Bizimle İletişime Geçin

Liste

21. Yüzyılın Kadınlar Tarafından Yönetilmiş En İyi 25 Filmi

IndieWire, 21. yüzyılın kadınlar tarafından yönetilmiş en iyi 25 filmini açıkladı.

Yayınlandı

tarihinde

IndieWire, 21. yüzyılın kadınlar tarafından yönetilmiş en iyi 25 filmini açıkladı. Tabii bu hüküm sitenin kendine has kararı. Her film için ayrı ayrı tartışılabilir.

Çağımızda hala sürmekte olan cinsiyetçilik, kadının bazı sektörlerde yükselmesinin önüne geçilmesi, şans verilmemesi durumu elbette sinema sektöründe de devam etmekte olan bir tutum. Sinemanın ilk yıllarından bugüne kadın yönetmen sayısının azlığı malum. Buna rağmen bir şeyler başarmış isimler de yok değil. Başlıktaki ‘kadın’ ibaresinin bu ayrımcılığın altını çizmek için kullanıldığını da belirtelim

İşte IndieWire’a Göre 21. Yüzyılın Kadınlar Tarafından Yönetilmiş En İyi 25 Filmi

Erkek Fatma

25. Tomboy – Céline Sciamma (2011)

0 yaşındaki kız çocuğu Laure (Zoé Héran), ailesi (Sophie Cattani, Mathieu Demy) ile birlikte Paris’in doğusunda bulunan bir kasabaya taşınır. Gittiği yeni yerde komşularına, tanıştığı yeni arkadaşlarına isminin Mickaël olduğunu söyler ve aldatmacası bir şekilde tutar. Hatta yeni tanıştığı komşusu Lisa (Jeanne Disson), Mickaël’a (Laure) aşık olur. Ancak Mickaël (Laure), 6 yaşındaki küçük kız kardeşi Jeanne’yi (Malonn Levana) korumak maksadıyla bir kavgaya tutuşunca yalanı ortaya çıkar. Bakalım, gün yüzüne çıkan bu gerçek ne tür sonuçlara yol açacak?

___

35 Tek Rom

24. 35 Shots of Rum – Claire Denis (2008)

Lionel, kızı Josephine’i tek başına büyütmüştür. Birbirlerine düşkün olan baba-kız arasındaki bağ çok güçlüdür. Artık Josephine genç bir kızdır, bir taksi şoförüyle tanışır ve yakınlaşır. Lionel’in hayatına ise yıllardan sonra ilk defa bir kadın girmiştir.

Josephine’in yakınlaştığı adamın iş için yurtdışına gitmesi gerekince, Lionel kızıyla bağının kopacağını anlar. Kızının kendi yolunu çizmesine yardımcı olacak ve ardından onunla yollarını ayıracaktır.

___

Cameraperson

23. Cameraperson – Kirsten Johnson (2016)

Belgesellerde yıllarca görüntü yönetmeni olarak çalışmış Kirsten Johnson’ın 25 yıldır biriktirdiği görüntüleri bir araya getirmesinden oluşan film; bu görüntüleri oluşturanlar ve konularının ilişkisi ya da tarafsızlık ve kameranın müdahalesi gibi konulara parmak basmayı amaçlıyor. Dünyanın dört bir yanından birçok kopuk görüntüden oluşan film, görsel estetiğiyle de dikkat çekiyor.

___

Cani

22. Monster – Patty Jenkins (2003)

1989-1990 yılları arasında çok sayıda insanı öldürerek, dünyanın ilk kadın seri katili olarak ünlenen Aileen Wuornos’un gerçek hikayesi.

Yakalandıktan sonra, 1992’de 7 kişiyi öldürmekten suçlu bulunan Wuornos’un öyküsü ABD ve dünya kamuoyunu epey meşgul etmişti. Aynı zamanda bir lezbiyen de olan ve hayat kadınlığı yapan Wuornos, kurbanlarını ilişkiye girdiği insanlar arasından seçiyordu. Dehşet verici kadın katilin kurbanlarını ormana götürüp sakladığı ortaya çıkmış, ancak benzer şekilde öldürdüğünden şüphe duyulan 2 kişinin daha cesedi bulunamamıştı.

Wuornos’un eski kadın aşığı mahkemede aleyhine tanıktık etmiş; avukatının sanığın çocukluğunda maruz kaldığı kötü muamele ve tacizi hafifletici neden olarak öne sürmesi jüriyi ikna etmemiş ve 2003’te gerçekleşen idamına karar verilmişti.

___

Pariah

21. Pariah – Dee Rees (2011)

Gençlik bunalımında olan Alike, gerek yaşadığı yer, gerek çevre baskısı, gerekse cinsel tercihleri yüzünden kendini dışlanmış hissetmekte ve içinden çıkılmaz bir batağa saplanmaktadır.

____

Bend It Like Beckham

20. Bend It Like Beckham – Gurinder Chadha (2002)

Hindistan’da yaşayan genç bir kız olan Jesse’nin hayattaki tek tutkusu futboldur. Ailesinin tüm itirazlarına rağmen profesyonel anlamda futbol oynamayı isteyen Jesse, bir gün bu hayalini gerçekleştirme fırsatını yakalar. Daha profesyonel bir futbol takımına kabul edilen genç kız, ünlü futbolcu David Beckham gibi olabilmenin hayallerini kurmaktadır. Ancak bu hayaller ailesi tarafından futbol oynarken yakalanmasıyla suya düşmek üzeredir.
Dünyayı kasıp kavuran futbol tutkusunun, İngiltere’de yaşayan Hintli bir kız üzerindeki etkilerini konu edinen sevimli komedi Bollywood’tan çıkma.

____

Nefes

19. Respire – Melanie Laurent (2014)

Yönetmenliğini ünlü oyuncu Mélanie Laurent’in yaptığı Nefes, okulda farklı nedenlerden ötürü popüler olan ve herkesin arkadaş olmak istediği iki kıza odaklanmaktadır. Çekici, kibar ve iyi huylu on yedi yaşındaki Charlie, okuldaki yeni kız olan Sarah ile çabucak arkadaş olur. Zapt edemediği sarı saçları ve fazlasıyla dışa dönük tavırlarıyla Sarah, çekici ve tehlikelidir. İkili, kısa zamanda en mahrem sırlarını paylaşan iki arkadaş haline gelir. Her şey yolundadır, ta ki ilişkilerinin değişmeye başlayacağı o güne kadar…

No Home Movie

18. No Home Movie – Chantal Akerman (2015)

Brüksel’de bir mutfakta geçen, duyguların ihtiyatlı bir şekilde, neredeyse hiç çaba gösterilmeden aktarıldığı bir film.

“Bu film her şeyden önce artık bizimle olmayan annem hakkında. 1938 yılında Polonya’daki şiddetten ve programlardan kaçıp Belçika’ya gelen bu kadını sadece evinin içinde görebiliyoruz, Brüksel’deki bir apartman dairesinde. Ama film, aynı zamanda annemin görmediği, evin dışında kalmış keşmekeş içindeki dünyayı da konu ediniyor.”

2016’da kaybettiğimiz Chantal Akerman’ın annesi hakkında insanın içine işleyecek derecede samimi olan bu filmi sadece kişisel yaralarla ve onları çevreleyen şeylerle ilgili değil. Aynı zamanda mekanın ve zamanın ruhunu en iyi yakalayabilen sinemacılardan birisinin, belki de en iyisinin, bize dünyaya bakmanın farklı biçimlerini keşfetme imkanı veren son armağanı.

____

Agnès'in Plajları

17. The Beaches of Agnes – Agnes Varda (2008)

Film, Agnès Varda’nın bir sahilde geriye yürüyerek, fotoğraflar, eski çekimler, film sahneleri ve günümüzden görüntülerle, yaşamına ve hafızasına yaptığı yolculuğu anlatıyor.

____

Lovely & Amazing

16. Lovely and Amazing – Nicole Holofcener (2001)

Yağlarını aldırmak üzere hastaneye yatan Jane Marks, üç kız annesi orta yaşlı bir kadındır. Mutsuz bir evliliği olan sanatçı Michelle kız kardeşlerin en büyüğüdür. İş bulmakta zorlanan oyuncu Elizabeth ile en küçük kardeş olan evlatlık Annie ailenin diğer fertleridir. Nicole Holofcener’in Los Angeles’ta yaşayan tipik bir modern zaman ailesini anlattığı filmi “Lovely and Amazing” kriz anında bir araya gelen insanların değişen davranış kalıplarını gözler önüne seriyor…

____

İki Kadın, Bir Erkek

15. The Kids Are All Right – Lisa Cholodenko (2010)

Lezbiyen bir çift olan Nic ve Jules, yapay döllenme ile çocuk sahibi olmuşlardır, hem de iki kere. Çocuklar ergenliğe girdiklerinde gerçek babaları ile tanışmak isterler. Paul adındaki donör onların babalarıdır ve çocuklar Paul’ü anneleri ile tanıştırmak ister. Paul’ün gelmesi aile düzenini değiştirecek ve yepyeni bir aile tanımının yapılmasına yol açacaktır.

___

Persepolis

14. Persepolis – Marjane Satrapi/Vincent Paronnaud (2007)

2008 yılında Akademi tarafından En İyi Animasyon Film ödülüne aday gösterilen, 2007 Cannes Film Festivali Jüri Özel Ödülü’ne layık görülen Persepolis, Marjane Satrapi’nin aynı adlı otobiyografik çizgi romanından siyah-beyaz olarak beyazperdeye aktarılan bir animasyon filmdir.

Marjane ve ailesi, baskıcı Şah iktidarının devrilmesini büyük bir sevinç ile karşılarlar.Yıllarca ekonomik ve toplumsal anlamda yaşanan zorluklardan sonra yepyeni bir yaşam için yeni bir umut doğmuştur. Sancılı yılların ardından demokratik bir yönetimin geleceğini ümit eden İranlılar, bir kez daha büyük bir hayal kırıklığına uğrarlar. Şah’ın baskısından sonra sıra mollaların baskısına gelmiştir. İran-Irak savaşının da başlamasıyla da hayatları iyice zorlaşan Marjene’in ailesi, kızlarını Avusturya’ya bir liseye gönderir.Bir yanda muhafazakar bir ülke, bir yanda modern bir ülke. Bir yanda gelenek, bir yandan boşluk. Marjene’in özgürlüğü yaşamak üzere gittiği Avrupa, sınırları belirsiz bir özgürlük sunuyormuş gözükse de daha çok yalnızlaşmasına sebep olur. Ülkesini ve ailesini özleyen Marjene, ölümden döndüğü bir hastalık sonrası yurduna döner ama İran’da işler bıraktığından daha zordur artık.

Filmde Marjane’nın gözünden büyüme çağının kendine has sorunlarını Şah döneminin son günleri, İslam Devrimi, Irak-İran Savaşı gibi önemli bir tarihsel süreçle harika bir şekilde işlenerek, İran’daki o dönemin bireylerde yarattığı sorunları gösteriyor. Bu karanlık süreci, Marjane’nin gözünden kimi zaman espirili bir dille de anlatan trajikomik ve politik bir film tanımlaması tam oturacaktır.

Marjane’nin annesini Catherina Denevua seslendiriyor. Filmin senarist ve yapımcısı Vincent Paronnaud, Marjane Satrapi.

___

Wendy and Lucy

13. Wendy and Lucy – Kelly Reichardt (2008)

Wendy Carroll köpeği Lucy ile birlikte yeni bir hayat ve kazançlı bir iş için Alaska, Ketchikan’daki Northwestern konserve balık fabrikasında çalışmak üzere yola çıkar. Fakat Oregon’da arabasının bozulması, ekonomik durumu zayıf olan Wendy’yi güç kararlarla karşı karşıya bırakır.

___

The Arbor

12. The Arbor – Clio Barnard (2010)

29 yaşındayken trajik bir şekilde hayata veda eden İngiliz oyun yazarı Andrea Dunbar öldüğünde, 10 yaşında olan kızı Lorraine ile ilişkisini konu alan film, Dunbar’ın ailesi, arkadaşları ve komşularıyla iki sene boyunca yaptığı röportajların ses kayıtlarından oluşturulan senaryo üzerine, gerçek oyuncuların eşzamanlı dudak hareketlerinin bindirilmesiyle yaratılmıştır…

___

American Honey

11. American Honey – Andrea Arnold (2016)

Yaşadığı fakir ve zavallı hayattan bıkmış olan Star, karşısına bir anda çıkan Jack’in cazibesine kapılır. Kapı kapı dolaşıp magazin üyeliği satan bir grup evsiz gençin başındaki isimlerden olan Jack, Star’ı da bu hayata çeker. İçinde yaşadığı koşullardan Jack’e ve bu minibüse koşan Star’ı neyle karşılaşacağını bilmediği yepyeni bir hayat beklemektedir. Yönetmen ve senarist koltuğunda Andrea Arnold yer aldığı American Honey’nin başrollerinde Sasha Lane ve Shia LaBeouf yer alıyor.

___

Özgürlük Yürüyüşü

10. Selma – Ava DuVernay (2014)

1965’te Alabama eyaletinin Selma kentinden eyalet başkentine giden 87 km’lik bir yol vardı. Bu yolda o dönem ABD tarihine geçen üç protesto yürüyüşü gerçekleştirildi. Martin Luther King’in öncülük ettiği bu yürüyüşler, kamuoyunu harekete geçirdi ve dönemin ABD Başkanı Johnson Oy Hakkı Kanunu konusunda köşeye sıkıştı. Nihayetinde protestolar etkili oldu ve kanun çıktı.

Değişen Amerika’nın hikayesini anlatan filmin yönetmenliğini Ava DuVernay’ın üstlenirken filmin senaryosu Paul Webb’e ait. Filmin başrolünde David Oyelowo yer alırken, Tim Roth, Tom Wilkinson, Oprah Winfrey, Martin Sheen, Carmen Ejogo, Cuba Gooding Jr. gibi isimler zengin oyuncu kadrosunda kendisine eşlik ediyor

___

Stories We Tell

9. Stories We Tell – Sarah Polley (2012)

“Neruda, aşk çok kısa, unutmak ise çok uzun diye yazmıştı.” (Filmden)

Kim demiş hikâye anlatıcılığı sona eriyor diye! Dünyanın en eğlenceli ama güvenilmez hikâye anlatıcılarıyla tanışmaya ne dersiniz? Sarah Polley, hem yönetmen hem de adeta bir detektif gibi kendi ailesini sorguya çekiyor. Geçmiş bilgi kırıntıları arasında kayboluyor, onları birbiriyle çarpıştırıyor. Bir süre sonra itirafların, gerçeklerin, aile hikâyelerinin değişik bakış açılarından anlatılınca ne kadar farklılaştığını ortaya koyuyor.

Bütün duyduklarımız başka yönlere doğru çatallanmaya başlıyor. Hayır, bu artık sıkılmaya başladığımız türden bir postmodern anlatı denemesi değil; aksine hakikatin ve belleğin kaypaklık anlarının yakalandığı oldukça yaratıcı ve inanılmaz etkileyici bir belgesel. Polley, özünde oldukça kişisel bir meseleden yola çıkıyor ama bunu kendi hikâyelerimizin bizi birey ve aile olma yönünde nasıl şekillendirdiğini araştıran büyüleyici bir yolculuğa dönüştürüyor.

___

Karabasan

8. The Babadook – Jennifer Kent (2014)

Kocasını trafik kazasında kaybettikten sonra yedi yaşındaki oğlu Samuel ile bir başına kalan Amelia’nın, bir gün oğlunun kitapları arasında Mister Babadook adlı esrarengiz bir kitabı bulmasıyla birlikte baş gösteren gizemli olaylara yönelen film, çoğunlukla Rosemary’nin Bebeği ile kıyaslanıyor! Yavaş yavaş dengesizleşen ve karanlığa çekilen oğlunu geri kazanmaya çalışan Amelia’nın, oğlunu etkileyen doğaüstü bir varlıkla giriştiği mücadeleyi anlatan filmin başrollerinde Essie Davis ve etkileyici performansıyla adından söz ettiren çocuk oyuncu Noah Wiseman yer alıyor!.

____

Balinanın Sırtında

7. Whale Rider – Niki Caro (2002)

Yeni Zelanda’nın Doğu yakasında Whangara kabilesi soylarının binlerce yıl önce o topraklara bir balinanın sırtında geldiği söylenen Paikea isimli atalarına dayandığına inanmaktadır. O zamandan bu yana kabilenin geleneklerine göre kabileye şef olarak seçilen kişiler ailenin ilk doğan erkek çocukları olmak zorundadırlar.

Bu kabilede yaşayan 11 yaşındaki Pai, kabilenin yeni şefi olacağına inanmaktadır. Büyükbabası Koro, kabilenin yeni reisini geleneklere göre seçmekle yükümlüdür. Lider olmak isteyen küçük kız Pai, bu uğurda ne gerekirse yapmaya kararlıdır. Dünyada her şeyden çok sevdiği büyükbabasına karşı gelecek bile olsa…

____

Muson Düğünü

6. Monsoon Wedding – Mira Nair (2001)

Mira Nair, ya Salaam Bombay’’ın (Selam Bombay, 1988) sokak çocukları ya da zengin fantezisi Kama Sutra (1996) aracılığıyla Hindistan’daki yaşamı radikal bir biçimde farklı açılardan ele aldı. Ancak Muson Düğünü, tüm filmleri içinde en canlısı olmasının yanı sıra nispeten daha az karmaşık anlatımı ve evrensel konusu sayesinde belki de duygusal açıdan en tatmin edici olanı.

Çoğu zaman tek bir sahnenin akışı içinde İngilizce’den Hintçe’ye, sonra da Pencap diline kayıveren Muson Düğünü, romansın gizemleri ve zayıflıkları söz konusu olduğunda, dilin ve arka planın yersizliğini gösteriyor. Üst sınıf bir ailenin dağılmış üyeleri, dünyanın dört bir yanından bir düğün için Hindistan’a döner. Ne var ki düğün öncesindeki karmaşık günlerde ilişkiler fiyaskoyla sonuçlanır, yenileri kurulur ve uzun süredir bastırılan aile sırları en sonunda su yüzüne çıkar.

Muson Düğünü, aslında oyuncuları ve hareketi bulanık bir sisin ardında gizleme eğilimi olan ve genelde dudak bükülen dijital video formatında çekilmiş. Ancak bu filmde dijital video, rengarenk dekorları daha da canlandırıyor; el kamerası çekimleri de uyumsuz karakterlerin sürekli telaşını yakalama konusunda çok yararlı olmuş. Çocuk istismarını içeren yan öykü biraz zorlama kalsa da genel olarak film, aşkın filizlenmesini muhteşem bir şekilde yüceltiyor.

____

Ölümcül Tuzak

5. The Hurt Locker – Kathryn Bigelow (2008)

Chris Hedges’in “Savaşma arzusu güçlü ve ölümcül bir bağımlılıktır. Savaş bir uyuşturucudur.” sözüyle açılan film, dünyanın en zor işlerinden birini yapan, muharebe sırasında bombaları etkisiz hale getirmekle görevli askerlerin yaşamından bir kesit sunuyor.

Çavuş James (Jeremy Renner) yeni atandığı görevinde, yüksek eğitim almış bir grup askeri şiddet dolu bir çatışmaya gönderir ve emir altındaki askerler Sanborn ve Eldridge’i (Anthony Mackie and Brian Geraghty) ölümcül bir şehir muharebesinin içine salarak onları şaşırtır. James adeta ölüme meydan okurca kaygısız davranmaktadır. Askerler yeni ve vahşete eğiilmli önderlerini zaptetmeye çalışırken, şehir de kaos ortamına dönüşür ve James’in karakteri, yanındaki herkesin hayatını değiştirecek şekilde açığa çıkar.

Amerikan Sapığı

4. American Psycho – Mary Harron (2000)

Patrick Bateman genç, yakışıklı, Harvard Üniversitesi mezunu, Wall Street finans çevrelerinde çok başarılı bir işadamıdır. Çok güçlü iş arkadaşları ve dostlarından oluşan çevresi onu, birçok kişinin ancak hayal edebileceği bir mevkiye getirmiştir. Güzeller güzeli nişanlısı ile de herkesi kıskandıracak bir ilişki içerisindedir.

Ancak bu hayal kahramanı gibi görünen kişinin öbür yüzünü bilen hiç kimse yoktur. O ikinci kişilik ise mevki, güç ve maddi kazançlardan çok daha fazlasını isteyen ve bu isteği adeta bir tutku gibi içini kemiren biridir. Bu tutku o kadar fazladır ki onu cinayet bile işleyecek hale getirmiştir.

Patrick Bateman etrafını saran birbirinden güzel kadınların peşinden koşmaktan kendini alamamaktadır ve peşinde de bir dedektif vardır. Bu dedektif onun işlediğine inandığı bir cinayeti aydınlatmaya çalışmaktadır.

___

Kevin Hakkında Konuşmalıyız

3. We Need to Talk About Kevin – Lynne Ramsay (2011)

Eva, Kevin’a hamile kaldığı gençlik yıllarında bütün kariyer planlarını ve hedeflerini bir kenara koyarak çocuğunu dünyaya getirmeye karar verir. Fakat annenin oğlu için hayatından yaptığı bu fedakarlık maalesef Kevin’in çocukluk yıllarından itibaren başlayarak hayatlarını ters yönde etkilemeye başlar. Kevin 15 yaşına geldiğindeyse lisedeki çete gruplarıyla takılmaya başlar ve hiç kimsenin hoş görmeyeceği olaylara karışır.
Eva oğlunun hatalarından dolayı derin sorumluluk ve suçluluk duyarak, nerede yanlış yaptığını sorgulamaya başlar. Bu arada Kevin’in ayrıldığı babası ile yeniden iletişime geçmek durumundadır…

Eleştirmenler tarafından Tilda Swinton’ın şimdiye kadarki en üstün oyunculuk performası olarak değerlendirilen filmin diğer başrollerini bugüne kadar komedi filmlerindeki performanslarıyla hatırladığımız John C. Reilly ve genç oyuncu Ezra Miller yer alıyor. Lionel Shriver’ın romanından Lynne Ramsay ve Rory Kinnear tarafından uyarlanan filmin yönetmenliğini ise gene Ramsay üstleniyor. Ülkemizde vizyon tarihi henüz belli olmayan Kevin Hakkında Konuşmalıyız (We Need to Talk About Kevin), 64. Cannes Film Festivali’nin uzun metraj yarışmalı bölümünde Altın Palmiye için yarışmış ve eleştirmenlerden tam not almıştı.

___

Toni Erdmann

2. Toni Erdmann – Maren Ade (2016)

Alaycı ve umursamaz bir hayat görüşüne sahip, uslanmaz bir şakacı olan piyano öğretmeni baba Winfried, en yakını köpeğini de kaybedince hayatta yapayalnız kalır. Hayatını tekrar düzene sokmaya ise Romanya’da bir danışmanlık şirketinde önemli bir pozisyonda çalışan işkolik kızı Ines ile arasını düzeltip yakınlık kurmaya çalışarak başlamaya karar verir. Ines ise kariyerine odaklı aslında en az babası kadar yalnız ancak hayatı fazlasıyla ciddiye alan, iş hayatının tam da göbeğinde yükselmeye çalışan bir iş kadınıdır. Cebinden çıkarıp taktığı dişlerle olur olmaz yerlerde dönüştüğü Toni Erdmann tiplemesi ile babasını, bir anda Romanya’da işyerinde görünce kontrol manyağı Ines için işler dayanılmaz bir hal alacaktır. Birbirleri kadar yalnız ancak birbirlerine tamamen zıt bu baba kız için Romanya macerası hem ilişkilerini hem de hayatlarını sorgulayacakları, izleyeni ise kahkahalara boğan ama bir o kadar da sarsıp duygulandıran bir sinema mucizesine dönüşecektir.

____

Bir Konuşabilse

1. Lost in Translation – Sofia Coppola (2003)

Bob Haris ve Charlotte Tokyo’da bir sebepten bulunan iki Amerikalıdır. Bob, Tokyo’ya bir viski reklamında oynamak için gelmiştir, Charlotte ise işkolik bir fotoğrafçı olan kocasının peşinden sürüklenmiştir. Her ikisini de uyku tutmayınca bir gece lüks bir otelin barında yolları kesişir. Bu buluşmanın sonunda aralarında sıkı bir dostluk başlayacaktır. Birlikte Tokyo’yu keşfe çıkarlar, başlarından komik olaylar geçer ve sonunda bambaşka yaşamların mümkün olduğunu keşfederler.

____

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Liste

Gerçek Hayattan Uyarlanan En İyi 10 Film

Gerçek gibi!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Girl, Interrupted (1999) IMDb 7.3

Yaşamına kast etme,günlük ilişkiler yaşama ve kişilik bölünmesi tanısıyla ailesinden ayırılarak ‘Claymoore’ adlı psikiyatri kliniğine yatırılan yazar adayı genç Susanna Kaysen’in buradaki personel ve hastalarla yaşadığı hüzünlü, heyecan verici, iç burkucu ilişkinin hikayesini anlatan film yazar Susannna Kaysen’in aynı adı taşıyan romanıdan, başarılı filmleriyle bütün dünyaya kendini kanıtlayan James Mangold tarafından sinemaya uyarlanmış. Geçen seneAngelina Jolie’ye ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’ Oscar’ı kazandıran film için ‘Guguk Kuşu’ nun dişi versiyonu yakıştırması pek de yanıltıcı olmaz.

The Wolf of Wall Street (2013) IMDb 8.2

Para Avcısı, gerçek bir yaşam öyküsünü konu ediyor. Jordan Belfort 24 yaşında genç ve hırslı bir adamdır. Para kazanma arzusuyla Wall Street borsasında önce komisyoncu ve ardından Stratton Oakmont adında bir yatırımcı firmasında zengin olmak için her şeyi yapmaya hazır bir CEO olur. 90’ların en hızlı günleridir ve New York işlem salonunda her şey olabilmektedir. Önemsiz tahvillerle birçok yatırımcıyı aldatarak, Belfort kısa zamanda bir para makinasına ve aynı zamanda bir harcama makinasına dönüşür. Bir günde hesapları milyon dolarlarla doldururken o gece hepsini aynı hızda harcayabilir. Profesyonel hayatının yanı sıra uyuşturucu, fahişeler, son derece pahalı lüks fantezilerle dolu kirli bir oyunun içindedir. Bu karakterin hayatındaki her şey abartılı bir şekilde devam ederken, çöküş ise çok uzakta değildir.

Into the Wild (2007) IMDb 8.1

Into the Wild, bir metropolden vahşi hayata, kirlilikten saflığa ve temizliğe dönüş hikayesidir. Önemli bir üniversiteden dereceyle mezun olan Christopher aynı zaman başarılı bir atlettir de. Mezuniyet sonrası verilen bir davette ailesine istediği hayatın bu olmadığını, bir şeylerin eksik ve yanlış olduğunu söyler. Genç adam tüm mal varlığını hayır kurumuna bağışlayıp sahip olduğu her şeyi evinde bırakarak bambaşka bir hayata doğru uzun bir yolculuğa çıkar. Alaska’nın ıssız ormanlarında sona eren bu yolculuk esnasında ve sonrasında Christopher, hayatını kökünden değiştirecek bazı kişilerle tanışarak, hayatın anlamını ve ölümün kaçınılmazlığını en sert haliyle deneyimleyecektir.

The Social Network (2010) IMDb 7.7

Tüm dünyada olduğu kadar Türkiye’de de bir fenomene dönüşmüş, milyonların sosyal paylaşım sitesi Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg ve arkadaşlarının öyküsü.
Bir Ekim gecesi, yıl 2003. Mark Zuckerberg, sarhoş kafayla Harvard Üniversitesi’nin sistemine sızar. Kız arkadaşı tarafından terk edilmiştir ve bunun acısını kampüsteki tüm kızların bilgisinin olduğu bir veritabanında birleştirmek ister. Yazdığı uygulamada ekranın iki yanındaki kızların fotoğraflarını oylayarak hangisinin daha güzel olduğu seçilebilmektedir. Mark sayfanın adına Facemash adını verir. Sitenin başarısı hızla yayılır fakat Mark’ın kadınlara olan nefreti ve bu yolda gizlilik kurallarını ihlal etmiş olması Harvard Üniversitesi’nin de tepkisi çeker. Bu durum sitenin evrilerek Facebook’a dönüşmesine olanak sağlar. Öncelikle yalnızca Harvard’da kullanılan Facebook, daha sonra diğer üniversitelerde de açılır ve Ivy League’den Silikon Vadisi’ne tüm dünyada yayılmaya başlar. Sosyal medya denince günümüzde akla gelen ilk uygulamalardan olan Facebook’un arkasında yatan gerçekler, oluşumunun öyküsü ve günümüz dünyasına sunduğu artı ve eksiler Mark Zuckerberg’in hikayesinden yola çıkılarak ele alınıyor.

The Imitation Game (2014) IMDb 8.0

II. Dünya Savaşı Nazi Almanyası’nın hâkimiyetinde birden çok cephede çok çetin biçimde devam etmektedir. İngiliz İstihbaratı tüm yoğun çabalarına ve yüzlerce kişiyi çalıştırmasına rağmen Almanların kullandığı Enigma şifreleme sistemini çözmeyi başaramamıştır. Almanların çok gizli bir biçimde şifrelediği bu yazışmalar, İngilizlere ve müttefiklerine çok ağır kayıplara mal olmuştur. Çözüm olarak İngiliz hükümeti Deniz Kuvvetleri Komutanlığı çatısı altında ülkenin en iyi şifre çözen beyinlerini ve kriptoloji uzmanlarını toplar. Bu isimlerden biri de farklı çalışmalarıyla tanınan ve kendi yöntemlerinden ödün vermeyen genç profesör Alan Turing’dir. Turing’in ekibe katılması dengeleri alt üst edecek ama o güne kadar hiç denememiş büyük çaplı bir girişimin de kapısını aralayacaktır. 
Ünlü İngiliz matematikçi Alan Turing’i filmde Benedict Cumberbatch canlandırırken kendisine Keira Knightley, Matthew Goode, Rory Kinnear ve Allen Leech eşlik ediyor. 

The Two Popes (2019) IMDb 7.6

The Two Popes, Katolik Kilisesi’nde iki karşıt görüşlü güç sahibi adamın rekabetini konu ediniyor. Kilisenin izlediği yolla ilgili şikayetleri olan olan Kardinal Bergoglio (Jonathan Pryce), 2012 yılında Papa Benedict’ten (Anthony Hopkins) emekli olmak için izin ister. Bunun üzerine, skandalla ve kendinden şüphe etmekle boğuşmakta olan Papa Benedict, Katolik Kilisesi’nin temellerini sarsacak bir sırrı ortaya çıkarmak için en sert eleştirmeni ve gelecekteki halefini çağırır. Vatikan duvarlarının ardında, hem gelenek hem de ilerleme, suçluluk ve affedilme arasında bir mücadele başlar, çünkü bu iki çok farklı adam, ortak bir zemin bulmak ve dünyadaki milyarlarca takipçi için bir gelecek oluşturmak için geçmişlerinde kalan izlerle yüzleşecektir.

The Irishman (2019) IMDb 7.8

The Irishman, bir mafya tetikçisi olan Frank Sheeran’ın hayatına odaklanıyor. II. Dünya Savaşı’nda görev almış eski bir asker olan Frank Sheeran, yıllar boyu Bufalino suç örgütü için çalışmıştır. Birçok ünlü isim için dolandırıcılık, tetikçilik yapan ve ‘İrlandalı’ lakabı ile anılan Sheeran, aynı zamanda işçi sendikası memurudur. Frank Sheeran’ın hayatından kesitlerin sunulduğu filmde, Amerikan tarihinin en gizemli suç olaylarından biri olan işçi lideri Jimmy Hoffa’nın ortadan kayboluşuna da değiniliyor.

The Trial of the Chicago 7 (2020) IMDb 7.8

The Trial of the Chicago 7, Chicago’daki 1968 Demokratik Ulusal Konferansı’nda Vietnam Savaşı ve karşı kültür protestoları düzenleyen ve federal hükümet tarafından komplo ve ayaklanmaya teşvik ile suçlanan yedi sanığın 1969 yılında görülen meşhur duruşmasına odaklanıyor.

12 Years a Slave (2013) IMDb 8.1

12 Yıllık Esaret, özgürlüğünü geri kazanmaya çalışan bir adamın hikayesini anlatıyor. 1841’de New York’ta yaşayan Solomon Northup, kendisini müziğe adamış siyahi bir adamdır. Ailesiyle birlikte yaşayan Solomon, özgür yaşayan ve istediği şeyleri yapabildiği için mutlu bir adamdır. Fakat bir gün bir müzik işi için 2 adam ile tanışır ve çalışmak için Washington’a gider. İnandığı medeni dünya alt üst olur çünkü kendisini kaçırıp Güney’de bir çiflikte köle olarak çalışması için satarlar. Özgürlüğünü korumak için verdiği tüm emekler ve mücadele yerle bir olmuş, hayatı kabusa dönmüştür. Bu cehennemde Solomon acıyı, şiddeti, küçük düşürülmeyi yeniden öğrenecek ve isyan etmeye cesareti olmayan br grup insanın umutsuzluğuna şahit olacaktır. Sevdiklerini ve hayatını geri almak için ne yapması gerektiğini kesinlikle bulmuştur…
İngiliz sinemacı Steve McQueen’in yönetmenliğini ve John Ridley ile birlikte senaristliğini üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Michael Fassbender’ın yanı sıra Brad Pitt, Benedict Cumberbatch, Paul Giamatti gibi yıldızlar da yer alıyor.

Rush (2013) IMDb 8.1

Zafere Hücum, iki yarışçı arasındaki rekabeti konu ediyor. 1976 yılında gerçekleşen Alman Grand Prix yarışında Niki Lauda’nın kullandığı Ferrari ikinci round’un sonunda yaşadığı bir sorun nedeniyle yarış dışı kalır ve birincilik ezeli rakibi James Hunt’a gider. Bu kaza sonrasında Lauda yaralanır; aradan geçen altı haftanın ardından olağan hırsı ve öfkesiyle pistlere geri döner. İki yarışçı arasında italyan Grand Prix’i ile başlayan mücadele diğer yarışlarda katlanarak devam eder. Hedef dünya şampiyonluğudur.
Avusturyalı F1 yarışcısı Niki Lauda ve İngiliz rakibi James Hunt arasındaki dillere destan rekabeti konu alan film, Formula 1’in altın döneminde, 1970’lerde geçiyor.
A Beautiful Mind filminin Oscar ödüllü yönetmeni Ron Howard’ın yönettiği filmin başrollerini Daniel Brühl ve Chris Hemsworth paylaşıyor.

Okumaya Devam Et

Liste

Squid Game Sevenlerinin İzlemesi Gerekenler

Keyifli seyirler.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Kısa zamanda 111 milyon seyredilme ile Netflix‘in en çok izlenen dizisi konumuna ulaşan Squid Game‘i sevenlerin izlemesi gereken diziler ve filmler listesi sizlerle. Koltuklarınızı hazırladıysanız oyun dolu bir yolculuğa başlıyoruz. Keyifli seyirler.

Alice in Borderland IMDb 7.7 (1 Sezon)

İşsiz bir genç olan Ryohei Arisu zamanını bilgisayar oyunu oynayarak geçirir. Bir sabah uyandığında Tokyo’da hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını fark eder. Kendisini büyük bir oyunun içinde bulan Arisu ve arkadaşları hayatta kalmak için oyunu kurallarına göre oynamak zorundadır. Hayatı tehdit eden oyunlarda tek başına mücadele eden Usagi ile tanışan Arisu, bu yeni dünyanın sırrını çözmek için birlikte hareket etmeye karar verir.

Batoru rowaiaru (2000) IMDb 7.6

Günümüzden uzak bir gelecekte, Japon hükumeti çığırından çıkmakta olan Japon gençlerine gözdağı vermek ve şiddet olaylarını azaltmak için çılgın bir plan yapar. Her yanından işsizlik, karamsarlık ve şiddet akan bu ülke gençliği bu plan sonrasında dersini alacak, her şey düzelecektir. Plana göre şiddete meyilli Japon gençliğinden 42 öğrenci zorla bir adaya gönderilir. Bu adada hayatta kalabilmek için gençler birbirini öldürmek zorundadır.

3% IMDb 7.4 (4 Sezon)

İkiye bölünmüş dünyada bir taraf modern, zengin bir yaşam sürerken diğer taraf ise ekonomik açıdan oldukça kötü, sefalet ve yoksulluk içinde hayatta kalmaya çalışmaktadır. Zorlu şartlarda yaşayan insanlara dünyanın daha iyi olan tarafına geçmek için bir şans verilir. Fakat bu şansı elde etmek h,ç kolay olmayacaktır. Çünkü aday olan insanlardan sadece %3’ü sefaletten kurtulabilecetir. 

El hoyo (2019) IMDb 7.0

El hoyo, dikey şekilde konumlandırılmış bir hapishanede geçiyor. Her hücrede iki mahkumun kaldığı hapishanede, yemek günde sadece bir kere üst kattan aşağıya doğru gönderilmektedir. Üst kattaki mahkumlar yiyeceğe ulaşmak için çabalarken, alt katta bulunan mahkumlar, her gün biraz daha vahşileşerek açlıkla baş etmeye çalışır. Bir gün gözünü hapishanenin 33. katında açan Goreng, hapishanenin kurallarını iyi bilen Trimagasi ile birlikte yiyeceğe ulaşabilmek için zorlu bir mücadeleye girişir.

The Hunger Games (2012) IMDb 7.2

Yakın bir gelecekte Kuzey Amerika kuraklık ve arkasından gelen yangın ve kıtlıklarla zayıflayarak çökmüş; yerini bir başkent ve 12 eyaletten oluşan Panem adında bir ülkeye bırakmıştır. Bu yeni ülkede her sene eyaletlerden kura ile seçilen ikişer gencin katıldığı “Açlık Oyunları” düzenlenmektedir. Kısmen eğlence amaçlı, kısmen de halka göz dağı vermeyi hedefleyen bu oyunlar, ayrıca tüm Panem ülkesinde televizyonlardan da izlenmektedir. 24 farklı ‘yarışmacı’ bütün televizyon seyircilerinin gözleri üzerindeyken, rakiplerini eleme ve hayatta kalma mücadelesi vermektedirler.

Cube (1997) IMDb 7.2

Farklı sosyal gruplardan, farklı yeteneklere ve eksiklere sahip bir grup insan kendilerini bir anda yokluğun ortasında, bir küpün içerisinde bulur. Nasıl oraya geldikleri belli olmayan bu kişiler, durumu anlayabilmek için birbirlerini tanımak ve birbirlerini anlamak zorundadırlar. Bu küpün içerisinde, bir cevap aramak en az o cevabı bulmak kadar zordur. Çevrelerinde olup biten hiçbir şeyi anlamayan bu insanların başvurabilecekleri tek duygu ise korku duygusu olacaktır.

The Purge IMDb 6.5 (2 Sezon)

Yönetmenliğini ve senaristliğini James DeMonaco’nun üstlendiği The Purge filminin ekran uyarlamasında, yılda bir kez düzenlenen ve 12 saatlik süre boyunca insan öldürmenin serbest olduğu Arınma Gecesi konu ediliyor. Kız kardeşinin gizemli mektubu ile kasabaya geri dönen Migel ve bir arınma tarikatına bağlı olan ve kendisini tarikat liderine adayan Penelope’nin yaşadıkların anlatılacağı dizinin başrollerinde Gabriel Chavarria ve Jessica Garza yer alıyor.

Okumaya Devam Et

Liste

Karanlık Günlerde Seyredilecek 10 Film

Kapalı havalarda izlenesi filmler listesi.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Hunger (2008) IMDb 7,5

IRA ile ilgili olarak çekilmiş filmde, Bobby Sands’in insanlık dışı muamelelere maruz kalışındaki sertliği adeta yaşıyorsunuz. Diyalogsuz sahnelerin vuruculuğu ile başlayan film, tüm filme yayılan dehşetli gerçeklik duygusu ile izleyeni kavrıyor.

Mahkumların battaniye ve yıkanmama eylemleriyle ilerleyen direnişleri, altı hafta süren açlık grevi ile doruğa çıkıyor. Hayatı mücadele ile geçmiş Sands’ın kendi vücudunu yaşamının son savaş alanı olarak addedmesiyle yaşanan dramatik süreç muazzam bir etkileyicilikle gözler önüne seriliyor.

Filmin etkileyiciliği sadece Sands önderliğindeki mahkumların direniş destanından ibaret değil. Zira hapishane mahkumlar için olduğu kadar gardiyanlar için de tam bir cehennem. Gardiyanların da alt üst olmuş psikolojisini izliyoruz filmde.

Perfume: The Story of a Murderer (2006) IMDb 7,5

Jean Baptiste Grenouille, 18.yy da Paris’te dünyaya gelmiş olup, son derece değişik bir karakterdir. Her türlü kokuya karşı sıra dışı bir algısı vardır. Duyarlılığı çok yüksektir. Öte yandan diğer duyuları aksine gelişmemiştir. Arzu ettiği kokulara sahip olmak uğrunda her şeyi yapmaya hazırdır. Buna insan öldürmek de dahil. Bir gün kendine ait bir ten kokusunun olmadığını fark eder. Bu durumda tek çare vardır. Ona insan kokusu gerekir. Yeni baştan yaratacağı bir insan kokusu. Bunu elde etmek için de insanlara gereksinimi vardır. Patrick Süskind’in aynı adlı romanından uyarlanan film, koku ile var olabilen Jean Baptiste’in trajedisini anlatmaktadır.

The Other Boleyn Girl (2008) IMDb 6,7

Bir kraliyet dahilinde kan bağı olan insanları bile birbirine düşürecek aşklar yaşanabiliyor. İki kız kardeş eş zamanlı olarak krala aşık olunca hiçbir şey planlı yürümüyor haliyle. Akıl ve mantık kullanarak dünyevi birçok şeyi aşabilir insan ancak bu iki araçla yönetemeyeceği tek şey aşktır! Bir krala duyulan aşk da iki kız kardeşi ancak bu kadar birbirinden farklı yerlere savurabilir. Bu kadınlardan biri baba sözünden çıkmazken diğeri kurallara asla boyun eğmemeyi tercih edince işler karışıyor. İnsanın en büyük isteği, kız kardeşini ezip geçmeyi gerektirirse neler olabilir hayatta bunu görüyoruz filmde.

I’m Thinking of Ending Things (2020) IMDb 6,6

Ian Reid’in 2016 yılında yayınlanan aynı isimli romanından beyaz perdeye uyarlanan “I’m Thinking of Ending Things” birlikte uzun bir yola çıkan Jake ve kız arkadaşına odaklanıyor. Jake’in gözden ırak bir çiftlikte yaşayan ailesiyle tanışmaya hazırlanan kadın bir yandan da ilişkilerini bitirmeyi düşünmektedir. Jake beklenmedik bir şekilde farklı bir yola sapınca kız arkadaşı zor durumda kalır ve ikili arasında somut bir gerginlik, psikolojik bir kırılganlık ve saf bir korku hissi oluşur.

The King’s Speech (2010) IMDb 8,0

Oscar ödüllerinde 12 dalda aday olan ve En İyi Film, En İyi Yönetmen dalları başta olmak üzere 4 ödül kazanan ‘Zoraki Kral (The King’s Speech)’, İngiliz Kraliyet ailesinden VI. George’un kekemeliğini yenmesi üzerine kurulu bir dönem filmi. Sağlam oyuncu kadrosunun sürüklediği filmin öyküsü, babası V. George’un ölümünün ardından, Frederick Arthur George’un ağabeyi Edward’ın Amerikalı Wallis Simpson ile evlenmek için tahtı Albert Frederick Arthur George’a devretmesiyle başlıyor. Fakat tahta oturan yeni kralın önemli bir engeli vardır. Halka hitabet etmekte sorunlar yaşayan kral çocukluğundan beri başına dert olan kekemeliğini yenmek zorundadır. Yeni kralın bu sorununu yenmesi ve onu kraliyet makamıne hazırlamak için Avustralyalı konuşma terapisti Lionel Logue devreye girer.

The Dark Knight (2008) IMDb 9,0

Kara Şövalye, halk için büyük bir tehdit oluşturan Joker’in ortaya çıkması ile kaosa dönen Gotham Sokakları’nın yeniden kurtarıcılığını üstlenen Batman’in hikayesini konu ediyor. Suç işleyenlerden arındırılan bir yer, bir zaman sonra yeniden tehdit altında kalabilir ve işte o zaman yeniden kolları sıvayacak olanların mücadelesi de daha keskin olarak hayata geçecektir. Batman, Teğmen Gordon ve Savcı Harvey Dent bir araya gelerek Gotham Sokakları’nda bu işi kotarmış olsalar da ansızın ortaya çıkan Joker, işleri fena halde bozar. Onun dehası ile baş etmek kolay olmayacaktır. Gotham eski karmaşa dolu günlerin eşiğindedir. Batman yeniden kurtarıcılığa soyunurken kendi varlığının bulduğu anlamı da sorgulamaya başlar. O aslında suçluların sayısını azaltıyor mudur yoksa çoğaltıyor mudur bunu gerçekten anlamak isteyecektir.

Fight Club (1999) IMDb 8,8

Dövüş Kulübünün birinci kuralı: Asla Dövüş Kulübü hakkında konuşma… Dövüş Kulübünün ikinci kuralı: Asla ve asla dövüş kulübü hakkında konuşma… Jack, hayatın sıradanlığına kapılmış bir sigorta memurudur. Uzun bir süredir ‘insomnia’ yani uykusuzluk hastalığından şikayetçidir. Kendi psikolojik sıkıntılarından kurtulabilmek adına grup terapilerine katılmaktadır. Terapiler esnasında Marla adında bir kızla tanışır. Bir süre sonra da hayatını değiştirecek olan Tyler Durden ile… Durden, Jack’in ulaşmak istediği tüm hedeflere ulaşmış olan bir adamdır ve Jack’i asla hakkında konuşulmaması gereken bir organizasyon olan ‘Dövüş Kulübü’ ile tanıştıracaktır. David Fincher’ın kısa sürede kült mertebesine erişen filminin popülerliği dillere destan. Filmin başrollerinde de Brad Pitt, Edward Norton ve Helena Bonham Carter gibi ünlü simaları görmek mümkün.

Lost Highway (1997) IMDb 7,6

Fred Madison’un evlendiği kadının geçmişi hakkında hiçbir fikri yoktur. Karısıyla kendisi için yeni bir düzen kurmaya çalışan Fred’in huzuru, geçmişin peşini bırakmamasıyla bozulur. Karısının kendisini aldatacağından şüphelenen Fred için durum bir süre sonra çığırından çıkar ve iş çok geçmeden bir cinayetin işlenmesi ve Fred’in kişilik bölünmesi yaşamasına kadar gider. Karısını öldürmekle suçlanan Fred, hapishaneye gönderilir. Ancak bir sabah uyandığında kendisini farklı bir yerde bambaşka bir şekilde bulur.

The Machinist (2004) IMDb 7,7

Bir yıldır uykusuzluk hastalığı çeken Trevor, bir fabrikada işçi olarak çalışmaktadır. Dinlenememekten ötürü vücudu bitik bir haldedir. Öte yandan işi dikkat gerektirir ve en ufak bir hatanın bedeli ağır olacaktır. Trevor ise her şeye çok zor konsantre olmaktadır. Trevor, kendisine bir takım notlar bırakmaya ve giderek azalan kilosunu sarı kağıtlara yazıp dairesine asmaya çok meraklıdır. Hayatında duygusal olarak bir şeyler yaşadığı fahişe Stevie ile bir yandan da tutku duyduğu Maria vardır. İş arkadaşları kendisine, bu gözle görünür kilo kaybı ve bedensel çöküşün arkasında ne olduğunu bilmemekten ötürü güven duymazlar.

Black Swan (2010) IMDb 8,0

Genç bir kadın olan Nina, yetenekli bir balerindir. Eski bir balerin olan ve dans konusundaki hırsını kendisine aşılayan annesi ile New York’ta yaşayan Nina’nın hayatı danstan ibarettir. Bale yönetmeni Thomas Leroy, sahneye koyduğu Kuğu Gölü Balesi’nin baş dansçısını yeni sezonda değiştirmeye karar verir. Zarif, masum ve saf Beyaz Kuğu ile kötülüğün, şehvetin ve bilinmezliğin temsilcisi Siyah Kuğu’yu aynı anda canlandırabilecek bir balerin arayan yönetmenin ilk tercihi Nina olur. Ancak rolü almak için elinden geleni yapan Nina’nın karşısında güçlü bir rakibi vardır. Nina, Beyaz Kuğu rolü için harikalar yaratsa da genç kadının Siyah Kuğu performansı pek de başarılı değildir. Rakibi Lily ise Siyah Kuğu rolü için iyi bir performans sergiler. Lily ve Nina arasındaki rekabet, çalışmalar boyunca ilginç bir dostluğa dönüşür. Bu süreçte Nina, hayatının mahvolmasına neden olan karanlık tarafıyla yüzleşmeye başlar.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler