2000’den Sonra Çekilmiş En İyi 25 Belgesel

Liste Manşet Serkan Baştimar

IndiWire, 2000’den sonra çekilmiş belgesellerden en iyi 25’ini listeledi. Site, daha önce de aksiyon filmleri ile ilgili bir liste yapmıştı. Belgesel listesinde Ceyda Torun imzalı Kedi de var.

İşte yüzyılın en iyi belgeselleri.

Öldürme Eylemi

Öldürme Eylemi (2012) The Act of Killing IMDb 8.2

‘Son on yılda, bundan daha etkileyici, gerçeküstücü ve tedirgin edici bir belgesele rastlamadım.’

Werner Herzog

Öldürme Eylemi, karaborsada sinema biletleri satan Anwar ve arkadaşlarının ufak ‘sinema çetesi’nin, daha sonra milyonlarca kişinin öldürülmesinden sorumlu paramiliter, aşırı sağcı bir örgüte dönüşmesini anlatıyor. Komünist olduğu varsayılan milyonlarca entelektüel ve Çinli azınlık 1965 yılında meydana gelen askeri darbe süresince grubun yaptığı katliamlar sonucunda yaşamlarını yitirir. Anwar, şimdilerde konforlu ve rahat bir yaşam sürmekte, örgütün kurucu rol modeli olmanın keyfini çıkarmaktadır.

Film boyunca, Anwar ve arkadaşları yaptıkları katliamları bütün sıradanlığıyla anlatırken, diğer yandan da bu anları tüm tuhaflıklarıyla, çok sevdikleri eski Amerikan filmlerinden sahnelermiş gibi canlandırıyorlar. Öldürme Eylemi, insanlık suçlulularının, katillerin ve faillerin akıllarının işleyişine tanık olduğumuz tedirgin edici bir sinema deneyimi ve aynı zamanda kötülüğün bize tüm sıradanlığı ve yalınlığıyla göründüğü bir karabasan.

___

Bu Bir Film Değil

Bu Bir Film Değil (2011) In film nist IMDb 7.5

Cafer Panahi’nin son filmi Bu Bir Film Değil, Cannes’daki prömiyerinde gösterilmek üzere bir kekin içine saklı bir USB bellekte İran’dan Fransa’ya kaçırıldı. Ayna, Daire ve Ofsayt gibi başyapıtların yönetmeni Panahi’nin film yapması, “ulusal güvenliğe karşı işlenen suçlara” istinaden 20 yıl boyunca yasaklanmıştı. Panahi bu yüzden, yönetmen arkadaşı Mojtaba Mirtahmasb ile bir gün geçirerek bir şeyler içip bir şeyler atıştırırken üzerinde çalıştığı bir senaryoyu sahne sahne anlattı. Panahi filmde şu yakıcı soruyu da sordu: “Madem anlatılabiliyor, film yapmaya ne gerek var?”

_____

O.J.: Made in America

O.J.: Made in America (2016) IMDb 9.0

Amerikan tarihinin en ilginç vakalarından O. J. Simpsons davası 2016’da yeniden gündeme oturdu. American Crime Story‘nin ardından O.J. Simpson’ı konu edinen O.J.: Made in America 5 bölümlük bir belgesel serisi. 7 saat süren O.J.: Made In America Ezra Edelman tarafından hazırlandı. Seri, eleştirmenler tarafından Amerika tarihinde ırkçılığı konu alan en kapsamlı belgesel olarak tanımlanıyor.

____

The Look of Silence

Sessizliğin Bakışı (2014) The Look of Silence IMDb 8.3

Öldürme Eylemi’nde 1960’larda Endonezya’da yüzbinlerce insanı öldüren katillerle bizi çok yakından tanıştıran Joshua Oppenheimer, Sessizliğin Bakışı’nda ise bizi o günlerde abisini kaybetmiş Adi ile tanıştırıyor. Ağabeyinin ölümünün detaylarını Öldürme Eylemi’nin çekimleri sırasında öğrenen Adi, bugün hâlâ iktidarda olan katillerle yüzleşmeye karar veriyor. Kuşkusuz çok cesur bir karar bu. Bazı sorular nasıl sorulur ki? Ama bir o kadar da sessiz bir onur var Adi’nin yüzleşmelerinde. Amacı suçlamak değil, anlamak. Adi, söze gelmeyecek kadar korkunç bir travmaya bir kapanış cümlesi arayan, kolektif bir kabusun özrünün ve dolayısıyla şifasının peşine düşmüş bir savaşçı.

