18. Filmekimi Filmleri

Etkinlikler Manşet Türkiye

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 18. kez düzenlenen Filmekimi, her yıl olduğu gibi, saygın festivallerde gösterilmiş, ödüller almış, eleştirmenlerin ve izleyicilerin ilgisini çekmiş yapımları içeren zengin programıyla Ekim ayında sinemaseverlerle buluşacak. Filmekimi, 4-13 Ekim 2018 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşecek.

Sizler için bu yıl Filmekimi’nde izleyeceğimiz 15 güzel filmi listeledik. İyi seyirler.

Joker

Batman’in ezeli düşmanı olan ikonik karakterin geçmişine bir bakış sunacak ve “Joker”e dönüşümünü ele alan film 1980’lerin Gotham City’sinde geçiyor. Perdeye daha karanlık bir tonda yansıyacak olan film, toplum tarafından göz ardı edilen bir adamın sadece ayrıntılı bir karakter çalışması değil, aynı zamanda daha geniş bir eğitici hikâye olacak. Film,

Parasite / Parazit

The Host ile uluslararası alanda tanınan, Snowpiercer ve Okja ile kariyerini sağlamlaştıran Bong Joon-ho, Parazit ile Cannes’da Altın Palmiye kazanarak yılın en iyi filmlerinden birine imza atmış oldu. Güney Kore’de tüm gişe rekorlarını kırarak 10 milyon izleyiciye ulaşan ve ülkesinin Oscar adayı olan Parazit’in merkezinde birbirinden derin farklarla ayrılan Park ve Kim aileleri var. Neredeyse sefalet içinde yaşayan Kim ailesinin fertleri gerçek kimliklerini bir şekilde saklayarak birer birer, zenginlikleri sınır tanımayan Park ailesinin hizmetine giriyor. Bu tuhaf işbirliği sürerken sınıf atlama çabası ve servet kibrinin yol açtığı trajikomik olaylar ardı ardına gerçekleşiyor. Parazit, güçlü sinema dili ve sürprizlerle dolu, sağlam senaryosuyla öne çıkıyor.

Pain and Glory / Acı ve Zafer

Hem İspanya’nın en özgün sinemacısı Almodóvar’ın hem de fetiş oyuncusu Banderas’ın muhteşem dönüşünü müjdeleyen Acı ve Zafer, Cannes’da eleştirmenlerin yıldız tablosunda en tepeye yerleşti ve izleyicilerin de olağanüstü övgüsüyle karşılandı, ülkesinin Oscar adayı oldu. Oyuncularının hayranlık uyandıran performanslarının yanı sıra, canlı renklerin öne çıktığı görüntü yönetimi, aile bağlarının anlamıyla aşkın derinliğini işleyen sıcacık hikâyesiyle de gönüllerin Altın Palmiye’sini kazandı. Pedro Almodóvar’ın kendi yaşamından esinlenerek senaryosunu yazıp yönettiği Acı ve Zafer, yaşlandıkça eski şaşaalı günlerinin özlemini daha sık çeken dünyaca ünlü bir yönetmenin 1960’lardan günümüze yaşam öyküsünü çok duygusal ve çok kişisel bir bakış açısıyla anlatıyor.

It Must Be Heaven / Burası Cennet Olmalı

Alternatif bir vatan arayışıyla Filistin’den kaçan ES, Filistin’in hep peşinden geldiğini fark eder. Yeni bir yaşam vaadi, bir yanlışlıklar komedisine dönüşmüştür; Paris’ten New York’a, nereye, ne kadar uzağa giderse gitsin, her şey bir şekilde kendisine anavatanını hatırlatır. Filistin’in Oscar adayı It Must Be Heaven ulus, kimlik ve aidiyet kavramlarına değinen komik bir destan. Film bu yıl Cannes’da FIPRESCI ve Mansiyon ödüllerine layık görüldü.

