Anılardır Ayakta Tutan

Serbest Kürsü

Gülay Kurt yazdı…

İnsan beyni ruhun bedendeki şekil almış halidir desek abartmış olur muyum bilmem ama -psikiyatristlerin işine burnunu sokmak gibi olmasın bu arada- şimdiye kadar edindiğimiz bulgu ve gözlemler bu şekilde hissettiriyor. Yalnız makinelerle hayatına devam etme biçiminin yaşamdan sayılmadığını, adına da “bitkisel hayat” denilen hayat ise zaten adı üzerinde bitki gibi bir hayattır ve çok uzun sürmez bir süre sonra o da son bulur. Çünkü beynin idare ed(e)mediği makinelerle devam ettirilen bir yaşam sürecini insan bedeni kabul etmez.

Criminal

Beyin aslında bir anılar deposudur. Snaps denilen odacıklarda bu anılar saklanır ve yeri geldiğinde bu bilgiler kullanır. Kullanmadığı zamanda ise bu odacıklar büzüşür küçücük olur ve biz bu anıları unuttuğumuzu düşünürüz. Aslında evrende hiçbir şey yok olmaz sadece başka bir şeye dönüşür. Anılar da yok olmaz bir köşede durur ve bir gün hatırlanmayı bekler. Sonra o anılarla ilgili herhangi bir şey gördüğümüzde “aaa ben bunu bir yerden hatırlıyorum” deyiveririz. Hatırlayamayınca sinirleniriz hatta. Dilimizin ucuna gelmesi için zorlarız da zorlarız beynimizi. Çünkü bazı anılar çok derindedir çıkarması zaman alır. Daha fazla düşünmek, deşmek gerekir. O küçücük organ neler biriktirir yıllarca hiç düşündünüz mü?

Criminal

Önce bilinçaltımız oluştu sonra bilinç üstlerimiz. Öğrendik de öğrendik. Sonra öğrendiklerimizi paylaşmak ve uygulamak istedik yoksa neye yarayacaktı bütün bu yaşananlar. Hani Zuhal Olcay’ın bir şarkısı vardır ve tam da bu yazdıklarımı özetler; “zaten ben bunları anı olsun diye yaşadım”. İşte yaşadığımız her an da birer anı olup snaps hücresinde hayatını devam ettirir bir anlamda. Peki bu anılar biz ölünce ne oluyor, nereye gidiyor, ruhumuzla birlikte öbür dünyaya mı taşınıyor, bize şahitlik etmek için ki bizim inancımıza göre yaşadığımız her şey sağ ve sol omzumdaki melekler tarafından kaydediliyor. İşte bu konuda sınır tanımayan bilim adamları insan beyninin yaşadığı her şeyin aktarılabileceği tezini ispatlayan bir dizi araştırmalar yapıyorlar. Bu konularda bilim adamlarının beyin aktarımı üzerine çok araştırmalar yaptığından haberdarız ama bu konuda ne derece ilerlediklerini galiba en çok Hollywood filmlerinden öğreniyoruz! Ne zamanki beynin gizemlerini anlatan bir Hollywood filmi izlesem “hmm demek ki bir şeyler olmuş ki bunun filmini yapıyorlar” demeden kendimi alamam. İşte yeni vizyona giren “Suç/lu- Criminal” sinema filmi bu konuda ipuçları içeriyor.

Criminal

Filmde; çok gizli bilgilere sahip bir CIA ajanı gene dünyayı ele geçirmeye çalışan -Allah’tan bu sefer Müslüman değil- mevcut düzeni yerle bir edip kendi adalet! sistemini kurmak isteyen bir deli terörist tarafından işkence edilip öldürülür. Ama tüm işkencelere rağmen ajan bilgileri düşmana vermez ve sırlarıyla birlikte ölür. Bu çok önemli ajan devre dışı kalınca, onun hafızasındaki bilgileri bir başkasının beynine naklederek öğrenme fikri gelişir CIA tarafından ki zaten bir bilim adamı ve büyük bir laboratuar bu konuda epey ilerlemiştir. Ama insan üzerinde henüz deney yapmamışlardır. Bu denek ise bir hapishanede şiddet uygulama suçundan hükümlü olup beyninin ön lobu küçükken geçirdiği bir kaza sonucu –bu kaza da üvey babasının çocuğu yere fırlatıp beyninin ön lobunun hasar görmesine ve bu yüzden empati yeteneğini kaybedip anlamsız bir şekilde şiddete başvurmasına sebep olmuş çok trajik bir olaydır- bir çok suça batmış ömrünün yarısından fazlasını hapishanede geçirmiş çok tehlikeli bir suçludur. Bu hükümlünün seçilmesinin en büyük sebebi ise beyninin ön lobunun hiç çalışmaması sebebi ile algılama, doğruyu ve yanlışı ayırt etme yeteneğinin bulunmamasıdır. Hem bu tıbbı gerekçeler hem de ölmüş ajandan nakil yapılacak bilgilerin işine yaramayacağı tahmin edilen en uygun denek de o’dur. Empati duygusu sıfır olan ve hiçbir şey hissetmeyen yarı hayvan gibi olan bu hükümlü-suçlu- o çok kıymetli bilgilerle ne yapacaktır, tehlikeli görevi yerine getirebilecek midir?   Dünyayı katletmeye çalışan bir delinin hakkından başka bir deli gelecek midir!!!Bu sorunun cevabını film boyunca hayretler içinde kalarak izliyoruz.

Criminal

Keşke erken ölen iyi insanların anıları, böyle kötü ve suçlu insanlara nakil yapılsa da filmdeki gibi iyi bir insan olabilseler. Bu belki gelecekte mümkün olacak belki de olmayacak ama şu kesin ki insan kötü doğmaz sonradan kötü olur. Bu suçlu adam (Kevin Costner) eğer küçükken bu kazayı geçirmeseydi büyük ihtimalle böyle bir suçlu olmayacaktı. Gerçek dünyamızda ise bu şekilde fiziksel olmasa da psikolojik travma geçirip suçlu olmuş binlerce insan aramızda dolaşıyor. Onların beynine filmdeki gibi belki iyi anılar nakletmeyebiliriz; ama suçlu kişiler oluşmaması için beynin kimyasını olumlu yönde değiştiren güzel telkinler yapabiliriz. Kim bilir….

Criminal

“Criminal- Suçlu” sinema filmi bir FBI klişesi gibi görünse de insan beyninin aslında iyi kodlamalarla iyi bir insan olabileceğini gösterebilmesi açısından kurgusu iyi tasarlanmış bir film. Film aksiyon sahneleri ile esas konusunun biraz dışına çıksa da biz almamız gereken mesajı aldık. Öyle ki iyi anılar biriktirelim, belki bir gün başkasına da lazım olur diye şimdiden bir iyi anı kumbarası dahi oluşturabiliriz…

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up