1980’li Yıllarda Çekilen 20 Başyapıt

Genel Keşfet Liste

                        Feyza Yeşilyılmaz hazırladı…                               tumblr_n6r4omzKw31qfar2so3_400

Uçurtmayı Vurmasınlar (1989)

Uçurtmayı Vurmasınlar, Feride Çiçekoğlu’nun 12 Eylül askeri darbesi sonrası dört yıl boyunca tutuklu kaldığı cezaevinde yaşadıklarından esinlenerek yazdığı filmdir. Uçurtmayı Vurmasınlar filminde kadınlar koğuşunda yaşayan direnişçi kadınların hikayesi anlatılır. Her biri hayatın farklı sillesini yemiş. Kimi zaman umut dolu, kimi zaman ise hüzünlü sahnelere şahit olduğumuz bir filmdir. Filmde bir çocuğun üzerinden hayata, kadınlara bakışı anlatılır. Barış’ın annesi uyuşturucudan hapise girmiştir. İlgisiz ve sorumsuz babasının annesini düşürdüğü hal anlatılır.Onun yanında hikayenin yan kadın karakterlerinin hikayesini ve direnişini de görürüz.

_______________

The-Color-Purple-1

Mor Yıllar (1985)

Film biri bastırılmış diğeri ayakları üzerinde duran iki farklı kadın portresi sunar bizlere… 1900’lu yılların başlarında, güneyli bir siyahi kız olan Celie, önce babası tarafından hamile bırakılır, ardından yıllar boyunca efendisi olarak göreceği adama evlenmek üzere satılır. Cellie sonunda kuru gürültüye papuç bırakmayan, güçlü, dobra bir kadın olan Sofia ile tanışacak ve ondan çok şey öğrenecektir. Kadınlığın nesne olarak değil, kendi öznesi olarak ayakta kalma mücadelesini geçişini anlatan bir filmdir.

_______________

tumblr_n93x5onSKw1qi9ir5o1_500

Paris Texas (1984)

Sinemanın bir başka münzevi karakteri Harry Dean Stanton var karşımızda. Yalnızlığına yoldaş olan ıssız ve tekinsiz yollardan geçiyor. Çevresiyle iletişimi neredeyse yoktur. Bir gün kardeşinin onu aramasıyla hayatına dair her şey değişir. Bu sefer yine yollardadır. Ancak eski eşini arayış içine düşmüştür. Yol filmleri içerisinde çok ayrı bir yere sahiptir.

________________

s-736ef0a5a2164dd9a17e60beebc7b032591254df

Offret (1986)

Bir adam, küçük oğlu ve kurumuş bir ağaç üzerinden dönen bir filmdir. Alexander ateist  bir oyuncu, düşünür ve yazardır. Genç karısı da kendisi gibi bir oyuncudur. Bu filmi izlerken Yunus Emre’nin “bana seni gerek seni dizeleri” hep aklıma gelmiştir. Alexander evinden, eşinden ve evladından uzaklaşarak onları kurban eder. En sevdiğin şeyden verirsen Allah’a olan yakınlığın olur. Kurbanın manevi anlamıda budur. Ve sen zincirlerini kırıp özgürleşirsin. Bu filmde İbrahim kıssasına büyük atıflar vardır. Alexander’ın yaptığı şeyleri gördüğümüzde Hz. İbrahim’in imtihan süreçlerinden geçtiğini görürüz. Kurumuş bir ağacın etrafında yakarışını görürüz. Her şeyden vazgeçtiği evini yaktığı sahneden anlıyoruz. Sonrasında yaptığı şeyin irrasyonel olduğu görülür ve akıl hastanesine kaldırılır. Dilsiz oğlu ise filmin başındaki kurumuş ağaça gider ve sular, güneşte doğmuştur. Umutlu bir tabloya bağlanılmış. İsmail’in dirilişi de diyebiliriz.

______________

fanny-and-alexander-o

Fanny ve Alexander (1983)

Film konu olarak; Fanny ve Alexander kardeşler gözünden hikayeyi bize anlatır. Kendi hallerinde mutlu bir hayatları var iken babalarının ölümüyle hayatları da değişen iki kardeş ve annesinin öyküsüdür. Kendi evlerinde, ev renkli tonların olduğu canlı bir atmosfer çizer. Ev kollayıcı bir sığınak yeridir. Ama annelerinin bir rahip ile evlenmesi ile yaşadıkları ev değişimi ürkütücü, tekinsiz ve geçmiş yaşantıların travmatik izleriyle dolu bir mekana dönüşür. Renkler pastel, cansızdır. Bergman kardeşlerin hayatlarının değişimi ve dönüşümünü ev ve renkler üzerinden anlatmıştır.

_____________

giphy

The Shining (1980)

“Bazı yerler insanlar gibidir. Bazıları parlar bazıları parlamaz.”

Sinemanın dahi çocuğu Stanley Kubrick’ten bir başyapıt filmi… Yazar Jack Torrance’ın, kış sezonunda kapalı olan Overlook Oteli’nin bakımını üstlenerek, ailesiyle birlikte otele taşınması sonrasında gelişen  olayları konu alır. Jack’in doğaüstü sezgilere sahip olan küçük oğlu, zamanla otelin içerisinde yalnız olmadıklarını, geçmiş ve gelecekten gelen hayaletlerle birlikte yaşadıklarını görür ve ailesini buna inandırmaya çalışır. Jack doğaüstü varlıklar tarafından ele geçirilir ve yavaş yavaş aklını kaybetmeye başlar…Bu filmde renk üzerinden bir film dili oturmuştur. The Shining filminde turuncu rengin atmosferinde fazlasıyla kullanılmıştır. Turuncu renk korku ve gerilimin rengidir. Filmde özellikle  koridor sahnelerinde ve filmin gerilim sahnelerinde atmosferinde yoğun bir turuncu renk kullanımı görürüz.

_______________

163289

Sürü (1979)

 Yılmaz Güney’in bir diğer önemli filmi ise 1979 yapımı Sürü ‘dür. Sürü ‘de anlatılmak istenen bir köyden Ankara’ya götürülen koyun sürüsünün hikayesi değildir. Aslında; bu sürü içerisinde insan ilişkilerini anlatır. Filmin teması kapitalist dünyada hem insan ilişkilerinde hem de yaşantı tarzında olan değişimler ve çatışmalardır. Bir aşiretin ikiye bölünmüşlüğünü, yaşlı inatçı geleneklere bağlı baba ile, sevdiği kadınla babası arasında kalan bir oğulun hikayesini anlatır. Aşiret, büyükşehri umut kapısı olarak görür. Filmin anlatım dili yalındır. Yalnız filme eleştiri getireceğim tek nokta, Şivan’ın evlerinde kaldığı arkadaşının oğlunu propaganda amaçlı posterleri gösterip toplantıya katılacağız demesidir. Burada çok göze çarptırılmaya çalışılmış halbuki buna gerek yok. Zaten film feodalite ile kapitalizm çatışmasını başından beri yansıtıyordu. Sinema da açık göstermektense imge ile ima etmek daha değerlidir. Onun dışında oyunculuk ve anlatımıyla Yılmaz Güney unutulmazlarındandır.

_____________

zi9lGXX

Scarface (1983)

”Ben her zaman doğruyu söylerim, yalan söylerken bile.“

Hırsın Küba’nın varoşlarından Amerika’ya bir suçlu adamın üzerinde yaptığı yolculuktur Scarface! Tony Montana isimli Kübalı suçlu, Miami’ye gelip uyuşturucu lordu Robert Loggia’nın emrinde çalışmaya başlar. Montana’nın hırsı ve öfkesi basamaklaı hızla tırmanıp büyük bir şuç şebekesinin başı olmasını sağlar. 170 dakikalık film, uyuşturucu dünyasının gizli kapılar ardında dönen çarklarından başlayarak suç dünyasını gözler önüne serer.

______________

s-8c9eac3cbe2a4a36be077080afb40cc94b795937

Yılmaz Güney / Yol (1982)

Yılmaz Güney’in toplumsal gerçekçi filmlerindeki olgunluk çağı ürünü olan filmi Yol’ dur. Güney’e bu filmi, 1982 Cannes Film Festivali’nde ödül getirmiştir. İnsan hayatları çevresinde çoğu toplumsal değerlere eleştiride bulunulur. Filmde  beş cezaevi arkadaşının üzerinden farklı farklı kaybolan insani değerleri hatırlatmıştır. Güney; kan davası, töre gibi toplumda kanguren olmuş yaraları da filminin alt metninde anlatır.

______________

tumblr_mkncjapgf71r84iplo2_r2_500

Woody Allen / Purple Rose Of Cairo (1985)

Film, 1985 yapımı fantastik komedi filmidir. Filmin yönetmeni Woody Allen’ın en sevdiği filmidir. Allen; “Senaryosunu en doğru aktardığını” söyler. Konu olarak yoğun bir sinema sevgisi olan kederli yaşantısından bir süreliğine de olsa uzaklaşmak için sürekli olarak sinemaya giden yoksul bir garson kadının beyaz perdedeki idolü olan aktörün boyut değiştirerek gerçek dünyaya geçişi ile birlikte onunla yaşadığı aşk anlatılmaktadır. Filmde kadının sinema üzerinden varoluş, benlik mücadeleleride anlatılır.

_______________

varolmanindayanilmazhafifligi-3

The Unbearable Lightness of Being (1988)

Milan Kundera’nın aynı adlı eserinden uyarlanmış filmde, hayatlarındaki bağlılıklarından kaçarak varoluşsal problemlerini çözmeye çalışan Thomas ve Tereza çiftinin otorite, aile bağı, kendi bunalımlarını apolitik gibi gözükseler de ülkeleri ve kendi hayatlarına dair gelgitlerini anlatır.

_________________

maxresdefault

Rain Man (1988)

Bir  araba satıcısı olan Charlie,  bencil ve fırlama bir şehir çocuğudur. Babasının öldüğünü haber alan Charlie, cenazesine gittiğinde babasının 49 model bir Buick Roadmaster hariç tüm mirasını bir vakfa bıraktığını öğrenir. Kendi hakkı olduğunu düşündüğü bu paradan bir pay alabilmek için bu vakfı ziyaret eden Charlie, buranın özürlülerle ilgilenen bir kurum olduğunu öğrenir. Bu vakfı ziyaret ettiğinde kendisinden gizlenen bir gerçeği öğrenmek zorunda kalır. Otizm hastalığından muzdarip abisi ile karşılaşır. Ve abisi ile hem kendini bulmak hem de hayatını değiştirecek kararlardan geçeceği bir yolculuk yapar.

______________

1806_03

Muhsin Bey (1987)

Yavuz Turgul’un 1987 yapımı en meşhur filmlerinden biridir. Filmin konusu, İstanbullu Muhsin Bey, Türk musikisine ve çiçeklerine düşkün, değerlerine bağlı bir gelenekçi bir adamdır. Bir gün kaset çıkarmak için şehre gelmiş, yanık sesli türkücü Ali Nazik’le yolları kesişir. Muhsin Bey, Ali’yi şöhretle tanıştırabileceğini düşünür. Bu iki ayrı dünyanın insanı  zorlu bir işbirliğine girerler. Dünyaların ne kadar ayrı olduğunu anlamaları içinse, elbette zamana ihtiyaç duyacaklardır.

__________________

Stand-By-Me-gif-stand-by-me-21204278-500-267

Stand Bye Me (1986)

Kayıp bir cesedin ardına düşen bir grup çocuğun maceralı yolculuğunu konu alan film bir yazar olan Gordie Lachance’nın gözünden anlatılır. Gordie gazetelere göz gezdirirken bir çocukluk arkadaşının öldüğü haberini görür. Daha sonrasında birlikte atıldıkları maceralı yolculuğu hatırlamaya başlar… Gordie sessiz ve akıllı bir çocukken tek uğraşı büyük zevk aldığı kitapları okumaktır. Vaktinin çoğunu birlikte geçirdiği arkadaşları Chris, Teddy ve Vern’le birlikte, kasabayı saran cinayet haberini duymuşlardır. Küçük bir çocuğun cesedinin bulunduğu yere doğru yolculuğa çıkan bu dört yakın arkadaş, yolculuk sırasında çeşitli maceraları deneyimlerler ve birçok imtihana tabi olurlar.

______________

DeLorean_Arrival

Back The Future (1985)

Çılgın bir bilimadamı Dr. Brown zamanda yolculuğu mümkün kılan bir araba geliştirir. Bu makineyi ilk kullanan genç Marty ufak bir zamanlama yanlışıyla gelecek yerine geçmişe gönderilir. Otuz yıl öncesine dönen Marty’nin burada yaptığı bir hamle, kendi kaderini ilginç bir noktaya sürükleyebilecek bir hataya sebebiyet verir. Artık Marty’nin yapması gereken tek şey kendi doğumunu bile engelleyecek bu hatayı bir şekilde düzeltmeye çalışmak olacaktır.Zamanda yolculuk temalı filmlerin atalarından olan ‘Geleceğe Dönüş’ hem yönetmeni Robert Zemeckis’in hem de dönem sinemasının şahlandığı anlardan biridir. Gösterime girdiği dönem insanlığını bir hayli heyecanlandıran ve kısa bir süre sonra kült mertebesine erişmiş, o güne kadar hep TV dizilerinde yer alan başrol oyuncusu Michael J. Fox’a da büyük ün getirmiştir.

_____________

tumblr_n94ucaiN5P1qduh7lo1_500

When Marry Met Sally (1989)

Rob Reiner’ın yönetmenliğini yaptığı, başrollerinde Meg Ryan ve Billy Crystal’ın yer aldığı yapıt, tüm zamanların en başarılı romantik komedilerinden biridir. Bir yolculuk sırasında karşılaşıp tanışan Harry ve Sally isimli iki genç sohbetleri esnasında aynı üniversiteden mezun olduklarını, ancak daha önce hiç karşılaşmadıklarını fark ederler. Bu keyifli sohbet sırasında konu ikili ilişkilere gelir ve iki karşı cinsin arkadaş olup olamayacağı üzerine uzun uzun tartışırlar. Sonuç ise arkadaş olamadıkları yönündedir. New York’a vardıklarında ayrılırlar ve ikisi de ayrı ayrı kendi hayatlarını yaşamaya devam ederler. Bir gün hiç ummadıkları bir anda tekrardan karşılaşma fırsatı bulurlar ve olaylar çok başka boyutlara gider.

______________

tumblr_msi5gjvYED1r2m60oo1_500

Der Himmel Uber Berlin (1987)

Alman sinemasının ünlü yönetmeni Wim Wender’ın filmidir. Konusu, insan olabilmek için dünyevi bir aşk arayışı içerisine giren bir meleği konu alan film bölünmüş Berlin’de geçer. Melek Damiel ve melek Cassiel’in  gözünden şehirdeki farklı yaşamları izler, farklı dramlara tanık oluruz. Konumları gereği onlar da sadece pasif bir izleyici olmak zorundadırlar. Damiel bunu değiştirmeye karar verir. Her değişimin bir bedeli olduğunuda yaşayınca öğrenir.

________________

giphy (1)

Blade Runner (1982)

Uzaydaki bir madende çalışan androidler, kaçıp dünyada rehine alıyorlar. Rick Deckard’ın görevi  ise onları bulup yok etmektir. Kaçanları ararken, anroidlerle insanları birbirinden ayırmak zorundadır. Aramaları sırasında kopya insanları, yani androidleri yapan şirket Tyrell Corporation hakkında gizli bilgiler elde ediyor. Görsel olarak muhteşem, yoğun aksiyon sahnelerine sahip ve yapımından bu yana güçlü bir etkiye sahip olan Ridley Scott’ın Bladerunner’ı, uzatılmış ve daha önce asla görülmemiş özel efektlere sahiptir.

________________

ran

Ran (1985)

Usta yönetmen Akira Kurosawa tarafından yönetilen Ran, İngiliz edebiyatının önemli eseri olan Shakespeare’nin ünlü oyunu Kral Lear’ın hikayesidir. Kurusawa bu filmi,  Uzakdoğu kültürüyle birlikte başarılı bir şekilde yoğurmuştur.

 Filmin konusu, başarılı hükümdarlık kariyeri  sarsılan bir babanın, çocukları tarafından uğradığı ihanet ve bu güç savaşlarının karakterlere verdiği ölümcül zararlar işlenir. Hidetora, krallığını üç oğlu arasında paylaştırmak istediğinde karşılaştığı şey hem bir babanın hem de bir hükümdarın hak etmediği tarzda bir netice olacaktır. Çocuklarından kendisine sadık kalmalarını bekleyen baba, beklemediği bir şekilde kendi çocuklarının acımasız yüzüne tanık olacaktır.

_______________

BlueVelvet

Blue Velvet (1986)

David Lynch’in başyapıt filmlerindendir. Filmde Jeffrey evinin yakınlarında kesilmiş bir kulak bulur, polis olayla ilgilenmeyince kendisi durumun peşine düşer. Karmakarışık olaylar da baş gösterir. Jeffrey, olayı kasabanın şerifi Teğmen John Williams’ın kızı ve lise öğrencisi olan Sandy Williams’ın yardımları ile, kendi başına araştırmaya karar verir. Ve üç arkadaş oldukça heyecan soluklu bir maceraya atılırlar.

_____________

Listeye girmeyen ama dikkate değer diğer filmler…

CPW6lA3W8AEAU82

Ölü Ozanlar Derneği (1989)

Züğürt Ağa (1989)

Raging Bull (1980)

Gandhi (1982)

Adı Vasfiye (1985)

Star Wars (1980)

The Thing (1982)

Amadeus (1984)

The Elephant Man (1980)

Nostalgia (1983)

_________

twitter.com /feyyzacaa

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up