Gelecekten Kalma Anılar

Eleştiri Serkan Baştimar

Serkan Baştimar’ın kaleminden…

Her uzaylı filmi aslında insanlığın kendisi ile sinemada bir hesaplaşmasıdır bence. Çünkü insan denen ‘yaratık’ her nedense ve her ne dense farklı tepkiler verir karşılaştığı olgu, olay ve olağanüstü şeylere karşı.

Denis Villeneuve‘nin yönettiği dingin, sakin ve olabildiğince gizemli Arrival da yine bir uzaylı vesilesi ile bir kez daha insanlığın uzaylılar karşısında verdiği tepkiler üzerine yoğunlaşıyor. 12 farklı noktada konuşlanan uzaylı kapsüllerine karşı alınan her tedbir, girilen iletişim çabalarının farklılığı yukarıda söylediklerimi destekler nitelikte. Filmin bir noktasında olay dönüp dolaşıp Superman‘in annesi Martha’nın dediğinin tekrarı oluyor: İnsan anlamadığı şeyden korkar veya nefret eder.

arrival

Kurgudaki ufak dokunuşlarla seyirciyi ters köşeye yatıran yönetmen anlatımına şiirsel bir gizem katıyor. Konunun dönüp dolaşıp geldiği nokta ise Sezai Karakoç‘un o meşhur şiirinin şu dizelerini hatırlatır gibi:

Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır

(Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine – Sezai Karakoç)

Sözü, matematiği ve silahı aynı masaya yatıran Villeneuve, bu çok bacaklı, bir ahtapotun filleşmiş haline benzeyen uzaylılarla iletişim serüvenine davet ediyor bizi. Bilindik uzaylı formunu alt üst etmenin yanı sıra bilim kurgunun o civcivli, janjanlı tekniklerini kullanmadan gösterişsiz ama yerinde efektlerle Hollywood cilasına sırtını dönen Villeneuve, görsellikte de koyu ve pastel renkleri tercih ediyor. Ortaya çıkan alacakaranlık şiiri de sabahın yakın olduğunu müjdeliyor. Hikayenin sonu güçlükle kotarılmış ya da bağlanmış olsa da sanki başka bir çıkış noktası da yokmuş gibime geliyor.

Filmin merkezindeki isim (işe bakın ki Superman’in Louis Lane’si aynı zamanda) Amy Adams belki de en iyi performansını sergilemiş. Forest Whitaker‘e olan önyargım da bu film vasıtasıyla biraz daha yontulmuş oldu. Jeremy Renner‘e ise diyecek söz yok.

Her defasından farklı mevzuları (Prisoners, Enemy, Incendies, Sicario) ele alarak kendini aşmakta epeyce mahir olduğunu ispatlayan Denis Villeneuve Blade Runner öncesi doğru frekansı yakaladığının sinyallerini veriyor.

Oyunculukların, senaryonun ve görüntü yönetiminin birinci sınıf olduğu Arrival verdiği bağımsız film hissiyle, bu haftanın hatta bu yılın en iyilerinden.

Sinefesto

Sinefesto

Admin at Sinefesto
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.
Sinefesto

Latest posts by Sinefesto (see all)

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up