Bizimle İletişime Geçin

Festivaller

7. Alemlere Rahmet Kısa Film Festivali Başladı

Festival “Mimosas” filminin gösterimiyle başladı.

Yayınlandı

tarihinde

7.  Alemlere Rahmet Kısa Film Festivali

7. Alemlere Rahmet Kısa Film Festivali, Atlas 1948 Sineması’nda düzenlenen açılış gecesi ve İspanyol yönetmen Oliver Laxe’in “Mimosas/ Mimozalar” filminin gösterimiyle başladı.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteği Siyer Vakfı ve Fidan Sanat Vakfı’nın ortak organizasyonu ile gerçekleşen 7. Alemlere Rahmet Kısa Film Festivali’nin açılış gecesi bu akşam Atlas 1948 Sineması’nda yapıldı. Geceye AK Parti İstanbul Milletvekili Halis Dalkılıç, Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, yönetmen Mesut Uçakan, yönetmen Nazif Tunç’unyanı sıra festival danışma kurulu, jüri üyeleri, finalistler ve çok sayıda basın katıldı.

Festival programının da tanıtıldığı gecede ilk konuşmayı Festival Direktörü Cemil Nazlı yaptı. “Siyer Vakfı olarak yarışma şeklinde gerçekleştirdiğimiz 6 yılın ardından, yedinci yılımızda festival olmanın ve sanata, sinemaya katkı sunacak olmanın mutluluğunu heyecanını yaşıyoruz.” diye sözlerine başlayan Nazlı; yedi aydır çok yoğun, çok titiz ve çok sıkı bir süreç içinde çalıştıklarını bu süreci de 65 ülkeden 568 farklı eserle taçlandırdıklarını dile getirdi.  Konuşmasında son olarak T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere maddi ve manevi anlamda desteklerini esirgemeyen tüm sponsorlara teşekkür eden Nazlı, hafta boyu gerçekleşecek gösterimler, workshoplar, söyleşilerle umutlarının sinemaya katkı sağlamak olduğunu ifade etti.

Filmler dua etmek gibidir”

Konuşmaların ardından üç uzun metraj filminin prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapan ve üç filmiyle de Cannes’den ödül kazanan İspanyol yönetmen Oliver Laxe’a festivale katılımından dolayı plaket verildi. Laxe, plaketini AK Parti İstanbul Milletvekili Halis Dalkılıç ile yönetmen Mesut Uçakan’ın elinden aldı. Mesut Uçakan konuşmasında boşluklar içerisinde var olmaya çalışan biri olarak sinemadaki boşlukları doldurmaya başlayan bir neslin geliyor oluşunu görmekten duyduğu mutluluğu dile getirirken, İspanyol yönetmen Oliver Laxe ise teşekkür konuşmasında şunları ifade etti; “Burada olmaktan çok büyük onur duyuyorum. Gittikçe sekülerleşen bir dünyada böyle bir festival olması beni mutlu ediyor. Birçok sinema ustası aslında geleneksellikle büyük bir bağ kuruyor ve biz de şu an burada bunu yapıyoruz. Carl Theodor Dreyer ya da Andrey Tarkovski bunun örneklerinden biri. Kutsallık gerçekten çok önemli. Filmler aslında dua etmek gibidir. Her zaman görüntüler ve insan gövdesi arasında gizemli bir ilişki var. İşte, sinemanın gizemi! Sekülerleşen dünyada esas problem aslında her şeyin gitgide kafada olduğu ve daha gerçeklere dayalı bir hale geldiğidir.”

Konuşmalar ve plaket takdimi sonrası, açılış filmi olan, Oliver Laxe’in “Mimosas/ Mimozalarfilminin gösterimine geçildi. Gecenin sunuculuğunu ise oyuncu Ali Nuri Türkoğlu gerçekleştirdi.

Uluslararası Jüri Başkanı Oliver Laxe’den “Ustalık Sınıfı” Etkinliği!

Dopdolu film seçkisiyle sinemaseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanan festivalde uluslararası jüri başkanlığı yapacak olan yönetmen, 25 Kasım günü sinema meraklılarıyla deneyimlerini paylaşacak. 7. Âlemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali’nin Son Taslak Endüstri Bölümü kapsamında gerçekleşecek olan “Ustalık Sınıfı” etkinliği Akademi Beyoğlu Konferans Salonu’nda gerçekleşecek. Saat 19:00’da olan etkinlik ile yönetmen hem sinemaseverlerle bir araya gelecek hem de filmlerinden edindiği deneyimleri aktaracak.

Festivalde 23 Kasım Programı

7. Alemlere Rahmet Kısa Film Festivali’nin ikinci gününde “Merhamet” filminin Türkiye Prömiyeri yönetmen Nuray Kayacan’ın katılımıyla Atlas 1948 Sineması’nda saat 11.30’da gerçekleşecek.

Festival, Akademi Beyoğlu’nda saat 16:30’da ise Kanadalı yönetmen ve yazar Kaz Rahman’ı ağırlayacak. Yazar Peren Birsaygılı Mut moderatörlüğünde 23 Kasım Salı saat 16:30’da Akademi Beyoğlu’nda gerçekleşecek söyleşide sinema sektöründe islam fobinin nasıl yaşandığı hakkında konuşulacak.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Festivaller

Nuri Bilge Ceylan “Varşova Türk Filmleri Haftası”nın Onur Konuğu

Etkinlik 3 Aralık’ta sona erecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Yunus Emre Enstitüsü tarafından düzenlenen “Varşova Türk Filmleri Haftası”nın onur konuğu, “Nuri Bilge Ceylan” olacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün desteğiyle, YEE tarafından 2017’den bu yana 33 ülkede düzenlenen festival, Floransa’dan Petersburg’a, Kudüs’ten Viyana’ya, Toronto’dan Köln’e, yapıldığı her ülkede yoğun ilgi gördü. Bu sene 29 Kasım’da sinemaseverlerle buluşacak “Varşova Türk Filmleri Haftası“nın onur konuğu ise Nuri Bilge Ceylan oldu.

“Ahlat Ağacı” filminin gösterimiyle başlayacak festivalin “masterclass” bölümüne katılan onur konuğu Nuri Bilge Ceylan, sinema tutkunlarına tecrübelerini aktaracak.

İlk uzun metrajlı filmi Af ile başarı kazanan yönetmen ve yapımcı Cem Özay da filminin gösteriminin ardından söyleşi yapacak.

Festivalde ayrıca “Omar ve Biz”, “Ekşi Elmalar”, “Bizim İçin Şampiyon”, “Nasipse Adayız”, “7. Koğuştaki Mucize”, “Aile Arasında”, “İşe Yarar Bir Şey”, “Tamam mıyız?”, “Bizi Hatırla”, “Bizim Köyün Şarkısı”, “Rafadan Tayfa”, “Yol Arkadaşım”, “Kapan”, “Dilsiz” ve “İçimdeki Kahraman” filmleri de izleyiciyle buluşacak. Etkinlik 3 Aralık’ta sona erecek.

Türk Film Haftaları, kasım ayında Zagreb, Budapeşte ile Moskova’da yoğun ilgiyle karşılanan etkinliklerin ardından Fas, İtalya ve Arnavutluk’taki programlarla devam etti.

Türk sinemasını film gösterimleri, söyleşiler, atölye çalışmaları, yaz okulları, yarışmalar ve sergilerle dünyanın dört bir yanında tanıtmak, Türk yönetmenlerin nitelikli yapıtlarını dünya seyircisiyle buluşturmak ve sinema aracılığıyla ülkeler arasındaki kültürel etkileşimi artırmak amacıyla önemli projelere imza atan YEE, 33 ülkede gerçekleştirilen “Türk Film Haftası” ile 120 bin izleyiciye ulaştı. Festival kapsamında 4 yılda 130 film, 300 seansta sinemaseverlere sunuldu. Ayrıca söyleşiler, yönetmen buluşmaları, atölye çalışmaları ve sergiler düzenlendi.

Türk Filmleri Haftası, Nuri Bilge Ceylan ve Cem Özay’ın yanı sıra farklı ülkelerde, Ercan Kesal, Murat Pay, Seyid Çolak, Yüksel Akça, Sinan Sertel, Halil Kardaş, Timur Acar ve Abdülhamid Güler gibi önemli isimleri de konuk etti.

Faaliyetlerin gerçekleştiği ülkelerdeki önde gelen yönetmen, yapımcı, senarist ve oyuncularla Türk sinemacıların tanışma ve iş birliği yapma olanağı, Türk sinemasına yeni kapılar aralıyor.

aa.com.tr

Okumaya Devam Et

Festivaller

Şişli Belediyesi “11. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali”ne Ev Sahipliği Yaptı

11. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali başladı!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Bu yıl 11’incisi düzenlenen Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin açılış töreni, Şişli Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde gerçekleştirildi.

Şişli Belediyesi, bu yıl, 26 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında 11’inci kez gerçekleştirilecek olan, Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’ne desteğin yanı sıra, ev sahipliği de yaptı. Festivalin açılış töreni, 25 Kasım 2021 Perşembe günü Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde, Pınar Altuğ Atacan ve Hakan Bilgin’in sunumları eşliğinde gerçekleştirildi.

Uluslararası Suç ve Ceza Filmleri Festivali Başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer, Şişli Belediyesi’nin festivale yapmış olduğu katkılardan dolayı Başkan Muammer Keskin’e bir teşekkür plaketi takdim etti.

“Sanatın toplumun her kesimi için ulaşılabilir olmasına gayret ediyoruz”

Ödül takdiminde bir konuşma yapan Keskin, Şişli Belediyesi olarak 11 yıldır devam eden Suç ve Ceza Film Festivali’nin destekçisi, aynı zamanda ev sahibi olmaktan mutlu olduklarını vurguladı. Keskin, konuşmasına şu şekilde devam etti: “Malumunuz, sanat son yıllarda layık olduğu değeri göremedi maalesef, ihmal edildi. Oysa sanat iyileştiricidir, birleştiricidir. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali de bizim için çok kıymetli. Bugün 25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü. Bugün aramızda yönetmen Sahraa Karimi de var. Kendisi Afganistanlı bir kadın olarak bu şiddeti, Taliban şiddetini en yakından bilen bir kişi. Bizim mücadelemiz sadece kendi coğrafyamız için değil, tüm kadınlar için. Şiddet suçunun sıradanlaştığı ve adeta cezasız kaldığı bir dönemde suç, ceza ve adalet kavramlarının sorgulandığı bu festival daha da anlam kazanıyor. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin sinemaseverlerle buluşmasında ve bu anlamlı iş birliğinde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca festival başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer’e festivalin direktörü Prof. Dr. Bengi Semerci’ye özel olarak teşekkürlerimi sunuyorum.”

Taliban şiddetinden Onur Ödülü’ne

Açılış töreninde Uluslararası Suç ve Ceza Festivali yönetiminin yoğun girişimi ve ilgili resmi makamların devreye girmesiyle Taliban şiddetinden kaçabilen Sahraa Karimi’ye tüm direnen Afganlı kadınlar adına Onur Ödülü takdim edildi. “Her zaman kadın olmaktan gurur duydum. Afganistan’da kadın olmak için çok cesur olmak gerekiyor” diyen Karimi’ye verilen ödülün yanı sıra festivalin açılış gününün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ile birleşmesi şiddet karşısında sanatın gücünü de ortaya koydu.

Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin kapanış töreni, 2 Aralık günü yine Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde gerçekleştirilecek.

Okumaya Devam Et

Festivaller

7. Âlemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali’nden Oliver Laxe Geçti

Oliver Laxe, ustalık sınıfı etkinliği gerçekleştirdi.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

22- 27 Kasım tarihleri arasında düzenlenen 7. Âlemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali’nin endüstri bölümü olan Son Taslak kapsamında “You All Are Captains”, “Mimosas” ve “Fire will Come” gibi filmleriyle tanıdığımız İspanyol yönetmen Oliver Laxe, ustalık sınıfı etkinliği gerçekleştirdi.

25 Ekim Perşembe günü, Atlas 1948 Sineması’nda düzenlenen etkinlikte İspanyol yönetmen deneyimlerini aktardı ve izleyicilerin sorularını yanıtladı. Etkinliğin moderatörlüğünü ise Son Taslak Direktörü Belkıs Bayrak yaptı.

“Ustaların bu işi dini eğitimsel duygular ve inançla yapıyorlardı”

Üç uzun metraj filminin prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapan ve üç filmiyle de Cannes’den ödül kazanan Laxe sözlerine ilk olarak ustaların yaptığı sinema ile gençlerin yaptığı sinemayı ustaca olmadığını düşündüğünü dile getirerek başladı. Bir aktörün işini kalbiyle yapması gerektiğini, bu işi yapan kişilerin karşısındaki insanlarda bir şey uyandırması gerektiğinin altını çizen yönetmen, eskiden bu işlerin daha ciddi olduğunu, ustaların bu işi dini eğitimsel duygular ve inançla yaptıklarını vurguladı.

“Yolunuza bir çocuk olarak devam ettiğinizde korkularınız olmuyor, inancınız oluyor”

Başarısının sırrının kendisinin değişmemesinden ve masumluğunu hala koruması olduğundan bahseden Oliver Laxe; “Hala bir çocuk olarak yoluma devam ediyorum. Yolunuza bir çocuk olarak devam ettiğinizde korkularınız olmuyor, inancınız oluyor. Benim buradaki arkadaşlarıma tavsiyem içlerindeki çocukla bağlantıyı kurabilirlerse faydalı olur.” dedi.  Sinemasının ontolojisinin daha çok görüntüye dayalı olduğunu, sinema hayatına 16 mm bir kamera ile başladığını ve bu süre içinde büyüyerek ve olgunlaşarak yoluna devam ettiğini paylaşan Laxe, şu an yaptığı sinemanın duygularını ve düşüncelerini sinema aracılığıyla kafasındaki bazı şeyleri kapatmak olduğunu dile getirdi. Sinemasındaki kaynakların özellikle aile ve kırsal köylüler olduğunu da belirten Laxe, sinemasının yakalamak istediği o saf yaşantı olduğunu anlattı ve sözlerine; “Bunu sanat anlamı ile ve kişisel anlamda yapıyorum. O hayata dönüş anlamına geliyor benim için. Mesela benim en büyük örneklerimden biri benim büyükannem. Onun anlattıklarından bazı şeyler yakalıyorum. O ses tonundan çok şey çıkarıyorum. Bu açıdan bakınca köylülerin ve anonimlerin yüzlerine baktığınızda hissettiklerimi filme işlemeyi seviyorum” dedi.

Belkıs Bayrak’ın; “Öze dönmek ve ritmi durdurmak mı istiyorsun?” sorusu üzerine başarılı yönetmen; “Şu an baktığınızda insanlar o zamandaki duygularını yitirmiş durumda. Fakat hala bunlar zaman içinde karşılaştığınız insanlar. Sizler gibi kültürü oturmuş ülkelerde bu insanlardan çok var. İnsanlar bana soruyor; ‘Neden dijital kamera ile çekim yapıyorsun?’ diye. Ben de ‘İçimde bulunduğum dönemi temsil ediyorum.” diye yanıt veriyorum.” dedi. “Birçok sanatçıda geçmiş gelecek çarpışmaları var. Bu noktada benim eskiye dönük yaşama isteğim ile içerisinde bulunduğumuz dönem bana izin vermediğinde burada bir nostalji doğuyor.” diye sözlerine ekleyen Laxe; her seferinde sinemasını nostaljiyi azaltarak devam ettiğini, içinde bulunduğumuz dönemi öğrendikçe nostaljiyi kaybetmeye başladığını da ekledi.

“Mimozalar filmini bir sinemacı olarak denemeden ölemezdim.”

7. Alemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali’nin açılış filmi olan “Mimozalar” filmini yaparken ki motivasyonuyla ilgili soruya da “Birçok şey var. İnanç üzerine bir film yapmak istiyordum. Bütün hoşuma giden filmleri düşündüm. Tarkovski, Rossellini gibi yönetmenlerin filmlerini düşünüyordum. Benim için örnek teşkil ettiler. Yapımcıma inanç üzerine bir film çekmek istediğimi söylediğimde; ‘Bunu nasıl yapacağız? Müslümanlarla ilgili bir film olduğu için bu bir kamikaze olabilir.’ dedi. Tehlikeli bir film olduğunu biliyordum. Ama bunu üstlendim. Ben böyleyim benim hoşuma giden bu. Bunu yaparken bir sinemacı olarak denemeden ölemezdim. Ben böyleyim değişemiyorum. Bu tür bir film isteğim vardı. İnançsal olarak film yaparak bunu hatırlatmak istedim. Filmin bir tarafında bir ışık bir de karanlık gölgede kalan bir tarafı var. Orada sinema yapımcısı olarak dikkat etmek gereken nokta bunu hissettirmek söylememek. Sen bir sinema yapımcısı olarak fikirlerin olabilir ama bunu yaparken parmak izlerini silmen gerekli. Kafandakiler oraya yansımasın. İdeolojik olmasın. O yüzden burada denge kurulmalı.” diye yanıt verdi.

“Şu an dünya sinema camiasında kuraklık var.”

Son olarak bir sinemacı olarak herkes gibi yüzmeyi öğrendiğini, olgunlaştığını ve bunun yanı sıra anlatım dilini çok da farklı hale getirmek istemediğini belirten Laxe; “Benim çalışma şeklimde birtakım delilikler var. Bu yaptığım filmlerin delilik taşımasına sebep oluyor ve kurgumun dışına çıkarıyor. Film beni kontrol ediyor. Filmlerimde birçok hata var. Bu hatalar size karizmatik gelebilir. Ben de böyle düşünüyorum. Filmim oradan güç alıyor. Hepimiz aynı filmi yaparsak fabrikasyon sanatına dönüşür. Benim filmlerim o yüzden biraz değişik. Şu an dünya sinema camiasında kuraklık var. O yüzden benimkilerdeki farkındalık sayesinde bu kuraklık görünmüyor.” dedi.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler