Bizimle İletişime Geçin

Meraklısına

Atatürk Film Senaryosu Yazdı Mı?

Müjdat Arslan yazdı

Yayınlandı

tarihinde

Müjdat Arslan yazdı…

Bugün 10 Kasım 2015, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, vefatının 77. yılında törenlerle anılıyor. Anma merasimlerinin yanı sıra bazı kültür sanat merkezlerinde fotoğraf sergisi, belgesel gösterimleri gibi çeşitli etkinlikler de yapılıyor. Geçmiş yıllarda çekilen ve Atatürk’ün hayatından kesitler sunan filmlerden bazıları da bir ihtimal televizyonlarda yayınlanabilir.

Yazımızın konusu başlıktan da anlaşılacağı gibi Atatürk’ü konu edinen filmlerden biri; Atatürk Sevgisi (Ben Bir İnkılap Çocuğuyum). Çekilen ya da çekilemeyen Atatürk filmi. Bu konuyu yıllarca çabalayarak 2008 yılında gündeme getiren Araştırmacı Yazar Sayın İlknur G. Kalıpçı Sabah Gazetesi’ndeki bir haberde; “26 yıldır Atatürk’ün bilinmeyen yönlerini araştırıyorum.

Tiyatroda, arkeoloji alanında, sporda birçok ilginç bilgi buldum. Sinemaya gelince durdum; ‘burada da yoktur artık’ dedim. Ama inanılmaz bir sinema çalışması yaptığını keşfettim.. Böyle bir senaryonun varlığını Münir Hayri Egeli’nin 1994 yılında elime geçen 1954 basımı Atatürk’ten Bilinmeyen Hatıralar adlı kitabında öğrendim..” diyor.

Yine aynı haberde senaryonun yönetmen Biray Dalkıran tarafından film yapılacağı, bunun için 10 kişilik bilim kurulu oluşturulduğunu ve filmin maliyetinin 10 milyon dolar olacağı yazıldı. Daha sonra farklı mecralarda bu filmle ilgili geniş yankı bulan çeşitli yazılar kaleme alındı. Yazıların bir kısmında “Atatürk’ün kendi yazdığı senaryo, Atatürk’ün kaleminden hayatının anlatıldığı film, Atatürk’ün aşkları film oluyor ya da Münir Hayri Egeli’nin Atatürk ile birlikte yazdığı senaryo” konuları işlendi.

Tüm bu yazılar için kaynak olarak bir kitap gösteriliyordu. Yani bu kitap, söz konusu filmin senaryosunu Atatürk ile birlikte yazan Münir Hayri Egeli’nin, ilk baskısı 1954 yılında yapılan ve Atatürk’e dair hatıraların yer aldığı Ahmet Halit Yaşaroğlu Kitapçılık tarafından basılan Atatürk’ün Bilinmeyen Hatıraları (104 sayfa) kitabıdır.

Hangisine inanalım? Cumhuriyet döneminin önemli kişilerinden olan Münir Hayri, 1903 yılında doğuyor ve 1970 yılında ölüyor. On parmağında on marifet olan yazar, yönetmen, heykeltraş Münir Hayri Atatürk ile çok defa bir araya gelen, masasında bulunan bir kişidir ve hatıralarını bir kitapta toplamıştır. Egeli’nin hatıralarının yer aldığı kitabın dikkat çekici satırlardan biri “…Atatürk, kendi hayatına ait bir film yaptırmaya karar vermiş ve bana esaslarını dikte ettikten sonra iki defa tashih etmişti. Ben Bir İnkılap Çocuğuyum adını taşıyan bu senaryonun ilk müsveddesini okuduktan sonra ‘Başka neler koymalıyız?’ diye sordu. Biraz çekinerek, ‘Bir filmde kadın ve aşk unsuru da aranır. Ama bilmem nasıl emrederdiniz?’ dedim. Atatürk derhal anladı. ‘Benim de başımdan aşk hikayeleri geçti.’ dedi ve dört hikaye nakletti…” Bu satırlarda bahsedilen Atatürk’ün aşk yaşadığı kadınlar Emine, Hatice, Makedonyalı Eleni ve Naciye’dir. 137 sayfalık senaryoda Atatürk’ün 1927-1938 yılları arasındaki siyasi kişiliğinden ziyade aşkları ve duygusal yönleri ele alındığı söyleniyor.

Münir Bey, Hatice ve Emine hanımlarla ilgili biraz daha ayrıntıya girdikten sonra Atatürk’ün senaryonun altına bir not düştüğünü söylüyor: “Düzeltmelerden sonra iyi bir film olur ve bu senaryonun ruhuna sadık kalınması elzemdir.” Bu notun nerede olduğunu bilmiyoruz fakat Atatürk’ün Münir Hayri için “T.B.M.M Hususî” antetli kağıda yazdığı ve Stj. Av. Hatice Karakuş’un “Hukuk Gündemi Dergisi 2013 – Atatürk Özel Sayısı”nda yer verdiği bir diğer not Milli Kütüphane’de saklanıyor. “Münir Hayri, filmi çevirme işiyle bizzat meşgul olacaktır. Hemen Almanya’ya gidecek, senaryomuzu işleyecektir. Hasan Rıza gereken masrafları benden karşılayacaktır. / İmza: K (Kemal)”

Elimdeki bir kaç kaynak Atatürk’ün Münir Hayri için yazdığı notlar hariç konunun ve anlatılan senaryonun neredeyse tamamına soru işaretleri koymayı zorunlu kılıyor. Zira bütün konuya kaynaklık eden Münir Hayri Egeli’nin Atatürk’ün Bilinmeyen Hatıraları kitabının ilk baskısının yapıldığı 1954 yılından tam 7 sene önce 1947’de, Egeli’nin bu konuda yapılmış bir röportajda söyledikleri kitapta yer alan bilgilerle örtüşmüyor. Örtüşmemesi bir yana bir dizi çelişkiyi beraberinde getiriyor.

Şair M. Faruk Gürtunca tarafından çıkarılan Her Hafta Dergisi (Sayı.10) 1947 yılında “Atatürk Sevgisi” başlığı altında yer alan röportajı şöyle duyuruyor: Atatürk Sevgisi, Atatürk’ün hayatında hazırlanmağa başlanmış fakat Şef’in fâni hayata vedası üzerine yarıda kalmış bir filmdir. Bu filmin ilk senaryosunu hazırlayan Münir Hayri Egeli, ilk senaryolarının bazı kısımlarını değiştirerek yeniden çevirmektedir. Bu yazı size Atatürk Sevgisi filmine nasıl ve niçin başladığını ve ne gibi safhalar geçirdiğini anlatmaktadır.” Duyurudan sonra yazı devam ediyor: “… Bir muharririmiz, filmin senaryosunu hazırlayan ve rejisörlüğünü de bizzat yapmakta olan Münir Hayri Egeli’yi bulmuş ve ona henüz açıklanmamış bulunan bazı meçhuller hakkında sualler sormuştur. Kıymetli bir muharrir ve sanatkâr olan Münir Hayri Egeli, önce senaryonun hazırlanışını tarihçesi ile beraber anlattı.” Münir Hayri, kendisinin Cumhuriyet Halk Partisi’nin umumî rejisörü, Parti Genel Sekreteri’nin Recep Peker ve o zaman Film Bürosu Şefi’nin daha sonra Dil Kurumu Sekreteri olan Hasan Reşit Tankut olduğunu söyleyerek söze başlıyor: “Partide zamanın modern imkanlarıyla bir film tesisatı meydana getiriliyordu. Önce ufak tefek bazı dokümanter filmler hazırladık. Bunlardan alınan neticeler cesaret verdi. Bir inkılap filmi çevirmek kararı verildi. Senaryo hazırlandığı zaman Atatürk duydu. Lütufkâr alâkasını gene esirgemedi. Elleriyle tashih ettiler ve üzerinde “Bay Münir Hayriye gönderilecek” yazılı bir zarfla başyaver Celâl Bey eliyle senaryoyu bana iade ettiler.

