Andrey Tarkovski’yi Sevenlerin Mutlaka İzlemesi Gereken 10 Film

Liste Manşet

Sovyetler Birliği döneminin en iyi yönetmenlerinden biri olan Andrey Tarkovski, hem otör (auteur) sinemacıları hem de bilim kurgu türü üzerinde büyük bir etkiye sahipti. İnsan ruhunu ve esrarengiz sonların doğasını sorgulayan, uzun ve yalın planlarıyla bilinen nispeten kısa filmografisi, tüm zamanların en iyilerinden biridir.

Tarkovski’nin tarzıyla ilgilenen ve ilham alan, Hollywood sinemasına ve daha geniş küresel otörist (auteurist) sahnesine ilham veren Rus ve Sovyet film yapımcılarını kapsayan bu eklektik liste, Tarkovski sinemasının kendisinin dışında olanın mükemmel bir göstergesi.

Üçüncü Gezegenin Gizemi (Roman Kachanov, 1981)

Gerçek bir Rus kült klasiği olan “Üçüncü Gezegenin Gizemi”, Kir Bulychev’in romanından uyarlanarak Sovyet döneminin en iyi bilim kurgu örneklerinden birisi olmuştur. Tarkovsky’nin Solaris ve Stalker filmlerini anımsatan film, sade ve karanlık yönüyle dikkat çekiyor.

Moskova’daki Soyuzmult film stüdyosu tarafından üretilen film, kent hayvanat bahçesine yeni hayvan türleri bulma görevindeki bir uzay ekibinin hikayesini anlatıyor. Yol boyunca konuşan kuşlardan ayna görevi gören çiçeklere, garip yüzen denizanasına kadar her türlü garip yaratıkların keşfedilmesi merkeze alınıyor.

Filmin sınırsız hayal gücü ile 1980’lerde Sovyetler Birliği’nden çıkacak en akılda kalıcı animasyon bilim kurgu filmlerinden biri olduğu iddia ediliyor.

 Kin-dza-dza! (Georgiy Daneliya, 1986)

Sovyet rejiminin eleştirisi olarak beyaz perdeye yansıtılan bilim kurgu filmi Kin-dza-dza!, Gürcü yönetmen Georgiy Daneliya’nın en iyi filmi olarak değerlendiriliyor.

Film, garip bir cihazdaki düğmeye basan iki Rus’un kendilerini Pluke isimli bir gezegende bulmasını konu ediniyor.

Tanrı Olmak Zor İş (Aleksei German, 2013)

Efsanevi Sovyet yönetmeni ve Andrei Tarkovsky’nin çağdaşı olan Aleksei German, komünist dönemde filmlerini çekerken zorlu zamanlar geçirdi. Her iki yönetmen de sansür nedeniyle derinden zarar görerek, yasaklanan filmlerine rağmen büyük uğraşlarla eserlerini ortaya çıkartmak için uğraştılar.

Yönetmenin altıncı ve son filmi olan “Tanrı Olmak Zor İş”, Tarkovsky’nin Stalker filmi ile doğrudan benzerlikler taşımaktadır. Her iki film de bilim kurgu yazarları Akardy ve Boris Strugatsky’nin romanlarına dayanmaktadır.

Tanrı Olmak Zor İş, orta çağlarda yabancı bir gezegene seyahat eden bilim adamlarının hikayesini anlatıyor.

Sevgisiz (Andrey Zvyagintsev, 2017)

Modern zamanın Tarkovsky’si olarak nitelendirilen Andrey Zvyagintsev, filmlerinde işlediği melankolik temayı uzun ve yavaş bir döngü içerisinde seyirciyle paylaşır.

Son filmi Sevgisiz, boşanma sürecinde olan bir çiftin çocuklarının aniden ortadan kaybolmasını ve sonrasında yaşananları konu ediniyor. Ukraynalı yönetmen Sergei Loznitsa’nın eserlerindeki kadar belirgin olmasa da, Zvyagintsev’in son filmi, görünüşte yolunu kaybeden bir ülkenin eleştirisi olarak nitelendiriliyor.

Gel ve Gör (Elim Klimov, 1985)

Savaş karşıtı filmler denilince ön sıralarda yer edinen Gel ve Gör, Tarkovsky’nin ilk uzun metrajlı Ivan’ın Çocukluğuyla karşılaştırılabilir. İkinci Dünya Savaşı’nı bir çocuğun gözünden anlatan Gel ve Gör savaş maliyetinin acı verici bir tasviridir.

Nazi işgaline karşı direnişe katılan genç bir Rus gencinin öyküsünü anlatan film, ilerleyen dönemlerde Schindler’in Listesi ve Er Ryan’ı Kurtarmak gibi filmlere de ilham kaynağı olmuştur.

 Tale of Tales (1979, Yuri Norstein)

Tüm zamanların en iyi animasyon filmlerinden biri olarak kabul edilen Tale of Tales, Sovyet Birliği’nin tarihini ve İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanılan büyük buhranı konu ediniyor. Yuriy Norşteyn’in yönetmenliğini üstlendiği animasyon türündeki kısa film, adını Nâzım Hikmet’in aynı adlı şiirinden alıyor.

Şeytanın Tangosu (Bela Tarr, 1994)

1980’lerin kominizm sonrası Macaristan’ının tahrip olmuş küçük bir köyünde, hayat fiili olarak durmuştur. Güz yağmurları başlamıştır. O akşamüstü köylüler büyük bir ödeme beklemektedirler, sonrasında da, bazıları hakkettiğinden fazlasını alma planlarıyla oradan ayrılmayı düşünmektedirler.

Fakat o sırada iki yıl önce öldüğünü düşündükleri karizmatik Irimias’ın konuşmasını duyarlar, geri gelmiştir. Onlar da topluluğun devamlılığını koruma amacıyla Irimias’ın çevireceği tantanalı planla paralarını alacağı düşüncesiyle korkmuşlardır.

Film Irimias’ın köye dönüşünün etkisi ve sonuçları üzerinedir. Yönetmeni Tarr’ın bölünmeden seyredilmesini tavsiye ettiği filmi, başyapıt olarak kabul görmektedir.

Annihilation (Alex Garland, 2018)

Tarkovsky’nin etkisi sadece Rus ya da sanat sinemasıyla sınırlı değil. Alex Garland tarafından yönetilen Netflix filmi Annihilation, Stalker’den doğrudan ilham alıyor. Film, bitkilerin ve hayvanların mutasyona uğradığı karantinaya alınmış bölge olan “The Shimmer”a araştırma yapmak için giden bir grup bilim insanının hikayesini konu alıyor.

Natalie Portman’ın başrolünü üstlendiği film, 2018’in en iyi filmlerinden biri olarak değerlendirildi.

Yedinci Mühür (Ingmar Bergman, 1957)

Şüphesiz Tarkovsky’nin Ingmar Bergman sevgisini bilmeyen yoktur. Usta yönetmen, son filmi Kurban’ın çekimlerini de Bergman’ın hayatının uzun bir bölümünü yaşadığı yer olan Fårö Adası’nda çekmek istedi ancak çekim yapması için izin verilmedi. Daha sonrasında Erland Josephson ve Sven Nykvist ile filmi daha güneyde yer alan bir adada çekmeye karar verdiler. Filmin çekimlerinde yaşanan aksiliklerin gölgesinde ortaya güçlü anlatımıyla Bergmanesk tarzında bir film çıktı.

Puslu Manzaralar (Theodoros Angelopoulos, 1988)

Theodoros Angelopoulos’un filmleri Andrei Tarkovsky ile belirgin bir bağlantıya sahip. Kamera hareketlerinin yavaş ve kesin olması, zamanın işlenebilirliğine olan ilgisini paylaşarak sık sık geçmişi ve bugünü aynı çerçevede birleştiriyor.

Film, iki çocuğun Almanya’da yaşadığını düşündükleri babalarını bulmak için çıktıkları yolculuğu anlatıyor. Yolculuk boyunca karşılaşacakları pek çok zorluk onları, babalarına ulaşmak için harcadıkları çabadan uzaklaştırmayacak. Bu yol ikisinin de çocukluktan yetişkinliğe geçiş yolculuğu olacak aynı zamanda.

Film, Venedik Film Festivali’nde Gümüş Aslan kazandı, 1989’da En İyi Avrupa Filmi seçildi.

Kaynak: Taste of Cinema

Çeviri: Havvanur Korkut

Yorumlar

 
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up