden birisini görmek istiyorsanız bu filmi iyi izleyin. Yok benim zamanım kıymetli, aldığım nefesi daha düzgün , adam gibi bir film izleyerek harcamak istiyorum diyorsanız böyle filmlere dikkat edin derim…

twitter.com/muhammeduyar

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up