Alejandro Gonzales Inarritu ve 6 Harikası

Liste


Hazırlayan : Tuğba Güner

PARAMPARÇA AŞKLAR ve KÖPEKLER 2000


İlk uzun metrajlı filmi Amores Perros ile kariyerine zirvede başlayan Inarritu’nun bu eseri milenyumun başyapıtları arasında anıldı. Kendisinden sonra da sinemada sıkça kullanılmaya başlanan “kesişen hayatları” anlatan filmler Amores Perros kadar kalıcı olmadı. Filmin merkezinde üç farklı yaşam ve bu yaşamları kesiştiren bir trafik kazası var. Abisiyle yaşayan genç ve sorumsuz karakter Octavio yengesine büyük bir tutkuyla bağlıdır. Tek amacı abisinin eşiyle kaçıp birlikte yuva kurmak olan Octavio para kazanmak için Meksika’nın arka sokaklarında gerçekleşen ve yasal olmayan köpek dövüşlerine Cofi’yi dâhil eder. Cofi bir ev köpeğiyken zamanla iyi bir dövüşçüye dönüşür. Başarılı bir kariyeri olan Daniel ise sorunsuz bir evliliği olmasına rağmen başka kadına aşık olur. Ailesini terk eder ve yeni hayatlarını kutladıkları bir gün gerçekleşen trafik kazasında sevgilisi sakat kalır. Kiralık katil El Chiavo ise idealleri uğruna eşini ve kızını terk eder. Kaza sırasında yaralanan Octavio’nun köpeği Cofi’yi sahiplenir. Sokakta yanımızdan akıp giden ve sıradan gibi görünen herkes aslında ‘farklı öykülerin kahramanları.’ Üç benzer hikâye, üç farklı yaşam ve kesişen noktalar. Senaryonun içine serpiştirilmiş güzel rastlantılar ve sahneler. Birbirleriyle kesiştikleri an her ne kadar tesadüf görünse de hepsi kendi tercihlerinden dolayı orada olan insanlar ve parçalanmış hayatlar. Paramparça Aşklar ve Köpekler, yönetmenin kesişen hayatları konu aldığı ve ölüm üçlemesi diyebileceğimiz ’21 Gram’, ‘Babil’ filmlerinin de habercisi ve ilki. Inarritu filmde Gael García Bernal, Goya Toledo, Marco Pérez, Adriana Barraza, Vanessa Bauche gibi Meksikalı oyunculara yer verdi. 2001 yılında “En İyi Yabancı Film” dalında Oscar ve Altın Küre adayı olan film pek çok uluslararası festivalde toplam 30 ödül aldı. Ve Inarritu bu başarıyı henüz ilk filminde elde ederek, adından sıkça söz ettireceğinin sinyallerini de verdi.

——————————————-

21

21 GRAM 2003  

Amores Perros’un başarısının ardından gelen 21 Gram’da  Sean Penn, Naomi Watts ve Benicio Del Toro gibi ünlü oyuncular yer aldı. Naomi Watts ve Del Toro Oscar adaylığı kazanırken, film toplamda 26 ödülün sahibi oldu. Tamamı el kamerasıyla çekilen, oyunculuk ve çok ince işlenmiş kurgusuyla ön plana çıkan film yine bir kesişen hayatlar hikâyesi. Geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman aralığında geçen film, üç farklı insanın başına gelenleri konu alıyor. Matematik profesörü olan Paul Rivers yaşamla ölüm arasında sıkıntılı günler geçirir. Yaşamına devam edebilmesi için kalp nakline ihtiyacı vardır.  Cristina Peck zorlu günleri geride bırakmış eşi ve çocuklarıyla hayatına yön vermeye çalışan bir ev kadınıdır. Jack Jordan ise uyuşturucu ve alkol bağımlısı olan ama ailesiyle birlikte tüm zorlukları atlatmaya çalışırken dine bağlanan birisidir. Birbirinden tamamen bağımsız bu üç kişinin hayatları beklenmeyen bir kaza sonucu kesişir. Paramparça Aşklar ve Köpekler filminin de senaristi olan Guillermo Arriaga bu filmde de bir kaza ekseninde hayatları birleştiriyor. Ve filmin genelinde hâkim olan ‘şans’ unsurunun hayatları ne kadar büyük değişikliklere uğratabileceğini gösteriyor. Dünyada sadece kendi hayatımızı yaşamıyoruz, tercihlerimizle aslında başka insanların hayatlarını da etkiliyoruz. Ve 21 Gram’ın o hafızalara kazınan, üzerinde uzun uzun düşünülecek replikleri ile adeta belirli bir sırası olmayan sahnelerin birleşiminden oluşmuş gibi duran filmi çok daha anlamlı bir yere koyuyor:

“Ölürken 21 gram kaybediliyormuş. Peki, hayatta kalanın vicdan azabı kaç bin ton? Küçük kızın gözüne değen bakışlarını ölçecek birim sistemi var mı? Ölürken bile istediği mavi ayakkabıları giyemez mi insan? Hayat devam ediyor mu, yoksa hayatlar hayat devam ederken bitiyor mu? İşte bütün mesele bu.”

————————————–

BABEL, Director Alejandro Gonzalez Inarritu, Brad Pitt, on set, 2006. ©Paramount Classics

BABEL 2006

Farklı hayatların kesiştiği serinin üçüncü filmi olan Babel; üç ayrı kıtada, dört farklı konuyu birbirine bağlıyor. Brad Pitt, Cate Blanchett, Gael Garcia Bernal ve Rinko Kikuchi gibi isimlerin oynadığı film, içinde sekiz farklı dili barındırıyor. Cannes, Altın Küre ve Oscar’da aldığı adaylık ve ödüllerle üçleme içinde adından en çok söz ettiren film oldu. Altın Küre’de “En İyi Film” ödülü de dâhil olmak üzere toplamda 41 ödüle layık görüldü. Filmin ismi İncil’deki yaradılış efsanesi bölümünden geliyor ve ana konusu da, iletişimsizlik. “Çocuklarıma adadığım bir film” diyerek Babel’i ayrı bir yerde tutan Inarritu bu film sonrasında beraber çalıştığı senaristi Guillermo Arriaga ile de yollarını ayırıyor. Bir silah ateşiyle birlikte farklı kıtalarda yaşayan insanların hayatları birdenbire kesişir. Babalarının tüfekleriyle oynayan çocuklar tüm bu kesişmenin tetik noktası oluyor. Fas, Meksika, Japon ve Amerika’lı insanlar. Farklı ırk ve dillere sahip olsak da, yaşamlarımız başka başka olsa da bu dünyanın altında hepimiz aynı geminin yolcusuyuz. Bizi iletişimsizliğe sokan, önyargılar oluşturmamıza sebep olan şeyler de kusurlu bakış açılarımız. Kültür çatışmasını ve aynı evrensel değerlere sahip olan insanların bile yaşadığı sorunları farklı hayatlar üzerinden çarpıcı bir şekilde veriyor Babel. Ve ne kadar farklı koşullarımız olursa olsun huzuru ve dayanışmayı aile kavramı içine oturtuyor. Eski Ahit’e göre Tanrı insanların dillerini Babil’de ayırmıştır fakat farklı dil ve ırktaki insanları bir araya getiren şeyin sevgi olduğunu ve bunun birleştirici gücünü gösteriyor bize Inarritu. Müzikler diğer iki filmin de müziklerine imza atan Gustavo Santaolalla’dan ve bu sefer en İyi Film Müziği dalında Akademi Ödülünü alıyor.

———————————-

biutiful-other

BIUTIFUL 2010

Ana karakter Uxbal üzerinden ilerleyen film yoksulluk, mültecilik, kaçakçılık konularına değinerek yoğun bir sistem eleştiri yaparak içeriden bir bakış sunuyor. Avrupa’nın ortasındaki sefaleti gerçekçi bir şekilde ele almasıyla izleyeni sarsıyor. Dünyada var olan ama farkında olmadığımız, umursanmayan hayatları Barcelona’na üzerinden vererek şehir insan arasındaki yabancılaşmayı işaret ediyor. Javier Bradem’in canlandırdığı Uxbal zorunlu olarak yasa dışı işler yapmakta bu sebepten başı sürekli polisle derde girmektedir. O dibi görmüş bir Avrupalıdır. Ama bununla beraber ailesine sadık ve duyarlı da bir babadır. Çocukları için hiçbir fedakârlıktan kaçmayan ve onlar için para kazanma yollarının yasallığını umursamayan babanın kendisiyle yaşadığı içsel çatışmayı izliyoruz. Yaptığı her yanlış davranışın arkasında bir sebep olan ve aslında kötü işler yapan bu adamı yargılamak yerine onu anlamaya çalışıyor ve zaman zaman hak veriyoruz. Acıklı hikâyeleri büyük başarıyla beyaz perdeye yansıtan usta isim artık yönetmen sineması içinde bu üçüncü filmiyle de yerini iyice sağlamlaştırıyor. Javier Bardem’e Oscar adaylığı getiren film toplamda 17 ödüle layık görüldü. Filmin senaryosundan birlikte çalıştığı senarist Guillermo Arriaga’dan da ayrıldığını ve yönetmenin tür ve tarz açısından yeni arayışlarda olduğunu anlayabiliyoruz.

————————————-

birdman

BIRDMAN veya CAHİLLİĞİN UMULMAYAN ERDEMİ 2014

Bu filmle bambaşka bir şekilde karşımıza çıkan Inarritu, kendi sinemasında beklenilen değişikliği gerçekleştiriyor. Birdman, izlediğimiz zaman tek planda çekilmiş gibi duran filmler arasında bir başyapıt. Bundaki en önemli faktör de hiç şüphesiz ki görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezki. Lubezki’nin önceki işlerindeki başarısı ve Inarritu’nun fark yaratmak istemesi, diğer dört filmde de birlikte çalıştığı görüntü yönetmenini değiştirmesine sebep oluyor. Filmin içinde Inarritu sinemasında görmeye pek alışkın olmadığımız ögeler var; kara mizah ve fantastik. Tüm bunlar birleşince de karşımıza bol ödüllü, akıllara kazanan bir film çıkıyor. Michael Keaton, Edward Norton, Emma Stone, Naomi Watts, Zach Galifianakis gibi önemli oyuncuların yer aldığı Birdman Oscar’da En İyi Film, En İyi Yönetmen dâhil olmak üzere dört ödül, toplamda da 173 ödül alarak tarihe adını yazdırıyor. Riggan, bir dönemin “Birdman” adlı süper kahraman rolüyle ünlenmiş 50’li yaşlarına gelmiş bir aktördür. Zamanla popülerliğini yitiren Riggan hala Birdman’ın etkisi altında kalmıştır. Kariyerinde tekrar çıkışa geçmek için Raymond Carver’ın bir hikâyesini tiyatroya uyarlamaya karar verir. Broadway şovuyla tekrar ünlenmeye çalışırken egosuyla da savaşmaya başlar. Sadece kendisini değil ailesini ve kariyerini de iyileştirmek durumundadır. Popüler olmanın kendisine saygınlık getireceğini düşünen Riggan yarattığı karaktere yenik düşer. İlk başlarda sesini duyduğumuz sonradan gördüğümüz Birdman, ona baskı yapmaktan ve aşağılamaktan geri durmaz. Riggan onu alt etmeye çalışsa da zorlanır çünkü ortada kocaman bir farkındalık var; gerçeklik. Gerçeklik, filmde üzerinde durulan en önemli nokta. “Gerçek her zaman ilgi çekicidir” repliğiyle de bunu vurguluyor Inarritu. Zaman ve mekânda kesintiye uğramadan, tek plan izliyormuş gibi hissettiren sahneler bizi filme çekiyor ve tüm anları yaşamamızı sağlıyor. Bu algıyı gerçekleştirmek üzere düşünülen kamera açıları, etkiyi derinleştiriyor. Lubezki kamerayı bize olanı göstermekten ziyade -yaşatmak- amaçlı kullanmış ve filmi çok önemli bir yere taşıyor. Gravity’den sonra ikinci kez En İyi Görüntü Yönetmeni Oscar’ını da sonuna kadar hak ediyor. Popüler kültüre, edebiyata, tiyatroya göndermelerin olduğu süper kahramanlı dram ile mizahın harmanlandığı bu film Inarritu sinemasını zirveye taşıyan türden.

————————————————

TheRevenantInterview-600x338-e1450728126527

THE REVENANT 2015

Birdman’ın başarısının ardından hiç hız kaybetmeden Lubezki’yi de yanına alan Inarritu, bu filmi ile henüz çekim aşamasındayken bile adından söz ettirmeye başladı. Bir film düşünün ki yönetmeni üst üste iki kez en iyi yönetmen Oscar’ını alsın. Ve bir görüntü yönetmeni de üst üste tam üç kez en iyi görüntü yönetmeni Oscar’ını kucaklasın. Hollywood’un en gözde oyuncusuna yıllardır kazanamadığı ve hepimizin yolunu gözlediği en iyi erkek oyuncu Oscar’ını getirsin. Böyle bir filmin ne derece başarılı olduğu su götürmez bir gerçek. Amerika tarihinin efsanevi ismi Hugh Glass’ın hayatta kalma mücadelesiyle 1800’lü yılları izliyoruz. Michael Punke’nin kaleme aldığı The Revenant: A Novel Of Revenge kitabından beyaz perdeye uyarlanan filmin senaryo ekibi içinde yine yönetmenin kendisi de var. Avcı olan Glass bir ayı tarafından saldırıya uğrar ve ölümcül şekilde yaralanır. Arkadaşları tarafından ölüme terk edilir ve oğlu da öldürülür. İntikam duygusu, Glass’ı hayatta tutan ve yaşama içgüdüsünü sağlamlaştıran en önemli faktör. Ayı saldırısının gerçekleştiği sahne başta olmak üzere at çalma, Arikaraların baskını gibi izleyenleri şaşkınlığa uğratan sekansların olduğu The Revenant, sadece bir hayatta kalma ve intikam filmi değil. İnsanın en ağır engelleri bile aşıp nasıl başarıya ulaştığını gösteren, adalet, aile, onur gibi derin konulara da değinen bir başyapıt. Nitekim şu replikle de Inarritu ’nun filmi salt intikam filmi olmaktan sıyırıp başka bir yere koyduğu da görülüyor. “İntikam, Tanrı’nın değil insanın ellerindedir.” Çok sert iklim koşullarında ve gerçek mekânlarda çekilen filmin en önemli amacı her şeyi olduğu gibi yansıtmak ve filmi sürükleyici bir tablo gibi izleyiciye sunmaktı. Eksi 40 derecede çalışmayan kameralar, kötü hava şartlarından dolayı ertelenen çekimler, yalnızca çekimin yapıldığı doğal ortamın ışıklarının kullanılması ekibi ne kadar yorsa da ortaya benzeri sinema tarihinde çok görülmemiş epik western bir film çıkıyor. Filmin başarısındaki Leonardo DiCaprio ve Tom Hardy faktörü de yadsınamaz türden. Film boyunca fiziksel performansıyla ön planda olan, Hugh Glass’ı adeta tekrar yaşatan ve zorlu sahneleriyle izleyiciyi şaşırtan Leonardo bu performansı ile sonunda Oscar’a ulaşıyor. The Revenant ile kendi filmografisi içinde tekrara düşmeyen ve yine eleştirel anlamda sözlerini yansıtmaktan sakınmayan Inarritu, yeni filmi merakla beklenecek yönetmenlerin başında geliyor.

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up