Altın Palmiye Kazanmış 15 Muazzam Film

Liste Manşet Serkan Baştimar
Altın Palmiye Kazanmış 15 Muazzam Film

70. Cannes‘i geride bıraktık. Altın Palmiye bu yıl İsveç’e, The Square‘ye (Ruben Östlund) verildi. Peki 70 yıllık mazisinde Cannes’in en iyilerinin en iyileri hangileri? Taste of Cinema’dan Anmol Titoria, Altın Palmiyeli 15 güzel filmi listeledi.

İşte 15 Altın Palmiyeli Muazzam Film

Kıyamet

Kıyamet (1979)  Apocalypse Now IMDb 8.5

Yüzbaşı Willard ve ekibinin görevi, Vietnam’da Amerikan ordusuna isyan eden ve vahşi bir şekilde bir orman kabilesini yöneten Albay Walter Kurtz’ü öldürmektir. Kurtz’ün izini süren Willard, savaşın acımasızlığı altında giderek takip ettiği kişiye benzemeye başlayacaktır.
Joseph Conrad’ın “Karanlığın Kalbinde” kitabından ve karısının notlarından da faydalanarak Francis Ford Coppola tarafından uyarlanan film, sinema tarihinin en ünlü savaş filmlerinden biri kabul ediliyor. Coppola, kitaptaki hikayeyi Vietnam Savaşı’na uyarladı.

____

Hayat Ağacı

Hayat Ağacı (2011) The Tree of Life IMDb 6.8

1950’li yıllarda, Orta Batılı bir aileyi merkezine alan film ailenin en büyük oğlu Jack’in, çocukluk masumiyetinin kaybolmasından başlayarak buruk bir yetişkinlik evresine geçişini konu alıyor. Tam bu geçiş sürecinde de babası (Brad Pitt) ile yaşadığı çalkantılı baba-oğul ilişkisi, öykünün merkezine oturuyor. Jack’in olgunluk hali (Sean Penn) artık modern çağda yolunu yitirmiş bir bireydir. Kaderin varlığını ve çıkmazlarını sorgularken, diğer yandan yaşamın anlamını bulmaya çalışır…

Terrence Malick’in 2011 Cannes Film Festivali’nde eleştirmenleri ikiye bölen Hayat Ağacı, yönetmenin baştan aşağıya imzasını taşıyan bir yapıt. Başrollerde Brad Pitt, Sean Penn ve Jessica Chastain yer alırken, filmin teknik ekibi de özellikle göze çarpıyor.

___
La dolce vita

Tatlı Hayat (1960) La dolce vita IMDb 8.1

“La Dolce Vita”, Roma şehir yaşantısının modern yozluğunu ve sofistike ahlak çöküntüsünü yüksek sosyetenin peşinde koşan bir gazetecinin gözünden anlatır. Genç gazeteci Marcello Rubini gerçek bir eser yaratmanın düşüyle yaşar; ancak çalıştığı bulvar gazetesinin ona sağladığı para ve prestijden de vazgeçemez. Günlerini Roma’nın en şık caddesi Via Veneto’da, bir sonraki skandalın peşinde koşarak geçirir.

Filmde Marcello’nun yedi günü ve gecesini, birlikte olduğu farklı kadınlarla ilişkilerini, arka planda 1960’ların gençlik ve heyecanıyla kaynayan Roma sokakları ve sosyete yaşantısından kesitlerle izleriz. Marcello seks, içki, partiler ve alemlerle dolu bir dünyada savrulurken bile aslında haz almadığı bu “tatlı hayat”ı sonuna kadar yaşamaya devam eder. Onunki ruhsuz ve heyecansız bir varoluştur.

İtalyan sinemasının ilk 3,5 saatlik filmi olan “Tatlı Hayat” gösterime girmesiyle birlikte büyük skandallara ve polemiklere yol açmış, Vatikan tarafından yasaklanmaya çalışılmış, halk tarafından kucaklanmıştır.

Fellini “Tatlı Hayat”ı yaratırken hiçbir ahlaki ya da eleştirel kaygı taşımadığını, tek amacının şartlara rağmen yaşamın kendine özgü, yumuşak bir akışı olduğunu anlatmaya çalıştığını söylemiştir. Başka bir deyişle, eleştirmenleri ve gazetecileri hayal kırıklığına uğratma pahasına da olsa, bilinçli bir ironi sergilememiş ve tatlı hayattan çok hayatın tatlılığından bahsetmek istemiştir.