Ekran Resmi 2016-11-10 16.04.18

1947 yılında Her Hafta Dergisi’nde yer alan röportajdaki bu satırlara göre, 1954 yılında “Atatürk’ün Bilinmeyen Hatıraları” kitabında yazılan “…Atatürk, kendi hayatına ait bir film yaptırmaya karar vermiş ve bana esaslarını dikte ettikten sonra iki defa tashih etmişti.” cümlesini nereye koyacağız? 1947’de senaryoyu Atatürk’ün duyduğunu ve ilgilendiğini söyleyen Münir Hayri, 1954 yılında Atatürk’ün kendi hayatına dair bir film yaptırmaya karar verdiğini ve senaryonun esaslarını kendisine dikte ettirdiğini söylüyor.

Aşk filmi mi aile filmi mi? Filmin içeriğiyle ilgili çelişkilere gelecek olursak, kitapta Atatürk ile aralarında geçen diyalogu Münir Hayri şu şekilde aktarıyor: “Başka neler koymalıyız?” diye sordu. Biraz çekinerek, “Bir filmde kadın ve aşk unsuru da aranır. Ama bilmem nasıl emrederdiniz?” dedim. Atatürk derhal anladı. “Benim de başımdan aşk hikayeleri geçti.” dedi ve dört hikaye nakletti…” Bu ifadelerin yer aldığı kitaptan 7 yıl önce yapılan röportaja bakalım içerikle ilgili Münir Hayri neler söylemiş?

Muharrir soruyor: “Bu filmin mevzuu var mıdır ve mahiyeti nedir?” Münir Hayri cevap veriyor: “Film bildiğiniz gibi mevzulu bir filmdir. Ben Bir İnkılap Çocuğuyum isimli senaryoda vak’anın asıl kahramanı bir öğretmendir. Benim yazdığım müsveddede bir generaldi. Bu şahsiyeti öğretmen haline bizzat Atatürk yaptığı tashihlerde şu cümlelerle tahvil etti: ‘İnkılabı gelecek nesillere götürecek kıvılcım öğretmenlerden fırlayacaktır. Tarık’ın bir öğretmen olması daha uygundur. Ona göre düzeltmeli.'” Münir Hayri, bu düzeltmeleri yaptıktan sonra Atatürk’ün sadece kendisine ait olan sahneleri ve sözleri tashih ettiğini ve “Düzeltmelerden sonra güzel bir film olur” notuyla kendisine geri verdiğini söylüyor ve sözlerini 1954’de yazılan kitapta anlattığı aşk hikayeleriyle hiç alakası olmayan “Böylelikle film bir öğretmen ailesinin çeyrek asırlık hikayesi oldu. Bu hikayenin içine yer yer Atatürk’ün hayatı, sözleri, fikirleri girmektedir. Aslında hikaye bir Türk ailesinin inkılap karşısındaki ömrünün basit bir resmidir.” cümleleriyle sürdürüyor.

Münir Hayri daha sonra İpek Film Stüdyosu’nda ilk hazırlıkların başladığını, tam bu sırada Recep Peker’in C.H.P, Hasan Reşit’in de Dil Kurumu Genel Sekreterliği görevlerinden ayrıldığını, kendisinin de çekildiğini belirtiyor ve ekliyor. “Büyük Ata rahatsızlandı ve film fikri ilk hazırlıklarıyla kaldı.” Röportaj’da bu senaryo ve film ile ilgili bir tarih geçmiyor. Recep Peker, Atatürk ile yaşadığı bir fikir ayrılığından dolayı 1936 yılında C.H.P Genel Sekreterliği görevinden alınır. Gelişmelerden anladığımıza göre film çalışmalarına 1936 yılında son verilir.cahide sonku ile ilgili görsel sonucu

Cahide Sonku Mu, Berrin Aydan Mı?

Cemal Kutay’ın teşvikiyle 1947 yılında yani Atatürk’ün ölümünün 9. yılında Atatürk Sevgisi (Ben Bir İnkılap Çocuğuyum) filmi tekrar gündeme gelir. Bu defa pek çok kişi ve kurumdan destek alınarak hazırlıklar başlar. Münir Hayri, filmin genel gidişatı hakkında Ercümend Ekrem Talu’nun tenkit ve yardımlarından istifade etmek istediğini söyler. Filmde oynamak için 1600 kişi müracaat eder, bunlardan 40’ı deneme çekimi yapmak için seçilir. Deneme çekimleri Marmara Film Stüdyosu’nda gerçekleştirilir. Dönemin sinema sanatçıları Muazzez Fındıkoğlu ve Berrin Aydan’ın da rol aldığı filmin bitirilip bitirilmediği kesin değildir. Röportaj sırasında gelen Mısırlı bir film stüdyosunun temsilcisi, Münir Hayri’ye filmi İstanbul’daki stüdyolardan daha geniş imkanlara sahip olan Mısır’daki kendi stüdyolarında çekmesini teklif eder. Yetkili “İsterseniz Arapça ve İngilizce kopyalarını da orada yapmak kabildir.” der. Misafir gittikten sonra muharrir Münir Hayri’ye sorar: “Ne yapacaksınız şimdi?” Münir Hayri gülerek cevap verir: “Vallahi dostum, başrolü oynayacak bir artist arıyorum.”

Atatürk Sevgisi (Ben Bir İnkılap Çocuğuyum) filmi 1947 yılında da bitirilemez. Yrd. Doç. Dr. Zeki Gürel, 2012 yılında Bolu Havadis Gazetesi’nde yazdığı “Atatürk Sevgisi adlı filmde Atatürk rolünü oynayan şair kim?” başlıklı yazısında şu bilgileri verir: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1944 yılında Atatürk Sevgisi adlı bir film yapılmasına karar verince akıllara Atatürk rolü için Tarık Ziya Işın gelir: ‘Başrolde kadın oyuncu o günlerin kuvvetli artistlerinden Cahide Sonku’dur. Erkek oyuncu için yapılan denemelerde tereddüt geçirilir. Devlet Tiyatrosu sanatçısı Mahir Canova; fiziğinin Ata’ya çok uygun, gözlerinin mavi ve oyun gücünün yüksek olduğunu ifade ederek bu rol için Tarık Ziya Işın’ı teklif eder. Çağrılır, denemeler yapılır, film çekilir. İlgililer çok mükemmel olduğunu rapor ederler. Film tamamlanır; kopyalanıp, halka sunulması sırasında ne talihtir bilinmez film kaybolur.”

Yrd. Doç. Dr. Zeki Gürel, bu bilgileri Tarık Ziya Işın’ın kardeşi Muzaffer Işın’ın anlattıklarına dayandırır ve sorar: “Sırra kadem basan; Bolulu şair ve yazar, eğitimci Tarık Ziya Işın’ın Atatürk rolünü oynadığı Atatürk Sevgisi adlı bu filmin akıbetini bilen var mı?” Bu sorunun cevabını kısmen de olsa Mustafa Turaç “Kamu Kurumlarınca Desteklenen Belgesel Film Projeleri: Kültür ve Turizm Bakanlığı Örneği (2008-Ankara)” isimli uzmanlık teziyle verir. Film 18 yılda bitirildi (mi)? 1936’da başlayan film macerası Yrd. Doç. Dr. Zeki Gürel’in söylediğine göre 1944’de çekiliyor, Her Hafta Dergisi çekimler 1947’de başladı diyor, bir başka kaynak ise filmin 1954’te çekildiğini söylüyor. Adı geçen artistlerin bu filmde oynayıp oynamadığını filmin künyesiyle ilgili bir bilgiye ulaşamadığımız için bilemiyoruz ama Turaç tezinde, 1950-1980 arasındaki 30 yılı anlattığı bölümde şu ifadelere yer vermektedir: “1954’de İlhan Arakon’un çektiği Bir Şehrin Hikayesi, Almanya’da ödüle hak kazanmıştır. Yine aynı yıl Münir Hayri Egeli Atatürk Sevgisi adlı filmi çekmiştir.”

İnşallah akıbetini bilmediğimiz bu filmi bir gün izleyebiliriz. Onlarca ismin, kurumun ve hikayenin geçtiği yaklaşık 80 yıllık bir konuyu olabildiğince yalın yazmaya çalıştım. Münir Hayri Egeli, 1947’de Her Hafta Dergisi’ndeki röportajında Atatürk filmi ile ilgili söylediklerine, 1954’de basılan kitabında tamamen zıt şeyler söyledi. Münir Hayri’nin neden böyle bir şey yaptığına dair bir fikrim yok. Fakat benim asıl merak ettiğim kitap yayınlandıktan sonra 16 yıl daha yaşayan Münir Hayri’nin bu konuyu bir başka yerde dile getirip getirmediği. Atatürk’ü ve Münir Hayri’yi rahmetle anıyorum. Hülasa; Münir Hayri Egeli bize, Atatürk ve sinema gibi önemli bir konuda iki farklı hikaye anlattı, isteyen istediğine inanabilir.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Meraklısına

Marc Cousins’tan Kundura Sinema’ya Özel Women Make Film Sohbeti

Yönetmen Kundura Sinema’ya konuştu.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Women Make Film

Kundura Sinema’nın çevrimiçi izleme platformu Kundurama’da yayınlanan Mark Cousins belgeseli “Women Make Film: A New Road Movie Through Cinema”nın gösterimi gördüğü ilgi üzerine 30 Nisan’a dek uzatıldı.

Sinema tutkunlarının “The Story of Film An Odyssey / Sinemanın Hikâyesi” belgeseli ile de yakından tanıdığı yönetmen ve sinema yazarı Mark Cousins, filmin Türkiye gösterimine özel Kundura Sinema’ya konuştu ve Altyazı sinema dergisi editörü Aslı Ildır’ın sorularını yanıtladı.

Binlerce film izleyerek 200’e yakın kadın yönetmenin filmlerinden parçaları bir araya getirdiği bu çılgın projenin hikâyesini çevrimiçi sohbette anlatan Cousins, kadın sinemacıları film endüstrisinin kurbanları olarak değil, yaratıcılıkları ve hayâl güçleri ile anlatmayı tercih ettiğini söyledi.

2020 Avrupa Film Ödülleri’nde Yenilikçi Anlatım Ödülü’nün sahibi olan Women Make Film: A New Road Movie Through Cinema, ortak yapımcısı da olan Tilda Swinton’ın yanı sıra Jane Fonda, Adjoa Andoh, Sharmila Tagore, Kerry Fox, Thandie Newton ve Debra Winger gibi oyuncuların rehberliğinde eşsiz bir yolculuğa çıkarıyor ve dünyanın dört bir yanından seçilmiş kadın yönetmenlerin filmleri üzerinden “iyi bir film” çekmenin 40 altın kuralını sıralıyor.

Kundura Sinema ve Altyazı Sohbetleri serisinin ilki de olan söyleşiyi Kundura Blog’da, Women Make Film‘i de Kundurama’da Türkçe altyazı seçeneğiyle ücretsiz izleyebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Meraklısına

Rüya Gibi Filmler Kundura Sinema Seçkisinde

Filmler ücretsiz izlenebilecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Kundura Sinema

Kundura Sinema”nın çevrimiçi izleme platformu Kundurama’nın yeni seçkisi “Rüyanın Öte Yakası” yayında.

Kundura Sinema’nın çevrimiçi izleme platformu Kundurama‘nın yeni seçkisi Rüyanın Öte Yakası bugün (16 Nisan) yayına girdi. Kundura Sinema ve New York merkezli bağımsız ve deneysel film platformu Kinoscope ortaklığında hazırlanan seçkide, görsel ve işitsel dünyasıyla hipnotize edecek 3 film Türkçe altyazılı ve ücretsiz izlenebilecek.

Küratörlüğünü Kinoscope’un kurucusu ve sinema yazarı Pawel Wieszczecinski’nin yaptığı Rüyanın Öte Yakası seçkisinde, İngiliz sanatçı ve yönetmen ikili Daniel & Clara’nın 2019 yapımı belgeselleri “Notes From A Journey / Bir Yolculuktan Notlar”, Türkiye’de ilk kez gösterilecek.

Rüyanın Öte Yakası seçkisinde ayrıca; Berlin ve Cannes festivallerinin geleceğin yönetmenlerinden biri olarak işaret ettiği ve programlarıyla desteklediği Hindistanlı Payal Kapadia’nın “Afternoon Clouds / Öğleden Sonra Bulutlar” (2017) ve “And What Is The Summer Saying / Ve Yaz Ne Söyler ki…” (2018) adlı ödüllü kısaları da gösterilecek.

Kundura Sinema ve Kinescope ortaklığında hazırlanan Rüyanın Öte Yakası, 16 Nisan-19 Temmuz tarihleri arasında Kundurama’da Türkçe altyazı seçeneğiyle yayında olacak ve sınırlı kontenjanla ücretsiz izlenebilecek.

Küresel pandemi koşullarında gösterimlerini çevrimiçi sürdüren Kundura Sinema’nın film seçkileri her ay yeni filmler ve temalarla güncellenerek Kundurama’da devam edecek.

Okumaya Devam Et

Meraklısına

Sinemada Gençlik’in Serüveni Altyazı Sinema Dergisi’nin Nisan Sayısında

Dergiye dijitalden erişim de mevcut!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Altyazı

Altyazı Sinema Dergisi Nisan sayısını “Sinemada Gençlik” temasına ayırdı. On yazıdan oluşan dosyada farklı dönem ve coğrafyalarda gençlik hareketlerinin ve genç yaşlara özgü heyecanlarla kaygıların; aşk, öfke, isyan, bazen delilik ve daima tutkuyla tanımlanan kişisel arayışların; kuşak çatışmaları ile sınıfsal kaygıların filmlerdeki yansımalarının izi sürülüyor.

Tabuları yıkan ‘Yeni Dalga’ akımlarından 80’lerin ana akım sinemasına, Yeşilçam’dan günümüz Türkiye’sine uzanan dosya, “gençlik ateşi”nin ikonlaşmış imgelerini incelerken İkinci Dünya Savaşı’ndan bugüne toplumsal değişimlerin de altını çiziyor. Kapağında Yunan yönetmen Athina Rachel Tsangari’nin özgün ve kışkırtıcı filmi Attenberg’den bir karenin yer aldığı Altyazı‘nın 206. sayısına altyazi.net adresi üzerinden erişilebiliyor.

Nisan sayısında Öykü Sofuoğlu Fransız, Güvenç Atsüren İngiliz, Necati Sönmez ise Japon Yeni Dalgası’nın kendine özgü biçimsel arayışlarını, İkinci Dünya Savaşı sonrasının karamsar toplumsal psikolojisine inat gençliğin yarattığı isyankâr ruhu inceliyor. Aslı Ildır, az bilinen filmler üzerinden, Doğu ve Batı Almanya gençlerinin maruz kaldığı farklı ideolojik iklimlerin ne türde gençlik öykülerine kapı açtığına odaklanıyor. Ahmet Gürata ‘Sineklerin Tanrısı’ romanı ve ‘Robers Cave’ deneyinin açtığı tartışma alanını benimseyen Monos ve Açlık Oyunları gibi örnekleri masaya yatırarak grup psikolojisini ve çatışmanın insan doğasındaki yerini sorguluyor. Kutlukhan Kutlu, Francis Ford Coppola’nın Dışarıdakiler ve Siyam Balığı filmlerini ele alırken sinemanın özüne dair bir meselenin peşine düşüyor.

Başta John Hughes klasikleri olmak üzere 80’ler Amerikan sinemasının baştacı ettiği gençlik filmlerinin ortak popüler kültür hafızasına kazınmış ruh hâli Erman Ata Uncu’nun, Chantal Akerman ve Claire Denis gibi ustaların Françoise Hardy şarkılarında buluşan büyüme öyküleri Kaan Denk’in yorumuyla dosyada yer buluyor. Gençliğin Türkiye sinemasındaki yansımalarına ise Selin Gürel Yeşilçam klasikleri, Coşkun Liktor 2000’lerin filmleri üzerinden bakıyor.

Okumaya Devam Et

Popüler