5 Duyunuza İyi Gelecek 10 Film

Liste Manşet

Önce tadalım.

Julie & Julia

Julie and Julia (2009)

Fransız mutfağını Amerikalılara sevdiren Julia Child’in enfes yemekleri ile diliniz damağınız bayram etsin. Onun izinden giden Julie’nin öyküsü de tatlı niyetine tüketebilirsiniz.

Ratatuy

Ratatuy (2007)

İki zıt şeyi (fare ve yemek) bir arada bulunduran Ratatuy tadımlık en güzel filmlerden ve farklı animasyonlardandır. Başroldeki faremiz Remy Fransa’nın varoşlarında yaşayan aşçı bir faredir. Ona göre her yemeğin her tadın bir duygusu vardır.

Şimdi de duyalım:

Whiplash

Whiplash (2014)

Kabiliyetin yoksa sonun rock grubunda çalmak olacaktır diyen mükemmeliyetçi ve aksi müzik öğretmeni Fletcher ve onun asi ve hırslı öğrencisi Andrew’in öyküsü sizi “tadına doyulmaz, sesine duyulmaz” bir müzik ziyafetine çağırıyor.

Amadeus

Amadeus (1988)

Antonio Salieri ve Wolfgang Amadeus Mozart’ın yaşadığı çağda, müziğin saraylarda lüks bir hobi olduğu zamanlarda geçen Amadeus klasik müzik sevenler için bulunmaz bir yapıt. Üstelik bilgilendirici.

Bazı filmlere dokunmak da gerek:

The Passion of the Christ

İsa’nın Çilesi (2004)

Mel Gibson’un filmi yoğunlaştırılmış bir işkence filmidir adeta. Teninde sağlam tek bir yer kalmayan Hazreti İsa’yı canlandıran Jim Caviezel’i izlerken içimiz burkulur, tenimiz acır. Bir mendil alıp kanayan yerlerini silmek isteriz.

Everest

Everest (2015)

Bir film insanı üşütür mü? Kesinlikle! Konusunu gerçek olaylardan alan Everest bir grup dağcının zirveye çıkışını ve oradan inişini anlatır. Oksijen tüpleri biter, fırtına gelir… Sonrası ise üşümek, üşümektir.

Bazı filmler gözlere şenliktir.

Life of Pi

Life of Pi (2012)

Ang Lee’nin yönettiği bu masalsı film bir insanın hayal gücünün dehlizlerine götürür sizi. Denizin gökle birleştiği açıklar, parıldayan adalar ve niceleri. Gözlerimizin farkına vardırtan Life of Pi, izlendikten sonra bir başkasına izletme ihtiyacı doğurur insanda.

 

The Tree of Life

The Tree of Life (2011)

Terrence Malick’in görsel bir muhteşemliğe sahip bu felsefi filmi görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezki’nin de elini değdirmesi ile gözlerimiz bayram eder.

Bazı filmler koklanır…

Perfume: The Story of a Murderer

Perfume: The Story of a Murderer (2006)

Parfüm denen şeyin ne mene bir şey olduğunu idrak etmemizi sağlayan film sanki perdede cereyan eden şeyin özünü koklatır bize. Bir yandan güzel kokular, diğer yanda olabildiğince iğrençleri. Görüntü ile kokuyu tarif eden filmdir Perfume. (Not: Özellikle final sahnesi aşırı cinsellik içerir.)

Başarının Tatlı Kokusu (1957)

İşin içinde para ve başarı kokusu varsa Sidney Falco oradadır. Her türlü dalavere ve hile ile amacına ulaşır. Kara bir film olan Sweet Smell of Success dönemin en iyilerindendir.

Bonus: Bu da ruha hitap eden iki film:

Bay Hiçkimse

Bay Hiç Kimse (2007)

Başlıkta bahsi geçen Bay Hiçkimse, 2092 yılında dünyada kalmış son ölümlü olan 117 yaşındaki Némo adlı bir adam. Ölüm döşeğindeki Némo genç bir çocukken bir peronda durduğunu hatırlar. Tren kalkmak üzeredir. Annesiyle birlikte mi gitmeli, yoksa babasıyla mı kalmalıdır? Bu karar, sonsuz sayıda olasılığı doğuracaktır… Ve pek çok gezegen, iki ölüm ve sevilecek kadınlar….

Bulut Atlası

Bulut Atlası (2012)

Ölüm sırasını bekleyen genetiğiyle oynanmış bir garson, Reagan iktidarında California’da yaşayan asil ruhlu bir gazeteci, bilim ve medeniyetin aydınlatıcı yönünün aksi durumlara tanıklık etmiş genç bir Pasifik adalı, 1850’de Pasifik Okyanusu’nu geçen bir seyyah, Belçika’daki savaşlar sırasında maddi zorluklarla yaşamaya çalışan suskun bir besteci ve alacaklılarından kaçman bir yayınevi müdürü tarihsel ve mekânsal sınırları aşan bir şekilde bir araya gelirse ne olur?

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up