Bizimle İletişime Geçin

Festivaller

7. Âlemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali’nden Oliver Laxe Geçti

Oliver Laxe, ustalık sınıfı etkinliği gerçekleştirdi.

Yayınlandı

tarihinde

22- 27 Kasım tarihleri arasında düzenlenen 7. Âlemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali’nin endüstri bölümü olan Son Taslak kapsamında “You All Are Captains”, “Mimosas” ve “Fire will Come” gibi filmleriyle tanıdığımız İspanyol yönetmen Oliver Laxe, ustalık sınıfı etkinliği gerçekleştirdi.

25 Ekim Perşembe günü, Atlas 1948 Sineması’nda düzenlenen etkinlikte İspanyol yönetmen deneyimlerini aktardı ve izleyicilerin sorularını yanıtladı. Etkinliğin moderatörlüğünü ise Son Taslak Direktörü Belkıs Bayrak yaptı.

“Ustaların bu işi dini eğitimsel duygular ve inançla yapıyorlardı”

Üç uzun metraj filminin prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapan ve üç filmiyle de Cannes’den ödül kazanan Laxe sözlerine ilk olarak ustaların yaptığı sinema ile gençlerin yaptığı sinemayı ustaca olmadığını düşündüğünü dile getirerek başladı. Bir aktörün işini kalbiyle yapması gerektiğini, bu işi yapan kişilerin karşısındaki insanlarda bir şey uyandırması gerektiğinin altını çizen yönetmen, eskiden bu işlerin daha ciddi olduğunu, ustaların bu işi dini eğitimsel duygular ve inançla yaptıklarını vurguladı.

“Yolunuza bir çocuk olarak devam ettiğinizde korkularınız olmuyor, inancınız oluyor”

Başarısının sırrının kendisinin değişmemesinden ve masumluğunu hala koruması olduğundan bahseden Oliver Laxe; “Hala bir çocuk olarak yoluma devam ediyorum. Yolunuza bir çocuk olarak devam ettiğinizde korkularınız olmuyor, inancınız oluyor. Benim buradaki arkadaşlarıma tavsiyem içlerindeki çocukla bağlantıyı kurabilirlerse faydalı olur.” dedi.  Sinemasının ontolojisinin daha çok görüntüye dayalı olduğunu, sinema hayatına 16 mm bir kamera ile başladığını ve bu süre içinde büyüyerek ve olgunlaşarak yoluna devam ettiğini paylaşan Laxe, şu an yaptığı sinemanın duygularını ve düşüncelerini sinema aracılığıyla kafasındaki bazı şeyleri kapatmak olduğunu dile getirdi. Sinemasındaki kaynakların özellikle aile ve kırsal köylüler olduğunu da belirten Laxe, sinemasının yakalamak istediği o saf yaşantı olduğunu anlattı ve sözlerine; “Bunu sanat anlamı ile ve kişisel anlamda yapıyorum. O hayata dönüş anlamına geliyor benim için. Mesela benim en büyük örneklerimden biri benim büyükannem. Onun anlattıklarından bazı şeyler yakalıyorum. O ses tonundan çok şey çıkarıyorum. Bu açıdan bakınca köylülerin ve anonimlerin yüzlerine baktığınızda hissettiklerimi filme işlemeyi seviyorum” dedi.

Belkıs Bayrak’ın; “Öze dönmek ve ritmi durdurmak mı istiyorsun?” sorusu üzerine başarılı yönetmen; “Şu an baktığınızda insanlar o zamandaki duygularını yitirmiş durumda. Fakat hala bunlar zaman içinde karşılaştığınız insanlar. Sizler gibi kültürü oturmuş ülkelerde bu insanlardan çok var. İnsanlar bana soruyor; ‘Neden dijital kamera ile çekim yapıyorsun?’ diye. Ben de ‘İçimde bulunduğum dönemi temsil ediyorum.” diye yanıt veriyorum.” dedi. “Birçok sanatçıda geçmiş gelecek çarpışmaları var. Bu noktada benim eskiye dönük yaşama isteğim ile içerisinde bulunduğumuz dönem bana izin vermediğinde burada bir nostalji doğuyor.” diye sözlerine ekleyen Laxe; her seferinde sinemasını nostaljiyi azaltarak devam ettiğini, içinde bulunduğumuz dönemi öğrendikçe nostaljiyi kaybetmeye başladığını da ekledi.

“Mimozalar filmini bir sinemacı olarak denemeden ölemezdim.”

7. Alemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali’nin açılış filmi olan “Mimozalar” filmini yaparken ki motivasyonuyla ilgili soruya da “Birçok şey var. İnanç üzerine bir film yapmak istiyordum. Bütün hoşuma giden filmleri düşündüm. Tarkovski, Rossellini gibi yönetmenlerin filmlerini düşünüyordum. Benim için örnek teşkil ettiler. Yapımcıma inanç üzerine bir film çekmek istediğimi söylediğimde; ‘Bunu nasıl yapacağız? Müslümanlarla ilgili bir film olduğu için bu bir kamikaze olabilir.’ dedi. Tehlikeli bir film olduğunu biliyordum. Ama bunu üstlendim. Ben böyleyim benim hoşuma giden bu. Bunu yaparken bir sinemacı olarak denemeden ölemezdim. Ben böyleyim değişemiyorum. Bu tür bir film isteğim vardı. İnançsal olarak film yaparak bunu hatırlatmak istedim. Filmin bir tarafında bir ışık bir de karanlık gölgede kalan bir tarafı var. Orada sinema yapımcısı olarak dikkat etmek gereken nokta bunu hissettirmek söylememek. Sen bir sinema yapımcısı olarak fikirlerin olabilir ama bunu yaparken parmak izlerini silmen gerekli. Kafandakiler oraya yansımasın. İdeolojik olmasın. O yüzden burada denge kurulmalı.” diye yanıt verdi.

“Şu an dünya sinema camiasında kuraklık var.”

Son olarak bir sinemacı olarak herkes gibi yüzmeyi öğrendiğini, olgunlaştığını ve bunun yanı sıra anlatım dilini çok da farklı hale getirmek istemediğini belirten Laxe; “Benim çalışma şeklimde birtakım delilikler var. Bu yaptığım filmlerin delilik taşımasına sebep oluyor ve kurgumun dışına çıkarıyor. Film beni kontrol ediyor. Filmlerimde birçok hata var. Bu hatalar size karizmatik gelebilir. Ben de böyle düşünüyorum. Filmim oradan güç alıyor. Hepimiz aynı filmi yaparsak fabrikasyon sanatına dönüşür. Benim filmlerim o yüzden biraz değişik. Şu an dünya sinema camiasında kuraklık var. O yüzden benimkilerdeki farkındalık sayesinde bu kuraklık görünmüyor.” dedi.

Festivaller

4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nin Üçüncü Gününde Majid Majidi Rüzgârı Esti

Majid Majidi, 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nde!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nin üçüncü günü Majid Majidi’nin katıldığı “Ustalık Sınıfı” ile yönetmenliğin detayları konuşuldu.

Moderatörlüğünü Festival Direktörü Faysal Soysal’ın yaptığı, Atlas 1948 Sineması’nda gerçekleşen “Majidi ile Ustalık Sınıfı” özellikle sinema sektörüne ilgi duyanların dikkatini çeken bir etkinlik oldu. Majid Majidi’nin engin tecrübelerini aktardığı ve pek çok tavsiyeyi içinde barındıran Ustalık Sınıfı büyük bir ilgi ile izlendi.

Sinema yolculuğunu anlatmaya başlayan Majidi, bu sanatın ilgisini nasıl çekmeye başladığını ve nereden nereye geldiğini detayları ile paylaştı. Çocukken etrafında sanatla ilgilenen birilerinin olmadığından bahseden Majidi, doğa ile iç içe olduğunu ve bunun da yönetmenlik açısından onu oldukça etkilediğini belirtti. Sanatla ilişkisinin tiyatro sanatının ilgisini çekmesi ile başladığını açıklayan Majid Majidi, sinemadan önce tiyatro ile ilgilendiğini, akademik olarak bu alanda eğitim gördüğünü ve sinemaya oyunculukla başladığını belirtti. Oyunculuktan sinemacılığa geçiş sürecini aktaran Majidi, en büyük hayalinin aklındakileri tasvir etmek, görsele dökmek olduğunun altını çizdi ve sinema dünyasına sadece oyunculuktan geçebileceğini bildiğini ekledi.

İyi bir senaryonun sırrı; hayat tecrübesi

Sinema yapmaya dair en heyecan verici kısmın ilk fikrin geldiği o ilk filiz anı olduğunun altını çizen Majidi, “Bir filiz gibi, toprağın içinde besledikçe, su verdikçe, sevdikçe büyüyen, daha sonra senaryoya, ardından filme dönüşen ve insanlara değen tarafını seviyorum.” diye konuştu.

Bir senaryonun her şey olduğunun da altını çizen Majidi; “Elinizde iyi bir senaryo varsa inanın ki işin %70’ini başarmışsınızdır. Bütün enerjinizi senaryo için ortaya koysanız da başarısız olmanız düşük bir ihtimal. Eğer senaryonuz iyiyse zaten icra kısmında ortaya koyduğunuz çalışmayı da izleyici çok rahat fark eder. Hikâyede kusur varsa izleyici anlama giremiyorsa geri kalan güzel enerji, ışık ve tasarım güme gider” dedi.

İyi bir senaryo yazmaktaki sırrı da açıklayan Majidi; “Bu sır aslında şu noktada hayat tecrübesi… Kendi yaşamınızdaki tecrübeniz, hayatınız ve her şeyi izlemek. Biz çoğu zaman kendi hayatımız içinde çok dar bir alanda besleniyoruz. Çok ötesine gitmek, toplumla doğru ilişkiler kurmak, uzak bir köydeki aileyi tanımak, bizim kendi hikayemize yeni açılımlar ve imkanlar sağlayacaktır. Hikayemizi zenginleştirecektir.” dedi.

Yarışma Heyecanı Devam Etti

Atlas Sineması’nda yarışma heyecanı büyük bir çoşkuyla devam etti.  “Yarışma Seçkisi” ile jüri karşısına çıkacak olan filmler iki ayrı gösterim seansı ile izleyicilerle buluştu. Reza Fahimi’den “White Clad”, Gon Caride’den “Two Options”, Semiha Yıldız’dan “Dileklerin Cudi’si” , Fateme Mohammad’den “Burned” , Lucie Pagès’den “Firefly” , Olga Torrico’dan “Gas Station” , Ömer Dişbudak’tan “Burhan” ,  Maryam Esmikhani’den “Emergency” , Ngwatilo Mawiyoo’dan “Joy’s Garden” ve Doug Roland’dan “Feeling Through” izleyicinin beğenisine sunuldu ve izleyiciler, yönetmenlere sorularını yöneltti.

T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü, Beyoğlu Belediyesi, Zeytinburnu Belediyesi, ORZAX gibi birçok kurum iş birliği ile gerçekleştirilen ve ana sponsorluğunu Halkbank’ın üstlendiği 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Film Festivali’nin yarın son günü.

Okumaya Devam Et

Festivaller

4. Uluslararası Kızılay Dostluk Film Festivalin’in İkinci Günü de Dolu Dolu Geçti

Festival, 2- 5 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

2 – 5 Aralık tarihleri arasında düzenlenen 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nin ikinci günü, Atlas Sineması’ndaki Gösterimler ve Akademi Beyoğlu’nda Gerçekleşen “Matbudan Dijitale Türkiye’de Sinema Yazarlığı ve Yayıncılığı” söyleşisi ile devam etti.

4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nin ikinci gününde “Kırk Yıllık Hatır Seçkisi” ve “Yarışma Seçkisi” izleyici ile buluştu. Evrensel bir tema olan dostluk kavramını irdeleyen filmlerin yer Aldığı Kırk Yıllık Hatır Seçkisi’nde Juan Albarracín’in “Southbound” filmi Fariba Ghasemzadeh Behnami & Mehdi Azar’ın “A Silence’s Performance” filmi, Merve Özen’in “Kuş Bakışı” filmi, Leart Rama’nın “The Station” filmi ve Mehmet Köprü’nün “Goca Yörüğün Tohumları” filmi sinemaseverlerin beğenisine sunuldu. Yarışma seçkisi ile jüri karşısına çıkan Nihat Seven’in “Beyaz”, Vahid Hassanzadeh’in “Bridge”, Amir Karami’nin “Death Locked Out”,  Sergi Marti Maltas’ın “The Bathtub”, Hristo Simeonov’un “Nina”, Janek Tarkowski’nin “Help3”, Antonio Genovese’nin “Between Fear and Love”, Ömer Faruk Yardımcı’nın “Hasat” ve Gökalp Gönen’in “Lal”, filmleri ise iki ayrı gösterimle seyircilerle buluştu. Film gösterimleri sonrası seyirciler yönetmenlere soru sorma şansını da yakaladı.

“Sinema yazarlarının teorik yönde yetişmesini sağlayacak yayınımız yok.”

Akademi Beyoğlu’nda ise Tuba Deniz’in moderatörlüğünde gerçekleşen “Matbudan Dijitale Türkiye’de Sinema Yazarlığı ve Yayıncılığı” isimli söyleşide, Burçak Evren, Niyazi Koçak ve Suat Köçer’in katılımıyla sinema yazarlığının tarihi konuşuldu. Sinemanın tarihi ile ilgili detaylı bilgiler aktaran Burçak Evren, geçmişte çıkarılan sinema dergilerinin sinemacılığa etkisinin altını çizerken, bugün sinema yazarı yetişmemesinin nedenini sinema yayını olmaması ile ilişkilendirdiğini açıkladı. “Sinema yazarlığı bugün dibe vurmuş durumda, üniversitelerde bölümler kuruluyor, öğrenci yetişiyor ama ne yazık ki onların teorik yönde yetişmesini sağlayacak yayınımız yok. Bir sinema yazarının yetişmesinde dergilerin emeği çok büyük. Şimdikilerin yetişeceği gazeteler ve sinema mecraları yok” diye konuştu. Teknoloji ile birlikte birçok sürecin değiştiğini ama sinema yazarlığının ve yayıncılığının bu ortama entegre olamamasını okur ve kaynak problemine bağlayan Suat Köçer, artık insanların kısa bilgiler okumak istediğinin altını çizdi. Matbaa ve yayıncılık alanında tecrübelerini ve tarihsel süreci aktaran Niyazi Koçak ise, sinema ve bilim gibi alanların uygarlıkların ilerlemesini sağladığını ama Türkiye’de yayıncılık alanının artık neredeyse durma noktasına geldiğini açıkladı.

T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü, Beyoğlu Belediyesi, Zeytinburnu Belediyesi, ORZAX gibi birçok kurum iş birliği ile gerçekleşen ve ana sponsorluğunu Halkbank’ın üstlendiği 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Film Festivali cumartesi ve pazar günü de devam edecek.

Okumaya Devam Et

Festivaller

4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali Başladı

Festival, 2- 5 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

2- 5 Aralık tarihleri arasında gerçekleşen 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali Atlas 1948 Sineması’ndaki gösterimler ve Beyoğlu Akademi’de gerçekleşen “Dijital Dünyada Film Yolculuğu” söyleşisi ile başladı.

4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali, “İnsani Bakış” ve “Panorama Seçkisi”nde yer alan filmlerinin gösterimleriyle sinemaseverlerle buluştu. Bugün Atlas 1948 Sineması’nda yeryüzünde savaş, doğal afet ve salgın gibi tehlikelerin insanoğluna verdiği zararı ve bu konuda mücadele eden insanların vicdanını konu edinen “İnsani Bakış” bölümünde yer alan David Del Âguila’nın “Martians” filmi, Luca Esposito’nun “Paper Boat” filmi, Daniel Ortiz Entrambasaguas’ın “Breath” filmi, Arturo Duenas’ın “Dajla: Cinema and Oblivion” filmi, Bahare Nikjoo’nun “İncurable” filmi, Malaz Usta’nın “Sürgünde Bir Yıl” filmleri gösterildi. Dünyada önemli festivallerde gösterime açılan ve çok sayıda ödüle layık görülen kısa filmlerin Türk izleyici ile buluştuğu bölüm olan Panorama Seçkisi’nde ise Alıaksei Pluyan’ın “Lake of Happiness” filmi, Amaz Moradi’nin “Duel” filmi, Lolita Naranovich’in “The Power of Childhood” filmi ve Ozan Sertdemir’in “Teşekkürler Süpermen” filmleri de seyirciyle buluştu.  

“Dijital Dünyada Film Yolculuğu”

Festivalin bugün gerçekleşen ilk etkinliği Ezgi Büşra Çınar’ın modere ettiği “Dijital Dünyada Film Yolculuğu” söyleşisi oldu. Söyleşi dağıtımcı Kemal Ural, yönetmen Ramazan Kılıç ve yapımcı Emre Oskay’ın katılımıyla Beyoğlu Akademi’de düzenlendi. Dijital dünyanın film sektörü üzerinde etkisinin konuşulduğu panelde, herkes kendi perspektifinden dijital dünyanın etkilerini anlattı. Bugünkü ezberlerin bozulduğunu, tüketim alışkanlıklarının değiştiğini, talep edilmeyen malların da arz edilmeye başladığını belirten Kemal Ural, pandemi ile tüm bu sürecin hızlandığını ve dijital platformların böylelikle önünün açıldığını söyledi. Yapımcı Emre Oskay, çok fazla film projesinin geldiğinin, üretimin arttığının altını çizerken, bu durumda ekip bulmanın zorluğundan bahsetti. Yönetmen Ramazan Kılıç ise pandemi yokken de kısa film sektörünün kötü olduğunu, dijital platformların ise ticari anlamda tatmin edici olmadığını belirtti ve pandemi ile birlikte festivallere katılamadıkları için işlerin daha kötüye gittiğini anlattı.

“Sinema Ölmeyecek Sadece İzleme Alışkanlıkları Değişti”

Emre Oskay dijital platformlarla birlikte film tüketme kültürünün değiştiğini, her yerde film tüketebildiğimizi ve bunun hızlı tüketime neden olduğunu söyledi ve sinema salonlarının azalıp özel mekanlar haline gelebileceğini belirtti. Kemal Ural “Sinema ölmeyecek sadece izleme alışkanlıkları çok değişti. İnsanlar artık cep telefonu ekranından bile film izliyor.” dedi ve sinemaların sürekli değişime açık olup sektörü canlı tutması gerektiğinin altını çizdi. Ramazan Kılıç ise sinema izleyici sayılarının azalmasının fon bulma konusunda kısa film sektörünü etkilediğini söyledi.

4. Uluslararası Kızılay Dostluk Film Festivali T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü, Beyoğlu Belediyesi, Zeytinburnu Belediyesi, ORZAX gibi birçok kurum iş birliği ile düzenleniyor ve ana sponsorluğunu ise Halkbank üstleniyor.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler