Oscar’a Aday Olamamasına İçerlendiğimiz 10 Performans

Liste Manşet
Yer aldıkları filmlerdeki performanlarıyla büyük beğeni toplayıp Oscar adaylığı elde edemeyen 2019’un 10 başarılı performansını sizler için derledik.

Oscar adaylığına giden yol, harika bir performans sunmaktan çok daha fazlasını gerektirir. Aday gösterilmek, ödül konuşmasından ziyade sanatın gerçek tutkusunu dışa vururken oyuncunun performansını tutkuyla gerçekleştirmesi ve role bütün hissiyle bürünmesi bakımından çok daha önemlidir. Adaylıklarda daha az tanınan oyuncunun yarışlara girmesi zordur ve genellikle ödüller kendilerine meydan okumayı tercih eden oyuncular yerine tanıdık rolleri canlandıran isimlere gider.

Kısacası, her yıl Akademi Ödülü adaylığı alamayan birçok büyük performans vardır. Sizler için 2019 yılında, performansı ile filmin ötesine geçmeyi başaran oyunculuk performanlarını derledik.

Floransa Pugh – Midsommar

Florence Pugh, 2019’un yıldızı yükselen isimlerinden biri oldu. Küçük Kadınlar ve Ailem filmleriyle çok övgü alan oyuncunun asıl çarpıcı performansı, Ari Aster‘ın imzasını taşıyan Midsommar filmiyle oldu. Filmde Pugh, travmatik bir aile trajedisiyle uğraşan, umursamaz bir erkek arkadaşıyla sevgisiz bir ilişki içinde sıkışmış bir kadın olan Dani‘yi canlandırır.

Ünlü yönetmen Aster, filmde korkuyu acımasız bir şekilde ve oldukça komik bir duygu olarak ele almış. Dani karekteri ise bu acımasız duyguları sorgulamayı düşünmeyen bir grubun içerisinde, sorgulamanın önemini kavrayan bir aklın sesi olarak karşımıza çıkıyor.

Pugh, filmdeki rolüyle göz dolurucu bir performans gerçekleştirmiş ancak Oscar‘a aday gösterilmemesi Oscar’ın korku filmlerine karşı uzun süredir yadsınamayan bir ön yargısı olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor.

Brad Pitt – Ad Astra

Rol aldığı filmlerdeki performansı ile göz dolduran Brad Pitt, 2019 yılında iki yeni filmle seyirci karşısına çıktı. Usta oyuncu, Oscar‘da Hollywood’un Once Upon A Time‘daki performansıyla bu yılın En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu adaylığında aday olarak yer aldı. Ancak James Gray‘in bilim kurgu filmi Ad Astra‘daki başrol performansı da eşit derecede bu adaylığı hak ediyordu. Pitt, Ad Astra‘da duygularını bastırmasıyla ünlü bir astronot olan ve babasını bulmak için derin uzaya seyahat etmekle görevli olan Roy McBride karekterini hayat verdi.

Duygularına karşı duyarsızlaşan ve artık bir zamanlar uzay yolculuğu yaparken meraklı hallerinden uzaklaşan bir adam olan McBride‘a hayat veren Pitt, bu performansıyla karakterin duygusal uyanışını başarılı bir şekilde seyirciye aktarmayı başardı.

Birçok sahnede tek başına olan Pitt, maceranın daha bilimsel yönlerine izleyicinin dikkatini çekerek çok güçlü bir performans gerçekleştiriyor.

Bu müthiş bir performansın Oscar‘a aday gösterilmemesi, Pitt‘in başarılı performansını göz ardı ettiremez. Ad Astra bir uzay macerasından çok bir insan dramasının harika bir örneğidir.

Taylor Russell – Waves

Waves, kırılgan bir aile dinamiğinin naif derecede güçlü bir tasviridir. Film, baba (Sterling K. Brown) ve oğlu (Kelvin Harrison Jr.) arasındaki ilişkiyi göstererek başlar. Ancak, filmin ilk yarısının arka planında, Taylor Russell ailesi tarafından ihmal edilmiş bir kız olarak karşımıza çıkıyor.

Russell, filmde canlandırdığı karekterle kısıtlanmış duyguları göstererek harika bir performans sergiliyor. Duygularına değer veren bir ortamda yetiştirilmemesi ve büyüdükçe ailesi ve erkek arkadaşıyla kendi başına nasıl bağlantı kurması gerektiğini öğrenmesi, izleyenleri duygusal bir atmosfere sokuyor. Erkek arkadaşının ailesiyle arasındaki gergin ilişkisinin düzelmesine yardım ederken, kendisiyle yeniden bağlantı kurmayı öğrenen karaktere hayat veren Taylor Russell‘ın  bu göz alıcı performasıyla Oscar’da aday olmaması günden konularından.

Noah Jupe – Honey Boy

Honey Boy‘un merkezinde Noah Jupe, son on yılın en iyi çocuk performanslarından birini gerçekleştirmiştir. Shia Labeouf‘un kendi hayatını beyaz perdeye taşıdığı filmde Jupe, Labeouf‘un çocukluğuna hayat veriyor.

Noah Jupe, çocuk performanslarına nadiren de olsa yer veren Akademi Ödülleri’nde bu yıl yer alamadı.

Penelope Cruz – Pain & Glory

Pedro Almodovar‘ın Cannes Film Festivali‘nde beğeniyle karşılanan Pain & Glory filmi, yılın en iyi filmlerinden biri olarak değerlendirildi. Başrol oyuncusu Antonio Banderas Oscar’a aday olması kadar filmin kilit noktalarından birinde Penelope Cruz‘un da yer aldığını söylemek gerek.

Paul Walter Hause – Richard Jewell

Clint Eastwood‘un son filmi Richard Jewell, haksız yere suçlanan bir güvenlik görevlisinin hayatını beyaz perdeye taşıyor.

Filmde Richard Jewell karakterine Paul Walter Hauser hayat veriyor. I Tonya ve BlacKkKlansman gibi filmlerde yan rollerde karşımıza çıkan Hauser, başarılı bir performans sergilediği filmle Oscar’a aday olmayı hak eden isimler arasında yer alıyordu.

Matthew Rhys – A Beautiful Day in the Neighborhood

Marielle Heller’in yönetmen koltuğunda oturduğu A Beautiful Day in the Neighborhood’un başrolünde Tom Hanks yer alıyor.

Amerika’nın ünlü televizyon kişiliği Fred Rogers ve dergi yazımındaki en prestijli ödül olan Ellie Ödülleri’ne iki kez layık görülmüş gazeteci Tom Junod’un arasındaki dostluğu yakın markaja alan A Beautiful Day in the Neighborhood’da Rogers’a iki Oscar ödüllü Tom Hanks hayat verirken Junod rolünde seyirci karşısına Matthew Rhys çıkıyor.

Rhys‘in filmdeki performansı birçok eleştirmen tarafından beğenilmiş ve Oscar adaylığı için düşünülen isimler arasında yer almıştı.

Chris Evans – Knives Out

Knives Out filminde bir araya gelen birçok ünlü isimin içerisinde ön plana çıkan Chris Evans, Oscar’da En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu kategorisinin ana isimlerinden biri olarak düşünülüyordu.

Kaptan Amerika ile tanınan Evans, Knives Out filminde seyirci karşısına kötü bir karakter olarak çıkıyor. Süper kahraman filmlerinden alışık olduğumuz oyuncunun farklı bir performansla seyircinin beğenisini kazanması ise oyuncunun kariyeri için güzel bir adımı oldu.

Julianne Moore – Gloria Bell

Una Mujer Fantastica’nın Oscar ödüllü yönetmeni Sebastián Lelio’nun, başrolünde yine Oscar ödüllü yıldız Julianne Moore’un olduğu filminde, kocasından boşanmış bir kadın olan Gloria Bell 50’li yaşlarındadır. Ancak bir anneanne olmaktan daha etkin bir hayatı hedefleyen Gloria, gündüzlerini ofisinde çalışarak geçirir. Akşam olduğunda ise kendini dans pistine bırakır. Özgür ruhlu bir kadın olan Gloria’nın hayatı, dışarı çıktığı bir gece Arnold adında bir adamla tanışması ile bambaşka bir hal alır. Aşkın büyülü heyecanını yeniden hissetmeye başlayan Gloria, kendisini flört, aile, kimlik karmaşası ve beklenmedik bir romantizm içerisinde bulur. İlk başta her şey çok güzel gitse de zamanla hayatının ikiye bölünmüş olduğunu fark eder. Gloria, geçmişten nasıl kurtulacağını bilemediği gibi geleceğe nasıl bakacağını da çözememektir. Tek bildiği şey, kendi hayatının yönünü artık kendisinin belirlemek zorunda olduğudur…

Julianne Moore’un filmdeki performansı ile Oscar’a aday olması bekleniyordu.

Valeria Pachner – A Hidden Life

A Hidden Life, vicdani retçi olan ve trajik bir kadere maruz kalan Franz Jägerstätter gerçek hikayesini konu ediyor. Avusturyalı Franz Jägerstätter, II Dünya Savaşı’nda yaşananların ardından Naziler için savaşmayı reddeder ve bu yüzden de 1943 yılında idam edilir. Terrence Malick’in yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği filmde, Franz Jägerstätter’e August Diehl hayat veriyor.

Filmin başrol oyuncusu August Diehl’in yanı sıra Franz Jägerstätter’ın eşi Franziska’ya hayat veren Valerie Pachner‘in performansı da filmin dinamiğini büyük derecede güçlendirdi.

Masumiyetin ve sevginin ham özünü yakalayan filmin, başarılı performansa imza atan Pachner’ın adaylık alamaması, performansa yapılmış büyük haksızlık olarak görülüyor.

Kaynak: tasteofcinema

Yorumlar

 
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up