The Traitor / Hain

İtalya’nın en saygın sinemacılarından, 2010’da İstanbul Film Festivali’nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü alan Marco Bellocchio, Cannes’da Altın Palmiye için yarışan son filminde Sicilya’nın en kötü şöhretli mafya babalarından birinin gerçek hayat hikâyesini sinemaya aktarıyor. “İki dünyanın babası” olarak anılan Tommaso Buscetta 1980’lerin başında Sicilya mafyalarının kanlı hesaplaşmaları sırasında İtalya’dan Brezilya’ya kaçar. Yakalanıp sınır dışı edileceği belli olduğunda Tommaso mafya tarihini kökünden değiştirecek bir karar alır: Sessizlik yeminini bozup mafyanın ilk itirafçısı olmayı göze alacaktır.

Marriage Story 

Oscar’lı sinemacı Noah Baumbach’ın yeni filmi Marriage Story, ilk kez izleyici karşısına çıktığı Venedik Film Festivali’nde müthiş övgüler aldı, Toronto Film Festivali’nde de eleştirmenlerin oylarıyla Adam Driver’a En İyi Performans Ödülü’nü getirdi. Marriage Story dağılan bir evliliğin ve birlikte kalan bir ailenin dokunaklı ve şefkatli hikâyesini konu alıyor. Filmin oyuncu kadrosunda başrolleri paylaşan Scarlett Johansson ve Adam Driver’ın yanı sıra Laura Dern, Alan Alda ve Ray Liotta yer alıyor.

A White White Day / Bembeyaz Bir Gün

Vinterbrødre / Kış Kardeşleri filmiyle İstanbul Film Festivali’ne katılan Hlynur Pálmason’un dünya prömiyerini Cannes’da yapan son filmi, yine çarpıcı bir aile dramı anlatıyor. İzlanda’da ücra bir kasabanın polis komiseri, kasaba ahalisinden bir adamı iki yıl önce eşiyle ilişki kurmakla suçlar. Saplantısı derinleşirken adamın gerçeklikle bağlantısı kopar ve hem sevdiklerine hem kendine zarar vermeye başlar.

A Hidden Life / Gizli Bir Yaşam

Tree of Life / Hayat Ağacı ve Knight of Cups ile hayatın anlamı üzerine görselliğiyle çarpıcı zihin egzersizleri kuran Terence Malick, son filminde gerçek bir hikâyeyi beyazperdeye yansıtıyor. Film, İkinci Dünya Savaşı’nda Naziler tarafında savaşmayı reddeden ve idam edilen Avusturyalı çiftçi Franz Jägerstätter’in hayatını anlatıyor.

Diego Maradona

Senna ve Amy ile övgü toplayan Asif Kapadia’nın yeni filmi Diego Maradona, 10 numaralı formanın daimi sahibi, efsane futbolcu Diego Armando Maradona’nın yaşamını anlatıyor. Film, doğduğu Arjantin’deki gecekondu mahallesinden dünyanın tepesindeki altın tahtına rakipsiz bir süperstarı 1980’lerden başlayıp özellikle Napoli takımındaki yıllarına odaklanarak ele alıyor. Diego Maradona, uyuşturucu bağımlılığından saha dışındaki türlü skandallarına medyanın gözünden hiç kaçamayan, şöhreti omuzlayamayan, ama her düştüğünde yeniden ayağa kalkan, mücadeleci bir ikonu tarafsızca gözler önüne seriyor. Arjantinli efsane sporcunun da onay verdiği, daha önce hiç görülmemiş 500 saati aşkın görüntüsünden kurgulanan film, ilk gösterimini Cannes’da yaptı.

The Truth / La vérité / Saklı Gerçekler

Geçen yıl Altın Palmiye’li filmi Shoplifters / Arakçılar Filmekimi’nde gösterilen Japon yönetmen Hirokazu Kore-eda yine bir aile dramına imza atıyor, üstelik bu kez başrolleri Catherine Deneuve, Juliette Binoche ve Ethan Hawke’a teslim ediyor. Aile dinamiklerini gözlemlerken oyunculuk mesleğine de şiirsel bir açıdan yaklaşan The Truth, Deneuve’ün harika performansıyla canlandırdığı ünlü bir sinema oyuncusunun, anıları yayımlandıktan sonra kızıyla yeniden bir araya gelişini ve yüzleşmelerini anlatıyor. Karakterlerinin küçük dünyalarını “yalanları, gurur, pişmanlık, hüzün, neşe ve barışma çabalarıyla” gözlemleyen Kore-eda’nın Japonya dışında ve Japonca hariç çektiği bu ilk filmi, 2019 Venedik Film Festivali’nin açılışında gösterildi.

The Laundromat

The Laundromat, Çin, Meksika, Afrika ve Karayipler’de Mossack Fonseca’nın üst düzey patronlarına ait sırları ortaya çıkaran gazetecilerin hikâyesini konu alıyor. Yönetmenliğini Oscar Ödüllü Steven Soderbergh’in üstlendiği filmin senaryosu, Scott Z. Burns (The Informant!, The Report) tarafından kaleme alındı. Film Pulitzer ödüllü araştırmacı gazeteci Jake Bernstein’ın Secrecy World adlı kitabından uyarlandı. Filmin oyuncu kadrosunda Meryl Streep, Gary Oldman ve Antonio Banderas yer alıyor.

Jojo Rabbit / Tavşan Jojo

Thor: Ragnarok gibi mizah dolu aksiyon filmlerinin ustası genç yönetmen Taika Waititi’nin son filmi, çarpıcı yıldız kadrosuyla göz kamaştırdı, tuhaf hikâyesiyle ilgi çektiği kadar tepki de çekti. Dünya prömiyerini henüz tamamlanan Toronto Film Festivali’nde yapan Tavşan Jojo, İkinci Dünya Savaşı’nda, Nazi iktidarındaki Almanya’da geçiyor. Filmin kahramanı Jojo, tek arkadaşı hayali bir Hitler olan küçük bir çocuk. Jojo annesinin tavan arasında bir Yahudi’yi sakladığını öğrenince kendi üstün ırkçılığıyla yüzleşmek zorunda kalıyor.

Lucy In The Sky

Dünya prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yapan ve gerçek olaylardan esinlenen bu ilginç bilimkurguda astronot Lucy’yi Natalie Portman canlandırıyor. Filme adını veren Lucy Cola, görevi icabı çok uzun süre uzayda kalmıştır. Dünyaya döndüğünde Lucy’nin değişken ruh hali kötülerken kendini kaptırdığı bir diğer astronota düşkünlüğü artar. Reese Whitherspoon’un yapımcıları arasında bulunduğu filmin yönetmeni Fargo, Bones, Legion, The Unusuals dizilerinin senaryo yazarı Noah Hawley.

Wasp Network

Geçen yıl Filmekimi’nde Doubles vies / Çifte Hayatlar ile edebiyat dünyasına dalan Olivier Assayas, bu kez soğuk savaşın casus cephesine göz atıyor. 1998’de ABD’de casuslukla suçlanıp yakalanan Küba Beşlisi, Miami’de bir casus şebekesi kurup Castro karşıtlarının arasına sızmış, gerçek kimlikleri yıllarca ortaya çıkmamıştı. İlk gösterimini Venedik Film Festivali’nde yapan bu sürükleyici film, Küba Beşlisi’nin gerçek hikâyesini çarpıcı bir oyuncu kadrosu ve müthiş bir detaycılıkla beyazperdeye yansıtıyor. Filmde Narcos dizisinden Edgar Ramirez de rol alıyor.

Bacurau

Anaerkil bir köy, bir cenaze ve köyün haritalardan silinmesine yol açan bir komplo… Yakın bir gelecekte, Brezilya kırsalında geçen gizemli ve gerilimli Bacurau türler arasında geziniyor. Ülkelerindeki gelir eşitsizliğinden esinlenen yönetmenler Kleber Mendonça Filho ile Juliano Dornelles, dışarıdakilerin küçümsediği, “yabancılar”ın tehdidi altındaki küçük bir topluluğun hikâyesini westernle bilimkurguya öykünen, mistik ve gerilimli atmosferini kaybetmeyen özgün bir tarzla aktarıyorlar. Filmin anlatıcısı, Batılı belgeselci rolünü üstlenen kült oyuncu Udo Kier; başroldeki Sonia Braga ise Örümcek Kadının Öpücüğü dahil birçok filmde rol almıştı. Bacurau’nun yönetmenlerinden Kleber Mendonça Filho’yu Aquarius ve Komşu Sesler filmlerinden tanıyoruz.

Yorumlar

 
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up