___

I Am Not Your Negro

 I Am Not Your Negro (2016) IMDb 7.9

Usta yönetmen Raoul Peck’in imzasını taşıyan Oscar adayı bu belgesel, ünlü Amerikalı yazar James Baldwin’in yarım kalmış yapıtı Remember This House’u merkezine alıyor. Baldwin, çok kısa aralıklarla öldürülen Afro-Amerikalı üç aktiviste; Medgar Evers, Malcolm X ve Martin Luther King Jr.’a dair anılarından yola çıkarak Amerika’da ırkçılığın kökeni ve bununla nasıl mücadele edilebileceği üzerine bir deneme yazmayı hedeflemişti bu yapıtında. Peck ise yarım kalmış bu metni arşiv görüntüleriyle birleştirerek, Baldwin’in o dönemde ırkçılığa dair söylediklerinin günümüzde Amerika’da hâlâ geçerli olduğunu hayranlık uyandırıcı şekilde ortaya koyuyor. Filmde Baldwin›in metnini ünlü oyuncu Samuel L. Jackson seslendiriyor.

___

Beşir'le Vals

Vals Im Bashir (2008) Beşir’le Vals IMDb 8.0

Bir gece yönetmen Ari Folman barda arkadaşıyla oturmuş sohbet etmektedir. Arkadaşı, Ari’ye durmadan gördüğü bir kabustan bahseder. Kabusunda 26 tane vahşi köpekten kaçıyordur. Bu kabusun, iki adamın da Lübnan Savaşı’nda yaşadıklarıyla ilgisi olduğu kanısına varırlar. Ari, hayatının o dönemiyle ilgili pek bir şey hatırlamadığını fark edip şaşırır. Bu ilginç durum karşısında, dünyanın dört bir yanından dostlarını ve asker arkadaşlarını bulup savaşta yaşananlar hakkında konuşmaya karar verir. O dönemle ve kendisi ile ilgili gerçeği ortaya çıkarması gerekmektedir. Ari bu gizemi deştikçe, hafızası gerçeküstü resimlerle uyanmaya başlar.

___

Benim Cici Silahım

Benim Cici Silahım (2002) Bowling for Columbine IMDb 8.0

Amerika’da son yıllarda küçük çocukların saçtığı dehşetle birlikte boyutlarını görmeye başladığımız silah kültürünü inceleyen sıra dışı bir belgesel. Moore film için, silahların Amerikan kültürünün bir parçası olduğunu savunan ve silah fetişisti bir kuruluşun başkanlığını yürüten, eski oyuncu Charlton Heston ve dehşet saçan çocuklara ilham verdiği iddia edilen Marilyn Manson gibi isimlerle hassas konuyu masaya yatırıyor. Michael Moore’un gösterildiği festivallerde büyük beğeni toplayan ve bolca ödül toplayan yapımı, tüm zamanların en iyi belgeseli seçildi. Yönetmen Roger ve Ben’in ardından bir kez daha esprili ve aydınlatıcı belgesel sinemasına geri dönüyor.

____

Ayı Adam

Ayı Adam (2005) Grizzly Man IMDb 7.8

Amatör boz ayı uzmanı ve doğa eylemcisi Timothy Treadwell, kız arkadaşı ile birlikte Alaska’daki bir ulusal parkta ayıların arasında ve herhangi bir korunmadan yoksun olarak 13 yaz boyunca yaşadı. Fakat bir gün, her ikisinin de cesedi ayılar tarafından parçalanmış olarak bulundu.

Yönetmen Werner Herzog, belgesel formatındaki Ayı Adam’da bu ölümün ardındaki gerçekler ile doğa ile insan arasındaki ilişikinin düzeyini sorguluyor.

___
Çıkışlar Hediyelik Eşya Dükkanından 

Çıkışlar Hediyelik Eşya Dükkanından (2010)  Exit Through the Gift Shop IMDb 7.8

Dünyanın ilk sokak sanatı felaket filmi. Dünyanın en önemli sokak sanatı filminin nasıl hiç yapılamadığının inanılmaz ve gerçek hikâyesini anlatıyor. Bu eğlenceli ve tuhaf film, çağdaş sanat dünyasının, sokak sanatının ve belgesel yapımının iç yüzünü açığa çıkarıyor. Her şey, bugüne kadar kimliğini gizlemiş ancak Bristol ve West Bank’teki stencil adı verilen duvar baskılarıyla meşhur olan sokak sanatçısı Banksy ile başlıyor.

___

Stories We Tell

Anlattığımız Hikayeler (2012) Stories We Tell IMDb 7.6

“Neruda, aşk çok kısa, unutmak ise çok uzun diye yazmıştı.” 

Kim demiş hikâye anlatıcılığı sona eriyor diye! Dünyanın en eğlenceli ama güvenilmez hikâye anlatıcılarıyla tanışmaya ne dersiniz? Sarah Polley, hem yönetmen hem de adeta bir detektif gibi kendi ailesini sorguya çekiyor. Geçmiş bilgi kırıntıları arasında kayboluyor, onları birbiriyle çarpıştırıyor. Bir süre sonra itirafların, gerçeklerin, aile hikâyelerinin değişik bakış açılarından anlatılınca ne kadar farklılaştığını ortaya koyuyor.

Bütün duyduklarımız başka yönlere doğru çatallanmaya başlıyor. Hayır, bu artık sıkılmaya başladığımız türden bir postmodern anlatı denemesi değil; aksine hakikatin ve belleğin kaypaklık anlarının yakalandığı oldukça yaratıcı ve inanılmaz etkileyici bir belgesel. Polley, özünde oldukça kişisel bir meseleden yola çıkıyor ama bunu kendi hikâyelerimizin bizi birey ve aile olma yönünde nasıl şekillendirdiğini araştıran büyüleyici bir yolculuğa dönüştürüyor.

___

Weiner 

Weiner (2016) IMDb 7.7

Belgesel, New York Kongresi üyesi Anthony Weiner’in belediye başkanlık kampanyasını ve bugünün siyasi manzarasını inceliyor.

__

At Berkeley

At Berkeley (2013) IMDb 7.3

Belgesel, dünyanın en prestijli okullarından Berkeley Üniversitesi’ni mercek altına alıyor ve üniversitenin başarısındaki sırrı araştırıyor.

____

Cameraperson

Cameraperson (2016) IMDb 7.7

Belgesellerde yıllarca görüntü yönetmeni olarak çalışmış Kirsten Johnson’ın 25 yıldır biriktirdiği görüntüleri bir araya getirmesinden oluşan film; bu görüntüleri oluşturanlar ve konularının ilişkisi ya da tarafsızlık ve kameranın müdahalesi gibi konulara parmak basmayı amaçlıyor. Dünyanın dört bir yanından birçok kopuk görüntüden oluşan film, görsel estetiğiyle de dikkat çekiyor.

___

Man on Wire

Teldeki Adam (2008) Man on Wire IMDb 7.8

“Her günü gerçek bir mücadele olarak görürsen, hayatını telin üstünde yaşarsın.”

7 Ağustos, 1974’de, Philippe Petit isimli genç bir Fransız o zamanın en yüksek binaları olan New York şehrinin ikiz kuleleri arasında gerilmiş telin üzerine ilk adımını attı. Telin üzerinde yaklaşık bir saat dans ettikten sonra tutuklanıp psikolojik değerlendirmeden geçip kısa süre sonra salıverilmek üzere hapse atıldı…

Petit, altı ay kulelerin hayalini kurmuş ve New York’ta geçirdiği sekiz ay boyunca da projeyi gerçekleştirmek için çalışmıştı. Arkadaşları ve iş birlikçileriyle beraber, Petit inanılmaz engeller aştı: İkiz kulelerin güvenliğinden geçmek; üzerinde yürüyeceği teli ve ipi germek için gerekli eşyaları binaya sokmak; teli iki çatıya ulaştırmak; kulelerin sallanma oranı ve rüzgarın gücünü hesaplayarak teli germek… Nihayet sabah saat 7:15’te, Philippe Petit, Manhattan kaldırımlarından 411 metre yükseğe gerilmiş tele ilk adımını atıyor.

James Marsh’ın çok konuşulan ve nefes kesici belgeseli, Petit ve ona yardım eden arkadaşlarının anlatımları ile “yüzyılın sanatsal suçu”nu bize tüm heyecanıyla aktarıyor. Asla asla demeyenlere adanır.

____

Citizenfour

Citizenfour (2014) IMDb 8.1

Tarihin en ses getiren olaylarından birinin kahramanı olan üst düzey CIA analisti Edward Snowden’ın hikayesi, senenin en iddialı yapımlarından biri olan Citizenfour belgeselinde izleyiciyle buluşuyor. Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı’nın, vatandaşların özel hayatlarının gizliliğini yasal olmayan yollarla, gizlice ihlal ettiğini açığa çıkaran Snowden, belgeselci gazeteci Laura Poitras ve gazeteci Glenn Greenwald ile “Citizenfour” takma adını kullanarak iletişime geçer. Üçünün yolları Hong Kong’da kesişir ve Snowden skandala ait gizli belgeleri kameralar kayıttayken gazetecilere teslim eder. Snowden’ın attığı bir hayli riskli adımın ardından yaşananları takip eden Laura Poitras imzalı belgesel; gerçeklik, gerçekçilik ve mevcut kontrol mekanizmalarına dair derin sorular barındırıyor.

___

Kate Plays Christine (2016) IMDb 6.4

Kate Plays Christine, 1974 yılında gerçekleşen Christine Chubbuck skandalını anlatıyor. Chubbuck, 15 Temmuz 1974 yılında Amerika’nın Florida Eyaletindeki bir yerel televizyon kanalında yayınlanan programında  kendini canlı yayında öldürür. Olaydan üç hafta önce kendisinden istenen “intihar üzerine” bir program hazırlarken o dönemde yaşadığı depresyonun da etkisiyle intihar olayını takıntı haline getirir ve kendini öldürmesiyle sonuçlanan bir program hazırlar. Hatta ölümünden sonra kendisiyle ilgili açıklama yapacak sunucunun metnini bile hazırlamıştır. 29 yılında hayatını kaybeden Chubbuck, öncesinde de iş arkadaşlarına canlı yayında kendini öldürmekten bahsetmiş ama kimse ciddiye almamıştır.

Öncesinde küçük yerel televizyonlarda çalışmış olan Chubbuck, bu olay sayesinde tarihe adını hiç bir büyük kanal spikerinin yazdıramayacağı kadar kalıcı bir şekilde yazdırmıştı. Kendi ölümünü dahi şovun bir parçası olarak programın içine yerleştiren Chubbuck, popüler kültürün ve televizyon kültürünün yıkıcı etkisini en iyi anlatan örneklerden biri oldu.

Bu trajik olayı konu alacak filme hazırlık aşamasını konu alan belgesel aynı zamanda filmlerin hazırlık aşamasını işliyor. Ön hazırlık aşamasından itibaren dramatik altyapının kurulumunu anlatıyor. Yeni dönemin parlak belgeselcilerinden görülen Robert Greene‘in Kate Lyn Sheil ile uyumu da belgeselin başarısına yansıyor. Çok sade fakat bu gerçeklikte seyirciyi de gerilimin içine sürükleyen Kate Plays Christine, bir oyuncunun karakter yaratmadaki zorluklarını yansıtıyor. Özellikle bu tarz psikolojik olarak gerilimli karakterler için zor olan bu süreç oyuncunun kendi içine soğurmak zorunda olduğu, oynayacağı karakterin psikolojik yıkımlarını başarılı bir şekilde işliyor.

____

Leviathan

Leviathan (2012) IMDb 6.5

Melville´in gemisi Pequod´un Moby Dick´i kovaladığı sularda, insan, doğa ve makinenin ortak kaderleri Leviathan´da dile geliyor. Bu kolektif deneyimi belgeleyebilmek, insanoğlunun en eski mücadelesini hem balıkçıların hem de avın gözüyle aktarabilmek için, balıkçılarla filmciler arasında gidip gelen, atılıp tutulan, iplerle bağlı düzinelerce kamera kullanılmış. Filmin yazarı, yönetmeni, kurgucusu ve yapımcısı, antropolog-bilim insanı-sanatçı-sinemacı olan ve Harvard Üniversitesi´ndeki Duyusal Etnografya Laboratuvarı´nda çalışan Véréna Paravel ile Lucien Castaing-Taylor. İnsan, hayvan ve makineyi; güzeli ve korkuncu; yaşam ve ölümü olağanüstü bir biçimde görüntüye aktaran Leviathan, şimdiye dek izlediğimiz filmlerden çok farklı.

___

Fuocoammare

Denizdeki Ateş (2016) Fuocoammare IMDb 6.8

Üç yıl önce Çevreyolu ile Altın Aslan kazanan Gianfranco Rosi, Berlin´den Altın Ayı ile dönen yeni belgeseli Denizdeki Ateş´te günümüzün en acil ve en önemli toplumsal sorununa değiniyor. Film, özellikle Kuzey Afrikalı mültecilerin Avrupa´ya giriş noktası olan, İtalyan adası Lampedusa´da geçiyor. Rosi, adanın çeşitli sakinlerinin hayatını takip ediyor: Bir balıkçı ailesi, bir radyo DJ´i, adada göçmenlerle ilgilenen tek doktor ve 12 yaşındaki Samuele… Bir anlamda filmin yıldızı olan Samuele´nin göz hastalığı, sapanla oynadığı oyunlar, hatta onunla ilgili hemen her şey Avrupa´nın göçmen sorununa yaklaşımıyla ilgili bir metafora dönüşüyor.

____

Canım Babacığım

Canım Babacığım (2003) Capturing the Friedmans IMDb 7.8

Belgeselci Andrew Jarecki’nin kamerasından Friedmanların şok edici öyküsü…

Baba saygıdeğer bir öğretmen. Anne kendisini çocuklarına adamış bir kadın. Üç çocuğun her biri örnek öğrenci. 80’lerin tipik bir Amerikan ailesi olan Friedmanlar, Long Island’da saygıdeğer bir orta sınıf yaşantısı sürmektedirler. Ancak mutluluk bir sonsuza dek sürmez. Ailenin babası Arnold çocuk pornosu alıp satmakla suçlandığında şok edici sosyal dönüşüm başlar.

___

Yıldız Olmaya Ramak Kala

Yıldız Olmaya Ramak Kala (2013) 20 Feet from Stardom IMDb 7.4

Oscar adayı bu müzik belgeselinde röportaj yapılan isimler arasında Bruce Springsteen, Stevie Wonder, Mick Jagger, Sting gibi efsaneler var. Ancak bu kez sahneyi, memnuniyetle, yıllarca gölgelerinde kalmış şahane seslere bırakıyorlar: Albümleri ve konserlerinde geri vokalleri yapan şarkıcılara. Müzik piyasasındaki en iyi vokalistlerden birkaçının kariyerini perdeye taşıyan Yıldız Olmaya Ramak Kala, pop müziğin son elli yıl içerisinde nasıl değiştiğine, Afro-Amerikalı kadınların müzik endüstrisinde var olma çabasının zorluklarına ve doğal olarak sivil haklar mücadelesine değiniyor.

___

The Central Park Five

The Central Park Five (2012) IMDb 7.7

“The Central Park Five” belgeseli New York Central Park’ta 1989’da gerçekleştirilen bir tecavüz vakasını ve olayın perde arkasını konu alıyor. Trisha Meili, Central parkta spor yaparken, tecavüze uğramış ve ölesiye dövülmüştü. Polis, 4’ü siyahi, biri latin amerika kökenli 5 genci, elle tutulur hiçbir delil olmamasına rağmen olaydan sorumlu tuttu. Ancak 2002 yılında bir seri tecavüzcü suçu üstlendi.

____

Kedi

Kedi (2016) IMDb 7.8

Uyumadan önce ‘sadece bir tane’ diye açıp sabahlara kadar izlediğiniz kedi videolarından çok daha iyisi. İstanbul’un Galata, Cihangir, Feriköy, Kuzguncuk gibi merkezi semtlerinin tanınan kedileri kimin bacağına sürtünür, kimin tezgahında yatar, kimin penceresine tıklayıp mama ister, yavrularını nereye saklar, mahalleye yeni gelen sıska kediye nasıl ayar verilir? İnsanların ağzından karakterlendirilen; çeşit çeşit huylarından bahsedilen; ev, bahçe ve sokak tipi kedigillerden dokuz tanesi, tüm o insanları hiç .iklemeden takılmaya devam ederken bizi İstanbul’da dolaştırıyor.

____

Amy

Amy (2015) IMDb 7.8

2011 yılının Temmuz ayında henüz 27 yaşındayken hayata veda eden, yüzyılın en önemli yeteneklerinden biri olarak kabul edilen Amy Winehouse’un hayatını beyaz perdeye yansıtan film, ünlü müzisyenin kendi anlatımı eşliğinde, daha önce görülmemiş arşiv görüntülerini de izleyiciyle buluşturacak. Filmin yönetmenliğini 2010 tarihli Senna belgeseliyle ses getiren Asif Kapadia üstleniyor.

____

No Home Movie

No Home Movie (2015) IMDb 6.7

Brüksel’de bir mutfakta geçen, duyguların ihtiyatlı bir şekilde, neredeyse hiç çaba gösterilmeden aktarıldığı bir film.

“Bu film her şeyden önce artık bizimle olmayan annem hakkında. 1938 yılında Polonya’daki şiddetten ve pogromlardan kaçıp Belçika’ya gelen bu kadını sadece evinin içinde görebiliyoruz, Brüksel’deki bir apartman dairesinde. Ama film, aynı zamanda annemin görmediği, evin dışında kalmış keşmekeş içindeki dünyayı da konu ediniyor.”

Yakın zamanda kaybettiğimiz Chantal Akerman’ın annesi hakkında insanın içine işleyecek derecede samimi olan bu filmi sadece kişisel yaralarla ve onları çevreleyen şeylerle ilgili değil. Aynı zamanda mekanın ve zamanın ruhunu en iyi yakalayabilen sinemacılardan birisinin, belki de en iyisinin, bize dünyaya bakmanın farklı biçimlerini keşfetme imkanı veren son armağanı.

___

All These Sleepless Nights

All These Sleepless Nights (2016) Uykusuz Her Gece IMDb 7.7

Uykusuz Her Gece tavizsiz, cesur ve inkar edilemeyecek biçimde sinemanın büyüsünden nasiplenmiş bir gençlik portresi.

Varşova’da ayak sesleri gitgide yükselen bir değişimin kıyısında, huzursuzca yeni bir geleceğe tanıklık ediyoruz. Sanat okuluna giden Christopher ve Michal da bir yandan kendi büyüme sancılarını bir yandan da bu belirsiz geleceğin sızılarını hissediyor. Şehrin sokaklarında hiç durmadan dolaşıp, içinde yaşadıkları ânın keyfini sonsuzluğa taşımak istiyorlar. Mutlak cevaplar aramadan, ânın deneyimini sonuna kadar zorlayarak, uyumakta olan bir dünyada uyanık olmaya çalışmanın ne demek olabileceğini sınıyorlar adeta. Michal Marczak’a Sundance’te Dünya Belgeselleri dalında En İyi Yönetmen ödülü kazandıran film, kabına sığmadan akan ritmiyle sadece 20’li yaşlardaki Polonyalı gençlerin portresini çizmekle kalmıyor, bizi de onların yaşadığı zaman diliminin bir parçası kılıyor. !f seyircisinin Orman İçin Seviş’le yakından tanıdığı Marczak muazzam kamerasıyla partilerin, şehrin ve sabaha sarkan konuşmaların arasından geçerek bizi uykuyla uyanıklık arasında bir deneyime ortak ediyor.

___

Serkan Baştimar

Serkan Baştimar

Yayın Yönetmeni at Sinefesto
Serkan Baştimar

Latest posts by Serkan Baştimar (see all)

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up