“Rol Tükendi, Ben Tükendim”

Manşet Serbest Kürsü

yazar_serkanbastimar_

Uzun zamandır izleyip de etkisinden çıkamadığım ya da dostlar arasında muhabbette ya da sinema çevresinde bir iki laf edeceğim film çıkmamıştı karşıma. Mübarek bereketi ile geldi. Oscar’a adım adım yaklaşırken önce Richard Linklater’in Boyhood’u geldi, ardından Inarritu’nun Birdman’i. İki film, iki büyü gibiydi. Biri kum, diğeri çim pistte lider at gibi 4 nala koşuyorlardı ikisi de.

Bu iki filmin talihsizliği, özellikle Boyhood’un, aynı yıl arz-ı endam etmesi oldu beyaz perdede ve dolayısı ile ödül törenlerinde. Oscar hariç diğer ödülleri silip süpüren Boyhood, (sanırım eli dolu diye alamadı) Akademi’de liderliği Birdman’a kaptırdı. Gerçi bu talihsizlik ilk değil, 2010’da Benjamin Button’un Tuhaf Hikayesi ve Slumdog Millionaire, 2002’de Pianist, Chicago, 1998’de İnce Kırmızı Hat, Aşık Shakespeare vs. hep bir kazanan ve bir kaybeden oldu.

En iyi yönetmen, en iyi özgün senaryo derken en iyi film ödülleri Birdman’in oldu.

birdman afiş

Birdman, sinemada üzerine yapışmış kuş adam karakterini atmak için çabalayan, ailesi ve hayatı saçları gibi dağınık, Brodway’da sahneleyeceği oyun için ‘yardıran’ şizofren bir Hollywood eskisinin kısa ve dramatik hikayesi. Michael Keaton’un (ki kendisi zamanında Batman’i canlandırmıştır) oynadığı Raymon Carver karakteri, pimi çekilmiş bir el bombası, baraj önünde zayıflamış bir bent gibi, son kurşununu çoktan kullanan bir oyuncu. Amacı sönen yıldızını tiyatro sahnesinde, Brodway’de parlatmak. Ama ve lakin tiyatro sahnesi de tıpkı sinema gibidir. Kaprisli oyuncular, acımasız eleştirmenler ve daha başlamadan oluk oluk giden paralar (Gel de cinneti getirme).
Filmin yönetmeni, aynı zamanda senaryoda da imzası bulunan, Babel, Amores Perros ve 21 Gram filmleri ile gönlümüzü fetheden Alejandro Gonzalez Innarritu. Innarritu bu defa da ünlü isimleri kamera karşısına geçirmiş. Bu defaki oyuncular, Edward Norton, Emma Stone, Zach Galifianakis, Naomi Watts ve tabii ki Michael Keaton…
Uzun soluklu tek plan çekimler, iyi kurgu ve seyirciye bıraktığı yorum/tahmin alanıyla, içinde beslediği gerilim ve aralara serpiştirdiği komedi unsurları ile Birdman teknik açıdan kusursuz.

Diyaloglar güzel, etkili, kısa ve öz, felsefe ise kararında.

Filmin içinde söylediği gibi, “bir şey ne ise odur, hakkında söylenenler değil”. Bu film için ben de elimden geldiğince “ne olduğunu” söylemek istiyorum. Biraz çelişik bir cümle olsa da Birdman, sinemaseverlerin hem teknik açıdan hem de hikaye bazında referans alacağı, referans verebileceği bir başucu filmi.
Filmde oyunculuk zirvede, Keaton ve Norton sahnede düet yapan iki şarkıcı gibi. Şarkı güzel olunca, kulağımız bayram ediyor. Michael Keaton’un bu filmde oynaması zaten çok ironik, zira kendisi çok eskilerde başka bir yırtıcıyı Batman’i oynamıştı. Emma Stone ise büyük gözlerinin ardında kalsa da perdede olduğu süreyi bir şekilde kurtarıyor.
Zaman zaman Fight Club’u anımsatan bu film, (rastlantıya bak Edward Norton da filmde) posterine koyduğu Oskar logolarıyla da iş yapacak gibi görünüyor. Daha önce birbirine ilintili hayatları, kalabalık kadrolarla ve geniş coğrafyalarda anlatan Inarritu bu defa bir tiyatro binası ve çevresinde sade bir dekorla gösterişli bir hikayeyi işlemiş gergefine.

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up