Bizimle İletişime Geçin

Liste

2000’den Sonra Çekilmiş En İyi 25 Belgesel

Belgesel tutkunları için işte yüzyılın en iyileri.

Yayınlandı

tarihinde

IndiWire, 2000’den sonra çekilmiş belgesellerden en iyi 25’ini listeledi. Site, daha önce de aksiyon filmleri ile ilgili bir liste yapmıştı. Belgesel listesinde Ceyda Torun imzalı Kedi de var.

İşte yüzyılın en iyi belgeselleri.

Öldürme Eylemi

Öldürme Eylemi (2012) The Act of Killing IMDb 8.2

‘Son on yılda, bundan daha etkileyici, gerçeküstücü ve tedirgin edici bir belgesele rastlamadım.’

Werner Herzog

Öldürme Eylemi, karaborsada sinema biletleri satan Anwar ve arkadaşlarının ufak ‘sinema çetesi’nin, daha sonra milyonlarca kişinin öldürülmesinden sorumlu paramiliter, aşırı sağcı bir örgüte dönüşmesini anlatıyor. Komünist olduğu varsayılan milyonlarca entelektüel ve Çinli azınlık 1965 yılında meydana gelen askeri darbe süresince grubun yaptığı katliamlar sonucunda yaşamlarını yitirir. Anwar, şimdilerde konforlu ve rahat bir yaşam sürmekte, örgütün kurucu rol modeli olmanın keyfini çıkarmaktadır.

Film boyunca, Anwar ve arkadaşları yaptıkları katliamları bütün sıradanlığıyla anlatırken, diğer yandan da bu anları tüm tuhaflıklarıyla, çok sevdikleri eski Amerikan filmlerinden sahnelermiş gibi canlandırıyorlar. Öldürme Eylemi, insanlık suçlulularının, katillerin ve faillerin akıllarının işleyişine tanık olduğumuz tedirgin edici bir sinema deneyimi ve aynı zamanda kötülüğün bize tüm sıradanlığı ve yalınlığıyla göründüğü bir karabasan.

___

Bu Bir Film Değil

Bu Bir Film Değil (2011) In film nist IMDb 7.5

Cafer Panahi’nin son filmi Bu Bir Film Değil, Cannes’daki prömiyerinde gösterilmek üzere bir kekin içine saklı bir USB bellekte İran’dan Fransa’ya kaçırıldı. Ayna, Daire ve Ofsayt gibi başyapıtların yönetmeni Panahi’nin film yapması, “ulusal güvenliğe karşı işlenen suçlara” istinaden 20 yıl boyunca yasaklanmıştı. Panahi bu yüzden, yönetmen arkadaşı Mojtaba Mirtahmasb ile bir gün geçirerek bir şeyler içip bir şeyler atıştırırken üzerinde çalıştığı bir senaryoyu sahne sahne anlattı. Panahi filmde şu yakıcı soruyu da sordu: “Madem anlatılabiliyor, film yapmaya ne gerek var?”

_____

O.J.: Made in America

O.J.: Made in America (2016) IMDb 9.0

Amerikan tarihinin en ilginç vakalarından O. J. Simpsons davası 2016’da yeniden gündeme oturdu. American Crime Story‘nin ardından O.J. Simpson’ı konu edinen O.J.: Made in America 5 bölümlük bir belgesel serisi. 7 saat süren O.J.: Made In America Ezra Edelman tarafından hazırlandı. Seri, eleştirmenler tarafından Amerika tarihinde ırkçılığı konu alan en kapsamlı belgesel olarak tanımlanıyor.

____

The Look of Silence

Sessizliğin Bakışı (2014) The Look of Silence IMDb 8.3

Öldürme Eylemi’nde 1960’larda Endonezya’da yüzbinlerce insanı öldüren katillerle bizi çok yakından tanıştıran Joshua Oppenheimer, Sessizliğin Bakışı’nda ise bizi o günlerde abisini kaybetmiş Adi ile tanıştırıyor. Ağabeyinin ölümünün detaylarını Öldürme Eylemi’nin çekimleri sırasında öğrenen Adi, bugün hâlâ iktidarda olan katillerle yüzleşmeye karar veriyor. Kuşkusuz çok cesur bir karar bu. Bazı sorular nasıl sorulur ki? Ama bir o kadar da sessiz bir onur var Adi’nin yüzleşmelerinde. Amacı suçlamak değil, anlamak. Adi, söze gelmeyecek kadar korkunç bir travmaya bir kapanış cümlesi arayan, kolektif bir kabusun özrünün ve dolayısıyla şifasının peşine düşmüş bir savaşçı.

___

I Am Not Your Negro

 I Am Not Your Negro (2016) IMDb 7.9

Usta yönetmen Raoul Peck’in imzasını taşıyan Oscar adayı bu belgesel, ünlü Amerikalı yazar James Baldwin’in yarım kalmış yapıtı Remember This House’u merkezine alıyor. Baldwin, çok kısa aralıklarla öldürülen Afro-Amerikalı üç aktiviste; Medgar Evers, Malcolm X ve Martin Luther King Jr.’a dair anılarından yola çıkarak Amerika’da ırkçılığın kökeni ve bununla nasıl mücadele edilebileceği üzerine bir deneme yazmayı hedeflemişti bu yapıtında. Peck ise yarım kalmış bu metni arşiv görüntüleriyle birleştirerek, Baldwin’in o dönemde ırkçılığa dair söylediklerinin günümüzde Amerika’da hâlâ geçerli olduğunu hayranlık uyandırıcı şekilde ortaya koyuyor. Filmde Baldwin›in metnini ünlü oyuncu Samuel L. Jackson seslendiriyor.