Fellini, “Tatlı Hayat” filmiyle hem ticari hem de sanatsal başarı kazanmıştır. Film, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ve New York Film Eleştirmenleri Birliği’nin En İyi Yabancı Film ödüllerine layık görülmüş, En İyi Kostüm dalında Oscar® Ödülü almıştır.

___

Taxi Driver

Taksi Şoförü (1976) Taxi Driver IMDb 8.3

Hem Martin Scorsese’nin hem de Robert De Niro’nun filmografilerindeki belki de bu en çarpıcı filmde, 70’lerin Manhattan gecelerinde taksicilik yapan Vietnam gazisi Travis’le birlikte sokaklardayız.

Hikaye boyunca etrafındaki hayatla ve yolunun kesişeceği ‘toplumun pisliğiyle’ (bir çocuk fahişe, güzel bir sarışın, başkan adayı bir senatör, gözü dönmüş bir kadın satıcısı) bir türlü iletişim kuramayacak olan Travis, en nihayetinde ipleri eline alacaktır. Üstelik gündüzleri izlemeye gittiği belden aşağı filmlerdeki ‘vahşi’ bir stilde…

Sadece eşsiz senaryosu ve oyunculuklarıyla değil, sıradışı sinematografisiyle de tüm zamanların en etkili filmlerinden biri…

___

Blowup

Cinayeti Gördüm (1966) Blowup IMDB 7.7

Michelangelo Antonioni’nin başyapıtı sayılan “Blowup”, 1966 senesinde vizyona girdi. Arjantinli yazar Julio Cortazar’ın kısa öyküsünden uyarlanan yapım, 1,5 Milyon Dolar ile çekildi. İngiltere doğumlu aktör David Hemmings’in başrolünde yer aldığı filmde İngiliz aktris Vanessa Redgrave, Sarah Miles, John Castle ve Jane Birkin gibi isimler de rol alıyor. Film, ülkemizde ‘Cinayeti Gördüm’, 1971 senesinde gösterime girdi. Bir şeyin gerçek olup olmadığını nesnel kanıtlarla değil, gerçekliğini savunan kişinin inancıyla ölçülebileceğini anlatan film, muhakkak izlenmesi gereken başarılı bir yapım.

İngiltere’de yaşayan Thomas, işinde başarılı bir fotoğrafçıdır. Günlerden bir gün genç adam, yolda yürürken iki sevgiliyi fotoğraflar. Ancak bu durum fotoğrafladığı kadını rahatsız eder ve genç kadın, Thomas’dan fotoğrafların negatiflerini ister. Bu isteği reddeden Thomas, eve gidince fotoğrafları banyo eder. Aradan çok zaman geçmeden kapısına dayanan genç kadın, Thomas’a fotoğrafları vermesi için uygunsuz teklifte bulunur. Bu durum üzerine şüphelenen genç adam, fotoğrafları büyütüp inceler ve görmemesi gereken bir şey görür.

___

Konuşma

Konuşma (1974) The Conversation IMDb 7.9

İşinin ehli bir gözetleme uzmanı olan Harry’ye (Hackman) esrarengiz ve çok güçlü bir işveren tarafından, genç bir çifti takip edip casusluk yapma görevi verilir. Çiftin konuşmalarını teybe alan Harry, hayatlarına bir şekilde dahil olup, dinlediği bu insanların bir cinayete kurban gideceğinden şüphelenmeye başlar. Bir yandan kendi karmaşık iç dünyası ve münzevi hayatının hastalıklı yönleri; bir yandan geçmişinde yaşadığı kötü deneyimler, Harry’nin elindeki işi bir takıntıya dönüştürmesine yol açar. Yaptığı işi sorgularken, ölümcül bir paranoya onu yok etmek üzeredir.

__

Üçüncü Adam

Üçüncü Adam (1949) The Third Man IMDb 8.3

Sinemanın büyülü çocuğu Orson Welles’in farkını hissettirdiği “Üçüncü Adam”, İngiltere’ye ait en önemli filmlerden birisi olarak kabul edilegelmektedir. Amerikalı ucuz roman yazarı Holly Martins’in, eski arkadaşı Harry Lime’in çağrısı üzerine savaş sonrası Viyana’sına gelmesi ve gelir gelmez de arkadaşının bir trafik kazasında öldüğünü öğrenmesiyle gelişen olaylar aktarılmaktadır. Bir kayboluş öyküsünün ana tema olduğu filmde, Graham Greene’in kısa öyküsü etkileyici ve unutulmaz bir şekilde beyaz perdeye yansıtılmıştır. Tüm oyuncu performanslarının birbirinden etkileyici olduğu filmde, özellikle Orson Welles’in oyunu sinema tarihindeki yerini almıştır. Filmin başarılı noir atmosferi “kara film” türünün en etkileyici örneklerinden birisi olarak Üçüncü Adam’ın sinema tarihine geçmesine yol açmıştır.

___

Pulp Fiction

Ucuz Roman (1994) Pulp Fiction IMDb 8.9

Travolta, Bruce Willis, Harvey Keitel, Samuel L. Jackson, Uma Thurman ve sayısız ünlü oyuncu, Tarantino imzalı bu popüler kültür başyapıtında bir araya geliyorlar.Filmde Honey Bunny ve Pumpkin, hayatlarına biraz hareket katmak isteyen genç ve birbirine aşık bir çift küçük soyguncudur. Öte yandan, iki ‘kaşarlanmış’ gangster, Vincent Vega ve Jules, günlük işlerinden biri olarak, patronlarına ödemeyi geciktiren bir kaç sahtekar genci vurmaya giderler. Vincent patronun güzel ve genç karısına bebek bakıcılığı yapmakla da görevlendirilirken ortağı suç yaşamına son vermeye karar verir. Cesur bir boksör ise para karşılığı hile yapmayı reddederek şehirden kaçar. Kader bu aykırı tipleri muhteşem bir şekilde bir araya getirecek, yollarını kesiştirecektir.
Ucuz Roman, o yıl tam 7 dalda Oscar’a aday gösterilmiş ve En İyi Orijinal Senaryo Oscar’ını almıştır. Ayrıca 1994 Cannes Film Festivali’nde en iyi film ödülü olan Altın Palmiye Ödülü’nün de sahibidir.

___

Sonsuzluk ve Bir Gün

Sonsuzluk ve Bir Gün (1998) Mia aioniotita kai mia mera IMDb 7.8

Selanik’te yağmurlu bir gün… Ünlü bir yazar olan Alexander, amansız bir hastalığa yakalanmıştır. Karısından, 30 yıl önceki bir yaz gününü anlatan bir mektup alan Alexander için bütün yaşamını geçirdiği sahil kenarındaki evini terketmenin vakti gelmiştir.

Ve sonunda geçmişinin ve şimdiki hayatının karışmış olduğu ilginç bir geziye çıkar. O güzel, mutlu dakikaları tekrar yaşayabilmek için… Belki bir günün içinde belki de bir sonsuzluğun…

Bu yolculuğun içinde karşısına çıkan beklenmedik kişiler ise ‘bugün’ün getirdiği süprizler olarak hayatının son anlarında yer edecektir.

___

Bütün O Jazz

Bütün O Jazz (1979) All That Jazz IMDb 7.8

1987 senesinde hayatını kaybeden Amerikan sinemacı Bob Fosse’nin yönetmenliğini yaptığı müzik/ müzikal film “All That Jazz”, 1979 senesinde vizyona girdi. Bir Broadway yönetmeninin başarıyla donatılmış kariyeri ve kadınlarla geçen günlerini anlatan yapım, 5 farklı dalda Oscar’a aday gösterilirken, 4 farklı dalda Oscar Ödülü’ne layık görüldü. 2008 senesinde hayatını kaybeden Amerikan aktör Roy Scheiderîn başrolünde yer aldığı filmde iki Oscar Ödüllü aktris Jessica Lange, Ann Reinking, Leland Palmer, Irene Kane, Derobah Geffner ve Ben Vereen gibi isimler rol alıyor.

Joe Gideon, bir müzikal yönetmenidir. Kareografiden, tasarımına kadar, senaryolarını bile kendisinin yazdığı yapımlar, Broadway’in baş sıralarında yer alırken, başarılı kariyerini karşın Joe, günlerini, adlarını bile hatırlamadığı kadınlarla geçirmekte ve günbegün farkında olmadan sağlığını kaybetmektedir.

Hayatı boyunca müzikal yazan, yöneten ve dansçılarını çalıştıran Joe, küçük kızına olan sevgisi ve eski eşinin göndermelerine rağmen hala dansçılarla birlikte olmakta ve düşünmeden yaşamaya devam etmektedir. Ancak, ne var ki, Joe’nin giderek bozulmaya başlayan sağlığı, her şeyden önde tuttuğu işini yapmasına da engel olacaktır.

___

Şerburg Şemsiyeleri

Şerburg Şemsiyeleri (1964) Les parapluies de Cherbourg IMDb 7.8

Madame Emery ve kızı Geneviève Fransa’nın Normandiya bölgesinde küçük bir liman şehri olan Cherbourg’da küçük bir butikte şemsiye satarak geçinmektedirler. Film 1957 yılında 17 yaşındaki Geneviève ile 20 yaşındaki oto tamircisi Guy Foucher’nin birbirlerine aşık olmaları ile başlar. Çift evlilik planları yaparken Guy’ın annesi buna karşı gelir. Bir süre sonra askere alınan Guy Cezayir’e savaşa gönderilir. Guy uzakta iken hamile kaldığını öğrenen Geneviève zengin bir kuyumcu olan Roland Cassard’ın evlilik teklifini kabul etmek zorunda kalır. Yaralandığı için erken terhis edilen Guy, Cherbourg’a döndüğünde Geneviève’in gitmiş olduğunu görür.

___

Paris, Teksas

Paris, Teksas (1984) Paris, Texas IMDb 8.1

Travis, sessiz bir adam. Sırlarını sadece yollarla paylaşıyor. Kırmızı şapkasıyla, çoğu insanın arabayla bile zor katlandığı yollara ayaklarıyla meydan okuyor.

Bir gün Travis kardeşinin davetiyle yeniden medeniyete dönüyor. Evde onu kardeşinin eşi ve kendi oğlu beklemektedir. Başta uygar ve kuralcı bir yaşamı dışlayan Travis oğlu için katlanmaya başlar. Hatta alıştıkça, uzun süre ertelediği bir şeyi yapmaya karar verir. Yeniden yollara dönmeden önce, eski karısını bulmak…

Wim Wenders’in filmi, tüm zamanların en etkileyici filmleri arasına rahatlıkla girebilir. Olağanüstü karakter çalışması, yerleşik hayatı ve konformizmi tartışması ve tabii müthiş karşılaşmayı konu edinen unutulmaz son sahnesi bu filmi 20. yüzyılın zirvelerinden biri yapıyor.

___

Beyaz Bant

Beyaz Bant (2009) Das weiße Band – Eine deutsche Kindergeschichte IMDb 7.8

Huzursuz edici, zorlayıcı, ürpertici filmlerin uzlaşmaz yönetmeni Michael Haneke, bu kez sırlar, kötü niyet, entrika ve aile kavgalarıyla örülü, Bergman tarzı bir köy portresi çiziyor…

Yönetmeninin mutlak değerlerle kurulmuş sistemler terörizme yol açar tezini açığa çıkaran film, Birinci Dünya Savaşı öncesinde 1913-14 yıllarında Almanya’nın Protestan kuzeyinde bir köyde olan biteni izliyor ve öğretmenin yönettiği koroyu, korodaki çocukları, onların ailelerini, yani baronu, kâhyayı, papazı, doktoru, ebeyi ve çiftçileri gözlüyor. Tuhaf kazalar, sonunda bir tür ceza ayinine dönüşüyor. Peki tüm bu olanların ardında kim var?

___

4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün

4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün (2007) 4 luni, 3 saptamâni si 2 zile IMDb 7.9

Çavuşesku’nun tuhaf bir komünizmi hayata geçirdiği Romanya’da değişim rüzgarları esmektedir. Bürokratik rejim köhneleşmiş, insanlara vaadedilen sosyalizm başarısız bir devlet kapitalizmine dönüşmüştür. İşte bu gri ülkenin gri okullarından birinde öğrenci olan Otilia ve Gabita, aynı zamanda da oda arkadaşıdırlar. Gabita’nın hamile olduğunu öğrenmesi ile büyük bir sorunla karşı karşıya kalacaklarıdır. Çünkü Romanya’da kürtaj yasaktır. Fakat her yasağın kendisine bir de ’yasak delici’ alternatif bir sistem yarattığı düşünülürse buna da bir çözüm vardır. Kürtaj yasal olmayan yollardan yapılacaktır. 2007 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye Ödülü’nün sahibi olan film, festivalde gösterildiğinden beri büyük ilgi ve övgü ile karşılandı. Rumen sinemasının rönesansı olarak nitelendirilen film, sağlam senaryosu, akıcı ve inandırıcı diliyle dikkat çekiyor.

____

Serkan Baştimar

Serkan Baştimar

Yayın Yönetmeni at Sinefesto
Serkan Baştimar

Latest posts by Serkan Baştimar (see all)

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up