Bizimle İletişime Geçin

Festivaller

3. Öğrenci Filmleri Kısa Film Yarışması Ödülleri Sahiplerini Buldu!

Yayınlandı

tarihinde

okan_universitesi_3_ogrenci_filmleri_kisa_film_yarismasi_basliyor_h105132

Okan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema – TV Bölümü tarafından düzenlenen ve jüri üyeleri arasında ünlü Gazeteci ve Belgesel Yapımcısı Can Dündar ile Yönetmen ve Senarist Ümit Ünal’ın yer aldığı 3. Öğrenci Filmleri Kısa Film Yarışması’nın ödülleri, Okan Üniversitesi’nin Tuzla Kampüsü’nde düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Kurmaca ve Belgesel dalında toplam 104 eserin katıldığı yarışmanın ödül törenine katılan Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Bekir Okan, “Biz Okan Üniversitesi olarak ‘başarıyı destekliyoruz’. Sloganımız bu. Her alanda başarı, bizim için değerli. Genç sinemacılar daha öğrenciyken yaptıkları çalışmalarla ödüller alacaklar. Daha gençken bunu yapmaları çok önemli. Sanat ve kültürü olmayan bir ülke hiçbir zaman çağdaş olamaz” diye konuştu

Bu yıl 3.’sü gerçeklokan universitesi yeni logoeştirilen Okan Üniversitesi Öğrenci Filmleri Kısa Film Yarışması’na Türkiye’deki üniversitelerin Sinema-TV bölümlerinde okuyan öğrenciler tarafından hazırlanan 104 kısa film katıldı. Kurmaca dalında 64, belgesel dalında 40 kısa filmin katıldığı yarışmanın ödül töreni, Okan Üniversitesi’nin Tuzla Kampüsü’ndeki Osman Hamdi Bey Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Törenin açılışında konuşan Okan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şule Kut, “Genç sinemacıları desteklediğimiz yarışmamız bundan sonra da devam edecek. Bu yarışmayı uluslararasılaştırmak belki ondan önce bölgeselleştirmek mümkün olabilir. Yakın bölgeden ve daha sonra da dünyadan genç sinema öğrencilerini burada bir araya getirebiliriz” diye konuştu. Okan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bülent Vardar ise şunları söyledi: “Sinema, tiyatro, opera, müzik, heykel gibi alanlarda üretmek için sanatçıya ihtiyaç olduğu kadar sinema, tiyatro, konser ve sergi salonlarına da ihtiyaç duyulur. Bütün uygar toplumlarda bir mabet gibi kabul edilen bu mekanlar daha dikkatle ve özenle korunurken kültür ve sanat faaliyetlerine verilen önem son dönemde ne yazık ki azalıyor. Umarım bu mabetlerden Emek Sineması zamana ayak direyerek yıkımdan kurtulur.”

Açılış konuşmalarının ardından ödüllerin dağıtımına geçildi. Belgesel dalında 1.’lik ödülünü “Dom” isimli filmiyle Erciyes Üniversitesi’nden Halil Aygün, 2.’lik ödülünü ise “Hala” isimli filmiyle Erciyes Üniversitesi’nden Burçak Evren kazandı. Kurmaca dalında 1.’lik ödülünü “Buhar” isimli filmiyle Kadir Has Üniversitesi’nden Abdurrahman Öner kazanırken Selçuk Üniversitesi’nden Yıldıray Yıldırım, “1982” isimli kısa filmi ile Jüri Özel Ödülü’nün sahibi oldu.

© Sinefesto | Emre Karakuş

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Festivaller

Nuri Bilge Ceylan “Varşova Türk Filmleri Haftası”nın Onur Konuğu

Etkinlik 3 Aralık’ta sona erecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Yunus Emre Enstitüsü tarafından düzenlenen “Varşova Türk Filmleri Haftası”nın onur konuğu, “Nuri Bilge Ceylan” olacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün desteğiyle, YEE tarafından 2017’den bu yana 33 ülkede düzenlenen festival, Floransa’dan Petersburg’a, Kudüs’ten Viyana’ya, Toronto’dan Köln’e, yapıldığı her ülkede yoğun ilgi gördü. Bu sene 29 Kasım’da sinemaseverlerle buluşacak “Varşova Türk Filmleri Haftası“nın onur konuğu ise Nuri Bilge Ceylan oldu.

“Ahlat Ağacı” filminin gösterimiyle başlayacak festivalin “masterclass” bölümüne katılan onur konuğu Nuri Bilge Ceylan, sinema tutkunlarına tecrübelerini aktaracak.

İlk uzun metrajlı filmi Af ile başarı kazanan yönetmen ve yapımcı Cem Özay da filminin gösteriminin ardından söyleşi yapacak.

Festivalde ayrıca “Omar ve Biz”, “Ekşi Elmalar”, “Bizim İçin Şampiyon”, “Nasipse Adayız”, “7. Koğuştaki Mucize”, “Aile Arasında”, “İşe Yarar Bir Şey”, “Tamam mıyız?”, “Bizi Hatırla”, “Bizim Köyün Şarkısı”, “Rafadan Tayfa”, “Yol Arkadaşım”, “Kapan”, “Dilsiz” ve “İçimdeki Kahraman” filmleri de izleyiciyle buluşacak. Etkinlik 3 Aralık’ta sona erecek.

Türk Film Haftaları, kasım ayında Zagreb, Budapeşte ile Moskova’da yoğun ilgiyle karşılanan etkinliklerin ardından Fas, İtalya ve Arnavutluk’taki programlarla devam etti.

Türk sinemasını film gösterimleri, söyleşiler, atölye çalışmaları, yaz okulları, yarışmalar ve sergilerle dünyanın dört bir yanında tanıtmak, Türk yönetmenlerin nitelikli yapıtlarını dünya seyircisiyle buluşturmak ve sinema aracılığıyla ülkeler arasındaki kültürel etkileşimi artırmak amacıyla önemli projelere imza atan YEE, 33 ülkede gerçekleştirilen “Türk Film Haftası” ile 120 bin izleyiciye ulaştı. Festival kapsamında 4 yılda 130 film, 300 seansta sinemaseverlere sunuldu. Ayrıca söyleşiler, yönetmen buluşmaları, atölye çalışmaları ve sergiler düzenlendi.

Türk Filmleri Haftası, Nuri Bilge Ceylan ve Cem Özay’ın yanı sıra farklı ülkelerde, Ercan Kesal, Murat Pay, Seyid Çolak, Yüksel Akça, Sinan Sertel, Halil Kardaş, Timur Acar ve Abdülhamid Güler gibi önemli isimleri de konuk etti.

Faaliyetlerin gerçekleştiği ülkelerdeki önde gelen yönetmen, yapımcı, senarist ve oyuncularla Türk sinemacıların tanışma ve iş birliği yapma olanağı, Türk sinemasına yeni kapılar aralıyor.

aa.com.tr

Okumaya Devam Et

Festivaller

Şişli Belediyesi “11. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali”ne Ev Sahipliği Yaptı

11. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali başladı!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Bu yıl 11’incisi düzenlenen Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin açılış töreni, Şişli Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde gerçekleştirildi.

Şişli Belediyesi, bu yıl, 26 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında 11’inci kez gerçekleştirilecek olan, Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’ne desteğin yanı sıra, ev sahipliği de yaptı. Festivalin açılış töreni, 25 Kasım 2021 Perşembe günü Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde, Pınar Altuğ Atacan ve Hakan Bilgin’in sunumları eşliğinde gerçekleştirildi.

Uluslararası Suç ve Ceza Filmleri Festivali Başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer, Şişli Belediyesi’nin festivale yapmış olduğu katkılardan dolayı Başkan Muammer Keskin’e bir teşekkür plaketi takdim etti.

“Sanatın toplumun her kesimi için ulaşılabilir olmasına gayret ediyoruz”

Ödül takdiminde bir konuşma yapan Keskin, Şişli Belediyesi olarak 11 yıldır devam eden Suç ve Ceza Film Festivali’nin destekçisi, aynı zamanda ev sahibi olmaktan mutlu olduklarını vurguladı. Keskin, konuşmasına şu şekilde devam etti: “Malumunuz, sanat son yıllarda layık olduğu değeri göremedi maalesef, ihmal edildi. Oysa sanat iyileştiricidir, birleştiricidir. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali de bizim için çok kıymetli. Bugün 25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü. Bugün aramızda yönetmen Sahraa Karimi de var. Kendisi Afganistanlı bir kadın olarak bu şiddeti, Taliban şiddetini en yakından bilen bir kişi. Bizim mücadelemiz sadece kendi coğrafyamız için değil, tüm kadınlar için. Şiddet suçunun sıradanlaştığı ve adeta cezasız kaldığı bir dönemde suç, ceza ve adalet kavramlarının sorgulandığı bu festival daha da anlam kazanıyor. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin sinemaseverlerle buluşmasında ve bu anlamlı iş birliğinde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca festival başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer’e festivalin direktörü Prof. Dr. Bengi Semerci’ye özel olarak teşekkürlerimi sunuyorum.”

Taliban şiddetinden Onur Ödülü’ne

Açılış töreninde Uluslararası Suç ve Ceza Festivali yönetiminin yoğun girişimi ve ilgili resmi makamların devreye girmesiyle Taliban şiddetinden kaçabilen Sahraa Karimi’ye tüm direnen Afganlı kadınlar adına Onur Ödülü takdim edildi. “Her zaman kadın olmaktan gurur duydum. Afganistan’da kadın olmak için çok cesur olmak gerekiyor” diyen Karimi’ye verilen ödülün yanı sıra festivalin açılış gününün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ile birleşmesi şiddet karşısında sanatın gücünü de ortaya koydu.

Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin kapanış töreni, 2 Aralık günü yine Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde gerçekleştirilecek.

Okumaya Devam Et

Festivaller

7. Âlemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali’nden Oliver Laxe Geçti

Oliver Laxe, ustalık sınıfı etkinliği gerçekleştirdi.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

22- 27 Kasım tarihleri arasında düzenlenen 7. Âlemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali’nin endüstri bölümü olan Son Taslak kapsamında “You All Are Captains”, “Mimosas” ve “Fire will Come” gibi filmleriyle tanıdığımız İspanyol yönetmen Oliver Laxe, ustalık sınıfı etkinliği gerçekleştirdi.

25 Ekim Perşembe günü, Atlas 1948 Sineması’nda düzenlenen etkinlikte İspanyol yönetmen deneyimlerini aktardı ve izleyicilerin sorularını yanıtladı. Etkinliğin moderatörlüğünü ise Son Taslak Direktörü Belkıs Bayrak yaptı.

“Ustaların bu işi dini eğitimsel duygular ve inançla yapıyorlardı”

Üç uzun metraj filminin prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapan ve üç filmiyle de Cannes’den ödül kazanan Laxe sözlerine ilk olarak ustaların yaptığı sinema ile gençlerin yaptığı sinemayı ustaca olmadığını düşündüğünü dile getirerek başladı. Bir aktörün işini kalbiyle yapması gerektiğini, bu işi yapan kişilerin karşısındaki insanlarda bir şey uyandırması gerektiğinin altını çizen yönetmen, eskiden bu işlerin daha ciddi olduğunu, ustaların bu işi dini eğitimsel duygular ve inançla yaptıklarını vurguladı.

“Yolunuza bir çocuk olarak devam ettiğinizde korkularınız olmuyor, inancınız oluyor”

Başarısının sırrının kendisinin değişmemesinden ve masumluğunu hala koruması olduğundan bahseden Oliver Laxe; “Hala bir çocuk olarak yoluma devam ediyorum. Yolunuza bir çocuk olarak devam ettiğinizde korkularınız olmuyor, inancınız oluyor. Benim buradaki arkadaşlarıma tavsiyem içlerindeki çocukla bağlantıyı kurabilirlerse faydalı olur.” dedi.  Sinemasının ontolojisinin daha çok görüntüye dayalı olduğunu, sinema hayatına 16 mm bir kamera ile başladığını ve bu süre içinde büyüyerek ve olgunlaşarak yoluna devam ettiğini paylaşan Laxe, şu an yaptığı sinemanın duygularını ve düşüncelerini sinema aracılığıyla kafasındaki bazı şeyleri kapatmak olduğunu dile getirdi. Sinemasındaki kaynakların özellikle aile ve kırsal köylüler olduğunu da belirten Laxe, sinemasının yakalamak istediği o saf yaşantı olduğunu anlattı ve sözlerine; “Bunu sanat anlamı ile ve kişisel anlamda yapıyorum. O hayata dönüş anlamına geliyor benim için. Mesela benim en büyük örneklerimden biri benim büyükannem. Onun anlattıklarından bazı şeyler yakalıyorum. O ses tonundan çok şey çıkarıyorum. Bu açıdan bakınca köylülerin ve anonimlerin yüzlerine baktığınızda hissettiklerimi filme işlemeyi seviyorum” dedi.

Belkıs Bayrak’ın; “Öze dönmek ve ritmi durdurmak mı istiyorsun?” sorusu üzerine başarılı yönetmen; “Şu an baktığınızda insanlar o zamandaki duygularını yitirmiş durumda. Fakat hala bunlar zaman içinde karşılaştığınız insanlar. Sizler gibi kültürü oturmuş ülkelerde bu insanlardan çok var. İnsanlar bana soruyor; ‘Neden dijital kamera ile çekim yapıyorsun?’ diye. Ben de ‘İçimde bulunduğum dönemi temsil ediyorum.” diye yanıt veriyorum.” dedi. “Birçok sanatçıda geçmiş gelecek çarpışmaları var. Bu noktada benim eskiye dönük yaşama isteğim ile içerisinde bulunduğumuz dönem bana izin vermediğinde burada bir nostalji doğuyor.” diye sözlerine ekleyen Laxe; her seferinde sinemasını nostaljiyi azaltarak devam ettiğini, içinde bulunduğumuz dönemi öğrendikçe nostaljiyi kaybetmeye başladığını da ekledi.

“Mimozalar filmini bir sinemacı olarak denemeden ölemezdim.”

7. Alemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali’nin açılış filmi olan “Mimozalar” filmini yaparken ki motivasyonuyla ilgili soruya da “Birçok şey var. İnanç üzerine bir film yapmak istiyordum. Bütün hoşuma giden filmleri düşündüm. Tarkovski, Rossellini gibi yönetmenlerin filmlerini düşünüyordum. Benim için örnek teşkil ettiler. Yapımcıma inanç üzerine bir film çekmek istediğimi söylediğimde; ‘Bunu nasıl yapacağız? Müslümanlarla ilgili bir film olduğu için bu bir kamikaze olabilir.’ dedi. Tehlikeli bir film olduğunu biliyordum. Ama bunu üstlendim. Ben böyleyim benim hoşuma giden bu. Bunu yaparken bir sinemacı olarak denemeden ölemezdim. Ben böyleyim değişemiyorum. Bu tür bir film isteğim vardı. İnançsal olarak film yaparak bunu hatırlatmak istedim. Filmin bir tarafında bir ışık bir de karanlık gölgede kalan bir tarafı var. Orada sinema yapımcısı olarak dikkat etmek gereken nokta bunu hissettirmek söylememek. Sen bir sinema yapımcısı olarak fikirlerin olabilir ama bunu yaparken parmak izlerini silmen gerekli. Kafandakiler oraya yansımasın. İdeolojik olmasın. O yüzden burada denge kurulmalı.” diye yanıt verdi.

“Şu an dünya sinema camiasında kuraklık var.”

Son olarak bir sinemacı olarak herkes gibi yüzmeyi öğrendiğini, olgunlaştığını ve bunun yanı sıra anlatım dilini çok da farklı hale getirmek istemediğini belirten Laxe; “Benim çalışma şeklimde birtakım delilikler var. Bu yaptığım filmlerin delilik taşımasına sebep oluyor ve kurgumun dışına çıkarıyor. Film beni kontrol ediyor. Filmlerimde birçok hata var. Bu hatalar size karizmatik gelebilir. Ben de böyle düşünüyorum. Filmim oradan güç alıyor. Hepimiz aynı filmi yaparsak fabrikasyon sanatına dönüşür. Benim filmlerim o yüzden biraz değişik. Şu an dünya sinema camiasında kuraklık var. O yüzden benimkilerdeki farkındalık sayesinde bu kuraklık görünmüyor.” dedi.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler