Sayfalar:Sonraki

İlhamını Marksist Felsefeden Alan 10 Film

Tüm zamanların en etkili filozoflarından biri olan Karl Marx’ın eserleri birçok filmin ilham kaynağı da olmuştur. Seyirci Marksist problemlerle karşılaşır: proletarya koşulları, burjuva ideolojisinin tahakkümü, gelişen teknoloji ve toplumla bağlantısı ve son olarak devrim. Her problem komünist devrin gelişinin habercisi olarak görülüyor ki bu da yeryüzüne gelecek adaletten oluşuyor. Bu anlayış bütün dünyayı etkisi altına alan Marksist harekâtın ana fikridir. Marx’tan etkilenmiş çok filozof vardır, çağdaşı Engels, Kautsky, Bernstein ve ölümünden sonrakilerden mesela Rosa Luxemburg, Gyorgy Lukacs, Antonio Gramsci ve Ernst Bloch. Bunların hepsi Marx’ın fikirlerini başka yönlere çekerek geliştirmişlerdir. Bu filozoflardan her biri proletaryanın adaletine inanıyorlardı, bu anlayışta subje ve objenin birbirini tanımlamadığını görürürüz. Endüstriyel alt sınıflar devrimlerin çekirdek gücü olarak görülürler, onlar insanlığa doğru değerleri aşılayacaklardır. Fakat bunun gerçekleşmesi için endüstriyel üst sınıfın yani burjuvazinin düşmesi lazımdır. Yoldaşlık bu topluluğun anahtar kelimesidir.

Komünizm insanlığın fiziksel ve mental kölelikten özgürleştiği nihai topluluktur. Marx hiçbir zaman komünist toplumun tanımını yapmamıştır, fakat Gotha Programı’nın Eleştirisi’inde bazı tavsiyelerde bulunmuştur. Marx kapitalizmin hüküm sürdüğü düzende köle-kitlelerinin insanlıktan çıkmış burjuvaziye hizmet ettiğini öne sürer. Bu durumda bir filmin Marksist olması için gerçeğe en yakın olanı sunması gerektiğini anlıyoruz. Filmler burjuva toplumunun ve proletarya sınıfının ortaya çıkardığı şeref gibi değerlerin korkunçluğunu irdelemeli. Bu çok basitleştirilmiş bir bakış açısı gibi gelebilir ama Marksizm’in kökeninde sanatı bu şekilde ele alıyor. Mesela Sovyet döneminde “kızıl” ülkelerde en çok görülen film türü belgesellerdi. Gerçekte bir toplumun ve sosyalizmin nasıl işlediğini göstermek için en iyi yöntem belgesellerdir herhalde. En iyi örneklerden biri Dziga Vertov’ın “Kino-pravda”larıdır.

Marx’ın esas fikirleri zamanla evrimleşti pek tabii, ama özellikle 67-68 yıllarını Marksizm için Rönesans olarak görebiliriz. Marx’ın fikirlerinin yeniden ele alınışı post-yapısalcı bir felsefik hareketle sonuçlanmıştır. Bütün bu değişimlerin sonucunda 68 sonrası Marksist soslu sinemayı Rus usulü klasik montaj sinema olarak ele alamayız. Sosyalizm’in ve sinemanın tarihini birlikte düşünecek olursak, Marksist kavramları irdeleyen bu filmlerin Marx’ın düşüncelerinin birçok boyutunu sunduklarını görebilirsiniz. Bunun yanı sıra Marksizm’in insanlığa ne gibi anlamlar kattığını birçok yönetmenin gözünden görebiliyorsunuz.

Yorumlar

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up