___

Beşir'le Vals

Vals Im Bashir (2008) Beşir’le Vals IMDb 8.0

Bir gece yönetmen Ari Folman barda arkadaşıyla oturmuş sohbet etmektedir. Arkadaşı, Ari’ye durmadan gördüğü bir kabustan bahseder. Kabusunda 26 tane vahşi köpekten kaçıyordur. Bu kabusun, iki adamın da Lübnan Savaşı’nda yaşadıklarıyla ilgisi olduğu kanısına varırlar. Ari, hayatının o dönemiyle ilgili pek bir şey hatırlamadığını fark edip şaşırır. Bu ilginç durum karşısında, dünyanın dört bir yanından dostlarını ve asker arkadaşlarını bulup savaşta yaşananlar hakkında konuşmaya karar verir. O dönemle ve kendisi ile ilgili gerçeği ortaya çıkarması gerekmektedir. Ari bu gizemi deştikçe, hafızası gerçeküstü resimlerle uyanmaya başlar.

___

Benim Cici Silahım

Benim Cici Silahım (2002) Bowling for Columbine IMDb 8.0

Amerika’da son yıllarda küçük çocukların saçtığı dehşetle birlikte boyutlarını görmeye başladığımız silah kültürünü inceleyen sıra dışı bir belgesel. Moore film için, silahların Amerikan kültürünün bir parçası olduğunu savunan ve silah fetişisti bir kuruluşun başkanlığını yürüten, eski oyuncu Charlton Heston ve dehşet saçan çocuklara ilham verdiği iddia edilen Marilyn Manson gibi isimlerle hassas konuyu masaya yatırıyor. Michael Moore’un gösterildiği festivallerde büyük beğeni toplayan ve bolca ödül toplayan yapımı, tüm zamanların en iyi belgeseli seçildi. Yönetmen Roger ve Ben’in ardından bir kez daha esprili ve aydınlatıcı belgesel sinemasına geri dönüyor.

____

Ayı Adam

Ayı Adam (2005) Grizzly Man IMDb 7.8

Amatör boz ayı uzmanı ve doğa eylemcisi Timothy Treadwell, kız arkadaşı ile birlikte Alaska’daki bir ulusal parkta ayıların arasında ve herhangi bir korunmadan yoksun olarak 13 yaz boyunca yaşadı. Fakat bir gün, her ikisinin de cesedi ayılar tarafından parçalanmış olarak bulundu.

Yönetmen Werner Herzog, belgesel formatındaki Ayı Adam’da bu ölümün ardındaki gerçekler ile doğa ile insan arasındaki ilişikinin düzeyini sorguluyor.

___
Çıkışlar Hediyelik Eşya Dükkanından 

Çıkışlar Hediyelik Eşya Dükkanından (2010)  Exit Through the Gift Shop IMDb 7.8

Dünyanın ilk sokak sanatı felaket filmi. Dünyanın en önemli sokak sanatı filminin nasıl hiç yapılamadığının inanılmaz ve gerçek hikâyesini anlatıyor. Bu eğlenceli ve tuhaf film, çağdaş sanat dünyasının, sokak sanatının ve belgesel yapımının iç yüzünü açığa çıkarıyor. Her şey, bugüne kadar kimliğini gizlemiş ancak Bristol ve West Bank’teki stencil adı verilen duvar baskılarıyla meşhur olan sokak sanatçısı Banksy ile başlıyor.

___

Stories We Tell

Anlattığımız Hikayeler (2012) Stories We Tell IMDb 7.6

“Neruda, aşk çok kısa, unutmak ise çok uzun diye yazmıştı.” 

Kim demiş hikâye anlatıcılığı sona eriyor diye! Dünyanın en eğlenceli ama güvenilmez hikâye anlatıcılarıyla tanışmaya ne dersiniz? Sarah Polley, hem yönetmen hem de adeta bir detektif gibi kendi ailesini sorguya çekiyor. Geçmiş bilgi kırıntıları arasında kayboluyor, onları birbiriyle çarpıştırıyor. Bir süre sonra itirafların, gerçeklerin, aile hikâyelerinin değişik bakış açılarından anlatılınca ne kadar farklılaştığını ortaya koyuyor.

Bütün duyduklarımız başka yönlere doğru çatallanmaya başlıyor. Hayır, bu artık sıkılmaya başladığımız türden bir postmodern anlatı denemesi değil; aksine hakikatin ve belleğin kaypaklık anlarının yakalandığı oldukça yaratıcı ve inanılmaz etkileyici bir belgesel. Polley, özünde oldukça kişisel bir meseleden yola çıkıyor ama bunu kendi hikâyelerimizin bizi birey ve aile olma yönünde nasıl şekillendirdiğini araştıran büyüleyici bir yolculuğa dönüştürüyor.

___

Weiner 

Weiner (2016) IMDb 7.7

Belgesel, New York Kongresi üyesi Anthony Weiner’in belediye başkanlık kampanyasını ve bugünün siyasi manzarasını inceliyor.

__

At Berkeley

At Berkeley (2013) IMDb 7.3

Belgesel, dünyanın en prestijli okullarından Berkeley Üniversitesi’ni mercek altına alıyor ve üniversitenin başarısındaki sırrı araştırıyor.

____

Cameraperson

Cameraperson (2016) IMDb 7.7

Belgesellerde yıllarca görüntü yönetmeni olarak çalışmış Kirsten Johnson’ın 25 yıldır biriktirdiği görüntüleri bir araya getirmesinden oluşan film; bu görüntüleri oluşturanlar ve konularının ilişkisi ya da tarafsızlık ve kameranın müdahalesi gibi konulara parmak basmayı amaçlıyor. Dünyanın dört bir yanından birçok kopuk görüntüden oluşan film, görsel estetiğiyle de dikkat çekiyor.

___

Man on Wire

Teldeki Adam (2008) Man on Wire IMDb 7.8

“Her günü gerçek bir mücadele olarak görürsen, hayatını telin üstünde yaşarsın.”

7 Ağustos, 1974’de, Philippe Petit isimli genç bir Fransız o zamanın en yüksek binaları olan New York şehrinin ikiz kuleleri arasında gerilmiş telin üzerine ilk adımını attı. Telin üzerinde yaklaşık bir saat dans ettikten sonra tutuklanıp psikolojik değerlendirmeden geçip kısa süre sonra salıverilmek üzere hapse atıldı…

Petit, altı ay kulelerin hayalini kurmuş ve New York’ta geçirdiği sekiz ay boyunca da projeyi gerçekleştirmek için çalışmıştı. Arkadaşları ve iş birlikçileriyle beraber, Petit inanılmaz engeller aştı: İkiz kulelerin güvenliğinden geçmek; üzerinde yürüyeceği teli ve ipi germek için gerekli eşyaları binaya sokmak; teli iki çatıya ulaştırmak; kulelerin sallanma oranı ve rüzgarın gücünü hesaplayarak teli germek… Nihayet sabah saat 7:15’te, Philippe Petit, Manhattan kaldırımlarından 411 metre yükseğe gerilmiş tele ilk adımını atıyor.

James Marsh’ın çok konuşulan ve nefes kesici belgeseli, Petit ve ona yardım eden arkadaşlarının anlatımları ile “yüzyılın sanatsal suçu”nu bize tüm heyecanıyla aktarıyor. Asla asla demeyenlere adanır.

____

Citizenfour

Citizenfour (2014) IMDb 8.1

Tarihin en ses getiren olaylarından birinin kahramanı olan üst düzey CIA analisti Edward Snowden’ın hikayesi, senenin en iddialı yapımlarından biri olan Citizenfour belgeselinde izleyiciyle buluşuyor. Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı’nın, vatandaşların özel hayatlarının gizliliğini yasal olmayan yollarla, gizlice ihlal ettiğini açığa çıkaran Snowden, belgeselci gazeteci Laura Poitras ve gazeteci Glenn Greenwald ile “Citizenfour” takma adını kullanarak iletişime geçer. Üçünün yolları Hong Kong’da kesişir ve Snowden skandala ait gizli belgeleri kameralar kayıttayken gazetecilere teslim eder. Snowden’ın attığı bir hayli riskli adımın ardından yaşananları takip eden Laura Poitras imzalı belgesel; gerçeklik, gerçekçilik ve mevcut kontrol mekanizmalarına dair derin sorular barındırıyor.

___

Kate Plays Christine (2016) IMDb 6.4

Kate Plays Christine, 1974 yılında gerçekleşen Christine Chubbuck skandalını anlatıyor. Chubbuck, 15 Temmuz 1974 yılında Amerika’nın Florida Eyaletindeki bir yerel televizyon kanalında yayınlanan programında  kendini canlı yayında öldürür. Olaydan üç hafta önce kendisinden istenen “intihar üzerine” bir program hazırlarken o dönemde yaşadığı depresyonun da etkisiyle intihar olayını takıntı haline getirir ve kendini öldürmesiyle sonuçlanan bir program hazırlar. Hatta ölümünden sonra kendisiyle ilgili açıklama yapacak sunucunun metnini bile hazırlamıştır. 29 yılında hayatını kaybeden Chubbuck, öncesinde de iş arkadaşlarına canlı yayında kendini öldürmekten bahsetmiş ama kimse ciddiye almamıştır.

Öncesinde küçük yerel televizyonlarda çalışmış olan Chubbuck, bu olay sayesinde tarihe adını hiç bir büyük kanal spikerinin yazdıramayacağı kadar kalıcı bir şekilde yazdırmıştı. Kendi ölümünü dahi şovun bir parçası olarak programın içine yerleştiren Chubbuck, popüler kültürün ve televizyon kültürünün yıkıcı etkisini en iyi anlatan örneklerden biri oldu.

Bu trajik olayı konu alacak filme hazırlık aşamasını konu alan belgesel aynı zamanda filmlerin hazırlık aşamasını işliyor. Ön hazırlık aşamasından itibaren dramatik altyapının kurulumunu anlatıyor. Yeni dönemin parlak belgeselcilerinden görülen Robert Greene‘in Kate Lyn Sheil ile uyumu da belgeselin başarısına yansıyor. Çok sade fakat bu gerçeklikte seyirciyi de gerilimin içine sürükleyen Kate Plays Christine, bir oyuncunun karakter yaratmadaki zorluklarını yansıtıyor. Özellikle bu tarz psikolojik olarak gerilimli karakterler için zor olan bu süreç oyuncunun kendi içine soğurmak zorunda olduğu, oynayacağı karakterin psikolojik yıkımlarını başarılı bir şekilde işliyor.

____

Leviathan

Leviathan (2012) IMDb 6.5

Melville´in gemisi Pequod´un Moby Dick´i kovaladığı sularda, insan, doğa ve makinenin ortak kaderleri Leviathan´da dile geliyor. Bu kolektif deneyimi belgeleyebilmek, insanoğlunun en eski mücadelesini hem balıkçıların hem de avın gözüyle aktarabilmek için, balıkçılarla filmciler arasında gidip gelen, atılıp tutulan, iplerle bağlı düzinelerce kamera kullanılmış. Filmin yazarı, yönetmeni, kurgucusu ve yapımcısı, antropolog-bilim insanı-sanatçı-sinemacı olan ve Harvard Üniversitesi´ndeki Duyusal Etnografya Laboratuvarı´nda çalışan Véréna Paravel ile Lucien Castaing-Taylor. İnsan, hayvan ve makineyi; güzeli ve korkuncu; yaşam ve ölümü olağanüstü bir biçimde görüntüye aktaran Leviathan, şimdiye dek izlediğimiz filmlerden çok farklı.

___

Fuocoammare

Denizdeki Ateş (2016) Fuocoammare IMDb 6.8

Üç yıl önce Çevreyolu ile Altın Aslan kazanan Gianfranco Rosi, Berlin´den Altın Ayı ile dönen yeni belgeseli Denizdeki Ateş´te günümüzün en acil ve en önemli toplumsal sorununa değiniyor. Film, özellikle Kuzey Afrikalı mültecilerin Avrupa´ya giriş noktası olan, İtalyan adası Lampedusa´da geçiyor. Rosi, adanın çeşitli sakinlerinin hayatını takip ediyor: Bir balıkçı ailesi, bir radyo DJ´i, adada göçmenlerle ilgilenen tek doktor ve 12 yaşındaki Samuele… Bir anlamda filmin yıldızı olan Samuele´nin göz hastalığı, sapanla oynadığı oyunlar, hatta onunla ilgili hemen her şey Avrupa´nın göçmen sorununa yaklaşımıyla ilgili bir metafora dönüşüyor.

____

Canım Babacığım

Canım Babacığım (2003) Capturing the Friedmans IMDb 7.8

Belgeselci Andrew Jarecki’nin kamerasından Friedmanların şok edici öyküsü…

Baba saygıdeğer bir öğretmen. Anne kendisini çocuklarına adamış bir kadın. Üç çocuğun her biri örnek öğrenci. 80’lerin tipik bir Amerikan ailesi olan Friedmanlar, Long Island’da saygıdeğer bir orta sınıf yaşantısı sürmektedirler. Ancak mutluluk bir sonsuza dek sürmez. Ailenin babası Arnold çocuk pornosu alıp satmakla suçlandığında şok edici sosyal dönüşüm başlar.

___

Yıldız Olmaya Ramak Kala

Yıldız Olmaya Ramak Kala (2013) 20 Feet from Stardom IMDb 7.4

Oscar adayı bu müzik belgeselinde röportaj yapılan isimler arasında Bruce Springsteen, Stevie Wonder, Mick Jagger, Sting gibi efsaneler var. Ancak bu kez sahneyi, memnuniyetle, yıllarca gölgelerinde kalmış şahane seslere bırakıyorlar: Albümleri ve konserlerinde geri vokalleri yapan şarkıcılara. Müzik piyasasındaki en iyi vokalistlerden birkaçının kariyerini perdeye taşıyan Yıldız Olmaya Ramak Kala, pop müziğin son elli yıl içerisinde nasıl değiştiğine, Afro-Amerikalı kadınların müzik endüstrisinde var olma çabasının zorluklarına ve doğal olarak sivil haklar mücadelesine değiniyor.

___

The Central Park Five

The Central Park Five (2012) IMDb 7.7

“The Central Park Five” belgeseli New York Central Park’ta 1989’da gerçekleştirilen bir tecavüz vakasını ve olayın perde arkasını konu alıyor. Trisha Meili, Central parkta spor yaparken, tecavüze uğramış ve ölesiye dövülmüştü. Polis, 4’ü siyahi, biri latin amerika kökenli 5 genci, elle tutulur hiçbir delil olmamasına rağmen olaydan sorumlu tuttu. Ancak 2002 yılında bir seri tecavüzcü suçu üstlendi.

____

Kedi

Kedi (2016) IMDb 7.8

Uyumadan önce ‘sadece bir tane’ diye açıp sabahlara kadar izlediğiniz kedi videolarından çok daha iyisi. İstanbul’un Galata, Cihangir, Feriköy, Kuzguncuk gibi merkezi semtlerinin tanınan kedileri kimin bacağına sürtünür, kimin tezgahında yatar, kimin penceresine tıklayıp mama ister, yavrularını nereye saklar, mahalleye yeni gelen sıska kediye nasıl ayar verilir? İnsanların ağzından karakterlendirilen; çeşit çeşit huylarından bahsedilen; ev, bahçe ve sokak tipi kedigillerden dokuz tanesi, tüm o insanları hiç .iklemeden takılmaya devam ederken bizi İstanbul’da dolaştırıyor.

____

Amy

Amy (2015) IMDb 7.8

2011 yılının Temmuz ayında henüz 27 yaşındayken hayata veda eden, yüzyılın en önemli yeteneklerinden biri olarak kabul edilen Amy Winehouse’un hayatını beyaz perdeye yansıtan film, ünlü müzisyenin kendi anlatımı eşliğinde, daha önce görülmemiş arşiv görüntülerini de izleyiciyle buluşturacak. Filmin yönetmenliğini 2010 tarihli Senna belgeseliyle ses getiren Asif Kapadia üstleniyor.

____

No Home Movie

No Home Movie (2015) IMDb 6.7

Brüksel’de bir mutfakta geçen, duyguların ihtiyatlı bir şekilde, neredeyse hiç çaba gösterilmeden aktarıldığı bir film.

“Bu film her şeyden önce artık bizimle olmayan annem hakkında. 1938 yılında Polonya’daki şiddetten ve pogromlardan kaçıp Belçika’ya gelen bu kadını sadece evinin içinde görebiliyoruz, Brüksel’deki bir apartman dairesinde. Ama film, aynı zamanda annemin görmediği, evin dışında kalmış keşmekeş içindeki dünyayı da konu ediniyor.”

Yakın zamanda kaybettiğimiz Chantal Akerman’ın annesi hakkında insanın içine işleyecek derecede samimi olan bu filmi sadece kişisel yaralarla ve onları çevreleyen şeylerle ilgili değil. Aynı zamanda mekanın ve zamanın ruhunu en iyi yakalayabilen sinemacılardan birisinin, belki de en iyisinin, bize dünyaya bakmanın farklı biçimlerini keşfetme imkanı veren son armağanı.

___

All These Sleepless Nights

All These Sleepless Nights (2016) Uykusuz Her Gece IMDb 7.7

Uykusuz Her Gece tavizsiz, cesur ve inkar edilemeyecek biçimde sinemanın büyüsünden nasiplenmiş bir gençlik portresi.

Varşova’da ayak sesleri gitgide yükselen bir değişimin kıyısında, huzursuzca yeni bir geleceğe tanıklık ediyoruz. Sanat okuluna giden Christopher ve Michal da bir yandan kendi büyüme sancılarını bir yandan da bu belirsiz geleceğin sızılarını hissediyor. Şehrin sokaklarında hiç durmadan dolaşıp, içinde yaşadıkları ânın keyfini sonsuzluğa taşımak istiyorlar. Mutlak cevaplar aramadan, ânın deneyimini sonuna kadar zorlayarak, uyumakta olan bir dünyada uyanık olmaya çalışmanın ne demek olabileceğini sınıyorlar adeta. Michal Marczak’a Sundance’te Dünya Belgeselleri dalında En İyi Yönetmen ödülü kazandıran film, kabına sığmadan akan ritmiyle sadece 20’li yaşlardaki Polonyalı gençlerin portresini çizmekle kalmıyor, bizi de onların yaşadığı zaman diliminin bir parçası kılıyor.

___

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Liste

Kaçırılmaması Gereken 10 Olimpik Film

Seyretmenin tam zamanı!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

White Vertigo (1956)

People, Hopes, Medals (1960)

Olympic Games: 1956 (1956)

The Melbourne Rendez-vous (1957) 

Tokyo Olympiad (1965)

Visions of Eight (1973)

16 Days of Glory (1985)

The Everlasting Flame (2009)

Sapporo Winter Olympics (1972) 

The Games of the V Olympiad Stockholm, 1912 (2017)

criterionchannel.com

Okumaya Devam Et

Liste

2021’in Şimdiye Kadarki En İyi 10 Korku Filmi

2021’in en iyileri!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Saint Maud (2019) IMDb 6,7

Azize, dindar bir hemşirenin hikayesini konu ediyor. Maud, yaşadığı travmanın ardından kendisini dine adayan genç bir hemşiredir. Maud, kanser nedeniyle perişan bir halde olan Amanda adındaki eski bir dansçı ile ilgilenmekle görevlendirilir. Bu süreçte Amanda’nın evinde kalmaya başlayan Maud, hasta kadın ile arasında farklı bir bağ kurar. Çok geçmeden Maud, Amanda’nın ruhunu kurtarmaya karar verir ve bunu saplantı haline getirir. Ancak kendi karanlık geçmişi peşini bırakmayacaktır.

A Quiet Place Part II (2020) IMDb 7,4

Sessiz Bir Yer 2, ses ile avlanan yaratıkların dehşetinden kurtulduktan sonra evlerinden ayrılıp, kendilerini tehlikeli bir yolculuğun içinde bulunan bir ailenin yaşadıklarını konu ediyor. Sese karşı duyarlı yaratıkların meydana getirdiği ölümcül olayları evlerinden takip eden Abbott ailesi, yeni bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Evlerinden ayrılan Evelyn ve çocukları Marcus ile Regan, Dünya’daki vahşetle yüzleşmek zorunda kalır. Tehlikeli bir yolculuğa çıkan aile, hayatta kalabilmek için sadece ses ile avlanan yaratıklarla değil, yol boyunca karşılarına çıkan birçok tehlike ile savaşmak zorunda kalır.

The Vigil (2019) IMDb 5,7

Ölü Nöbeti, vefat eden birinin başında nöbet tutan bir adamın hikayesini konu ediyor. Genç bir adam olan Yakov Ronen’den, eski Ortodoks Yahudi cemaatinin vefat etmiş bir üyesinin gece boyunca başında durması istenir. Cemaatin inancına göre, vefat eden kişinin gömülene kadar başında beklenmesi gerekir. Maddi olarak sıkıntılı bir dönemden geçen Yakov, istemese de para kazanmak için teklifi kabul eder. Ancak nöbet tutmak için geldiğinde bir şeylerin ters gittiğini fark eder. Yakov, çok geçmeden yaşanan gizemli olayların nedeni ile yüzleşmek zorunda kalır.

Lucky (2020) IMDb 5,1

Lucy, peşinde olan gizemli bir adamdan kurtulmaya çalışan bir kadının hikayesini konu ediyor. Banliyöde yaşayan May, başarılı bir yazardır. Onun hayatı, ölümcül niyetleri olan gizemli bir adamın hedefi haline geldiğinde tamamen değişir. Her gece peşine düşen adamdan kurtulmak için çevresinden beklediği yardımı alamayan May, hayatının kontrolünü eline almaya, meseleyi kendi başına çözmeye karar verir.

Violation (2020) IMDb 5,4

Evliliğinde sorunlar yaşayan Miriam, depresyonun eşiğindedir. Sorunlarından biraz olsun uzaklaşmak isteyen Miriam, hafta sonu için yıllardır görüşmediği kız kardeşi Greta’nın göl kenarında bulunan evine gider. Başlarda her şey yolunda gider ancak bir süre sonra Miriam, kendisini beklenmedik durumların içinde bulur.

Caveat (2020) IMDb 6,0

Kısmı hafıza kaybından muzdarip, yalnız bir adam olan Isaac, ev sahibi Barrett’tın izole bir adada terk edilmiş bir evde yaşayan psikolojik açıdan sorunlu bir kadın olan yeğeni Olga’ya bakmayı kabul eder. Onun basit olarak gördüğü bu iş, pek de düşündüğü gibi değildir. Barret, Isaac’i eve götürüp onu evde çıkmaması konusunda ikna ederek ikisini yalnız bırakır. Çok geçmeden Olga’nın tuhaf davranışlarına maruz kalan Isaac, kendisini bir kedi fare oyununun içinde bulur.

The Queen of Black Magic (2019) IMDb 6,6

Kara Büyü Kraliçesi, Kimo Stamboel tarafından yönetilen ve Joko Anwar tarafından yazılan 2019 doğaüstü korku filmi. Film, aynı adı taşıyan 1981 Endonezya korku filminin aynı zamanda Rapi Films tarafından yeniden yapımıdır.

The Night (2020) IMDb 5,6

Babak ve Neda, İranlı bir çifttir ve 1 yaşındaki kızlarıyla birlikte Amerika’da yaşıyorlardır. Bir arkadaşlarının evinde geçirdikleri akşamın ardından kalabilmek üzere yakınlarda bulunan Hotel Normandie’ye giriş yaparlar. Garip gece resepsiyon görevlisi, otelde kalan gürültücü ilginç konuklar gibi tuhaflıklarla karşı karşıya kalırlar. Otelde sürekli onların tehlikede olduğunu hissettirici bir hava vardır.

Sator (2019) IMDb 5,2

Adam, ıssız bir ormandaki kulübede yaşayan yalnız bir adamdır. Ailesinin gizemli bir şekilde öldürülmesinin ardından Adam, yaşananlara anlam verebilmek için ailesinin geçmişini araştırmaya başlar. Yaptığı araştırmalar sonucu Adam’ın yolu nesilden nesille birçok kişiye avlayan Sator’a çıkar.

Jakob’s Wife (2021) IMDb 5,3

Anne Fedder, küçük bir Amerikan kasabasından saygın bir bakanla evli olan ellili yaşlardaki bir kadındır. 30 yıldır rutin bir hayat yaşayan Anne, bundan fazlasıyla sıkılmıştır. Bu sırada Anne, karizmatik ve gizemli bir adamla tanışır. Adamla vakit geçirdiği tuhaf bir saldırıya uğrayan Anne’in hayatında artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Kendisinde güç ve yaşama arzusu hisseden Anne, baştan çıkarıcı yeni varoluşu ile önceki hayatı arasında gittikçe bölünür.

Okumaya Devam Et

Liste

Son 20 Yılda Çekilmiş En İyi 10 Dönem Filmi

Döneme damga vuran!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Kan Dökülecek (2007) There Will Be Blood IMDb 8,2

Kan Dökülecek’te, Daniel Plainview, 1900’lü yılların başlarında ıssız bir bölgede, petrol arama çalışmalarını sürdüren bir şirketin sahibidir. Daha fazlasına sahip olmak isteyen bu hırslı adamın hayattaki tek varlığı küçük oğludur. Petrol buldukları bu bölgeyi yörenin yerlilerinin izniyle arama iznini satın alan adam hırsın götürdüklerine tanık olacak, diğer yandan ise kasabanın gencecik rahibinin yaşantısındaki hırs faktörü de Daniel’da olduğu gibi, sahip olduğu yegane şeyi mahvedecektir.
Genç yönetmenler kuşağının en yetenekli isimlerinden biri olan, genç yaşında ‘Magnolia’, ‘Boogie Nights’ ve ‘Punch Drunk Love’ gibi kült filmlere imza atan Paul Thomas Anderson’ın en ses getiren filmi olan iki Oscar ödüllü Kan Dökülecek, 2000’li yılların en büyük sinema olaylarından biriydi.

Zoraki Kral (2010) The King’s Speech IMDb 8,0

Oscar ödüllerinde 12 dalda aday olan ve En İyi Film, En İyi Yönetmen dalları başta olmak üzere 4 ödül kazanan ‘Zoraki Kral (The King’s Speech)’, İngiliz Kraliyet ailesinden VI. George’un kekemeliğini yenmesi üzerine kurulu bir dönem filmi. Sağlam oyuncu kadrosunun sürüklediği filmin öyküsü, babası V. George’un ölümünün ardından, Frederick Arthur George’un ağabeyi Edward’ın Amerikalı Wallis Simpson ile evlenmek için tahtı Albert Frederick Arthur George’a devretmesiyle başlıyor. Fakat tahta oturan yeni kralın önemli bir engeli vardır. Halka hitabet etmekte sorunlar yaşayan kral çocukluğundan beri başına dert olan kekemeliğini yenmek zorundadır. Yeni kralın bu sorununu yenmesi ve onu kraliyet makamıne hazırlamak için Avustralyalı konuşma terapisti Lionel Logue devreye girer…

2010 yılınan en önemli filmlerinden biri olan ‘Zoraki Kral’ aldığı pek çok ödülün yanı sıra, kurduğu atmosfer, makyaj ve kostümleriyle dönem ruhunu yansıtan keyifli bir seyirlik olmayı başarıyor.

Yasak Aşk (2012) En Kongelig Affære IMDb 7,5

Danimarka kralı VII. Christian akli dengesi tam da yerinde olmayan, kafasına göre hareket eden, uçuk-kaçık bir karakterdedir. Asabidir, alkolü, fahişelerle eğlenmeyi ülke yönetiminden daha önemli görmektedir; zaten kendisine bağlı olan konseyde kralın tescilli deliliğini fırsat bilerek ülkeyi istediği gibi yönetmektedir. İngiltere prensesiyle politik çıkarlar için evlendirilir; Prenses Caroline ülkeye gelirken sanatçı bir ruhlu bir kral ile evlendiğini sanarken, karşısında hala büyümemiş bir çocuk bulur.
Danışmanları tüm ülkede seçkin isimler arasından krala uygun doktor ararken, sıradan bir kasaba doktoru olan Friedrich Struensee çatlak kralın gözüne girer ve sadece kraliyet doktoru olmakla kalmaz kralın en iyi dostu, danışmanı olur. Bu süreçte de kralın çoktan gözden çıkarttığı, sıkıcı bulduğu Kraliçe Caroline ile de aralarında karşı konulmaz bir çekim oluşur. Doktorun ve kraliçenin yaşadığı gizli aşk, bir ulusun da aydınlanmaya giden yoluna öncülük edecektir.

Sarayın Gözdesi (2018) The Favourite IMDb 7,5

Sarayın Gözdesi, Kraliçe Anne’in sağ kolu olan Lady Sarah ile saraya yeni gelen hizmetçi Abigail arasında yaşanan mücadeleyi konu ediyor. 18. yüzyılın başlarında İngiltere, Fransızlarla savaş halindedir. Bu durumda bile, ördek yarışları ve ananas ziyafetleri yükselişe geçmektedir. Sağlığı zayıf olan Kraliçe Anne ülkenin tahtında otururken, sırdaşı, danışmanı ve gizli sevgilisi olan Marlborough Düşesi Sarah Churchill de bir yandan kraliçenin bozulan sağlığı ve değişken mizacıyla ilgilenmekte, diğer yandan da onun yerine ülkeyi yönetmektedir. Yeni gelen hizmetçi Abigail, etkileyiciliği ile kendisini Leydi Sarah’a sevdirir. Sarah, Abigail’i kanatlarının altına aldığında, Abigail de aristokratik köklerine dönme şansı bulur. Savaşın siyaseti, Sarah için oldukça zaman alıcı hale geldiğinde, Abigail kraliçenin arkadaşı olma görevini üstlenir. Onların övgüye değer dostlukları, Abigail’e emellerini gerçekleştirme şansı verir. Abigail artık hiçbir kadın, erkek ya da politik hamlenin yoluna çıkmasına izin vermeyecektir.

Emma. (2020) IMDb 6,7

Zeki, zengin ve bekar Emma Woodhouse hayatından son derece memnundur ve evliliğe veya kimsenin aşkına ihtiyaç duymaz. Hayatta en sevdiği şey ise başkalarının aşk hayatlarına burnunu sokmaktır. Yakın arkadaşı Bay Knightley’nin tüm uyarılarını görmezden gelerek vesayeti aldıktaki Harriet Smith’e uygun bir eş ayarlamaya kalkınca, özenle yaptığı planlar ortaya çıkar ve hiç beklemediği sonuçlarla karşı karşıya kalır.

Jane Eyre (2011) IMDb 7,3

Jane Eyre, 10 yaşındayken öksüz kalmış ve mutsuz bir çocukluk dönemi geçirmiştir. Babasının öldüğünü zanneden Jane, kendisine adeta bir köle gibi davranan halası tarafından oldukça katı disiplinli bir yatılı okula gönderilir. On yıl boyunca bütün hayatının geçtiği bu yatılı okuldan mezun olduktan sonra kendisi de aynı çatı altında öğretmen olarak çalışmaya başlar. Bir süre sonra da Edward Rochester’ın malikânesinde çocuklara mürebbiyelik yapmaya başlar.

Burada Bay Rochester’la karşılaşan Jane Eyre, gitgide büyüyen bir dostluğun ardından ona aşık olduğunu fark eder. Nihayet aradığı mutluluğu bulduğunu sanan Jane Eyre’in sevinmesi için henüz çok erkendir. Sonsuza dek süreceğini düşündüğü bu mutluluk Bay Rochester’ın korkunç sırrıyla yerle bir mi olacaktır?

Erkek egemen bir toplumda kadının tek başına ayakta kalabileceğini kanıtlamak için savaşan Jane Eyre’nin macerası, Charlotte Bronte’nin feminist edebiyatın en önemli klasiklerinden biri sayılan aynı isimli eserinden bu sefer Moira Buffini tarafından uyarlandı. Yönetmen koltuğunda kısa filmleriyle bilinen Cary Fukunaga otururken, başroldeki Jane Eyre’i ise yakın zamanda İki Kadın Bir Erkek, Restless gibi yapımlardaki başarılı performansıyla seyrettiğimiz Mia Wasikowska canlandırıyor.

The Guernsey Literary and Potato Peel Pie Society (2018) IMDb 7,4

The Guernsey Literary And Potato Peel Pie Society, savaş sırasında yaşananları konu eden bir roman yazmaya karar veren bir yazarın işgal altındaki kent sakinleri ile kurduğu bağı konu ediyor. Özgür ruhlu bir yazar olan Juliet, yeni kitabı için hazırlık sürecindedir. Bir gün 2. Dünya Savaşı’nda Nazi işgali altındaki Guernsey adasında yaşayan bir grup insanın kurduğu Guernsey Edebiyat ve Patates Turtası Derneği’nin üyesi olan Dawsey’den bir mektup alır. Mektupta yazılanlardan oldukça etkilenen Juliet, kulübü ve üyelerini merak etmeye başlar. Kulübün ve halkın yaşadıklarının yeni kitabı için harika bir konu olabileceğini düşünen genç yazar, adaya gitmeye karar verir. Juliet ilk iş kendisine mektubu yazan çiftçi Dawsey ve kitap kulübünün diğer eksantrik üyeleri ile tanışır. Kulüp üyeleri ve kentin sakinleriyle konuştukça onlarla arasında güçlü bir bağ kuran Juliet’in hayatının gidişatı sonsuza dek değişecektir.

Mary Ann Shaffer ve Annie Barrows’u aynı isimli kitabından uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Mike Newell oturuyor. Lily James ve Michiel Huisman’ın başrolü paylaştığı filmin oyuncu kadrosunda ayrıca Matthew Goode, Jessica Brown Findlay, Tom Courtenay, Penelope Wilton, Katherine Parkinson, Glen Powell gibi isimler yer alıyor.

Downton Abbey (2019) IMDb 7,4

Film, Altın Küre’de kazandığı 8 adaylıktan 3’ünde ödüle uzanan, 1 özel BAFTA ve 15 Emmy ödülüne sahip olan Downton Abbey’in beyaz perde uyarlaması. Film, Downton Malikanesi’nde yaşayan Crawley Ailesi ve malikanenin çalışanlarının hayatı üzerine kurulu.

Güzelliğin Rengi (2013) Belle IMDb 7,3

Gerçek bir öyküye dayanan film, 18. yüzyılda yaşayan Dido adındaki melez bir kadının başından geçenleri konu ediyor. Dido, aristokrat büyük amcası ve karısı tarafından ayrıcalıklı bir şekilde büyütülmüş olmasına rağmen derisinin rengi yüzünden uygun sosyal konuma gelememektedir. Ancak Dido kendini, pozitif değişiklik yaratmak isteyen genç ve idealist bir avukata aşık bulunca iki dünya arasında sıkışmış bulur.

Şanslı Per (2018) Lykke-Per IMDb 7,2

Yetenekli bir mühendis, zorlu geçmişinden kaçıp Kopenhag’ın elit kesiminde zenginlik ve başarı peşine düşer. Ancak onu ayakta tutan gururu, çöküşüne yol açmak üzeredir. Nobel ödüllü Henrik Pontoppidan’ın “Lykke-Per” romanından uyarlandı.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler