Aile İçi Şiddet Konusunu Anlatan 12 Fim

Genel Keşfet Liste

 

Mor Yıllar

Mor Yıllar (1985)

Film biri bastırılmış diğeri ayakları üzerinde duran iki farklı kadın portresi sunar bizlere… 1900’lü yılların başlarında, güneyli bir siyahi kız olan Celie, önce babası tarafından hamile bırakılır, ardından yıllar boyunca efendisi olarak göreceği adama evlenmek üzere satılır. Cellie sonunda kuru gürültüye pabuç bırakmayan, güçlü, dobra bir kadın olan Sofia ile tanışacak ve ondan çok şey öğrenecektir. Kadınlığın nesne olarak değil, kendi öznesi olarak ayakta kalma mücadelesini geçişini anlatan bir filmdir.

_______________

Üç Maymun

Üç Maymun (2008)

Yaşadığımız olaylara karşı üç maymun’u oynamanın ne derece bizi gerçeklerden soyutlayabileceğini sorguladığımız bir Nuri Bilge Ceylan filmidir. Filmde zaaflarının kurbanı olan kendi içinde yıkılmış bir ailenin hikayesine odaklanırız. Filmin konusu, annesi Hacer’in babasının patronu ile yaşadığı yasak aşka karşı, bunu fark edip duyarsız tavırlara bürünen oğlu İsmail’in suskunluklarını ailesi için kurban edişini anlatır. Bu sessizlik ve tepkisizlik psikolojik olarak insanı rahatsız ediyor. İstanbul’un çok klostrofobik olarak sunulmasıda karakterlerin iç dünyasına bir göndermedir.

______________

Gözlerimi De Al

Gözlerimi de Al (2003)

“Kendi varlığımın sesi olayım dedim. Yazık ki kadındım.”

Çekilmez bir evlilik hayatı olan Pilar, kocasının şiddeti altında ezilmektedir. Aşık olduğu adamın öfkelenince tanınmaz hale gelmesi Pilar’ı evi terk etme noktasına kadar getirir.
Pilar, oğlunu da yanına alarak kız kardeşinin evine taşınır. Ama kocası Antonio’nun kendini affettirme çabalarına başlaması uzun zaman almaz. Pilar, çevresindeki insanların onu durdurma çabalarını görmezden gelir ve kocasını affetmeye karar verir. Pilar yalnız bunun bedelini çok ağır bir şekilde öder. Pilar, kocası tarafından çırılçıplak olarak balkona atılır. Bir kadının çaresizliği, hayal kırıklığı oyuncu tarafından çok iyi yansıtılmıştır. Bu artık kocası ve onun arasındaki son hamle, son kopuş olmuştur.

________________

Jodaeiye Nader az Simin

Bir Ayrılık (2011)

Berllin Film Festivali’nden Altın Ayı ödülü ile dönmüş,evlilikte tercih ve adalet kavramını sorgulamamızı sağlayan bir Asghar Farhadi filmidir.Filmin konusu ise Simin, kocası Nader ve kızı Termeh’le birlikte İran’ı terk etmek istemektedir. Nader’in Alzheimer hastası babasını bırakmayı reddetmesi üzerine boşanma davası açan Simin, dava talebi reddedilince anne babasının evine gider. Termeh ise babasıyla kalmaya karar vermiştir. Nader kızına ve babasına bakması için hamile bir genç kadını tutar; ama bu durum daha fazla soruna yol açacaktır.

________________

Yery

Yeryüzü Cenneti (2008)

Hayata pozitif pencereden bakan Chand görücü usulüyle evlenerek yaşadığı şehir olan Hindistan’dan Kanada’ya göç eder. Ancak, kendisi de göçmen olan ve sosyal yükümlüklerin altında ezilen kocasından ve ailesinden fiziksel ve duygusal şiddet görür. Bu düzene ayak uyduramaz ve hayallerine sığınır. Bu filmde Hint törelerinin aile hayatındaki yıkıcı etkileri irdelenir.

______________

 

Annemi Öldürdüm

Annemi Öldürdüm (2010)

Lise öğrencisi Hubert’in annesiyle imtihanlı bir ilişkisi vardır. Bir yandan sürekli kavga ettiği annesine dair her şeyden nefret eder ve onu küçümserken, diğer yandan onu sever ve samimi bir karşılık bulmayı bekler. Bu sevgi ve nefret ikilemi Hubert’i fazlasıyla ne istediğini bilmeyen bir kişilik yapısına sürükleyecektir.

________________

Tenenbaum Ailesi

The Royal Tenenbaums (2001)

2001 yapımı Wes Anderson filmidir. Anderson filmi, Amerikan edebiyatında önemli bir yere sahip olan yazar J.D Salinger’ın Çavdar Tarlasında Çocuklar romanından esinlenerek senaryolaştırır. Aile bağları arasındaki kopukluklardan kuşkusuz ki en çok etkilenen çocuklardır. Kendi alanında başarılı 3 kardeşin aldıkları travmalar ile hayata olan bakış açılarının değişimini görürüz. Filmde, anne ile babanın boşanma olayı depresyon hastalığına, intihar etme gibi düşüncelerine  götürür. Merhametsiz bir babanın elinde sevgisiz ve kopuk büyümenin yaralarını sarmak zordur. Film de, ebeveynlerin sorumsuzluğu ve sevgisizliği yüzünde parçalanmaya yüz tutmuş bir aile hikayesini izleriz.

______________

Buffalo '66

Buffalo 66 (1998)

Buffalo 66, 1998 yapımı dramatik komedi türünde bir filmdir. Filmde, melankolik ve duygusal kopukluk yaşayan Billy Brown karakteri ile karşılaşırız. Billy Brown haksız yere beş sene hapiste yaşamıştır. Hapisten çıktığında tesadüf eseri tanıştığı Layla’yı yanına alır ve ailesinin evine gider. Aslında Billy’nin ruh dünyasını en iyi ailesi ile kurduğu bağdan anlarız. Filmde onu yok sayan ve ilgisiz bir ebeveyn ilişkisi çizilir. Billy’de aynı hareketleri kız arkadaşına yapar. Billy ne kadar kopuk bir erkek profile çizse de kız arkadaşı ona son derece bağlı sevgiye ihtiyacı olan bir portre çizer. Film unutulmaz müzikleri ve Vincent Gallo ve Christina Ricci’nin unutulmaz oyunculuk performansı ile akılda kalır.

________________

Sleeping with the Enemy

Yatağımdaki Düşman (1991) Sleeping with the Enemy

Kocasının bütün isteklerini kusursuz bir şekilde yerine getiren güzel ve mükemmel bir ev hanımı Laura… Yakışıklı, başarılı ve baştan çıkarıcı şekilde ince düşünceli Martin… Dışarıdan bakıldığında kusursuz bir evliliğe sahip olduğu düşünülen bu çiftin kapalı kapılar ardındaki yaşantıları bambaşka… Laura’nın yaşamını hasta ruhlu obsesif kocası Martin cehenneme çevirince bu baskıya dayanamayan kadın sıra dışı bir planla kocasından kaçmanın bir yolunu bulur. Fakat sapkın kocasının nefesi her an ensesinde olacaktır…

___

Misket

Misket (2000) El Bola

İspanyol aktör, aynı zamanda yönetmen Achero Mañas’ın Noviembre’den bir önceki filmi El Bola, çocuk istismarı, dayak, aile içi şiddet konulu harika bir dram. 12 yaşındaki “Misket” lakaplı Pablo, ölen ağabeyinin gölgesinde büyüyen ve babası tarafından sürekli aşağılanıp dövülen bir çocuk. Okula yeni gelen Alfredo ile dostluk kuruyor. Pablo’nun durumunu keşfeden Alfredo bunu kendi ailesi ile paylaşıyor. Aile Pablo’ya kol kanat gerip ona iyi vakit geçirtmeye çalışıyorlar. Ama ne var ki Pablo’nun dönüp dolaşacağı yer yine öfkeli babasının evi oluyor. Başrolde iki çocuk olmasına rağmen yaşından çok olgun bir film olması zihinlerde Au revoir, les enfants’ın kırılganlığını az da olsa çağrıştırmıyor değil. İki farklı aile tablosu, iki farklı baba figürü, farklı şartlarda büyümüş iki çocuk arasındaki samimi dostluğu çok yerinde bir anlatımla servis yapan, dayak sahnesinde olduğu gibi amacı gereği sinir bozucu, rahatsız edici de olan çok ciddi ve duyarlı bir yapım… Filmin çekildiği sene 13 yaşında olan Juan José Ballesta’nın yürek acıtan oyunu görülmeye değer.

____

Ateş (2016)

Yönetmen Haluk Piyes’in: “Ateş’te, aile içi şiddetin çocukları nelere maruz bıraktığını göstermeye çalışıyorum” dediği filmin konusu şöyle:

Annesi gibi tiyatrocu olmak isteyen Ateş, girdiği hiçbir işte haksızlığa tahammül edememiş ve kendi doğrusu için hiç bir kavgadan çekinmemiştir. Taksici arkadaşı ve eski kulağı kesiklerden Yavuz onu bu durumdan vazgeçirmeye çalışır; ancak o da Ateş gibi yeni bir hayata başlamadan önce geçmişteki hesapları kapatması gerekecektir.

Ateş annesiyle olan sorunlu ilişkisinden dolayı içine kapanık ve karanlık bir hayat sürdürürken Aleyna’yla karşılaşır…

Aleyna, aile baskısından İstanbul’a kaçmış, iş arayışı içerisinde karşılaştığı olaylardan hayatın acımasız gerçeğiyle yüzleşmiştir. Ama artık yalnız değildir. Ateş aşkı uğruna her türlü zorluğa rağmen kendi hayatını Aleyna’ya adamıştır.

Bunları da izlemek gerek:

Savaş Alanı

Benim Sinemalarım (1990)

Aşk Ölümden Soğuktur (1995)

Parçalanma (1998)

Savaş Alanı (1999) The War Zone

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up