Sırasıyla: Atını Seven Kovboy, Dabbe Zehr-i Cin, Drakula İstanbul'da, Dünyayı Kurtaran Adam, Kara Murat Şeyh Gaffar'a Karşı, Ölümün Nefesi, Sihirbazlar Kralı Mandrake Killing'in Peşinde, Tarkan Altın Madalyon, Vahşi Kan, Yılmayan Şeytan, Zagor-Kara Bela, Şeytan Dünyayı Kurtaran Adamlar Bu Festivalde! Hazar Kısa Film Yarışması Hazar Kısa Film Yarışması’na Başvuruları Başladı Ercan Kesal ‘Ben O Değilim’e İspanya’dan Ödül 17. 1001 Uluslararası Belgesel Film Festivali ‘1001 Belgesel’de Tema “Acil Çıkış” Sessiz Çoğlık'Bonzai' Bonzai’ye Karşı Mücadele Beyaz Perdeye Aktarılacak

Gönlüme Bir Ateş Düştü Yanar Ha Yanar Yanar!

Muhammed Uyar - 08.09.2012 - 23:08

muhammeduyar copy

Geçtiğimiz günlerde e-postalarımıza sevindirici bir haber düştü. Yönetmenliğini İsmail Güneş’in üstlendiği Ateşin Düştüğü Yer, 23 Ağustos-3 Eylül tarihleri arasındaki Montreal Dünya Film Festivali’nde ‘Dünya Sineması’ yarışmalı bölümünde birinciliği kazandı. Film, ayrıca FIPRESCI (Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu) ödülünü de aldı.

Türkiye sineması adına gerçekten sevindirici olan bu haberin ilginç olan başka bir özelliği daha vardı. Dünyanın önde gelen festivallerinden birisinde iki büyük ödüle layık görülen ‘Ateşin Düştüğü Yer’ geçtiğimiz yıl ana teması ”kadın ve kadına yönelik şiddet” olan 2011-Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin (tamamı kadın sinemacılardan oluşan) 9 kişilik Ön Seçici Kurulu’ndan “100 üzerinden toplam 1 puan” alarak elenmişti. Bu 1  puanı 9’a böldüğünüzde ortaya çıkan sonucu varın siz hesaplayın.

Ortaya böyle bir tablo çıkınca habere sevinelim mi üzülelim mi bilemedik açıkçası. Ya bu ülkede ‘sinema’ çok farklı bir düzeyde ya da elin Kanada’sında bir araya toplanan jüri sinemadan anlamıyor. Ya da büyük bir üzüntüyle seçeceğimiz son şık: Bu ülkede film festivalleri ‘sanatta güzeli’ aramaktan ziyade ‘siyasi tercih’lerin derdinde. Hatta İsmail Güneş’in  ve siyasetten tamamen uzak filminin 100 üzerinden 1 puana reva görülmesi gerçekten ‘haksızlık’. Geçtiğimiz yıl tartıştığımız bu olayı çok fazla gündemde tutmaya da gerek yok açıkçası. Ateşin Düştüğü Yer’i gör/e/meyenler bu haberlerin ardından bir kere daha oturup düşünsünler. Utanırlarsa ne ala, utanmazlarsa eğer tarih bir gün mutlaka onları utandıracaktır.

Ülkemizde nedense sürekli dönüp dolaşıp aynı tartışmaların içine düşüyoruz. Bu örnekte de görüldüğü gibi yıllarca müslüman kimliği nedeniyle yok sayılan ve fakat buna rağmen başarılarına yenilerini ekleyen bir isim var. İsmail Güneş’in bu konuda yalnız olmadığını söylememize gerek yok herhalde. Onun gibi daha bir çok isim ‘malum nedenlerle’ yok sayılır. Bu ülkede son yüz yılda kültür ve sanat alanında köşeleri tutan ‘bir güruh’, yok edemekleri bir görüşün bu alanda eserler ortaya koymasını engellemek için karşılarındakileri yok saymaya devam ediyorlar.

Buna benzer bir ibretlik olayı söz konusu etmeden yapamayacağım. Ateşin Düştüğü Yer filminin başarısı ile ilgili haberleri ve köşe yazılarını okurken Star Gazetesi sinema yazarı Alin Taşçıyan’ın filmi ve Güneş’i tebrik ettiği yazısını da okudum. Alin Hanım gayet güzel ifadelerle Güneş’i tebrik ediyor ve ardından yine Güneş’e iletmek istediği festivallerdeki ön jüri meselesi ile ilgili söyleyeceklerini güzel bir üslup ile aktarıyor. Çok değil yine aynı Alin Hanım bundan yaklaşık bir ay önce İsmail Güneş’in kardeşim/abim diyecek kadar yakın dostu olan Ali Murat Güven’in Malatya Film Festivali jürisinde yer almasına tahammül edemiyor. Bu noktada nasıl bir yorum yapmam gerektiğini açıkçası bilemedim. Ali Murat Güven büyüklüğü kendisinde bırakarak festivalden çekildi. Hatta bu konu üzerine -bizleri üzen- açıklamalarda da bulundu. Ülkemizde sinema adına kalemiyle var gücüyle ‘mücahede’ eden nadir müslümanların başında geliyor Ali Murat Güven. Ama ben şimdiye kadar karşısındakini hiç ‘yok saydığını’ görmedim. Aksine karşısındaki bir şeyi hak ediyorsa ona hakkını teslim ettiğine şahit oldum. Bu yüzdendir ki görüşlerini paylaşmasa bile Güven’in ‘karşı mahalle’den bir çok samimi arkadaşı vardır. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi kültür sanatın Türkiye’deki tekelini oluşturan ‘bir güruh’ içinde yer alan isimler ise Ali Murat Güven’i ve nezdinde müslümanları yok sayma gayretinde olmaya devam edecekler.

Bu vesileyle Alin Hanım’a bir selam gönderir bu ikileme açıklık getirmesini isterim. Zira bir ay içinde karşılaştığımız bu iki ayrı tutum kafamızı oldukça karıştırdı. (Benim ki de iş yani… Ali Murat Güven’i bile sinema yazarı olarak görmeyen bir derneğin mensubuna selam gönderiyorum. Laf olsun… “Gönlüme bir ateş düştü yanar ha yanar yanar, ümit gönlümün ekmeği umar ha umar umar…”)

Ateşin Düştüğü Yer’in  başarısından dolayı hem İsmail Güneş’i hem de ekibini yürekten tebrik ediyoruz. Türkiye sineması adına sahip çıkabileceğimiz, arkasında durabileceğimiz, bizi utandırmayacak bir filme imza attı ve kendi ülkesinde olmasa bile günü geldiğinde bir yerlerde anlaşıldı. Şimdi önümüzde Altın Koza Film Festivali var. Film orada da yarışacak. Umarız ‘haksızlığa’ uğramadan katılabildiği bu festivalde de güzel sonuçlar elde eder.

Muhammed Uyar
twitter.com/muhammeduyar

Muhammed Uyar - 08.09.2012 - 23:08
, , , , ,
YORUMLAR

Bir Cevap Yazın