Bizimle İletişime Geçin

Uncategorized @tr

Akbank 8. Kısa Film Festivali

Yayınlandı

tarihinde

19 Mart Pazartesi 13.00 festival kısaları A grubu filmleri( Tekrarı 25 Mart Pazar- 15.30)

Tolerans/ Besi Adut/ 17’

Hollywood filmine benzeyen yapısı hemen göze çarpan filmde öyle bir geçer zaman ki dizinin Wilma Elles’i bile var. Bunun yanında Zafer Algöz’ün de amatör oyuncuların etrafında bir garson rolünü üstlenmesi takdire şayan. Fakat başrol oyuncuların performansı için aynı şeyleri söylemek pek mümkün değil. Var Mısın Yok Musun programının ardından Survivor a katılan Metin Avşar ve yanında ileride güzel bir dizi kariyeri olacağı şimdiden belli Kıvılcım Ural var. Yalnız Hollywood yapımlarından daha gerçekçi bir çift olduklarını kabul etmem gerek. Ama o ip metaforu faciasına dayanmak mümkün değil. Kısa-ca bir Hollywood filminin minyatürü olan film bize acımış da 2-3 saat süren bir Hollywood filmini 17 dk ya sığdırmış sağ olsun. Daha fazlası zaman kaybı olurdu zaten.

 

Musa/ Serhat Karaaslan/ 20’

Zeki Demirkubuz olmadan sadece gölgesini yeteceğini düşünülerek yapılmış bir film. Filmde Serdar Orçin olunca bir sahnede Zeki Demirkubuz u görürüz diye ümitlendik

Musa bana Nuri Bilge nin Saffet ini hatırlattı. Zeki Demirkubuz’un teklifinin Musa’ya orijinalinden Zeki Demirkubuz filmleri izlemesini sağlaması güzeldi. Sonuçta Musa nın benden daha çok Zeki Demirkubuz filmi izlediğini itiraf etmeliyim.

Sonu çok tatmin etmese de izlenilebilir. Güzel keyifli sahneler barındırıyor.

 

Jerry/Kaan müjdeci/ 15’

Sinefestoda bazı fragmanlarının yayınlanmama sebebinin “Milli ve ahlaki değerlerimize uygun olmayan görüntü ve sözlerin yer aldığı fragmanlar sitemizde yayınlanmamaktadır “ olduğu yazıyor bu film de onlarda biri ben de böyle filmlere cıs filmler dicem. Cıs cıs.

 

Dinozor /Zümrüt Çavuşoğlu/ 15’

Evdeki odalarda dolaşırken renk geçişlerinin olması anlatıma kuvvet katmış el bebek bakılan madam ın rutinlerinin ona yaşadığını hatırlattığını hissedebiliyorsunuz. Ve bu kadında deli para varmış demeden edemiyorsunuz. Ama madam misafirlerden de çabuk yoruluyor maalesef…

 

Ben geldim gidiyorum/ Metin Akdemir/ 15

İstanbul da her gün duyduğumuz seslerden yapılan klip gerçekten çok güzel. Ayrıca emeği ile para kazanan insanları görünce emeğin verdiği mutluluğu hissedebiliyorsunuz. Filmin verdiği his çok başka. Her gün gelip geçtiğiniz sokaklara başka bir gözle bakmanızı sağlıyor. Benim bu gruptaki favorim. İtiraf etmeliyim ki başta hiç şans vermemiştim ama arkadaşlarla en çok bu filmi beğendik. Her gün duyduğumuz seyyar satıcıların sesindeki ahengi keşfettik.

 

Festival kısaları grup B

Tekrarı( 27 Mart Salı 20.30)

 

Dua/  Tuna Balkan /  14’ 36 ‘’

Görüntülerin güzelliği, hareketlerin seslerinin duyulması, gelişigüzel gibi görünen birleştirilmesi zor parçalar büyük emek sarf edildiğini belli ediyor. Görüntüler çok ustaca kıskanılacak sahneler mevcut. Zaten yönetmen 2001 yılında Altın Portakal kısa film festivali ödülü almış ve bunun hakkını veriyor. En önemlisi filmin belli bir kimyası var. Anlatım ve semboller çok güçlü. Filmin ilk sahnesi ile son sahnesi de oldukça ilgi çekici. Güzel bir fotoğraf sergisi gezdiğinizi zannediyorsunuz.  En büyük favorilerimden.

 

Kahverengi ve siyah /Bedir Afşin/ 18’ 54’’

Emeği, gurbeti, özlemi hissettiren bir film. Filmle beraber memleketlerinden kopup, ailelerini bırakıp, gurbete düşmüş İstanbul’u büyütmek için İstanbullar‘a gelip emek veren insanların yalnızlığına dalıyorsunuz. Ama sonunda kahramanımız Mehmet yalnızlığı ve özlemi eş zamanlı büyürken çareyi onu hiç bırakmayacak olan gerçek sevgilide buluyor.

 

 

Sessiz/ Rezan Yeşilbaş/ 14’

Belçim Bilgin ve Cem Bender gibi iyi oyuncular film için büyük şans. Cem Bender in filme önem verip gösterime gelmesi de büyük incelik. Belçim Bilgin in Kürtçesinin tercüme edilmemiş olması bize Belçim in oynadığı karakterle duygudaş olmaya zorluyor.

Türkçe konuş çok konuş tabelası, durmadan gardiyan ın Türkçe konuş diye bağırması, çoğu ailenin konuşmadan sadece birbirlerine bakması iç burkuyor. Ve ayakkabı sahnesi dicem başka bir şey demicem sahnenin güzelliğini bozmamak için. Ama yeni sinemacılara edilen uzun teşekkür biraz enteresan geldi herhalde bir hikâyesi vardır.

 

Cneyde (cennet)/Hüdai Ateş / 16’ 35’’

Süha arın ismi en başta gözünüze çarpıyor. Bu zaten bazı şeyleri açıklığa kavuşturuyor. Daha sonra televizyon izleyen yaşlı amcamızın seçtiği dizinin Leyla ile Mecnun olması ve Şekerpareli sahnelerin seçilmesi ya da denk gelmesi sizi tavlıyor. Yani Amcamız Türk ama başka bir dil konuşuyor fakat Leyla ile Mecnun yani TRT izlemesinden Türkçeyi en azından anladığını varsayıyoruz.  Gördüğümüz bir avuç insanın Hatay’da Fransa dönemini görmüş Hıristiyan köylüler olduğunu sahnelerde kullanılan sembollerden konuşmalardan anlıyoruz. Maalesef kitapçıkta pek bilgi verilmemiş.

Kiliselerde Arapça dua ediyorlar, başlarını örtüyorlar. Kilise dışında duysanız sırf Arapça diye âmin diyebilirsiniz amen yerine. Başlarını örtüyorlar rahibe değiller. Arapça dua ediyorlar Müslüman değiller. Bizim pek de aşina olmadığımız bir kültürü yaşıyorlar. Hem kültür bakımından hem de teknolojik açıdan. Teyzelerimiz ;“Bu adamlar başımızda ne yapıyor fotoğraf mı çekiyor? “diye soruyor hali ile. Sonuçta pek bilmediğimiz hayatları anlatan ve insana bir şeyler katan hoş bir film.

 

Dışarıdakiler/ Hüseyin Altın / 24’

Dışarıdan bakınca siyah beyaz olan hayatlar aslında içeride renkli.  Zorunlu bir beraberliği paylaşıyor insanlar. Bir mahkûmun da dediği gibi her memleketten bir meyveye sahip olan ağaç hapishane… Ve en büyük şey zaman çünkü bir türlü hâkimiyeti elden bırakmıyor.  Orta yaşlı bir adamın torunlarının “Sen burada ne yapıyorsun dede?” sorusuna “Ben burada çalışıyorum” demesi düşündürüyor. Fakat filmi izlerken bir yandan düşünüp bir yandan bu trajikomik sözlere gülmeden edemiyorsunuz. Hatta bazı insanlar öyle abartıyor ki rahatsız olabiliyorsunuz.  Bir süre sonra mahkûmlardan en neşelisi çıkınca daha bir şey söylemeden gülmeye başlıyorsunuz. Onların katil olduğunu unutuyorsunuz. Çünkü bu insanların hiçbiri bizim tahayyül ettiğimiz anlamda katile benzemiyor. Şimdiye kadar gösterilen filmlerdeki en gerçek duygular bu filmde. Filmden herkes memnun ayrılıyor bir hayli popüler olacağa benzer. Hatta o pürneşe mahkûm eğer çıkarsa oyunculuk teklifleri alacak bir auraya sahip…

 

20.30 seansında Ali Nuri Türkoğlu’nun da oynadığı “Gerçek bir hikâyeden uyarlanmıştır “filmi vardı. Ben o seansa kalamadım fakat daha önceden İstanbul kısa film festivalinde izlemiştim. Temposu yüksek, heyecan verici,aklın sınırlarını zorlayan sürprizli bir film.24 Mart cumartesi 13.00 grubunda izlenebilir.

*  Etkinlikler ücretsiz fakat bir saat öncesinden biletler dağıtılmaya başlıyor. Erken gidip almakta fayda var. Bir kişi en fazla 2 bilet alabiliyor.

Şaziye Ayaş

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Günün Haberi

93. Oscar Ödül Töreni Tren Garında Düzenlenecek

Tören 25 Nisan’da!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

93. Oscar Ödül Töreni Tren Garında Düzenlenecek

Adayları geçtiğimiz gün belli olan 93. Oscar Ödülleri’nin merakla beklenen ödül töreni tren garında düzenlenecek.

Geçtiğimiz haftalarda seyirci katılımıyla düzenleneceği açıklanan 93. Oscar Ödül Töreni‘nin bir kısmı tren garında gerçekleşecek. 25 Nisan tarihinde düzenlenmesi planlanan töreninin, COVID-19 önlemleri kapsamında bu karara varıldığı da yapılan açıklamalar arasında.

Törenin geleneksel olarak yapıldığı Dolby Tiyatrosu‘nun yanında Los Angeles şehir merkezindeki geniş tren garında (Union İstasyonu) düzenleneceği, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi Başkanı David Rubin tarafından e-posta ile açıkladı.

Salgın hastalıktan korunmak için geniş boşlukları ve mekanları mercek altına alan akademi, seyirci katılımı ile gerçekleşecek olan törenin detayları hakkında henüz açıklamada bulunmadı.

Okumaya Devam Et

Film

Emma Corrin’in Yeni Projesi Belli Oldu

Laure de Clermont-Tonnerre yönetecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Emma Corrin'in Yeni Projesi Belli Oldu

The Crown’ın 4. sezonunda hayat verdiği Prenses Diana rolüyle parlayan Emma Corrin’in gelecek projesi belli oldu.

Son zamanların dikkat çeken oyuncularından Emma Corrin‘in yeni projesi belli oldu. Konuşulan isim, D. H. Lawrence tarafından 1928 yılında yayınlanan Lady Chatterley’s Lover kitabının film uyarlamasında başrolü üstlenecek. Pennyworth dizisi ile güzel bir çıkış yakalayan Emma Corrin, Netflix’in çok sevilen ödüllü dizisi The Crown’ın 4. sezonunda hayat verdiği Prenses Diana rolüyle parladı.

Daha önce bir kere sinemaya, bir kez de diziye uyarlanan kitabın yeni film uyarlamasını, Laure de Clermont-Tonnerre yönetecek. Filmin senaryosunu ise Life of Pi’nin senaristi David Magee kaleme alacak.

Detaylı bilgilerin henüz açıklanmadığı film, doğuştan varlıklı bir aileden gelen talihli Lady Chatterley adındaki genç bir kadının yaşadıklarına odaklanacak. Şimdiden meraklandıran film, evlendiği adama evlendikten sonra aşık olan Lady Chatterley’nin avcı bir adamla yaşadığı aşkı ekranlara taşıyacak.

Okumaya Devam Et

Liste

Amazon Prime’da Kaçırılmaması Gereken 10 Dizi

En iyiler!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Dünya genelinde 150 milyon abonesi olan, köklü stream platformu Amazon Prime’da kesin izlemeniz gereken 10 diziyi listeledik. İyi seyirler!

Community (2009–2015) IMDb 8,5

Diplomasının sahte olduğu ortaya çıkan Jeff Winger üniversiteye geri gönderilir ve burada en az kendisininki kadar şüpheli geçmişe sahip öğrenci ve öğretmenlerle tanışır. Lisans diploması iptal edilen avukat Jeff Winger, üniversiteye geri döner ve burada birkaç tuhaf tiple bir çalışma grubu kurar

Upload (2020– ) IMDb 8,0

Upload konusu, yakın geleceği ele alıyor. Dizide sanal gerçeklik hizmeti veren şirketin müşteri hizmetlerinde çalışan Nora ve arkadaşı Nathan’ın yaşadıklarını anlatılıyor.

Yakışıklı ve parti sever Nathan, kendi sürdüğü arabanın kaza yapması sonucu ağır yaralanır. Nathan’ın kız arkadaşı Nathan’ı ölümden sonra yaşamı deneyimlemek için Nora’nın çalıştığı sanal gerçeklik şirketindeki sanal gerçeklik dünyasının içine gönderir.

Counterpart (2017–2019) IMDb 8,1

Counterpant, çalıştığı şirkette paralel evrene açılan bir kapı olduğunu keşfeden bir adamın hikayesini konu ediyor. Howard Silk, Birleşmiş Milletler’e bağlı Berlin merkezli bir casusluk ajansında çalışmaktadır. Neredeyse 30 yıldır aynı şirkette çalışan Howard, tam olarak ne iş yaptığını bilmemektedir.

Fleabag (2016–2019) IMDb 8,7

Fleabag dizisinin temelini genç bir kadının insanlar ile olan ilişkilerini anlatması oluşturuyor. Takma isim olarak Fleabag adını kullanan genç bir kadının 30’lu yaşlarını sürdürürken hayatında gerçekleşen olayları aktaran bu dizi Londra’da geçmektedir.

Carnival Row (2019– ) IMDb  7,9

Carnival Row, Pact ve Burgue isimlerindeki iki ülkenin Peri Diyarı’nın hakimi olabilmek için verdiği savaş ile başlıyor. Savaşın kazananı Pact olduktan sonra da periler için zulümle dolu bir yönetime geçiliyor. Mitolojik canlıların insanlardan korktukları için temel özgürlükleri kısıtlanıyor

The Mentalist (2008–2015) IMDb 8,1

Kaliforniya Araştırma Büro’sunda (CBI), Lisbon’ın (Robin Tunney) önderliğinde ve gizemli cinayetleri çözmeye çalışan bir ekibe dahil olur ve kabiliyetini CBI’a verilen davaların sonuca ulaştırılması için kullanır. Fakat artık hayattaki tek amacı, karısı ve kızını öldüren Red John’dan intikamını alabilmektir.

 The Marvelous Mrs. Maisel (2017– ) IMDb 8,7

The Marvelous MrsMaisel 1960’lı yıllarda, New York City’de geçiyor. Şehrin lüks semtlerinden birinde eşi ve iki çocuğuyla birlikte yaşayan Miriam “Midge” Maisel hayatta istediği her şeye sahiptir. Ancak bir gün tesadüf eseri, hiç bilmediği bir yeteneğe sahip olduğunu keşfeder ve bu gelişme hayatını derinden sarsar.

The Americans (2013–2018) IMDb 8,4

The Americans; Soğuk Savaş döneminde 1980’li yılların başlarında, Ronald Reagan’ın ABD başkanlık koltuğuna geçmesinin hemen ardından; Washington, DC’de bir banliyöde çevreye iki Amerikalı görünümü veren ancak gerçekte iki KGB ajanı olan evli bir çiftin hikâyesini anlatıyor

Hannibal (2013–2015) IMDb 8,5

Dr. Hannibal Lecter’ın çaylak FBI ajanı Clarice Starling’in büyük hatası sonucu hücresinden kaçışının üzerinden yedi yıl geçmiştir. Dr. Lecter, bu kaçışının ardından Floransa’ya gidip yerleşmiş hayatın tadını çıkarmaktadır; fakat Clarice Starling hala Dr. Lecter ile yedi yıl önce en yüksek güvenlik önlemlerinin olduğu tehlikeli deliler koğuşunda yaptığı görüşmeyi unutmamıştır.

Dr. Lecter’ı unutmayan biri daha vardır: Mason Verger. Dr. Lecter’ın eski bir kurbanı olan Mason Verger onun elinden güçlükle kurtulmuştur. Verger domuz besiciliğiyle kendine bir imparatorluk yaratmıştır ve de Dr. Lecter’dan intikam alma duygusuyla yanıp tutuşmaktadır. Dr. Lecter yüzünden bir soluk makinesine bağlı yaşamak zorunda kalan Verger’in zenginliği sayesinde elinde çok geniş imkanlar vardır ve kendi kurduğu dünyada en ufak bir hareketi bile hissetmektedir. Mason Verger sonunda Dr. Lecter’ı nasıl tuzağa düşüreceğini bulur. Dr.Lecter’a onun için dünyanın en değerli ve en zarif yemini sunacaktır. Verger’in bu yemi Dr. Lecter’a sunmasında Clarice Starling’i kendinde bir saplantı haline getiren FBI başmüfettiş yardımcısı Paul Krendler da ona yardım edecektir.

Mozart in the Jungle (2014–2018) IMDb 8,2

Mozart in The Jungle’ın konusu New York Senfoni Orkestrası’nın emektar Şefi Thomas’ın yerine dönemin en başarılı, genç şefi Rodrigo’yu getirmesi üzerine şekilleniyor. … Bunların yanında New York Senfoni Orkestrası’nda yer almak için can atan obuacı Hailey’in hayatı dizide anlatılıyor.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler