Bizimle İletişime Geçin

Festivaller

26. Gezici Festival Biletleri Satışa Çıkıyor

Festival, 26 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek.

Yayınlandı

tarihinde

26 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek “26. Gezici Festival”in biletleri 20 Kasım’dan itibaren satışa çıkıyor.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla Ankara Sinema Derneği’nin düzenlediği 26. Gezici Festival’in 26 Kasım-2 Aralık arasında Ankara’da Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleşecek film gösterimleri için biletler yarın (19 Kasım) satışa çıkıyor. Tüm bilet fiyatlarının 15TL olduğu gösterimler için biletinial.com uygulaması ve internet sitesi üzerinden satış yapılacak. Biletler, 20 Kasım’dan itibaren Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi gişelerinden de satışta olacak. Kısa İyidir ve Tuncel Kurtiz’in Sürgün Yılları gösterimleri ücretsiz gerçekleşecek.

“Dünya Sineması” Ankara’ya geliyor

Gezici Festival geçtiğimiz günlerde açıklanan Türkiye Sineması 2021 ve ilk kez günışığına çıkan filmlerden oluşan Tuncel Kurtiz’in Sürgün Yılları bölümlerinin merakla beklenen filmleri dışında Dünya Sineması bölümünde yılın dikkat çeken, başarılı yapımlarını izleyicilerle buluşturacak.

10 filmden oluşan bölümde Cannes’dan Toronto’ya, Tribeca’dan Berlin, San Sebastian’a kadar dünyanın en önemli film festivallerinde gösterilmiş, ödüllere dönmüş yapımlar yer alıyor.

58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Paz Fábrega‘a En İyi Yönetmen Ödülü’nü getiren Aurora, istenmeyen bir hamileliğin bir araya getirdiği iki kadının dostluğunu ele alırken, iyi-kötü zıtlığı yerine, insani dertler ve kaygıların hâkim olduğu bir dünya kuruyor. Bir çeteyle başı dertte olan oğluna yardım etmek için Tiflis’ten Brooklyn’e seyahat eden bir eski güreşçinin hikâyesini anlatan “4. Sokaktaki Pansiyon / Brighton 4th”, Tribeca Film Festivali’nden En İyi Film, En İyi Senaryonun yanı sıra En İyi Erkek Oyuncu ödülleri ile dönmüştü. Levan Koguashvili imzalı film, ekonomik koşulların ve göçmenliğin darmadağın ettiği hayatları mercek altına alıyor. Alman yönetmen Dominik Graf’ın bu yıl Berlin Film Festivali’nde prömiyer yapan filmi “Fabian Veya Bok Yoluna Gitmek / Fabian – Going To The Dogs”, Erich Kästner’in aynı adlı  romanından yapılan bir uyarlama. Fonda faşizmin ayak seslerinin yer aldığı dokunaklı bir aşk hikâyesi…  

Cannes ve Toronto Film Festivalleri’nde gösterilen “Gelecek /  Futura” ise yılın en güçlü yapımlarından biri. Yönetmenler Alice Rohrwacher, Pietro Marcello ve Francesco Munzi, İtalyan gençliğinin gözünden geleceğe bakmayı hedefleyerek çıktıkları yolculukta, onların gelecek beklentilerinin de önüne geçen endişeleriyle yüzleşiyorlar. Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı En İyi Yönetmen ve İzleyici Ödülleri’ni kazanan Maria Steph imzalı “Bay Bachmann ve Öğrencileri / Mr Bachmann and His Class”, bir ilköğretim okulunda öğrenci göçmen çocukların öğretmenleri Dieter Bachmann ile kurdukları ilişkiyi ve uyum süreçlerini sıcak bir dille anlatıyor.   

Dünya Sineması bölümünde daha önce kısa filmleriyle adından söz ettirmiş yönetmenlerin ses getiren ilk uzun metraj filmleri de yer alıyor. Clara Roquet’in bu yıl Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış bölümünde yarışan filmi “Libertad”, iki genç kızın yaz arkadaşlığını duyarlılıkla işliyor. 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Uluslararası Film Ödülü’nü alan de alan “Libertad”, ergenlerin olduğu kadar yetişkinlerin de dünyasını yansıtıyor. Cannes Film Festivali’nde izleyici karşısına çıkan “Kardeşlerim ve Ben / My Brothers And I”, Pavarotti olma hayalleri kuran Nour’u merkezine alan bir yetişkinliğe geçiş hikayesi. Yohan Manca’nın Billy Elliot’u hatırlatan filmi, dokunaklı olduğu kadar eğlenceli hikâyesiyle seyirciyi ilk sahnesinden itibaren içine alıyor. İşlediği günahlardan kurtulabilmek umuduyla doğduğu kasabaya geri dönen sorumsuz bir adamı konu alan “Serserinin Kefareti /Redemption Of A Rogue” ise hüzünlü bir kara komedi. Bir blues müzikalini andıran filmde, yönetmen  Philip Doherty yalnızlık, inanç ve kurtuluş gibi temaları ustalıkla ele alıyor.

Meksika bir suç şebekesi tarafından kaçırılan kızını arayan Cielo’nun hikâyesine odaklanan “Sivil Vatandaş / La Civil” gösterildiği Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış Bölümü’nde Cesaret Ödülü’nün sahibi oldu. Yönetmen Teodora Mihai ele aldığı konuya sansasyonel biçimde yaklaşmak yerine, bizleri şiddetin kökenleri konusunda sorgulamaya davet ediyor. Rotterdam ve San Sebastian gibi önemli festivallerde övgü alan “Işık Hüzmesi / Destello Bravío”, klasik anlatı kalıplarının dışında, tuhaf, karanlık ama son derece etkileyici bir film. Ainhoa Rodríguez, küçük bir kasabada durağan hayatlarından sıyrılmak isteyen bir grup kadının başlarından geçenleri amatör oyuncularla perdeye taşıyor.

Gezici Festival, 26 Kasım’da Ankara’dan başlayacağı yolculuğuna; 3-5 Aralık’ta Sinop’ta devam edecek. Festivalin yolculuğu 6-8 Aralık’ta Kastamonu’da gerçekleşecek gösterimlerin ardından sona erecek.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Festivaller

Nuri Bilge Ceylan “Varşova Türk Filmleri Haftası”nın Onur Konuğu

Etkinlik 3 Aralık’ta sona erecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Yunus Emre Enstitüsü tarafından düzenlenen “Varşova Türk Filmleri Haftası”nın onur konuğu, “Nuri Bilge Ceylan” olacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün desteğiyle, YEE tarafından 2017’den bu yana 33 ülkede düzenlenen festival, Floransa’dan Petersburg’a, Kudüs’ten Viyana’ya, Toronto’dan Köln’e, yapıldığı her ülkede yoğun ilgi gördü. Bu sene 29 Kasım’da sinemaseverlerle buluşacak “Varşova Türk Filmleri Haftası“nın onur konuğu ise Nuri Bilge Ceylan oldu.

“Ahlat Ağacı” filminin gösterimiyle başlayacak festivalin “masterclass” bölümüne katılan onur konuğu Nuri Bilge Ceylan, sinema tutkunlarına tecrübelerini aktaracak.

İlk uzun metrajlı filmi Af ile başarı kazanan yönetmen ve yapımcı Cem Özay da filminin gösteriminin ardından söyleşi yapacak.

Festivalde ayrıca “Omar ve Biz”, “Ekşi Elmalar”, “Bizim İçin Şampiyon”, “Nasipse Adayız”, “7. Koğuştaki Mucize”, “Aile Arasında”, “İşe Yarar Bir Şey”, “Tamam mıyız?”, “Bizi Hatırla”, “Bizim Köyün Şarkısı”, “Rafadan Tayfa”, “Yol Arkadaşım”, “Kapan”, “Dilsiz” ve “İçimdeki Kahraman” filmleri de izleyiciyle buluşacak. Etkinlik 3 Aralık’ta sona erecek.

Türk Film Haftaları, kasım ayında Zagreb, Budapeşte ile Moskova’da yoğun ilgiyle karşılanan etkinliklerin ardından Fas, İtalya ve Arnavutluk’taki programlarla devam etti.

Türk sinemasını film gösterimleri, söyleşiler, atölye çalışmaları, yaz okulları, yarışmalar ve sergilerle dünyanın dört bir yanında tanıtmak, Türk yönetmenlerin nitelikli yapıtlarını dünya seyircisiyle buluşturmak ve sinema aracılığıyla ülkeler arasındaki kültürel etkileşimi artırmak amacıyla önemli projelere imza atan YEE, 33 ülkede gerçekleştirilen “Türk Film Haftası” ile 120 bin izleyiciye ulaştı. Festival kapsamında 4 yılda 130 film, 300 seansta sinemaseverlere sunuldu. Ayrıca söyleşiler, yönetmen buluşmaları, atölye çalışmaları ve sergiler düzenlendi.

Türk Filmleri Haftası, Nuri Bilge Ceylan ve Cem Özay’ın yanı sıra farklı ülkelerde, Ercan Kesal, Murat Pay, Seyid Çolak, Yüksel Akça, Sinan Sertel, Halil Kardaş, Timur Acar ve Abdülhamid Güler gibi önemli isimleri de konuk etti.

Faaliyetlerin gerçekleştiği ülkelerdeki önde gelen yönetmen, yapımcı, senarist ve oyuncularla Türk sinemacıların tanışma ve iş birliği yapma olanağı, Türk sinemasına yeni kapılar aralıyor.

aa.com.tr

Okumaya Devam Et

Festivaller

Şişli Belediyesi “11. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali”ne Ev Sahipliği Yaptı

11. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali başladı!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Bu yıl 11’incisi düzenlenen Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin açılış töreni, Şişli Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde gerçekleştirildi.

Şişli Belediyesi, bu yıl, 26 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında 11’inci kez gerçekleştirilecek olan, Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’ne desteğin yanı sıra, ev sahipliği de yaptı. Festivalin açılış töreni, 25 Kasım 2021 Perşembe günü Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde, Pınar Altuğ Atacan ve Hakan Bilgin’in sunumları eşliğinde gerçekleştirildi.

Uluslararası Suç ve Ceza Filmleri Festivali Başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer, Şişli Belediyesi’nin festivale yapmış olduğu katkılardan dolayı Başkan Muammer Keskin’e bir teşekkür plaketi takdim etti.

“Sanatın toplumun her kesimi için ulaşılabilir olmasına gayret ediyoruz”

Ödül takdiminde bir konuşma yapan Keskin, Şişli Belediyesi olarak 11 yıldır devam eden Suç ve Ceza Film Festivali’nin destekçisi, aynı zamanda ev sahibi olmaktan mutlu olduklarını vurguladı. Keskin, konuşmasına şu şekilde devam etti: “Malumunuz, sanat son yıllarda layık olduğu değeri göremedi maalesef, ihmal edildi. Oysa sanat iyileştiricidir, birleştiricidir. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali de bizim için çok kıymetli. Bugün 25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü. Bugün aramızda yönetmen Sahraa Karimi de var. Kendisi Afganistanlı bir kadın olarak bu şiddeti, Taliban şiddetini en yakından bilen bir kişi. Bizim mücadelemiz sadece kendi coğrafyamız için değil, tüm kadınlar için. Şiddet suçunun sıradanlaştığı ve adeta cezasız kaldığı bir dönemde suç, ceza ve adalet kavramlarının sorgulandığı bu festival daha da anlam kazanıyor. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin sinemaseverlerle buluşmasında ve bu anlamlı iş birliğinde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca festival başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer’e festivalin direktörü Prof. Dr. Bengi Semerci’ye özel olarak teşekkürlerimi sunuyorum.”

Taliban şiddetinden Onur Ödülü’ne

Açılış töreninde Uluslararası Suç ve Ceza Festivali yönetiminin yoğun girişimi ve ilgili resmi makamların devreye girmesiyle Taliban şiddetinden kaçabilen Sahraa Karimi’ye tüm direnen Afganlı kadınlar adına Onur Ödülü takdim edildi. “Her zaman kadın olmaktan gurur duydum. Afganistan’da kadın olmak için çok cesur olmak gerekiyor” diyen Karimi’ye verilen ödülün yanı sıra festivalin açılış gününün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ile birleşmesi şiddet karşısında sanatın gücünü de ortaya koydu.

Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin kapanış töreni, 2 Aralık günü yine Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde gerçekleştirilecek.

Okumaya Devam Et

Festivaller

7. Âlemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali’nden Oliver Laxe Geçti

Oliver Laxe, ustalık sınıfı etkinliği gerçekleştirdi.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

22- 27 Kasım tarihleri arasında düzenlenen 7. Âlemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali’nin endüstri bölümü olan Son Taslak kapsamında “You All Are Captains”, “Mimosas” ve “Fire will Come” gibi filmleriyle tanıdığımız İspanyol yönetmen Oliver Laxe, ustalık sınıfı etkinliği gerçekleştirdi.

25 Ekim Perşembe günü, Atlas 1948 Sineması’nda düzenlenen etkinlikte İspanyol yönetmen deneyimlerini aktardı ve izleyicilerin sorularını yanıtladı. Etkinliğin moderatörlüğünü ise Son Taslak Direktörü Belkıs Bayrak yaptı.

“Ustaların bu işi dini eğitimsel duygular ve inançla yapıyorlardı”

Üç uzun metraj filminin prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapan ve üç filmiyle de Cannes’den ödül kazanan Laxe sözlerine ilk olarak ustaların yaptığı sinema ile gençlerin yaptığı sinemayı ustaca olmadığını düşündüğünü dile getirerek başladı. Bir aktörün işini kalbiyle yapması gerektiğini, bu işi yapan kişilerin karşısındaki insanlarda bir şey uyandırması gerektiğinin altını çizen yönetmen, eskiden bu işlerin daha ciddi olduğunu, ustaların bu işi dini eğitimsel duygular ve inançla yaptıklarını vurguladı.

“Yolunuza bir çocuk olarak devam ettiğinizde korkularınız olmuyor, inancınız oluyor”

Başarısının sırrının kendisinin değişmemesinden ve masumluğunu hala koruması olduğundan bahseden Oliver Laxe; “Hala bir çocuk olarak yoluma devam ediyorum. Yolunuza bir çocuk olarak devam ettiğinizde korkularınız olmuyor, inancınız oluyor. Benim buradaki arkadaşlarıma tavsiyem içlerindeki çocukla bağlantıyı kurabilirlerse faydalı olur.” dedi.  Sinemasının ontolojisinin daha çok görüntüye dayalı olduğunu, sinema hayatına 16 mm bir kamera ile başladığını ve bu süre içinde büyüyerek ve olgunlaşarak yoluna devam ettiğini paylaşan Laxe, şu an yaptığı sinemanın duygularını ve düşüncelerini sinema aracılığıyla kafasındaki bazı şeyleri kapatmak olduğunu dile getirdi. Sinemasındaki kaynakların özellikle aile ve kırsal köylüler olduğunu da belirten Laxe, sinemasının yakalamak istediği o saf yaşantı olduğunu anlattı ve sözlerine; “Bunu sanat anlamı ile ve kişisel anlamda yapıyorum. O hayata dönüş anlamına geliyor benim için. Mesela benim en büyük örneklerimden biri benim büyükannem. Onun anlattıklarından bazı şeyler yakalıyorum. O ses tonundan çok şey çıkarıyorum. Bu açıdan bakınca köylülerin ve anonimlerin yüzlerine baktığınızda hissettiklerimi filme işlemeyi seviyorum” dedi.

Belkıs Bayrak’ın; “Öze dönmek ve ritmi durdurmak mı istiyorsun?” sorusu üzerine başarılı yönetmen; “Şu an baktığınızda insanlar o zamandaki duygularını yitirmiş durumda. Fakat hala bunlar zaman içinde karşılaştığınız insanlar. Sizler gibi kültürü oturmuş ülkelerde bu insanlardan çok var. İnsanlar bana soruyor; ‘Neden dijital kamera ile çekim yapıyorsun?’ diye. Ben de ‘İçimde bulunduğum dönemi temsil ediyorum.” diye yanıt veriyorum.” dedi. “Birçok sanatçıda geçmiş gelecek çarpışmaları var. Bu noktada benim eskiye dönük yaşama isteğim ile içerisinde bulunduğumuz dönem bana izin vermediğinde burada bir nostalji doğuyor.” diye sözlerine ekleyen Laxe; her seferinde sinemasını nostaljiyi azaltarak devam ettiğini, içinde bulunduğumuz dönemi öğrendikçe nostaljiyi kaybetmeye başladığını da ekledi.

“Mimozalar filmini bir sinemacı olarak denemeden ölemezdim.”

7. Alemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali’nin açılış filmi olan “Mimozalar” filmini yaparken ki motivasyonuyla ilgili soruya da “Birçok şey var. İnanç üzerine bir film yapmak istiyordum. Bütün hoşuma giden filmleri düşündüm. Tarkovski, Rossellini gibi yönetmenlerin filmlerini düşünüyordum. Benim için örnek teşkil ettiler. Yapımcıma inanç üzerine bir film çekmek istediğimi söylediğimde; ‘Bunu nasıl yapacağız? Müslümanlarla ilgili bir film olduğu için bu bir kamikaze olabilir.’ dedi. Tehlikeli bir film olduğunu biliyordum. Ama bunu üstlendim. Ben böyleyim benim hoşuma giden bu. Bunu yaparken bir sinemacı olarak denemeden ölemezdim. Ben böyleyim değişemiyorum. Bu tür bir film isteğim vardı. İnançsal olarak film yaparak bunu hatırlatmak istedim. Filmin bir tarafında bir ışık bir de karanlık gölgede kalan bir tarafı var. Orada sinema yapımcısı olarak dikkat etmek gereken nokta bunu hissettirmek söylememek. Sen bir sinema yapımcısı olarak fikirlerin olabilir ama bunu yaparken parmak izlerini silmen gerekli. Kafandakiler oraya yansımasın. İdeolojik olmasın. O yüzden burada denge kurulmalı.” diye yanıt verdi.

“Şu an dünya sinema camiasında kuraklık var.”

Son olarak bir sinemacı olarak herkes gibi yüzmeyi öğrendiğini, olgunlaştığını ve bunun yanı sıra anlatım dilini çok da farklı hale getirmek istemediğini belirten Laxe; “Benim çalışma şeklimde birtakım delilikler var. Bu yaptığım filmlerin delilik taşımasına sebep oluyor ve kurgumun dışına çıkarıyor. Film beni kontrol ediyor. Filmlerimde birçok hata var. Bu hatalar size karizmatik gelebilir. Ben de böyle düşünüyorum. Filmim oradan güç alıyor. Hepimiz aynı filmi yaparsak fabrikasyon sanatına dönüşür. Benim filmlerim o yüzden biraz değişik. Şu an dünya sinema camiasında kuraklık var. O yüzden benimkilerdeki farkındalık sayesinde bu kuraklık görünmüyor.” dedi.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler